Bir kız çocuğu okursa, yarın değişir.
Çünkü her kız çocuğu okuyabilmeli, öğrenebilmeli ve kendi geleceğini kurabilmeli.
Kız çocuklarının eğitimi, çadğdaş geleceğimizin güvencesidir.💙
5 grup fon yolsuzluğu ile ilgili önergeler vermişti, AKP’li milletvekilleri hemen öncesinde karar yeter sayısı isteyip yoklamaya girmedi.
TBMM’de Fon Hırsızlığı konuşulmasın diye TBMM’yi kapatıp kaçtılar…
Bugün kaçtılar ama kaçamayacaklar!
Haksızlık karşısında susmayacağız demişti Sayın Cumhurbaşkanı BM kürsüsünden…
Biz de faillerinden hesap soruluncaya kadar asrın dolandırıcılığı karşısında susmayacağız.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın BM’de okuduğu Sezai Karakoç’un şiirindeki dizelerin ışığında bu rezaleti halkımıza anlatmaktan geri durmayacağız.
Ne diyordu Sezai Karakoç?
Sayın Cumhurbaşkanımıza hatırlatalım:
“Onlar sanıyorlar ki biz sussak mesele kalmayacak.
Halbuki biz sussak, tarih susmayacak.
Tarih sussa, hakikat susmayacak.
Onlar sanıyorlar ki bizden kurtulsalar mesele kalmayacak.
Halbuki bizden kurtulsalar, vicdan azabından kurtulamayacaklar.
Vicdan azabından kurtulsalar, tarihin azabından kurtulamayacaklar.
Tarihin azabından kurtulsalar, Allah'ın gazabından kurtulamayacaklar.”
Anayasamızda çiğnenmedik madde bırakmayan AKP Rejimi, bugün de Basın Özgürlüğünü düzenleyen 28inci maddeyi gözüne kestirdi.
17 yıllık yayın hayatında aylık 18 milyon erişim rakamına ulaşan, X hesabının 2 milyona yakın takipçisi olan, 110'dan fazla personel istihdam eden T24, bugün skandal bir kararla erişime kapatıldı. Her gün kadın cinayetlerinin işlendiği, çocukların uzun namlulu silahlarla birbirini vurduğu bir ülke yaratarak binlerce ailenin ocağını söndürenlerin eseri olan sözde "Ailem Güvende" operasyonunun tek amacı muhalif medyayı susturmaktır. Bununla medyaya verilen mesajı hepimiz görebiliyoruz: "Burası 1984 ve Büyük Birader sizi izliyor"
Ne yaparsanız yapın nafiledir. Susturmaya çalıştığınız medya, hükümetinizin bütün ayıplarını halka ifşa etmeye devam edecek. Bu ülke ve halkı, sizin Neo-İstibdat düzeninize teslim olmayacak. @t24comtr_
29.09.26
Sevgili Deniz Göktaş,
Öncelikle tahliyene çok çok sevindim. Beraber bir arada dönme hayalini, bugün haberlerde senden duymak beni çok duygulandırdı ve sevinçten ağlattı.
Şuna güveniyorum;
“Ekmeğin yanında gelen poğaça”nın yarattığı duyguyu anlayacak sayılı kişilerden biriyim :)
Özgür günlerde, bunun muhabbetlnl yapmak istersen ki; ben çok isterim şimdiden söyleyeyim.
Sevgi ve selamlarımla.
Sinem Dedetaş
Foncunun 2 milyarcık karını iade ettiği söyleniyor.
Eee?
İBB Bursuyla okuyan bir “kamu görevlisi” o fona yatıracak 163 milyon TL’yi nereden bulmuş?
Bu fona girmesine ve tam da çiçek gibi zamanda çıkmasına dair engin(!) öngörüyü nasıl edinmiş?
Sadece etkin pişmanlıktan yararlanmak için bile ödemesi gereken artı 2 milyarı da ayrıca yatırmış mı!?
Banka soyan biri yakalanınca çaldığı parayı savcılığa teslim edip elini kolunu sallayarak çıkıp gidebilir mi mesela?!
Bu mudur?!
Sevgili yurttaşlar,
Aralarında benim de olduğum yüzlerce seçilmiş, siyasetçiler, gazeteciler, sanatçılar sadece siyasi tutumları nedeniyle, haksız hukuksuz biçimde cezaevlerinde tutuluyor.
