Bu sabah mesaj kutularım öyle dolmuş ki hepsi aynı serzenişte
“Ülke olarak nereye gidiyoruz. Bu yasa ile teröristler çıkacak”
Milletin iradesini ayaklar altına alanlar kaybedecek. Çünkü sonumuz ne olursa olsun mücadeleden vazgeçmeyeceğiz.
Bu aziz millet, söz konusu vatan olduğunda hiçbir gücün önünde eğilmeyeceğini; bayrağı, ezanı ve istiklali uğruna canını seve seve feda edeceğini bütün dünyaya gösterdi.
Göğsünü tanklara siper eden, kurşunların üzerine korkusuzca yürüyen kahramanlarımızın emaneti daima başımızın tacıdır.
Vatan sağ olsun, bayrak dalgalansın, Türkiye ebediyen var olsun!
#15Temmuz #DemokrasiVeMillîBirlikGünü #ZaferBizim
@bilkolejleri@caucampus@IAUKampus
Rahatsızlığı nedeniyle kaldırıldığı hastanede şehit olan Astsubay Kıdemli Başçavuşumuz Kenan Şahin’e Allah’tan rahmet; ailesine, silah arkadaşlarına ve aziz milletimize başsağlığı diliyorum. 🇹🇷
Yahşihan’da meydana gelen patlamada hayatını kaybeden Emekli Astsubay Kıdemli Başçavuş, Turan Göl’e Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve silah arkadaşlarına başsağlığı diliyoruz.
Meslek hayatı boyunca bilgi ve tecrübesiyle birçok personele eğitim veren, görevine olan bağlılığı, disiplini ve yetiştirdiği personellerle daima hatırlanacaktır.
Mekanı cennet , aziz ruhu şad olsun 🇹🇷
Ben her gün patronuma yalan söylüyorum.
72 yaşındayım.Hızlı tren kartımı bile tam alırım, faturami geciktirmem, hayatım boyunca kimseye yanlışım olmadı.
Ama on yıldır Kocaeli’nin Çarşı içindeki “Outlet Eşya Merkezi”nde, benden beklenmeyecek bir düzen çeviriyorum.
Yakalasalar, işten atarlar.
Umurumda mı.?
Değil.
Çünkü insanın onurunu un ufak eden bu dünyada,
ben küçük küçük… geri koymaya çalışıyorum.
Benim iş basit.:
Defolu eşyaları ayırırım.
İş botu, mont, okul çantası, ikinci el tencere…
Etiket takarım.
Kimse dönüp bakmaz bana.
Sanayide yıllarını vermiş, elleri titreyen yaşlı bir adam işte.
Ama görünmez olmak iyidir.
Görünmeyen, herkesi görür.
Görürüm.:
☆ Ay sonu marketle ayakkabı fiyatını aynı anda hesaplayan anneleri.
☆ Doğalgaz parasıyla çocuk montu arasında sıkışan babaları.
☆ İş görüşmesine gidecek cekete son kez bakan gençleri.
Ve hep… o çocuğu hatırlarım.
Kocaeli ayazının yüzü kestiği bir Kasım günüydü.
Kapıdan içeri incecik bir kapüşonla girdi.
Tişörtü görünüyordu.
Çok belli… evi buz gibi.
On dört yaşında ya var ya yok.
Zayıf.
Sessiz.
Hani devlet kapısından bir kere dönen
çocukların yüzünde olur ya o ifade…
Aynen öyle.
Doğru mont bölümüne gitti.
Koyu lacivert, kalın, markalı bir mont.
Sıfır ayarında.
Etikette 600 lira yazıyor.
Bizim için kelepir.
Onun için imkânsız.
Montun kolunu sıktı, sıcaklık hissine baktı.
Etikete baktı…
Omuzları düştü.
Sızlanmadı.
Mızmızlanmadı.
Sessizce geri astı.
Kapıya yürüyordu ki… dayanamadım.
Montu kaptım, tezgâha koştum.
“Evlat.!” dedim.
Korkudan zıpladı.
“Haa… bir şey çalmadım.!”
“Biliyorum,” dedim.
“Bu mont defosu büyük. Fermuarı bozuk.
Kural var defolular en fazla 30 lira.
30 liran var mı.?”
Bana baktı… etikete baktı…
Kafası karıştı.
“Etiket yanlış,” dedim, söküp attım.
“Fiyatlara ben bakıyorum.
İstersen al, istemezsen çöpe atarım.”
Cebinden buruşmuş otuz lira çıkardı.
“A–alırım…” dedi.
Montu orada giydi.
Fermuar şak diye çıktı tabii.
