2 Temmuz 1993'te Sivas Madımak'ta yaşanan katliamda hayatını kaybeden bütün canları rahmetle anıyorum.
Bu ülkenin yaşadığı derin acılar bize bir yol gösteriyor; asla ve asla kör karanlık akılların ürettiği nefretin ülkemizi sarmasına izin vermeyeceğiz. Birliğimizden, beraberliğimizden vazgeçmeyeceğiz.
NATO Zirvesi öncesinde Ankara’da ortaya çıkan tablo, iktidarın kendi halkına duyduğu güvensizliği bir kez daha ortaya koydu.
Kendine güvenen bir hükümet, ülkesini ve halkını misafirlerinden saklamaya çalışmaz. Gazeteciden ve ifade özgürlüğünden çekinmez. Vatandaşından utanmaz. Yurttaşını tehdit gibi görmez. Şehrin olağan hayatını askıya alarak itibar kazanacağını aklından bile geçirmez.
Zirve öncesinde gözünün üstünde kaşın var denilerek gözaltına alınan yüzlerce kişi, akreditasyonu engellenen gazeteciler, olağanüstü güvenlik önlemleriyle günlük hayatından koparılan bir başkent…
Erdoğan’ın ülkemize reva gördüğü tablo budur.
Türkiye’nin panellerin veya kapalı yolların arkasında gizlenecek, utanılacak bir görüntüsü yoktur. Asıl utanılacak olan iktidarın yok ettiği kurumlar, bitirmeye ant içtiği demokratik birikim, yurttaşlara reva görülen antidemokratik uygulamalar ve artık arşa varan hukuksuzluklardır. Bunları da panellerle kapatamazsınız.
İtibar demokratik ve özgür bir toplumla kazanılır.
Gerçekten çok hasta bir adam, oğluyla, geliniyle tehdit edilen bir adam, bir belediye başkanımız, hatta itirafçı olmadan 1 - 1,5 ay önce, “günü geldiğinde itirafçı olacak” diye Adalet Bakanı tarafından anons edilen Muhittin Böcek, benim hakkımda taksitle 4. defa verdiği ifadede yalan konuşmak zorunda kaldı.
Faydası olacaksa büyük bir yalan söylesin de bir an önce çıksın Muhittin Böcek.
The picture that has emerged in Ankara ahead of the NATO Summit tells us something very clear. This government does not trust its own people.
A self-confident government does not try to hide its country or its citizens from its guests. It does not fear journalists or freedom of expression. It is not embarrassed by its people. It does not treat citizens as a threat. It does not imagine that shutting down daily life in the capital will bring international respect.
Yet this is what we have seen.
Hundreds of people detained on flimsy and vague grounds. Journalists denied accreditation. A capital city pulled away from its normal life by extraordinary security measures.
This is the image Erdoğan has chosen to present on behalf of our country.
But Türkiye has nothing to be ashamed of. There is nothing about our people, our streets or our cities that needs to be hidden behind panels, barriers or closed roads.
The real concern is elsewhere. It is the institutions weakened by this government, the democratic heritage it has tried to erase, the anti-democratic practices imposed on citizens, and the lawlessness that has now become impossible to ignore.
No panel can hide that.
Respect is earned through a free and democratic society.
Bizleri zindana atıp, parti binalarına kayyım atayınca milleti çaresiz bırakacağını sananlar bu fotoğrafa iyi baksın!
Milletin adalet, demokrasi ve refah umudunu binalara, tabelalara zimmetli zannedenler büyük bir hüsrana uğrayacak. Umut her adımda daha da büyüyecek.
Beylikdüzü Belediye Başkanlığım döneminde belediyemizin çocuk meclisi başkanı olan, Beylikdüzü gençlik örgütümüzün parlak siyasetçi adayı Suzan Rüya Balçık kardeşimizin vefatını üzüntüyle öğrendim.
Sevgili Rüya’ya Allah’tan rahmet, ailesine, sevenlerine, Beylikdüzü örgütümüze başsağlığı diliyorum.
Mustafa Kemal Atatürk adına yapılan Gazi Koşusu’nun 100. yılı yarışını kazanan Bay Nalçakan’ın sahipleri, yetiştiricilerini ve jokey Halis Karataş’ı tebrik ediyorum.
