Bir kadının mahremini tekrar tekrar ihlal etmemek için SUÇ MAHİYETİNDEKİ o “sızma” görüntüleri paylaşmayacağım.
Adalet ve Kalkınma Ponzisinin yüzyıllık vurgununu konuşmayın diye apar topar önünüze düşürülen videolarda ya da lağım medyasında istemeseniz de göreceksiniz zaten.
Milyar milyar çalan hırsızların kapısını bile tıklatamayanlara dönün iyi bakın.
Dün çöktükleri Mersin Belediyesinin operasyonlarında gece yarısı evi basılan bir kadın. Kim olduğunu bilmiyorum, zerrece de önemi yok.
Pijamalı.
Kamerayı görünce haliyle rahatsız oluyor, eliyle göğsünü kapatmaya, bedenini kapıyla gizlemeye gayret ediyor, rahatsız oluyorum diyor.
Devletin polisi ise “sıkıntı yok sadece bilgi amaçlı” diyerek bu yurttaşı temin ediyor.
Sonra bu görüntüler 24 saat geçmeden servis ediliyor.
Kimdir bu hukuk ve kadın düşmanı aparat!?
Polis midir?
Savcı mıdır?
Sözde Bakanlıklar mı?
KİM?
AKP’nin ya da MHP’nin kadın milletvekilleri mesela, şu görüntüyü izleyince hiç rahatsız olmuyorlar mı? O kadının tedirginliğini gerçekten hissetmiyorlar mı?
Dönüp fısıltıyla da olsa yanına yöresine “ya şu kadarı da ayıptır” diyebilen bir tek kişi kalmadı mı ya aranızda?
Yoksa halkın öfkesi bir kaç dakikalığına da olsa “dava arkadaşlarınızdan” uzaklaşır umuduyla sadece izliyor musunuz başka bir kadına yapılanları?
Hani derler ya Allah düşmanın bile mertini nasip etsin diye.
İşte tam o günlerden geçiyoruz.
Değerli T24 okurları,
Gazetecilik kapatılamaz.
T24'e getirilen erişim engelinin kaldırılmasına yönelik bütün hukuki yollara başvuruluyor.
İşimizin; haberlerimizin ve yazılarımızın başındayız.
Saygıyla.
Özgür Özel: "Bu vakitten sonra partimize yargı darbesi yapan birisini, cumhurbaşkanı adayımızı hapse atan, daha bu sabah Mersin Belediye Başkanı’na operasyon yapan birisini dinlemeye harcayacak vaktimiz yok”
Ak Parti’nin kara düzeninde; özgürlüğünüz de bankadaki paranız da haber alma hakkınız da güvende değildir.
Fon krizi patlıyor; haberler engelleniyor.
Yurttaşların sosyal medya hesapları birer birer kapatılıyor.
Şimdi de onlarca gazetecinin ve basın emekçisinin çalıştığı T24’ün internet sitesi ile sosyal medya hesapları hakkında kapatma kararı veriliyor.
Anayasasında, “Basın hürdür, sansür edilemez” yazan bir ülkede, milyonların haber aldığı bir yayın kuruluşunun kapısına bir sulh ceza mahkemesi kararıyla, sudan sebeplerle kilit vuruluyor.
Önce T24’ü günlerce hedef gösterdiler. Ardından ülkemizi bir kez daha utandıran bu karara imza attılar.
Böyle devlet yönetilmez.
Bu yanlıştan bir an önce dönülmelidir.
Biz, bu baskıya, bu otoriter anlayışa hiçbir zaman teslim olmadık, bundan sonra da olmayacağız.
Ali Şekeroğlu için emekliler sokağa çıktı: Şimdi değilse ne zaman!
Tüm Emeklilerin Sendikası, Ali Şekeroğlu’nun AYM önünde yaşamına son vermesinin ardından dört bir yanda eş zamanlı açıklama yaptı. Emekliler, “Bu yalnızca bir intihar mıdır?” diye sorarak yaşananların ekonomik ve siyasi koşullardan bağımsız olmadığını vurguladı. SOL Parti Meclis Üyesi Alper Taş, “Bu rejim bitmiştir” dedi
https://t.co/SGtvZUTwjM
Zaten sorunlu olan basın ifade özgürlüğünün kırıntısına bile tahammülü olmayan iktidar, #t24'ü kapatma kararıyla, siyasal gericiliğine, rejimin otokratik yapısına bir çentik daha atmış oldu. Halkın haber alma hakkı için, özgürlükler için mücadelemiz devam edecek.
Değerli okurlarımız, yıllar içinde sayıları milyonları bulan takipçilerimiz T24 kapanmadı, gazetecilik kapatılamaz! T24 içeriklerine erişim engeli getirildi. Bu engelin kaldırılması, bu hatadan dönülmesi için bütün hukuki yolları başvuruyoruz.
