Artık insanların kıskançlığı eskisi gibi değil. Kimse sadece paranı, arabanı ya da sahip olduklarını kıskanmıyor. Çünkü bunların çoğu bir şekilde elde edilebilir şeyler. Asıl kıskanılan şey; senin enerjin, bulunduğun ortama kattığın hava ve insanların sana duyduğu gerçek bağ. Sen bir ortama girdiğinde dikkat çekiyorsan, insanlar seni dinliyorsa, yanında huzur buluyorsa işte orada görünmeyen bir değer oluşur. Bu, satın alınamaz, taklit edilemez. İnsanların seni desteklemesi, arkandan iyi konuşması ve sen yokken bile varlığını hissettirmeleri… Asıl mesele bu. Ve tam olarak bu yüzden, en çok da buna sahip olanlar kıskanılır. Çünkü bu, sahip olunan bir şey değil; olunan bir şeydir.
1 Mayıs Emek ve Dayanışma günü kutlu olsun. Kutlu olmaya kutlu olsun ama yine içimiz buruk bir emek bayramı yaşıyoruz.
Türk-İş Nisan 2026 verileri toplumsal ve ekonomik felaketi gösteriyor.
Buna göre:
▪️ Açlık sınırı: 34.586 TL
▪️ Yoksulluk sınırı: 112.660 TL
▪️ Bekâr yaşam maliyeti: 44.802 TL
📊 Mutfak enflasyonu:
▪️ Aylık: %5,47
▪️ 4 aylık: %14,74
▪️ Yıllık: %43,90
▪️ Ortalama: %40
👉 Türkiye’de çalışanların büyük bölümü artık açlık sınırının altında yaşıyor.
Ekonomik gerçeklik her geçen gün zorlaşıyor ve sertleşiyor.
Bu tablo:
▪️ Gıda fiyatlarında kontrol kaybını
▪️ Ücret politikalarında gerçeklikten kopuşu
▪️ Enflasyonla mücadelede etkisizliği gösteriyor
Sonuç:
❗ Orta sınıf eriyor
❗ Çalışan yoksulluğu kalıcı hale geliyor
❗ Gelir–gider makası tarihî seviyeye çıkıyor
👉 Artık sorun “yoksulluk” değil, geçim krizidir.
Artık daha köklü bir siyasal değişim şart. Bu da Anahtar Çözümle olur.
✔️ Asgari ücret açlık sınırına değil, yoksulluk sınırına göre ayarlanmalı
✔️ Gıda piyasasında üretim–tedarik zinciri reformu yapılmalı
✔️ Enflasyonla mücadelede güven veren, gerçekçi politika seti uygulanmalı
✔️ Dar gelirliye doğrudan destek + vergi adaleti sağlanmalı
👉 Aksi halde bu tablo geçici değil, yeni normal olur.
Gülistan Doku soruşturmasını yürüten Başsavcı Ebru Cansu:
Sırada Çağla Tuğaltay dosyası var.
26 yıl boyunca 9 savcı ve yüzlerce polis baktı. İki kez özel ekip kuruldu, yine de sonuç alınamadı.
Bakın, bu çok ağır bir ayrıntı; adeta sistematik yetersizlik iddiası.
Tırnak altında DNA, yabancı parmak izleri, Interpol taraması… Boğuşmaya bağlı erkek DNA’sı var. Çocuğun şortunda yabancı erkek DNA’sı var.
Bu, delilsizlik değil; sonuçsuz bırakılmışlık tartışmasıdır.
Gülistan'ı ararlarken barajı boşaltıyorlar ve bir kadın cesedi bulunuyor, bir dereyi arıyorlar başka bir kadın cesedi bulunuyor. Haber kanalları da bunu "Ama Gülistan değilmiş" diyip geçiyor. Dalga mı geçiyorsunuz lan? Bu normal mi? Kim bu kadınlar? Hangi aileler ağlıyor şu an?
Ben Özge Bora.
1982 yılında Almanya’da doğdum, 14 yaşıma kadar orada yaşadım.
Çocukluğumda, yaşımı dahi hatırlamadığım bir dönemde komşumuzun oğlu tarafından istismar edildim. Uzun süre sustum. Bir gün cesaretimi toplayıp anneme anlattım. Doktora götürüldüm. Ama o gün benim yaşadığım travmadan çok "kızlığımı kaybedip kaybetmediğim" önemsendi.
"Bir daha konuşulmayacak" denilerek üzeri kapatıldı.
Ben susturuldum !!!!!
Bugün daha ağır bir gerçekle karşı karşıyayım. Kızım, öz babası tarafından istismara maruz kaldı. İşte o gün, annem gibi susmayacağıma, bunu yapanın en ağır cezayı alması için sonuna kadar mücadele edeceğime yemin ettim.
Bu süreçte; bir yıldır el bebek gül bebek baktığım, yatalak kanser hastası annem bile, sesimi duyurmaya çalıştığım için bana
"Bizi Ünye’ye rezil ettin" dedi.
Kızıma sahip çıktığım için, en çok ihtiyacım olan annem tarafından bile "rezil" ilan edildim.
Evet, onların gözünde rezil olabilirim.
Ama ben biliyorum ki asıl rezalet, bilip SUSMAKTIR.
İçimde fırtınalar kopuyor. Yalnız kalıyorum. En yakınımdan destek yerine itibar düşünülüyor!
Ben bu yoldan asla dönmeyeceğim.
Tek isteğim; bu yolda manevi desteğiniz. Çünkü bir çocuk için susmamak, rezillik değil, onurdur.
20 Ay 17 gündür devam eden
3.Duruşmaya 6 gün kaldı…
🗓 27 Şubat 2026 Cuma
⏰ 10.55
📍 Ünye Ağır Ceza Mahkemesi
Lütfen bu 6 gün boyunca bizden desteklerinizi esirgemeyin 🙏
#ÇocuğunBeyanıEsastır
#ÇocukİstismarıAffedilemez
Korkunç derecede insanlar var. her insan dostumuz, arkadaşımız, akrabamız değil. ödleri kopuyor başarılı olmamızdan, bir şey sahibi olmamızdan, onlardan daha iyi yaşamamızdan. anında düşman oluyorlar bize ve içlerinde çok büyük nefret besliyorlar.