Sevgili Hemşehrilerim,
Bugün geldiğimiz noktada, Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğimden ayrılıyor, siyasi yoluma bağımsız olarak devam etme kararı aldığımı kamuoyunun takdirine sunuyorum.
Mansur Yavaş Başkanımızla çıktığımız bu yolda, bana güvenen ve destek veren hemşehrilerime verdiğim sözlerin arkasındayım. Seçildiğim ilçede, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da hiçbir ayrım gözetmeden; aynı azim, kararlılık ve sorumluluk anlayışıyla hizmet etmeye devam edeceğim.
Benim için öncelik, dün olduğu gibi bugün de Beypazarı ve Beypazarlı hemşehrilerime hizmet etmektir.
Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında birlikte yol yürüdüğüm, seçim sürecinde mücadele verdiğim; çalışmalarımızda yanımda olan, bana inanan, emeğini ve gönlünü ortaya koyan tüm yol arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Her birinin emeğini ve desteğini daima saygı ve minnetle hatırlayacağım.
Bundan sonraki süreçte de tek gayem; Beypazarı'mıza ve Beypazarlı hemşehrilerime en iyi şekilde hizmet etmektir.
Saygılarımla
@m_fatihkyaa Sandıkta alınamayan sonuç, sosyal medyada etiketle alınmaya çalışılıyor galiba yine 😀 Birşeyler zorlamış gibi acısı geçmeyince yine aynı yönteme başvurulmuş ima algı paylaşım Reklamın iyisi kötüsü olmaz devam 👍🙏
Siyasette ilkeli duruş, dürüstlük ve nezaket her şeyden önce gelir. Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan için, CHP’liler gece gündüz çalışarak desteklerini, bölge halkı güvenerek oylarını verdiler. Böyle bir siyaset şekli ve yaklaşım asla kabul edilemez!
Partimizin ilkelerini ve halkın iradesini hiçe sayanların, zaten aramızda yeri yoktur!
@herkesicinCHP
Keçiören halkının iradesine gölge düşüren bu karar asla kabul edilemezdir.
Hemşehrilerimiz sandıkta açık, net ve tartışmasız bir tercih ortaya koymuş; Keçiören’in yönetimini Cumhuriyet Halk Partisi’ne emanet etmiştir ve bunu da özgür iradesiyle vermiştir.
Eğer Keçiören halkı bu ilçenin AK Parti tarafından yönetilmesini isteseydi, bunu sandıkta zaten açıkça ve tereddütsüz şekilde ifade ederdi. Sandık, milletin sözüdür; o sözün üstünde hiçbir gerekçe, hiçbir hesap olamaz.
Unutulmamalıdır ki;
Yetki millettindir.
Sandıkta alınan yetki, kişilere ya da kurumlara değil, doğrudan seçmene aittir.
Bu yetki bir emanettir; keyfi biçimde devredilemez, el değiştiremez, gasp edilemez.
Bugüne kadar Cumhuriyet Halk Partisi’nin politikalarıyla ilgili tek bir şikâyeti dahi olmadığı gibi, konu her gündeme geldiğinde hakkında yaklaşık bir aydır ortaya atılan “AK Parti’ye geçeceği” yönündeki iddiaları da herkesin huzurunda kesin bir dille yalanlamıştır.
Binlerce partili, binlerce gönüllü; hiçbir karşılık beklemeden, gece gündüz demeden, inançla ve fedakârlıkla kendisinin seçilmesi için emek vermiştir. Ortaya konan bu karar, yalnızca bir siyasi tercih değil; o emeğe, o inanca ve o alın terine yapılmış açık bir saygısızlıktır.
Siyaset geçicidir; makamlar gelir geçer.
Ama bazı kararlar vardır ki, hafızalara kazınır.
Çünkü millet, kendisine yapılanı da
kendisini yok sayanı da
günü geldiğinde mutlaka hatırlar.
Seçimden sonra Mesut Özarslan önce Mansur Yavaş’a yanaştı, olmadı.
Sonra CHP Genel Merkezi’ne, Özgür Özel’e yöneldi.
Ama Mansur Yavaş bu hesapların hiçbirine girmedi.Çünkü Mansur başkan dimdik doğru adamdır❗️
Ankara’da onun ardından kendi çizgisinden bir aday çıkacağı netleşince, Özarslan’ın yolu kapandı.
İstifa bir duruş değil, planın bozulmasıdır.