Ama o an…
O çocuk üşüyen bir sokak çocuğu değil,
akıllı alışveriş yapan bir müşteri oldu.
“Sağ ol,” dedi.
“Magaza politikası,” dedim.
Arkamı dönüp gözümü sildim.
Sonra başladı bu düzen.
Yıllar içinde.:
☆ Gölcük’te yaşayan dul bir teyzeye, “Kordonu bozukmuş,” diye 1500tl lik tost makinesini 200’e verdim.
☆ İnşaata yeni girecek bir babanın çelik burunlu ayakkabısına “Salı sabahı indirimine denk gelmişsiniz,” dedim.
☆ Derince’den gelen üniversiteli kıza valizi “Tekerleği ses yapıyor,” diyerek yarı fiyatına verdim.
Kasayı çoğu zaman cebimden tamamladım.
Bazı ürünleri “kırık/çöpe” işledim.
Yakalanma korkusu her gün içimdeydi.
Ama “doğru olan” diye bir şey vardır hayatta,
bir kere tutunca bırakmazsın.
Bir gün… kaşmir atkılı bir kadın beni izliyormuş.
Yeni doğum yapmış bir genç kıza bebek arabasını 350 liraya verdiğimi gördü.
Yanıma geldi.
Titredim.
Kesin şikâyet edecek.
Önlüğün üstüne bir zarf bıraktı.:
“Bir sonraki hatalı fiyatlandırma için,” dedi.
Göz kırptı.
O gün… bunu Kocaeli halkının sessiz dayanışması izledi.
Kimse konuşmadı.
Ama herkes anladı.
☆ 50 liralık bibloya 2000 lira veren oldu.
☆ “Para üstü kalsın, sistem yine çökebilir,” diye fısıldayan oldu.
Dükkân kendi içinde gizli bir ekonomi kurdu.:
Onur ekonomisi.
Şefkatin sesi çıkmayan, gösterişsiz hâli.
Geçen salı, kapı açıldı.
İçeri uzun boylu, üniformalı bir adam girdi.
Tezgâha geldi.
“Siz Mahmut Bey misiniz.?”
“Derler,” dedim gözlüğümü düzelterek.
Gülümsedi.
Bir anda o on dört yaşındaki çocuk gözlerimin önüne geldi.
“Bana on yıl önce lacivert mont satmıştınız,” dedi.
“Hani fermuarı bozuk olan.”
Yutkundum.
“Evlat çok mont geçer elimden.”
“Fermuar bozuk falan değildi,” dedi.
“Yalandı.
Ama beni dilenci yapmadınız.
Müşteri yaptınız.
Adam olma hissimi aldım o gün ben.”
Cebinden bir zarf çıkardı.
“Ben şimdi paramedik oldum.
Can kurtarıyorum.
Ama o kışı o montla geçirdim.
Belki geçirmesem… buralara gelemezdim.”
Zarfı tezgâha bıraktı.
“5.000 lira var içinde,” dedi.
“Bir sonraki üşüyen çocuk için…
Yine fermuarı bozuk olsun.”
Geri itmeye çalıştım.
“Elinizi değil,” dedi.
“Kırılan yürekleri onaran düzeninizi destekliyorum.”
Çıktı.
İzmit ayazına, başı dik.
Ben 72 yaşındayım.
Sırtım ağrıyor, ayaklarım şişiyor.
Ama dünyanın en güzel işini yapıyorum.
Bu ülkede değer para ile ölçülüyor.
‘Kendin hallet’ diyorlar.
“Bot yoksa bağcığını çek,” diyorlar.
Ama ben bu eski dükkânda şunu öğrendim.:
Onur, yardımdan daha kıymetlidir.
İnsan bir şeyi alırken ezilmiyorsa…
Bir çocuğun başı dik çıkıyorsa kapıdan…
Bir babanın gururu kırılmıyorsa…
Dünyanın en büyük iyiliği budur.
Bu yüzden yalan söylemeye devam edeceğim.:
“Fermuar bozuk.”
“Sap gevşek.”
“Salı indirimi.”
Çünkü önemli olan fiyat değil…
O fiyat etiketini taşıyan omuzlardır.
Gerçek mi.?
Kimi zaman eczacı Sevim Abla…
Kimi zaman kırtasiyedeki abi
Bazen restoranda çalışan komşu abla…
Bazen pastanede çalışan Havva…
İsimleri değişir, yüzleri değişir ama
aynı iyilik dokusu hep kalır.
Ve bilin ki bu insanlar bu ülkede çoktur…
Hem de sandığınızdan daha çok.
Her yerdedirler.
