Velhasıl, mekanik saatim toplamda iki saat dilimini ve tarihi gösterebiliyor. Garmin'ime göre taşdevrinde sayılır. Ama elime aldığımda tüylerimi diken diken ediyor ve yüzüme bir gülümseme yerleştiriyor. Hey Garmin, Fenix'lere seramik bezel koymaya ne dersin?
Saatler biz büyümüş çocukların oldum olası tutkusu. Mekanik ve çelik olmasa da hikayesi, taşıdığı materyalin geçmiş ile bağlantısı adına çok özel bir saat olduğunu düşünüyorum. Bende başvurdum, 1969 adetten birinin denk geleceğini sanmıyorum o ayrı.
https://t.co/8BZBIvMViy
Biyoseramik, Quartz mekanizmalar (Fifty Fathoms'da Swatch 51 otomatik) ve Safir gibi dayanıklı olmayan camları bu modellerin ömrünü ve dolayısıyla koleksiyon potansiyelini düşündürüyor. Birçok kullanıcı bunları açarak metal + safir cam kasalara koyarak kendi modlarını yapıyor.
@karaibrahim77 @BMWGroup@borusanotomotiv@BMW@BMWTurkiye Belirli bir zaman aralığında tüketiciyi koruyacak önlemler olması elzem. “Aybaşında zam gelecek” terimi satın almayı hızlandırmak için Türkiye’de sıklıkla kullanılan bir pazarlama hilesi. “Premium marka” diye düşünüp farklı bir zihniyet beklememek lazım demekki
Benzer bir durum PolarPro için de geçerli. Sayısız marka ürün kullandım, bu kadar obsesiflik seviyesinde detay özeni görmedim. En az Peak Design kadar iyiler. İlk başladıkları zamanı hatırlıyorum, ilerleme muazzam.
Lowepro'dur, Manfrotto'dur derken Peak Desing'ı yeni keşfettim. Kaliteli bir tripod ve fotoğraf çantası çok uzun ömürlü malum. Peak Design'ın çantaları için diyecek bir söz bulamıyorum, Travel Tripod ise mühendislik harikası, koy sergiye modern sanat diye sergile, sırıtmaz.
Ghost of Tsushima üzerine çok şey söylenebilir. Atmosfer, hikaye, müzikler... İyi bir bilgisayar oyunu her zaman bir sanat eseriydi. Ghost of Tsushima'da bunun en nadide örneklerinden biri. Daha iyisi olamazdı herhalde diye düşündüğümü hatırlıyorum.
Müzikler ayrı bir övgüyü hakediyor. GOT'da iyiydi, ancak Toma Otowa müthiş bir iş çıkarmış. Sık sık durup bu soundtrack'i dinledim ki bu pek yaptığım birşey değil. Atmosfer oluşturmanın ötesine geçerek müzik ayrı bir karakter haline gelmiş. Diğer işleri: https://t.co/mKKLPPMAGY
Lg Ultrafine Ergo 32UN880'den geçiş yaptım. Retina meselesi yüzünden ölçekleme (4K) çalışıyordu. Yeniden ölçeklemede mac iyi iş çıkarıyor ama mat yüzeyle de birleşince monitör aslında keskin değilmiş, şimdi farkediyorum.
Apple Studio Display'in kendisini boşver, kutusu tam bir kağıt ve katlama şovu olmuş. Yenisinde ne değişmiş derseniz monitörü ellememiş, kutusuna vakit ayırıp upgrade etmişler. Ben genelde kutuları atarım, bunu ne yapayım bilmiyorum.
Bir de ekleme yapmak isterim. İlgili tüm mecralarda reklamsız üyeliğe sahibim, konu benim reklamı görüp görmemem değil. Birileri tarafından görülecek reklamın kendisi burada sorun. İyi yapılmış bir reklamı izlemekten keyif alırım bu arada.
Reklam, bir mesajı iletmenin şık, eğlenceli, esprili bir yoludur. Bunu kullanırken sanat yönetmenliği yapılan işi izlenebilir kılmak amacıyla kullanılır. Youtube reklamları, biriyle konuşurken araya girip konuşmaya başlayan davetsiz bir misafir gibi. Reklam bu değil.
Bu şekilde yapılan reklamın ürüne, hizmete değer katacağını, izleyeni ürünü / hizmeti denemeye yönlendireceğini düşünmek saflık. Tam tersi bir duygu yaratıyor. Bir mecraya reklam koyabilecek tekniğe sahip olmak yaptığının reklam olacağı anlamına gelmiyor.
Gün geçmiyorki enteresan birşey olmasın. Apple bir yandan M işlemcili ipadler yaparken bir yandan da A işlemcili (telefon işlemcisi) macbook çıkarıyor. Garip garip işler, hayrolsun.
IOS 26'yı denedim. Bazı ufak tefek hatalar ve yeniden tasarım gerektiren bölümler haricinde çok güzel buldum. Carplay deneyimi de öncekinden daha iyi, özellikle "ekrana göre ayarla" komutu, araba üreticisinin verdiği çözünürlük ayarının biraz daha iyi kullanılmasını sağlıyor.
Bir dönem Silicon Graphics ile çalışma şansı buldum. Ancak ne yazıkki uçan kaçan kampanya yazılarından ileri birşey üretmek mümkün olmadı. Bu eksikliğimi Corridor Crew'un müthiş videolarını seyrederek gidermeye çalışıyorum. https://t.co/d2XN8xQuz6