Güzel bir ilişkiniz varsa mutluluğu çekersiniz her anlamda. Hayata bakışınız değişiyor, tam olarak olumlu şeyleri çekiyorsunuz. Toksik ilişki içinde olursanız da tam tersi oluyor. Eğer ilişkinizin gidişatı konusunda kararsızsanız, hayatınızın gidişâtına bakın.
Yapamadıklarını düşünüp kendini suçlayarak, kendi kendine negatif konuşma döngüsüne girerek hiçbir şey elde edemezsin.
Ama yaptıklarını görüp kendine değer vererek, kendi kendine pozitif konuşarak çok şey elde edersin.
Çünkü pozitiflik ve negatiflik, tıpkı mutluluk ve mutsuzluk gibi, aslında birer seçimdir. Bir karardır.
Şunu iyi anla.
O kararı sen vermezsen, dışarıdan hiç kimse ne bir insan, ne bir olay sana "şu an mutsuz ol ve öyle kal" diyemez.
Kimse seni o durumda tutamaz. Sadece sen tutarsın.
(Çünkü aslında olaylar bizi doğrudan mutsuz etmez. Bir olay olur, sen ona bir anlam yüklersin ve o anlam seni yaralar. Aynı iş kaybı, birine "hayatım bitti" dedirtirken, ötekine "yeni bir kapı" dedirtir. Değişen olay değil, ona verdiğin yorumdur. özgürlük tam burada başlar olayı seçemezsin ama yorumunu seçebilirsin.)
Ama dikkat bu, 7/24 Pollyannacılık yapıp gerçeklikten kopup, etrafta Şirinler gibi zıplamak demek değil.
Sahte pozitiflik, en az karamsarlık kadar zararlıdır.
Acıyı yok saymak "ben iyiyim" diye maske takmak, gerçeği görmezden gelmek bunlar seni iyileştirmez, sadece meseleyi halının altına süpürür.
Üzülmek insani bir şeydir. kızmak, yorulmak, bazen çökmek hepsi normal. Bunları yaşamak zayıflık değildir.
Mesele şu: Temelini neyin üstüne kuracaksın?
Sen genel gidişatında hayata bakışının temelinde pozitif olmayı seç.
O temel sağlam olduğunda, iniş çıkışlar seni yıkmaz.
Çünkü hayat illa ki dalgalanacak kötü günler gelecek, işler ters gidecek, insanlar hayal kırıklığına uğratacak.
Ama sağlam bir temelin varsa o dalgalar geçer, sen yerinde durursun.
Ve bir süre sonra şaşırtıcı bir şey olur.
Kötü bir şey yaşadığında bile ilk tepkin "mahvoldum" olmaz.
"Tamam, bundan da bir ders çıkarırım" olur.
İşte o an sen artık olayların değil, kendi zihninin yönettiği bir insansın.
Kendine nasıl konuştuğuna dikkat et.
Çünkü kafandaki o ses ömür boyu duyacağın en etkili sestir.
Onu düşmanın yapma dostun yap.
Mutluluk, sana verilen bir şey değil.
Her sabah, yeniden seçtiğin bir şeydir.
Son olarak.
Burada bir ayrım yapmak gerek, yoksa yanlış anlaşılır.
Mutluluk dediğimiz şey, aslında bir hazdır ve doğası gereği geçicidir.
Gelir, gider.
İyi bir haber, güzel bir gün, kazanılan bir zafer... hepsi bir süre sonra solar.
O yüzden "sürekli mutlu olmaya çalışmak" hem imkansızdır hem de kendini kandırmaktır.
Peşinden koştukça kaçan bir şeydir mutluluk.
Ama senin kuracağın temel, bu değil.
Senin seçeceğin şey huzurdur. İç sağlamlığındır.
İçsel sükûnettir.
Hayat sarsıldığında yerinde durabilme halindir.
Mutluluk hava durumu gibidir bugün güneşli, yarın yağmurlu.
Huzur ise iklimdir.
Havanın nasıl olduğundan bağımsız, senin toprağının kendi yapısı.
O yüzden mutluluğu kovalama o zaten arada bir uğrayacak.
Sen huzuru seç.
Çünkü mutluluk sana gelir ya da gelmez ama huzur, senin kararındır.