SAHA ARAŞTIRMAMIZIN SONUÇLARI DİKKATE ALINDI; ARA TATİL UYGULAMASI DEVAM EDİYOR
Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin’in, Eğitim-Bir-Sen olarak gerçekleştirdiğimiz araştırmanın sonuçlarını ve sahanın taleplerini dikkate alarak ara tatil uygulamasının devam edeceğini açıklamasını memnuniyetle karşılıyor, kendisine teşekkür ediyoruz.
Genel Başkanımız Ali Yalçın tarafından Mart ayında kamuoyuna açıklanan saha araştırmamıza 81 ilde 119 bin 709 öğretmen, okul yöneticisi, öğrenci ve veli katılmış, ara tatil uygulamasına ilişkin sahanın görüşü bilimsel verilerle araştırmamızda ortaya konulmuştu.
Araştırmamıza katılan öğretmenlerin yüzde 88,2’si ara tatillerin kaldırılmasına karşı çıkarken, yüzde 87,3’ü mevcut modelin eğitim takvimini daha dengeli ve verimli hale getirdiğini ifade etmişti.
Eğitim politikalarının sahanın gerçekleri, paydaşların talepleri ve bilimsel veriler doğrultusunda şekillendirilmesini son derece kıymetli buluyoruz.
@tcmeb | @Yusuf__Tekin
🔷️ Eğitimciler Birliği Sendikası (Eğitim-Bir-Sen) İstanbul 3 No'lu Şube Başkanı Erol Ermiş, İl Millî Eğitim Müdürümüz Murat Mücahit Yentür’e ziyarette bulunarak sendika tarafından hazırlanan “Eğitime Bakış 2025: İzleme ve Değerlendirme Raporu”nu takdim etti.
@tcmeb@Yusuf__Tekin@MucahitYentur
Bu yazıyı mutlaka okuyun ve İstanbul Erkek Lisesi’nde devşirilen, zeki ama kolonize beyinli veletlerle velilerinin okul müdürünün konuşmasını neden protesto edip olay çıkardıklarını anlayın.
Devlet okuluna yüksek puanla giren çocukları bizim vergilerimizle ödenen paralarla yetiştireceksin, sonra bu çocukları Alman üniversitelerine yerleştirip nitelikli insan gücü elde edeceksin.
Yok öyle yağma.
ME Bakanı Yusuf Tekin devlet eliyle yetiştirilen nitelikli insan gücünü Almanya’ya kaptırmak istemiyor. Bu yüzden de bu lisede Alman üniversitelerine doğrudan giriş hakkı sağlayan ABİTUR uygulamasının öğrencilerin yarısını kapsamasına dair bir çalışma başlatıyor.
Ama ne oluyor bilin bakalım.
Alman Büyükelçiliği telaşa kapılıyor. Dışişleri Bakanlığı’nı atlayarak, MÜSTEMLEKE VALİSİ gibi doğrudan okul idaresiyle görüşüyor ve uygulamanın aynen devam etmesi talimatını veriyor.
Bu rezillik mezuniyet töreninde devam ediyor. Müdürün ilk mezun bir ismin duasını okumaya kalkmasıyla zeki ama mankurtlaştırılmış ve iğdiş edilmiş kolonize beyinler protesto ediyor.
Ama protestonun arkasındaki asıl mesele Abitur uygulamasındaki yeni girişim.
Olay çok basit.
Bu uygulamanın sürdüğü tüm ülkelerdeki okullar, yüksek bedellerin ödendiği ÖZEL OKULLAR.
✅Bir tek Türkiye’de devlet okulu.
✅Devletin maaş ödediği öğretmenlerle personel.
✅Devletin binası, suyu elektriği.
✅Yatılı öğrencilere ikamet imkanı.
✅Okul ücreti yok.
Ama her yıl mezun olan 150 öğrenci Alman Üniversitelerine gitsin ve Alman devleti tarafından devşirilsin.