İşimizin başındayız!
Polisiye sevenler bilir.
Sherlock Holmes bir soruşturmayı, bekçi köpeğinin havlamaması bulgusuyla çözer. (Silver Blaze)
Köpek havlamadığına göre katil tanıdıktır.
Bu durumu fon krizine de uyarlayabiliriz.
Denetleyici, düzenleyici kurumlara İngilizce'de 'bekçi köpeği (watchdog)' denir.
Bu kurumlar bir sorun gördüklerinde havlayarak alarm verirler.
Fon vurgunu devam ederken Türkiye'deki düzenleyici ve denetleyici kurumlar da harekete geçmemiştir (yani havlamamışlardır)
Çünkü hırsız tanıdıktır.
Merdan Yanardağ'ın dediği gibi biz gazeteciler bu halkı asla terk etmedik.
Bugün hem İBB Davası'nda hem de Casusluk Davası'nda koşturduk durduk.
Halk da bizleri terk etmesin. Bağımsız gazeteciliği yaşatsın.
Gazetecileri takip edin, destek olun, abone olun.
Kıymetli Ataşehirli komşularım,
31 Mart 2024’te sandığa gittiniz ve iradenizi hiçbir tereddüde yer bırakmayacak açıklıkta ortaya koydunuz. Sizlerin 139 bin (%56,39) oyu ile tarihinin en yüksek oyunu alarak Ataşehir Belediye Başkanı seçildim. Belediye Meclisi seçimlerinde de Cumhuriyet Halk Partisi’ne yüzde 53,92 oyla destek oldunuz.
Bu rakamlar yalnızca bir seçim sonucu değil; Ataşehir halkının sandıkta ortaya koyduğu demokratik iradedir.
Yerel seçimlerde Cumhuriyet Halk Partisi listesinden seçilerek Ataşehir Belediye Meclisi’ne giren altı meclis üyesinin dün AK Parti’ye katıldığını üzülerek öğrendim. Benim nezdimde milletin iradesi, pazarlık konusu edilemeyecek kadar kutsaldır. Beni üzen; demokrasiyi içselleştirememiş, makam mevki sahibi olmayı her şeye yeğleyen bir güruhun kutsal gördüğümüz bu değerleri pazarlık unsuru haline getirmesidir.
Asılsız iddialarla 160 gündür Silivri’deyim. Bu yaşananlara baktığımızda neden burada olduğum da çok net anlaşılmakta. Ancak bulunduğum yer neresi olursa olsun, Ataşehir halkının sandıkta ortaya koyduğu iradeye sahip çıkmayı görevimin ayrılmaz bir parçası olarak görüyorum. Öyle görmeye de devam edeceğim.
Ben her zaman siyasi mücadelenin sandıkta verileceği inancıyla siyaset yaptım. Milletin verdiği yetkinin, yalnızca milletin özgür iradesiyle değişeceğine olan inancımı hep korudum. Sandıkta ortaya çıkan tabloyu, seçimden sonra yapılan parti değişiklikleri üzerinden başka bir siyasi dengeye dönüştürmeye yönelik her girişim, kamuoyu önünde açıkça tartışılmalı ve hesabı yine Ataşehir halkına verilmelidir.
31 Mart’ta Ataşehir halkının ortaya koyduğu irade son derece açıktır. Hiçbir makam, hiçbir siyasi hesap ve hiçbir parti değişikliği bu gerçeği ortadan kaldırmayacaktır.
Benim için mesele bir koltuk ya da makam meselesi değildir. Mesele, Ataşehirli komşularımızın demokratik tercihinin korunmasıdır. Milletimizin teveccühünü kendi ikballeri için masa başı pazarlıkların konusu edenler, Ataşehir halkına ihanet etmişlerdir. Bu ihanetin vebali de büyüktür.
Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da hukukun, demokrasinin ve millet iradesinin yanında durmaya devam edeceğiz. Ataşehir’in geleceğine ilişkin son sözü dün olduğu gibi yarın da Ataşehir halkı söyleyecektir.
Ataşehir’in iradesi Ataşehirlinindir.
Onursal Adıgüzel
Silivri – 30.09.2026
Sinem Dedetaş’ın içerde olduğu, bir kör kuruş almadığını herkesin bildiği ve Üsküdar AKP’ye gitsin diye kuyu tipi zindanlara atıldığı halde milleti soyanlar hem de direk soyanlar villalarında takılıyor!
Para mı aranıyor?
Tera'nın fonundaki 8 milyar, tasfiyeden 15 gün önce yan fona taşındı!
MTL – Aura Portföy. 15 yatırımcı!
TEFAS'ta yok, SPK'nın listesinde yok, tedbirde yok.
Kaynak: TLY'nin KAP'a verdiği 4 Eylül 2026 tarihli rapor...
Verin ben tasfiye edeyim fonları 🧐