Nice 100 yıllara!
Aşure; bereketin, dayanışmanın, birlik ve beraberliğin simgesi.
Biz çok büyük ve çok güçlü aynı zamanda çok güzel bir milletiz. Kimliklerimiz, inançlarımız, fikirlerimiz farklı olabilir ama tarihimiz, acılarımız, sevinçlerimiz var ve bir.
Hepimiz bu canım güzel ülkemizde herkes için mutlu ve güzel bir gelecek kurma idealini paylaşıyoruz.
Geçmişimiz ve geleceğimizle bağlı olduğumuz bu aziz vatanda tek bir vatandaşımızın bile ayrımcılığa uğramasını asla kabullenmedik, kabullenmeyeceğiz
10 Muharrem’de Hz Hüseyin’in insanlık onuru için ortaya koyduğu duruş ve şehadetinden sonra bugün Aşure lokması ile insanlık bu acının bilinci ve değeri ile bir sofrada buluşuyor. İnsanlığın en temel değerlerine, insanlık onuruna, iyiliğe, barışa niyet edilerek pay edilen aşure lokmaları Hakk katında kabul olsun.
“Selvi Boylum Al Yazmalım”ın İlyas’ını, “Köprü”nün Ahmet’ini, “Yılanların Öcü”nün Kara Bayram’ını, “72. Koğuş”un Ahmet Kaptan’ını, “Tatar Ramazan”ı kaybetmişiz.
Kadir ağabeyin sinemada canlandırdığı her karakter aslında bizden biriydi.
Onurlu, namuslu, haksızlığa boyun eğmeyen bir adamdı ve bu yüzden onu sevdik. Kendisini, sanat hayatının yanında toplumsal meselelere dair duyarlılığı ve her daim barış için atan güzel yüreği ile hatırlayacağız.
Hepimizin başı sağolsun.
Nur içinde yat Kadir İnanır.
Emekli amcamızın ellerinden öperim. “İmamoğlu’nun orada” dediği yer bizim Kent Lokantalarımız.
Bu iktidarın sefalete ve açlığa mahkum ettiği büyüklerimiz için çok daha fazlasını yapacağız.
Emeğini bu ülke için harcamış büyüklerimize insan onuruna yakışan bir emeklilik dönemi yaşatacağız.
23 Haziran 2019…
Hukuksuzluğa karşı milletin cevabının olduğu gün…
Ne yaparlarsa yapsınlar, millet cevabını yine verecek.
Sandık kurulacak, millet kazanacak!
Sevgili gençler, bu filmi tam 10 yıl önce Cumhuriyet ve demokrasiye darbe girişiminde bulunanlara karşı, milletimize bir uyarı olarak paylaşmıştım.
Ne yazık ki hâlâ milli iradeye karşı yapılan darbelerle mücadele ediyoruz.
Bugün en büyük değerlerimiz olan Cumhuriyet ve demokrasiyi koruyup geliştirmek için hep birlikte büyük azim ve kararlılıkla mücadele etmek şarttır.
İstanbul’un kalbinde, Avrupa’nın dört bir yanından gelecek sporcuları, gençleri ve misafirleri ağırlamamıza 1 yıldan az bir süre kaldı.
İstanbul 2027 Avrupa Oyunları logosu, şehrimizin enerjisini, çeşitliliğini ve ortak geleceğe olan inancını yansıtıyor.
İstanbul’a Avrupa Oyunları çok yakışacak. Şehrimiz, tarihiyle, kültürüyle, dinamizmiyle ve insanlarıyla bu büyük organizasyona ev sahipliği yapmaya hazır.
Sporun birleştirici gücüne inanıyoruz. İstanbul 2027, farklı ülkelerden insanları dostluk, dayanışma ve barış etrafında buluşturacak unutulmaz bir şölen olacak.
Boğaz’ın iki yakasını birbirine bağlayan köprülerimizde Olimpiyat Halkaları’nı göreceğimiz günü sabırsızlıkla bekliyorum.
Tüm İstanbulluları bu heyecana ortak olmaya, Avrupa Oyunları’nı birlikte sahiplenmeye ve şehrimizin bu büyük yolculuğuna destek vermeye davet ediyorum.