Almanlar bedavaya elde ettikleri bu insan gücünden vazgeçmek istemiyor.
Fonladıkları hain ve pespaye medya ile yetiştirdikleri monşerler aracılığıyla okulda adeta çete gibi hareket eden yapıyı öne sürüyor.
Devletimizin yetiştirdiği çocukları kaptırmak istemeyen Yusuf Tekin’i yalnız bırakmayalım ve destekleyelim.
Yok öyle üç kuruşa beş köfte.
***BERLİN ERKEK LİSESİ***
Almanya Federal Cumhuriyetine;
Mütekabiliyet ilkesi gereği ülkenizin başkenti Berlin’de, adı “Berlin Erkek Lisesi” olan bir okul açmak istiyoruz.
Planlamamız şu şekilde olacaktır:
1. Bina olarak merkezi bir cadde üzerinde tarihi bir bina tahsis edilecektir.
2. Pansiyon binası okulla aynı bahçeye bakacaktır.
3. Okula Türk değil Alman erkek ve kız öğrenciler sınavla, üst puan diliminden alınacaktır.
4. Eğitim dili Türkçe olacaktır.
5. Yabancı dil ve sayısal dersler, ülkemizden, MİT ve MEB tarafından özel görevle seçilmişTürk öğretmenler tarafından okutulacaktır.
6. Okulda TÜBİTUR programı uygulanacak ve öğrenciler bu programla Türkiye’deki üniversitelere sınavsız geçebilecektir.
(Bu programla öğrencilerin yüzde doksanı Türkiye'deki üniversitelerde sınavsız okutulması öngörülmektedir.)
7. TÜBİTUR programına katılacak öğrencileri Türk öğretmenler seçecektir.
8. Okulda mezun derneği kurulacak ve bu derneğin, özellikle okul idaresine karşı dokunulmazlığı sağlanacaktır. Dernek, lisenin bahçesine özel ana okulu açacaktır.
9. Öğrenciler arasında devrecilik uygulamasından kaynaklı yaşanan zorbalıklar disiplin yönetmeliği kapsamı dışında tutulacaktır.
10. Mezuniyet törenleri de dahil pilav, aşure vs. günü etkinliklerinde öğrencilerin Alman eğitim yöneticilerine karşı yapacağı bütün protesto ve eylemler, kovuşturmaya tabi tutulmayacaktır.
Belirttiğimiz hususların 30 Haziran 2026 tarihine kadar değerlendirilmesi ve ivedilikle tarafımıza bilgi verilmesini iletiriz.
[NOT: Bu yazı ileri düzeyde ironi içermektedir.]
🔷️ Eğitimciler Birliği Sendikası (Eğitim-Bir-Sen) İstanbul Şube Başkanları, İl Millî Eğitim Müdürümüz Murat Mücahit Yentür’ü ziyaret ederek, son dönemde yaşanan gelişmelerle ilgili desteklerini ve dayanışma mesajlarını ilettiler.
@tcmeb@Yusuf__Tekin@MucahitYentur
MİLLİ TAKIMIMIZ İÇİN BİR MARŞ DA BİZDEN!
A Milli Futbol Takımımızın 7’den 70’e ülkemize yaşattığı heyecan, bize de bir marş hazırlattı.
“Bizim İçin Oyna Şampiyon” adlı marşımızın, yaşayacağımız gol ve galibiyet sevincine tercüman olmasını temenni eder; Dünya Kupası 2026’da mücadele edecek Bizim Çocuklar’a başarılar dileriz.
#MilliTakım | #FIFADünyaKupası2026 | #BizimÇocuklar | #EğitimBirSen
HAK, EMEK, ADALET MÜCADELESİ; MEMUR-SEN 31 YAŞINDA
31 yıl önce bir avuç inanmış yürekle çıktığımız bu kutlu yolculukta; hakkı savunmayı, emeği korumayı ve adaleti büyütmeyi ilke edindik.