Ve bir ülkeyi yoksulluk değil…
Yoksulun utandırılması çürütür.”
Allah, üşüyeni ısıtanın elini güçlendirsin…
Görmeyenin gözünü açsın...!!!!
~•~/#ALINTI🦅
(Begendiyseniz İzin
almadan paylaşabilirsiniz.)
NURTEN YONTAR OYAK'I SORDU
Sayın Başkan, OYAK, askerimizin maaşından yapılan zorunlu kesintilerle oluşturulan bir sermayedir.
Bu kaynak, kışlada, sınırda, operasyonda görev yapan personelin ve emeklilerimizin geleceğidir ancak 2025 yılı için açıklanan yüzde 37,1'lik nema, milyonlarca liralık varlık yöneten bu kurum açısından üyeler nezdinde derin bir hayal kırıklığı yaratmıştır.
Nitekim, emekli dernekleri bu oranın son yirmi üç yılın en düşük 2'nci nema oranı olduğunu ifade etmektedir.
Üyeler, kaynaklarının nasıl yönetildiğini, iştiraklerin neden beklenen kârlılığı sağlayamadığını, neden yönetimde söz sahibi olamadıklarını sormaktadır.
Unutulmamalıdır ki OYAK'ın sermayesi alın terinin, fedakârlığın ve vatan hizmetinin ürünüdür. #ssbtv #oyaktaçöküş
1973 yılında Özel Harp Diresi tarafından Sadi Bey Kod adıyla Kıbrıs’a Mağusa Mücahit Tabur Komutanı olarak görevlendirildi. Kıbrıs Barış Harekâtı’nda 8000 kişilikYunan ve Rum Milli Muhafızlarına karşı 252 kişilik Mücahit ve Mağusa halkı ile birlikte Mehmetçik Mağusa’ya gelene kadar 1 ay boyunca Mağusa Kalesini savundu ve Rum Kuvvetlerine teslim etmedi. Kaleye sığınan 10 bin kişilik sivil Halkı imha edilmekten kurtardı. Ve Mağusa şehrine Gazilik ünvanını kazandırdı. Bu Kahramanlıklarından dolayı Kıbrıs Türkü tarafından Mağusa girişine heykeli yaptırıldı. Efsane Komutan E. Kur. Kd. Albay Oğuz Kalelioğlu
60 bin kişi hedefli ANKARA eylem süreci başlamıştır..
1 milyon Astsubay ve ailesi olarak herkes beğeni ve yorum ve paylaşım desteğinizi eksik etmeyiniz lütfen..
Bu ANKARA eylemi 2 yıllık suskun Astsubay toplumunun yeniden feryadı olacak..
| ASKERLERİMİZ SOSYAL VE EKONOMİK SORUNLARLA DA SAVAŞIYOR!
Türk ordusunun kahraman mensupları yalnızca terörle değil sosyal ve ekonomik sorunlarla da baş etmek zorunda kalıyor. Tazminat, emekli aylıkları ve kadro konusunda ciddi adaletsizlikler var. Cephede ve kışlada rütbe gözetmeksizin omuz omuza görev yapan askerlerimiz arasındaki bu adaletsizlik giderilmelidir.
📌Bir astsubay kıdemli başçavuş emekli olduğunda görevdeyken aldığı maaşın yüzde 43,4'ünü, yine bir kıdemli binbaşı emekli olduğunda görevdeyken aldığı maaşın yüzde 39'unu alabiliyorken bir kıdemli albay 63,7'sini almakta. Aynı prim oranına rağmen bir astsubay, bir albaydan yüzde 71 daha düşük emekli maaşı alıyor.
📌Bir subay 6-7 tane tazminat alırken astsubay bir tazminat bile alamıyor. Tabii ki tüm askerlerimiz eşit şekilde alsın istiyoruz.
📌2000 girişli astsubayların öğrenimde geçen süreleri 18 yaş üstündekiler için emekliliğe dâhil edilirken 18 yaş altı olanların dâhil edilmiyor.
📌Görevi bırakmış olsun, görev başında olsun, uzman çavuşlar, her Türk askeri gibi birilerinin iki dudağının arasına sığmayacak kadar kıymetlidir. Yaşanan mağduriyetin bitirilmesi ve kahramanların haklarının teslimi için TSK'dan ayrılan uzman erbaş ve sözleşmeli erlerin memuriyet kadrosuna atanmasının önü açılmalıdır, bu Cumhurbaşkanının da bir sözüdür, komutanın sözü yerde kalmaz.
