Yarın LGS sınavına girecek genç kardeşlerime kalpten başarılar diliyorum.
Sınavın gözümüzün nuru evlatlarımıza, değerli ailelerine, tüm eğitim camiamıza hayırlı olmasını diliyorum.
Rabb’im zihin açıklığı versin.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) olarak büyük bir hassasiyetle yürüttüğümüz Adli ve İdari Yargı 2026 Yılı Ana Kararnamesi çalışmalarımızı tamamladık.
Kararname detayları, HSK resmi internet sitemizde (https://t.co/X8eLIrXbzk) birazdan yayımlanacaktır.
Aziz milletimiz adına görevini ifa eden kıymetli hâkim ve Cumhuriyet savcılarımıza yeni görev yerlerinde üstün başarılar diliyorum.
Kararnamenin; hâkim ve savcılarımıza, kıymetli ailelerine, yargı teşkilatımıza ve aziz milletimize hayırlı olmasını temenni ediyorum.
Suudi Arabistan’da İslam tarihi için önemli keşif.
🔹Medine’de yürütülen arkeolojik çalışmalarda, Hz. Ömer’in adını taşıyan kaya yazıtı ve erken dönem İslami metinler ortaya çıkarıldı.
🔹Hz. Osman döneminden öncesine tarihlenen ve içlerinde Kur'an ayetlerinin de yer aldığı 1700'den fazla arkeolojik buluntu keşfedildi.
https://t.co/sehzpug7h9
Bu ülkede hapis cezasının olmadığı hiçbir para cezası ne yaparsanız yapın yeterli değildir kültür ve ahlak meselesi mesela karşılıksız çek şikayetlerinde de bunu ticaret erbablar yaşamıştır bu tür şeylerde de yaşıyor bu konuda rekabet kurumu var ama sadece adı var kesilen cezaların çok bir hükmü yok ki o cezaların kesilmemesi için bile farklı yollar farklı girişimler olabiliyor o yüzden hapis cezasını gören her tacir her kişi eşek gibi kurallara uymak zorunda kalıyor bence gayette doğru bir hareket bundan sonraki adım et sektörü başta olmak üzere tüm gıda sektörlerinde de inşallah bu tür girişimler olur
Çünkü para cezaları kardan zarar onlar için çerez parası hükmünde! Devlet istediği şekilde müdahale eder kimseye de sormaz! Ayrıca dediğiniz şekilde komünizme geçseydik sen bu yazıyı da yazmak için on bin defa düşünürdün yazıp yazıp silerdin de sonra boşver şimdi iş çıkartma başına der silerdin..
Vatandaşlarımızın temel gıda ürünlerine adil, güvenli ve makul koşullarda ulaşabilmesi ile tüketici haklarının korunması, en hassas olduğumuz konuların başında gelmektedir. Adalet, İçişleri, Ticaret ile Hazine ve Maliye Bakanlıklarımız bu hedef doğrultusunda koordinasyon ve eşgüdüm içinde hareket etmektedir.
Beyaz et sektöründe piyasa işleyişini bozarak haksız fiyat artışlarına ve tüketici mağduriyetine yol açtığı değerlendirilen eylemlere yönelik, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımız koordinesinde 8 ilde eş zamanlı adli operasyon gerçekleştirilmiştir.
Milletimizin temel gıda tedarik zincirinin kesintiye uğramaması ve ticari faaliyetlerin hukuka uygun, şeffaf ve denetlenebilir şekilde sürdürülebilmesi amacıyla soruşturma kapsamındaki 13 şirkete denetim kayyımı atanmıştır.
Yürütülen soruşturma kapsamında; serbest rekabet ortamını ihlal ederek fiyatları tüketici aleyhine yönlendirdiği değerlendirilen 32 şüpheli hakkında gözaltı, arama ve el koyma işlemleri uygulanmıştır.
Hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde; vatandaşlarımızın ekonomik haklarını zedeleyen, piyasa düzenini bozmaya teşebbüs eden ve haksız kazanç sağlamaya yönelik hiçbir usulsüzlüğe müsamaha gösterilmeyecektir.
Soruşturmayı titizlikle yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımıza, operasyonları gerçekleştiren İstanbul İl Emniyet Müdürlüğümüze ve bu süreçteki değerli katkılarından ötürü Rekabet Kurumu, Piyasa Gözetimi ve Denetimi Genel Müdürlüğü ile MASAK yetkililerine teşekkür ediyorum.