Kamu görevlilerinin haklı taleplerinin gür sesi, alın terinin kararlı savunucusu olduk. Yetkiden aldığımız gücü sorumluluğa, sorumluluğu ise kazanımlara dönüştürdük. Elde edilen her kazanımın arkasında 1 milyon 130 bin örgütlü üyemizin emeği, dayanışması ve kararlı mücadelesi oldu.
Her zaman milletimizin yanında olduk; mazlumun sesi, mağdurun umudu olmayı sürdürdük. Ülkemiz için, hak için, emek için, adalet için mücadele etmekten hiçbir zaman vazgeçmedik.
İlk günkü inanç ve heyecanla; emeğin sesi, hakkın, adaletin ve örgütlü mücadelenin adresi olduk ve olmaya devam ediyoruz.
İyi ki örgütlüyüz. İyi ki Memur-Senliyiz.
Yetkili, kararlı ve mücadele dolu nice Memur-Sen’li yıllara…
https://t.co/iWXf5W8yX4
#EmeğinÖrgütlüGücü
#MemurSen31Yaşında
Basın Açıklamamız:
İL MÜDÜRÜMÜZÜN YANINDAYIZ
6 Haziran Cumartesi günü İstanbul Erkek Lisesi mezuniyet töreninde, okullarımızda hiç görmek istemediğimiz bir olay yaşandı: Okul müdürü konuşurken mezuniyet törenine katılan öğrenciler arkalarını dönerek, okul marşını söyleyerek, bazı veliler ise ıslık çalarak, slogan atarak okul müdürünü konuşturmadılar. Tören boyunca protesto adı altında törene katılan yöneticilere saygısızlık yapıldı, hakaretler edildi. Bunun üzerine il millî egitim müdürümüz Murat Mücahit Yentür bu saygısızlığa tepki göstererek beraberindekilerle birlikte okuldan ayrıldı ve tören sona erdirildi. Olay sonrası her zaman olduğu gibi malum marjinal çevreler, okul müdürümüz ve il müdürümüzle ilgili linç kampanyası başlatarak yaşananları son derece normalmiş gibi gösterdiler.
HOCASINA SIRT DÖNEN BİR ZİHNİYET KABUL EDİLEMEZ
Şimdi şu soruyu sorma vaktidir:
Büyüğünün önünde ceketini ilikleyen, saygıda kusur etmeyen bir neslin yerini; nasıl oldu da arkasını dönen, protestoyu edepsizlikle karıştıran bir gençlik aldı?
Bizler, anlık heyecanlarla yapılan işlerin sonunun nereye vardığını iyi bilen bir kuşağız. O heyecan bittiğinde, birilerinin elini yakmasın diye "maşa" olarak kullanılan kurbanlar olmanın acısını bu ülke geçmişte çok yaşadı. İstanbul Erkek Lisesi’nde yaşananlar, liseleri ve üniversiteleri ideolojik çatışma sahası haline getiren o eski, karanlık "kurtarılmış bölge" zihniyetini hatırlatmaktadır. Bu kirli zihniyet bugün yeniden hortlatılmak mı isteniyor?
KİRLİ HESAP YAPANLARA: "HADİ ORADAN!"
Elbette hepimizin farklı görüşleri olabilir ve bu bir zenginliktir. Ancak kural nettir: Yarın kendiniz aynı makamlara geldiğinizde karşılaşmak istemediğiniz bir muameleyi, bugün mezuniyet sevincinizi paylaşmaya gelen devlet büyüklerine ve hocalarınıza reva göremezsiniz! Devletin makamına ve öğretmenin emeğine gösterilen bu saygısızlığın sonucu, kocaman bir hiçtir.