📌Gazilerin maaşları arasında ciddi bir uçurum var. Bir asker ile aynı tarih ve aynı çatışmada yaralanarak malul hâle gelen askerliğini yedek subay ve yedek astsubay olarak yapan personel, yıllara sarih olarak emsalinin maaşını almaktadır. Er malul gazilerin almış olduğu maaşsa açlık sınırının altında kalmakta ve aradaki makas her gün açılmaktadır.
📌Şehit ve gazilerimizin çocuklarına yapılan eğitim yardımı günümüz koşullarına göre yükseltilmelidir.
📌Şehit ve gazi çocuklarının kamu kurumlarında istihdamı için verilen haklar genişletilmeli, istihdam hakkı malûl ve muharip gazilerimizin çocukları için de tanınmalıdır.
📌Muharip gazilerimizin vefatından sonra eşlerine intikal eden maaşları, eşinin de vefat etmesi durumunda engelli ya da dul çocuklarına verilmeye devam edilmelidir.
📌Evli olan şehitlerimizin anne ve babaları ile muharip gazilerimize de TOKİ faizsiz konut kredisi imkânı verilmelidir.
@temadankara@Atauzder06@SehitAileleriGM
#AstsubaylarKomisyonda #AstsubaylarHakMücadelesinde #UzmanÇavuşlar #Subay #Şehit #ŞehitAileleri
Sn. Vekilimiz keşke Bnb’lar ve Asb Bçvş tan itibaren makam ve görev tazminatı verilmesi şeklindeki talebi dile getirebilseydi.
Daha güzel olurdu.
Yapacak bir şey yok.
Ek tazminat ve gösterge neymiş acaba?
Bunu bilgiyi vekilimize veren kim merak ettik.!
Sayın Bakan,
Ben bir astsubay çocuğuyum. Okul servislerinde babalarının rütbesine göre oturtulan çocukların ne hissettiğini yaşayarak öğrendim.
Siz de bir sivil memur çocuğusunuz.
O yüzden, bu ayrımın ne kadar derinden yaraladığını, en iyi siz ve ben anlarız.
Bugün Türk Silahlı Kuvvetleri’nde, operasyona omuz omuza giden, aynı ateşin ortasında kalan kahramanlarımız, iş orduevine gelince kapıda ayrılıyor.
Uzman çavuş kapıdan çevriliyor, uzman jandarma kapıdan çevriliyor, sivil memur içeri alınmıyor.
Bu hangi vicdana, hangi adalet duygusuna sığar?
Cephede ayrım yoksa, sosyal hayatta da olmayacak!
Merasim Sokak’ta şehit verdiğimiz sivil memurlarımız, bugün orduevine geldiğinde kapıda bırakılıyor.
Bu insanlara verilmesi gereken özlük hakları ve statüler, analarının ak sütü gibi helaldir ve gecikmeden verilmelidir!
Bir emekli astsubayla karşılaşıyorum…
Bana diyor ki: “Bir iş insanının korumasıyım.”
Bir diğeri: “Şimdi özel sektörde güvenlik müdürüyüm.”
Vatan savunmasına ömrünü vermiş, ailesini şehir şehir sürüklemiş, çocuğu arkadaş edinememiş, doğumuna bile yetişememiş…
Bu insanları, çocuklarının mürüvvetini göreceği yaşta sefalet ve zorunlu çalışmaya mahkûm etmek Milli Savunma Bakanlığı’nın ayıbıdır.
“Hazineden para çıkmıyor” bahanesine sığınılamaz!
Uzman Çavuşların Kadro Sorunu:
Bugün kamuda sözleşmeli işçiye kadro verilirken,
-40 derecede nöbet tutan, canını ortaya koyan uzman çavuş sözleşme yenileme stresiyle yaşıyor.
Gelecek kaygısıyla, belirsizlikle baş başa bırakılamaz!
Bu ayıp temizlenecek!
Askerî Liseler:
Osmanlı’dan bu yana savaşta bile kapanmamış Kuleli’yi, Deniz Lisesi’ni kapatmak hataydı.
Kurum aidiyeti erken yaşta başlar.
Bu okullar yeniden açılmalıdır!
TSK’nın bağışıklık sistemi liyakattir.
Kariyer uzmanlığı adı altında, generallerin yapacağı görevlere siyasi saiklerle özel kalem müdürleri atamak
kurumu siyasallaştırmaktır, orduya ihanettir!
Biz bu ordunun şerefli mensuplarının sesi olmaya devam edeceğiz!
Çünkü bu mesele, yalnızca bir statü meselesi değil; bu mesele, adalet meselesidir, onur meselesidir, Cumhuriyet’in askerine saygı meselesidir!