Bir süredir muhalefet mahallesinde ilginç bir tartışma dönüyor.
Düne kadar Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dış politikada yalnızlaştığını söyleyenler, bugün Türkiye'nin bölgesel denklemlerde artan ağırlığını görünce bu kez farklı bir tez ortaya atıyor: "ABD Erdoğan’ı destekliyor."
Peki gerçekten öyle mi?
Yoksa asıl mesele, yıllardır karşı çıkılan politikaların sonuç vermiş olması mı?
Hatırlayalım...
Türkiye sınırlarının hemen ötesinde bir terör yapılanması oluşturulurken Erdoğan yönetimi askeri operasyon kararı aldı. O günlerde Batı medyasının manşetleri de, içerideki muhalefetin açıklamaları da büyük ölçüde aynı çizgideydi.
Libya tezkeresi Meclis'e geldiğinde "Türkiye'nin ne işi var orada?" denildi.
Karabağ'da Azerbaycan'ın haklı mücadelesi sürerken birçok kesim gelişmeleri uzaktan izlemekle yetindi.
Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin hak ve menfaatlerini korumaya yönelik adımlar eleştirildi.
Suriye konusunda ise Ankara'nın güvenlik kaygıları küçümsendi.
Ancak bugün dönüp tabloya baktığımızda farklı bir gerçeklikle karşılaşıyoruz.
Türkiye, sahada ve masada etkili bir aktör olarak varlığını sürdürüyor.
Libya'da denklemin dışında değil.
Karabağ'da Azerbaycan zaferle çıktı.
Suriye'de Türkiye'nin güvenlik hassasiyetleri artık göz ardı edilemiyor.
Rusya-Ukrayna savaşında Ankara, hem Moskova hem Kiev ile konuşabilen ender başkentlerden biri olmayı sürdürüyor.
İşte bazı çevrelerin açıklamakta zorlandığı nokta tam da burası.
Çünkü yıllarca başarısız olacağı söylenen politikalar sonuç üretmiş durumda.
Uluslararası ilişkilerde kalıcı olan şey dostluklar ya da düşmanlıklar değildir. Kalıcı olan güç dengeleridir.
Bugün Washington'ın, Avrupa'nın ya da bölgedeki diğer aktörlerin Türkiye'nin tezlerine daha fazla kulak vermesi bir sempati meselesi değil; ortaya çıkan yeni jeopolitik gerçekliğin sonucudur.
Devletler güçlü gördükleri aktörlerle çalışır, sonuç alan liderleri dikkate alır.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın son yıllarda inşa ettiği etki alanı da tam olarak buradan kaynaklanıyor.
Kriz anlarında risk alabilmesi, uluslararası baskılar karşısında geri çekilmemesi ve uzun vadeli hedeflerden vazgeçmemesi onu sıradan bir siyasi figür olmaktan çıkarıp küresel ölçekte etkili bir lider konumuna taşıdı.
Bugün gelinen aşamada ise yeni bir hedef öne çıkıyor:
Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge vizyonu.
Yıllardır Türkiye'nin güney sınırında oluşturulmak istenen istikrarsızlık kuşağına karşı verilen mücadele, artık daha geniş bir stratejik çerçevenin parçası hâline gelmiş durumda.
Terör örgütleri üzerinden bölgeyi yeniden şekillendirmeyi amaçlayan senaryoların önemli ölçüde bozulduğu görülüyor.
Bu nedenle mesele sadece güvenlik politikası değildir.
Mesele, Türkiye'nin kendi geleceğini başkalarının planlarına göre değil, kendi önceliklerine göre şekillendirme iradesidir.
Belki de bazı çevreleri rahatsız eden asıl gerçek budur.
Çünkü ortaya çıkan tablo, yıllardır anlatılan "Türkiye kaybediyor" hikâyesiyle değil; Türkiye'nin sahada ve diplomaside elde ettiği kazanımlarla açıklanabiliyor...
Şu hesabı açıp paylaşımlarını/yanıtlarını kontrol etmenizi istiyorum. Çinlilerin Türk kamuoyunu etkilemek için gerçekleştirdikleri küçük bir operasyon örneği.
-Adam Türk kullanıcıların BYD’yi eleştiren neredeyse her yorumuna (hatta düşük etkileşimli olanlara bile) aynı kopyala-yapıştır tarzı mesajlarla cevap veriyor.