Çok net görüyoruz ki; bu gençlerin tertemiz duygularını, mezuniyet heyecanlarını kendi siyasi ajandalarına meze yapmak isteyen kirli odaklar vardır. Gençler üzerinden gizli hesaplar yapanlara, onları piyon gibi ileri sürmeye kalkanlara verilecek en güzel cevap, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürümüzün gösterdiği dik duruşla verilmiştir. Bu duruş, rahmetli Necmettin Erbakan’ın o tarihi sözünü hatırlatmaktadır: “Hadi oradan!”
OKULLARIMIZI KİRLİ EMELLERE ALET ETTİRMEYECEĞİZ
Eğitim-Bir-Sen İstanbul Şubeleri olarak açıkça ilan ediyoruz:
Okullarımızın; devrecilikten kaynaklı zorbalık, taciz iddiaları ve dışardan güdümlü protestolarla bilinmesini istemiyoruz. Okullarımızın başarılarıyla, vatana millete yaptıkları hizmetlerle hafızalarda yer etmesini istiyoruz.
İstanbul İl Milli Eğitim Müdürümüzün bu saygısızlık karşısında ortaya koyduğu net, kararlı ve asil iradenin sonuna kadar yanındayız. Devletin makamını, öğretmenin izzetini ve bu toprakların değerlerini korumak adına atılacak her adımın destekçisiyiz.
Okullarımızı ve göz bebeğimiz olan öğrencilerimizi, kirli senaryolarına alet etmek isteyenlere asla müsaade etmeyeceğiz. Bu ülkenin gençleri, ideolojik masaların kullanışlı piyonları değildir ve olmayacaktır.
Devlete çağrımız da şudur:
Bu tür okullar için tedbir alma zamanı çoktan gelmiştir. Bir dakika daha gecikilmemelidir. Okullarımız, birtakım derneklerin ve yabancı ülkelerin etkisinden kurtarılarak beyin göçünün önüne geçilmelidir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
EĞİTİM-BİR-SEN İSTANBUL ŞUBELERİ
@MucahitYentur@istanbulilmem@TC_istanbul@tcmeb
İstanbul Erkek Lisesi’nin 1960-61 mezuniyet yıllığına, okulun felsefe öğretmeni merhum Nurettin Topçu'nun yazdığı muhteşem not:
“Bizim işimiz sizin yalnız zekâlarınızı işlemekten ibaret değildir. Aynı zamanda kalplerinizi yoğurmaktır.
Biz sizin birtakım dersleri öğrenen zekâ makineleri olduğunuzu hiç düşünmedik.
Şahsiyet ve hâlleriniz, bizim hünerimizin gerçek eseridir.
Yükseltilen bir ruh, bir deha eserinden daha fazla bir şeydir…”
Okullar Protesto Yerleri Değildir
Bir lisemizin mezuniyet töreninde yaşananlar kabul edilemez. Derneklerin organizasyonuyla okullarda devleti temsil eden yöneticilere sırt dönülmesi, konuşturulmaması, hakaret edilmesi, son derece yanlıştır.
Okullar, meydan okuma yerleri değildir. Umarız ki bu son olur.
KAYIPLARIMIZ ARTMIŞ, SOSYAL MALİYET BÜYÜMÜŞ, SEYYANEN ZAM KAÇINILMAZ OLMUŞTUR
Mayıs ayı enflasyon oranı %1,71 yıllık enflasyon %32,61 olarak açıklandı. 5 aylık toplam enflasyon %16,61 olurken kamu görevlileri ve emeklilerimizin enflasyon farkı %5,05 olarak gerçekleşti. Memur ve emeklisine ilk 6 ay için %11’lik zam reva görülürken enflasyon şimdiden %16,61 seviyesine ulaştı.
Toplu sözleşme görüşmeleri sırasında esas alınan ve 2026 yılının tamamı için hedeflenen %16’lık enflasyon oranı ilk 5 aylık süreçte gerçekleşmiş oldu. Biz masada bu hedeflerin tutmayacağını, memur ve emeklisinin yüksek enflasyon altında ezileceğini, maaş ve ücretlerin enflasyon farkıyla gecikmeli olarak belirleneceğini ısrarla söyledik.