Bu ülkenin bütün çocukları; korkunun değil umudun,
ayrışmanın değil kardeşliğin,
umutsuzluğun değil adaletin hüküm sürdüğü bir ülkede yaşamayı hak ediyor.
Bugün, evladını düşünen her babanın,
evladına hasret kalan her babanın,
babasını özleyen her evladın Babalar Gününü yürekten kutluyorum.
İyi ki varsınız.
Değerli yol arkadaşım Adalar Belediye Başkanımız Ali Ercan Akpolat’ın yıllarca unutulmuş Adalar ilçemize yaptığı hizmetler belli ki yine birilerini rahatsız etmiş.
İBB ile koordineli çalışarak ilçenin kronik sorunlarını çözmek için gece gündüz çalıştığına hem ben şahidim hem de tüm adalılar şahittir.
Mersin Silifke Belediye Başkanımız Mustafa Turgut da yine aynı şekilde gözaltında.
Suç aramaya gerek yok, CHP’li olması yetiyor artık sabahın köründe gözaltına alınmak için.
Başkanlarımızın yanındayız.
Bir şey değişecek, her şey değişecek!
Sevgili gençler,
Önünüzde uzun yıllar var, gençliğiniz var. Ve birlikte yapacak çok işimiz var, düştüğü yerden kaldırılacak, dünya ile her alanda rekabet edecek bir ülke sizleri bekliyor.
Hepinize sonsuz başarılar ve çok güzel bir gelecek diliyorum.
Değerli İzmirli Hemşerilerim ve Kamuoyumuzun Bilgilerine
Cumhuriyet Halk Partimiz’in maruz kaldığı “Mutlak Butlan” kararı ve takip eden süreçte yaşananlar herkesin malumudur. Bu sürecin Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulmuş ve Cumhuriyetimizi kurmuş olan partimizde büyük zararlara yol açtığını görüyor ve anlıyorum. Özellikle son günlerde üst üste alınan ihraç kararları çok endişe vericidir. Dün, bir grup il başkanı ile birlikte İzmir İl başkanımızın görevden alınması İzmir’in siyasi iradesine yapılmış büyük bir haksızlık ve kabul edilemez bir yanlıştır.
Partimizin üyelerinden ve seçmeninden gelen siyasi iradenin hoyratça gözardı edilmesi, gelecek günlerde alınacak benzer kararların habercisi niteliğindedir. Ardı ardına alınan bu kararların olağan görülmesi ve kabul edilmesi mümkün değildir. Bu şartlar altında çıplak gerçeklerle yüzleşmemizin artık kaçınılmaz olduğunu düşünüyorum. Partimizin normal demokratik yönetim ortamına en kısa zamanda kavuşması için hepimizin üzerine düşen sorumluluklar elbette vardır. Bugüne kadar ki tavrımla, söylemlerimle ve olağanüstü kurultay için imzamı vererek bu sürece elimden geldiğince katkı vermeye çalıştım.
Ancak anlıyor ve görüyorum ki iyiniyetli çabalarımız beklediğimiz süre içerisinde sonuç vermeyecek, bunun yanında pek çok parti üyemiz haksız ve hukuksuz bir şekilde hedef yapılmaya devam edilecektir. Ülkemizin her türlü kurgu, vesayet ve manipülasyondan uzak, halkımızın hakları ve refahı için çalışan bir Cumhuriyet Halk Partisine ihtiyacı olduğuna yürekten inanıyorum. Yaşamım boyunca bu mücadelenin bir parçası olmaya devam edeceğim. Ancak “ Mutlak Butlan CHP’si” bu mücadelenin çatısı değildir.
Bu kanaat ve düşüncelerle, büyük bir üzüntüyle ve bir gün geri dönebilme umuduyla Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğimden istifa ediyorum. Bundan sonraki süreçte bağımsız olarak İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevimi sürdürecek, şehrimize ve halkımıza tüm gücümle hizmet etmeye devam edeceğim.
Saygılarımla bilgilerinize sunarım.
Devlet, milletle mücadele etmeyi bırakıp milletin aklını, vicdanını ve iradesini kendi stratejik aklıyla buluşturmak zorunda.
Çünkü demokrasimizin de güvenliğimizin de kalkınmamızın da toplumsal barışımızın da tek yolu budur.
Bizim mücadelemiz de tam olarak bunun mücadelesidir.