-Paylaşımları çok sistematik ve tek amaçlı: Türk kamuoyunda “asıl suçlu Türkiye tarafı” algısını yaratmak, BYD’yi mağdur göstermek, tartışmayı “Türkler güvenilmez” noktasına çekmek.
-Adam Çin ve BYD lehine bilgi operasyonu yapıyor resmen. Türkiye’de “biz mağduruz, siz sözleşme düşmanısınız” algısını yayıyor.
-Ve şuna eminim rastgele bir Çinlinin kendi başına yaptığı bir şey değil. Sistemli, tek amaçlı ve hedef odaklı.
Sakın düşmeyin….
Not: Bu paylaşım üzerinden yorum yapan Türk hesapların saflığını da bir kenara not edin.
Akdeniz’de, özellikle Kıbrıs Adası’nda bir fitne ateşinin yakılmak istendiğini görüyoruz; bu gelişmeleri yakından takip ediyoruz.
Çok açık söylüyorum:
Eğer Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin ve Kıbrıs Türkü’nün hak ve hukukuna kastedilirse cevabımız çok net olur, çok da sert olur.
▪️100 milyonluk Influencer hesaplarını bir gecede kapatan Çin aslında ne yapmak istiyor?
▪️Çin 2 yıl önce sosyal medya platformlarına, lüks yaşamı özendiren adeta insanları “paraya tapınmayı’ teşvik eden içeriklere karşı karşı savaş açtı…
▪️Weibo, Douyin (Çin TikTok’u) ve Xiaohongshu gibi platformlarda binlerce paylaşım kaldırdı , yüzlerce hesap kapatıldı.
▪️Lüks arabalar, malikâneler, mücevherler ve aşırı tüketim gösterileriyle ünlenen bazı fenomenlerin hesapları erişime kapatıldı.
▪️Bunlardan en bilineni, “Çin’in Kim Kardashian’ı” diye anılan Wang Hongquanxing oldu.
▪️Çin’in toplum sağlığına zararlı içerik üreticileriyle mücadelesi zaman içinde bürün dünyaya yayılacak. Ya ülkeler sanal medyayı ya da sanal medya ülkeleribitirecek.
Bunun birçok sebebi ve birçok yansıması var ama milletin yazdığı demokrasi, hukuk, adalet falan bunlar sebepler arasında bile değil...
Öyle olsa her şeyden önce Çin gibi Kamboçya gibi Tayland gibi ülkeler bir kuruş bile yatırım alamazdı, işin siyasi goygoyu anlamsız...
BYD imamoğlu ceza evinde mi diye bakmıyor ABD-AB restleşmesi ve Çin'in ABD ile devam eden ticaret savaşlarına odaklı hamle yapıyor...
Türkiye ise bu savaşta ABD yanlısı bir tutum izlediği için Çin mallarına muazzam zorluklar çıkarıyor ve ek vergiler uyguluyor...
AB için ana pazar Çin ve aynı şekilde Çin de Asya pazarını artık tam anlamı ile aşmak istiyor...
Tartışacaksak boş siyasi saçmalıkları değil neden ABD tarafında durduğumuzu ve yeni dünyanın şekillendiği süreçte Asya-Pasifik hattını tartışalım...
Şu an ne Avrupa pazarında ne de uzakdoğu pazarında hiçbir şart altında fiyat tutturamıyoruz asıl risk burada...
Osmanlı çınarı, bayrağımızı 7 iklimde gururla dalgalandırmıştır.
Osmanlı’nın yerini alan Türkiye Cumhuriyeti bu topraklardaki ilk değil, son devletimizdir.
Devlet-i ebet müddet, aziz milletimizin bizatihi kendisidir.
Türk milleti var oldukça devletimiz var olmaya devam edecek.
Üstat kimle görüşüyorsan bizim dosyalar hakkında da bilgi alsan 1-2 yıldır belki 3-4 yıldır Bölge Adliye Mahkemesi ya da Yargıtay‘dan çıkmayan dosyalarımız var kaynaklar sağlamsa şayet çünkü biz kendi dosyalarımızda bile bırak telefonla bilgi almayı kaleme gittiğimizde dahi bilgi alamıyoruz yerine göre o yüzden helal olsun tebrik ve takdir ediyorum seni ☺️