“Memur ve emekliler Temmuzda şu kadar zam alacak.” yanlışı yerine “Kamu görevlisi ve emeklisinin maaş/ücretleri Nisan ayından itibaren enflasyona yenildi.”Gerçeğini merkeze alarak konuşmak ve gereğini yapmak gerekiyor.
Kişi başına düşen milli gelir rekora koşuyor ise,büyüme rakamları istikrarlı şekilde devam ediyor ise,kamu görevlilerimiz ve emeklilerimiz büyümeden payını, milli gelirden hakkını alamıyor. 2021 Aralık ayından itibaren yıllık enflasyon %30’un üzerinde seyrediyor. Sıkılaşma politikaları sabit gelirlinin ücretlerini eritiyor, alım gücünü azaltıyor fakat enflasyonu düşürmüyor.
Kamu İşvereni; memuru enflasyona ezdirmek yerine Memur-Sen’i dinleyerek enflasyonu ezecek zam oranlarına imza atsaydı; bugün ne kamuda maaş ücret çarpıklığı ne de enflasyonun oluşturduğu kayıplar konuşulurdu. 7. Dönemdeki hatayı 8. Dönemde tekrar etmek; artık hata değildir. Tasarruf, kemer sıkmak ya da tutumlu olmak; olmayanı paylaşmada anlaşılır, olanı adaletsiz ve eşitsiz dağıtırken ne anlatılır ne de anlaşılır.
Bugün enflasyon konusu kadar önemli diğer başlık; çalışanlar arasında oluşturulan çarpıklık ve adaletsizliktir. Emeğin, alın terinin, hayat mücadelesinin kıyası olmaz!
Ömür boyunca verdiğimiz emeğin karşılığı, asli ve sürekli işin icracısı, kamu hizmetinin asli unsuru olarak cümle kuruyor, aynı işi yapanlar arasında oluşturulan çarpıklığı ısrarla gündeme getiriyoruz.
Kamuda en düşük memur maaşının konuşulduğu her masada ve mecrada diğer statülerdekilerinin en düşük ve ortalama ücretini görmezden gelen anlayış; aslında kamuda huzursuzluğa, kamu çalışanları arasındaki çatışmaya sessiz kalıyor demektir.
Beklentimizi, talebimizi, kamu görevlisinin sesini bir kez daha altını çizerek belirtiyoruz.
•Yasanın eksikliklerinin, Hakemin yetersizliklerinin faturasını memur ve emeklisi ödemesin.
•Üç ayda bir enflasyon hedefi güncellediği gibi kamu görevlisi ve emeklisinin maaşları güncellensin.
•Seyyanen zam verilsin, çalışanlar arasındaki adaletsizlik bitirilsin.
•4688 sayılı Kanun değişsin, aynı kanunla artık farklı sonuç üretilmesi beklenmesin.
Çekmeköy İlçe Milli Eğitim Müdürümüz sayın Arife Gökkuş'a hayırlı olsun ziyaretinde bulunduk, 2025 yılı eğitim izleme ve değerlendirme raporumuzu takdim ettik.
Sayın müdürümüze nazik kabulleri ve hoş sohbetleri için teşekkür eder, yeni görevinde başarılar dileriz.
@mahirdonmezz@HKolanci@OktayYlLDIRIM58@arifegkku2
ÇANAKKALE, RÜKÛDAN BAŞKA EĞİLMEYEN YİĞİTLERİN ZAFERİ
Çanakkale Zaferi’nin 111. yıl dönümünü iftiharla idrak ediyor, kıyameti andıran bir savaşta birleşik haçlı güçlerini zelil ve perişan eden kahramanlarımızı hürmet ve minnetle anıyoruz.
https://t.co/64alN3y77K
***ANLAŞILMAMIŞ, BİRAZ DAHA YARDIMCI OLAYIM İSTERSENİZ!***
Ben; üyelerimize hediye ettiğimiz radyomuzu dilinize dolamışsınız ancak siz üyenize değil bürokratlara Vakko çeki dağıtmışsınız diyorum. Cevap vermiyor, “bize saldırıyorlar” diyor.