Sen omurgasızsın MESUT istifa et ❗️
Son günlerde, sosyal medyada bazı hesaplar aracılığıyla yapılan spekülatif paylaşımlar hakkında;
ABB Başkanımız Sn. @mansuryavas06 ile yolumuz birdir. Bizim ağabeyimiz, hemşehrimizdir; ayrı düşmemiz söz konusu olamaz. CHP çatısı altında, hiçbir Beypazarlı hemşehrimizi ayırt etmeden hizmet etmeye devam edeceğiz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Boş vakitlerini iftira üretmeye ayıran bir tip var. Ne belge var, ne delil, ne de sorumluluk duygusu… İşinde gücünde olan, emeğiyle ayakta duran insanlara klavye başından sallamak kolay. Cesaret dediğin şey yüz yüze konuşabilmektir; korkaklık ise isim vermeden, kanıt sunmadan laf atmaktır. Gerçeklerle işi olmayanların tek silahı çarpıtma ve karalamadır. Bu ülkede kimlerin üretip kimlerin sadece konuştuğu artık çok net görülüyor. @ankarakecis
Çamlıdere ve Eğrekkaya barajlarında, ASKİ ekiplerimizin yürüttüğü çalışmaları yerinde inceledik.
Sona gelinen çalışmalarla, basınç düşüklüğü nedeniyle yaşanan su sıkıntısını en kısa sürede çözüme kavuşturacağız.
Bugün itibarıyla, hiç yağmur yağmasa bile yaklaşık 200 günlük su rezervimiz bulunuyor.
Ancak dünyada iklim krizi devam ediyor.
Bu nedenle tüm Ankaralılara çağrımdır:
Suyumuzu hep birlikte, tasarruflu kullanalım.
TÜİK %31,07 enflasyon açıklıyor, iktidar asgari ücrete %27 zam yapıyor.
Rakamları süsleyip faturayı işçiye kesen bu düzenin tek kazananı belli, tek kaybedeni emekçidir.
Bu bir zam değil, emeğin açıkça gasp edilmesidir.
İşçinin alın teri rakam oyunlarıyla eritiliyor, yoksulluk resmileştiriliyor.
@SercanCalskan , ANFA’da görevlendirilmiş bir koordinatördür ve işi gereği belediyeye ait araçlarla sahada bulunması son derece normaldir.
Bunu “gezmek” gibi göstermeye çalışanlar, görev tanımını bilmeden konuşmaktadır. Beypazarı’ndan Ankara’ya “sürülme” ifadesi ise tamamen uydurmadır. Kurum içi görevlendirme, performans ve ihtiyaç doğrultusunda yapılır. Bunu çarpıtmak kötü niyettir. Sizin ise zikriniz de fikrinizde kendi türünüz gibi alçakcadır ❗️
“Mansur Yavaş ve Nevzat Uzunoğlu hakkında verilen soruşturma kararı, hukukun değil siyasi mühendisliğin eseridir. Yıllardır Ankara’nın parasını cebe değil hizmete harcayanları hedef almak ne hikmetse birilerine dokunuyor. Şeffaf çalışanları soruşturmak kolay; keşke aynı cesaret, yıllarca ortadan kaybolan milyonların hesabını sorarken de gösterilseydi.
Bu kararın ciddiyeti yok, amacı belli: Üreteni durdurmak. Ama bilin ki biz bu ucuz politikalara pabuç bırakmayacağız. Adalet, talimatla değil, delille olur. Bu soruşturma da milletin vicdanında çoktan hükümsüz kalmıştır.”
@mansuryavas06
Hatırlanacağı üzere; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen “konser soruşturması” kapsamında, adımın dahi yer almadığı bir iddianame için İçişleri Bakanlığı’ndan soruşturma izni talep edilmişti.
Bu talep üzerine Bakanlık belediyemize müfettiş görevlendirmiş, ben de yazılı ifademi sunmuştum. Bakanlık; daha önce ifade dahi almaya gerek görmediği bu konuda, bu kez benim ve Özel Kalem Müdürüm hakkında “soruşturma izni” kararı vermiştir.
Oysa geçmiş döneme ilişkin onlarca şikâyette, birimlerin yaptıkları işlerden belediye başkanının sorumlu tutulamayacağı yönünde kararlar verilmişken bugün tam tersi bir uygulamaya gidilmesi, açık bir çifte standarttır. Herkese ayrı ayrı işleyen bu adalet anlayışının kabul edilmesi mümkün değildir.
Biz, adaletin er ya da geç tecelli edeceğine ve bu kararın da yargıdan döneceğine olan inancımız tamdır. Unutulmasın; hukuk bir gün herkese lazım olacaktır.
Ayrıca yasal hakkımızı kullanarak en kısa sürede Danıştay’a itiraz edeceğiz.
Daha kapsamlı açıklamayı ise pazartesi günü kamuoyuyla paylaşacağım.