Ben; siz önce serbest kıyafet eylem kararımızı uygulatmamak için çırpındınız, istifalar gelince çark ettiniz diyorum. Biz milli manevi değerlere bağlı sendikayız diyor.
Ben, siz bizim kazanımlarımızı değersizleştirirken sizin numunelik bir kazanımınız bile yok diyorum. “Banka promosyonu, 970 lira toplu sözleşme aidatı, (Toplu sözleşmeyi getiren 2010 referandumuna şiddetle karşı çıkmışlardı), 40+40 denge tazminatı, enflasyon farkı, eşel mobil vs. diyor. Devletin resmi kayıtları bu bilgiyi doğrulamıyor ki hikâyenin tamamını biz biliyoruz. (Bknz. afiş)
Ben yetkili olduğunuz dönemde ne yaptınız diyorum, çalışma barışını sağladık, huzur vardı, baskı yoktu, liyakatli yöneticiler adaletli yönetim tarzı sergiliyordu, her sendikadan okul müdürü vardı, 2014-2018 arasını unutmadık vs. diyerek haksızlığa uğradıklarını anlatıyor.
Burayı biraz açalım isterseniz: Eskiden sınav yoktu, okul müdürleri “görücü usulü”, müdür yardımcıları “beşik kertmesi” yöntemiyle atanıyor, okulları ise “başlık parasına göre” belirleniyordu! Şimdilerde ehliyet, liyakat, adalet diye feryat edenlerin büyük çoğunluğu, müdürün istediği kişinin dışında kimsenin talep edemediği imza sirküleri ile atanmış, il müdürlüklerinde liyakat sosuna bulanmış, sınava girse tel tel dökülecek adamlardı.
Çok liyakatli bu adamların “huzurla” yönettiği okullarda, neredeyse 2010 yılına kadar Cuma namazına gidilemiyor, vakit namazları gizlice kütüphanelerde veya karanlık odalarda kılınabiliyordu. Bu milli ve manevi değerlerle donatılmış vatansever müdürler (!) eylem kararımıza rağmen başörtüsü ile okula gelen öğretmenlere ilk tutanak tutanlar olmuştu.
Bugün bazıları bu emek vermeden atandıkları eski dönemleri hatırlattıkça aklıma hep Yıldırım Gürses’in;
“Yıllar sonra rastladım,
Çocukluk sevgilime,
O aşina bakışlar,
İçimi deldi yine.
Gelmez o günler,
Dönmez o günler,
Mazide kaldı hep"
şarkısını söylemek geliyor.
Gelelim 2014 yılına. Ak Parti 2002 yılında iktidara geldi. Derin yapılar ve onların maşaları, 2010 yılına kadar okul müdürü ve müdür yardımcısı atatmadılar. Görücü usulü ile atama yöntemi devam etsin diyenler, bakanlığın çıkardığı her yönetmeliği adrese teslim dairelerde anında iptal ettirdi. Yayınladıktan üç gün sonra iptal edilen yönetmelik bile oldu.
O dönem görev yapanların tamamı böyleydi demiyorum, ancak devlet yönetici kadrosunu yenilemeye karar vermişti. Sendika olarak biz zaten 2009 yılındaki sınavla vekâleten çalışan arkadaşlarımızı sınava hazırlamış ve bileklerinin hakkıyla, kadrolu atanmalarını sağlanmıştık. Başkaca bir talebimiz yoktu.
2010 yılı FETÖ kavgasının başladığı, 2014 yılı ise devletin, “yeter artık” dediği yıldır. Seçmeli dini dersleri öğrencisine, velisine duyurmayan, okul dönüşümlerine itiraz eden, okulları her türlü provakosyona alet edenler, kendilerini dokunulmaz zannedenler, kendilerine sabredilen 12 yılın ardından yaptıklarıyla yüzleşmişlerdi.
Eğitimde iz bırakan çalışmalar 2014 yılında yapılan değişiklikten sonra yapılmıştır. Bugün hala eğitimin yükünü çeken kadrolar büyük oranda bu kadrolardır. Onun için her fırsatta bu kadroyu devre dışı bırakacak hamleler yapılmıştır. İzin vermedik, vermeyeceğiz de.
O zor dönemlerde görev alan her seviyeden yöneticimizin emeğine kimse çamur atamaz. Bu döneme dair isteyen olursa, seminerler verebilir, kitabını yazabilir ve tarihe not düşebiliriz.
Bu tartışmaların ardından dönüp o günlere baktığımızda hep şunu düşünürüm: Bugün nasıl bazı sendikaların kendilerini sağlama almak için agresif davranmaya hakkı varsa demek ki bazen devlet de bu hakkını kullanmayı tercih ediyor.
Bir kez daha not düşelim
Eğitim Bir Sen;
● Bir hafızadır, bir okuldur.
[1] +++
+++
Bir kez daha not düşelim
Eğitim Bir Sen;
● Bir hafızadır, bir okuldur.
● Bir zihniyet dönüşümü yapmış, eskiler deşifre olmuştur.
● Ne ülkesinde ne de sendikada vesayeti kabul etmeyen sendikadır.
● Emek ve alın terine değer veren, vefalı teşkilattır.
● Türk demenin Müslüman demek olduğunu bilen teşkilattır.
● Darbeleri ve darbecileri lanetleyen, onların yargılanmasını takip eden, sicili temiz sendikadır.
● Kendi düşüncesinde olmayanların da hakkını savunan sendikadır.
● Kazanım üreten, akademik sendikacılık yapan, dünyaya açılmış sendikadır.
Şimdilik bu kadarı ile yetinelim. Gerek duyarsak daha ayrıntılı yazar ve anlamayanlara anlatırız. Ne yapalım Koncuk’tan bugüne kadar bize de böyle bir görev düştü.
============
https://t.co/tYh0nQKiqd
ULUSLARARASI TOPLUMA ÇAĞRIMIZDIR: SAVAŞ DURDURULSUN, BARIŞ SAĞLANSIN
ABD–İsrail emperyal ekseninin İran’a yönelik başlattığı bu savaş; hukuksuz, gayrı meşru ve kabul edilemezdir. Bölgeyi ateş çemberine çevirmeyi ve istikrarsızlaştırmayı hedefleyen bu saldırılar, masum sivillerin hayatına mal olmakta; kadınlar, çocuklar ve savunmasız insanlar ağır bedeller ödemektedir.
Siyonist-emperyal planların bölgemizi daha büyük bir çatışmanın içine sürüklemesine izin verilmemelidir. Uluslararası hukukun hiçe sayıldığı, sivillerin hedef alındığı bu saldırılara karşı başta BM olmak üzere uluslararası toplumu sorumluluk almaya; savaş suçlarının önlenmesi, sivillerin korunması ve bu gayrı meşru savaşın sona erdirilmesi için harekete geçmeye çağırıyoruz.
https://t.co/IO8pAxpZY3
Okula kısa bir mola
2025-2026 eğitim öğretim yılı ikinci dönem ara tatili bugün başlıyor. Yaptığımız araştırmada, yönetici, öğretmen, öğrenci ve veliler tarafından geniş destek gördüğünü tespit ettiğimiz ara tatilin, tüm eğitim ailemiz için hayırlı ve verimli geçmesini temenni ediyoruz.
Tüm öğrencilerimize keyifli ve güzel bir dinlenme dönemi diliyorum.