Bizden tüm yaşananlara razı olmamız, olan biteni talihsizlik sayıp susmamız bekleniyor.
Susmayacağım. Hatay halkı beni, kendisi adına söz söylemem ve hesap sormam için seçti. O görevden vazgeçmeyeceğim.
Artık bıçak kemiğe dayanmıştır.
Meclis’in açıldığı bugün, Hatay halkının gasp edilen temsil hakkını ve emekçilerin, yoksulların, bilcümle halkımızın, adalete aç olanların duyulmayan sesini duyurmak için 24 saatlik açlık grevine başlıyorum.
Bu aynı zamanda, Anayasa’ya uyulması, Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanması ve görevimi yapmamın önündeki engelin kaldırılması için bir çağrıdır.
Ülkenin sorunlarını kendi sorunu bilen herkesi sesini yükseltmeye çağırıyorum. Bizi kendimizden başkası kurtarmayacak. Haklarımızı, ülkemizi ve geleceğimizi birlikte kazanacağız.
Ş. Can Atalay -Seçilmiş Hatay Milletvekili-
Srebrenitsa Soykırımcısı Ratko Mladiç’in cenazesinin, askeri törenle bir kahramanlık gösterisine dönüştürülmesini kınıyorum.
Sırbistan makamlarının bu sorumsuz tutumu kabul edilemez. Bunu yalnızca bir siyasetçi olarak değil, bir insan olarak da kınıyorum.
Soykırım suçlularını yüceltmek kimseye bir şey kazandırmaz; hepimize insanlığımızdan kaybettirir. Sırbistan makamlarını, Bosnalı Müslümanların acılarını derinleştirecek davranışlardan uzak durmaya çağırıyorum.
Bosna’nın acısı bizim acımızdır. Srebrenitsa Soykırımı’nda yaşamını yitiren kardeşlerimizi rahmetle anıyor; bu insanlık suçunu işleyenleri ve sessiz kalarak ortak olanları lanetliyorum.
Belediye başkanını ve belediye meclis üyelerini tutuklayarak seçim kazanma zaferi Ak Parti’ye nasip oldu.
Türkiye’de seçimlerin bir anlamı kalmadığında rahat edeceğinizi mi zannediyorsunuz?
Üsküdar sizin değil.
İstanbul sizin değil.
Türkiye sizin değil.
Milletin.
Millet kendinin olanı elbet geri alacaktır.
Ne uğruna bu zulmü yapıyorsunuz?
Amine Cansu Çelik, Üsküdar'ın Belediye Başkan yardımcısı, meclis üyesi. Üsküdar halkının tertemiz oylarıyla seçilmiş, görevini yapıyordu.
Babasının beynine pıhtı atmış hastanede, 4 yaşındaki evladı evde Amine'yi bekliyor, ancak Amine tutuklu, hapiste. Ne için? AKP Üsküdar Belediyesi'ne çöksün diye!
Hak etmediğiniz koltuklar için, gözü doymayan hırsınızla insanların hakkına giriyorsunuz, büyük veballer alıyorsunuz. Halk gerçek yüzünüzü görüyor, büyük bir ibret ile olan biteni izliyor.
Amine yalnızca bir arkadaşımız. Onlarca yol arkadaşımız, tertemiz insanlar ve aileleri, tüm bu eziyetlerin bedelini ödüyor.
Herkes emin olsun ki, bu iş böyle gitmeyecek.
Tarihte dönmeyen devran da, bitmeyen zulüm de yok.
Biz kazanacağız, halk kazanacak, vicdan kazanacak!
Deniz Gökçek’e yaptığınız yüz karasıdır. Üsküdar’da yaptıklarınızdan utanmıyor musunuz?Döneminiz sadece zulüm devri değil bir utanmazlık dönemidir. Çok değil üç beş yıl sonra lanetle anılacaksınız. Ülkemiz ve zulmettiğiniz insanlarımız adına derin bir üzüntü içindeyim. Suç mudur?
Yaşamı boyunca demokrasi ve insan haklarından yana duruşuyla belleğimizde yer edinen, Türk basınının değerli kalemlerinden Cumhuriyet Gazetesi yazarı ve Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Şükran Soner’i kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz.
ÇYDD olarak Şükran Soner’e rahmet; ailesine, yakınlarına, Cumhuriyet Gazetesi’ne ve Türk basınına başsağlığı diliyoruz.
Deniz Zeyrek, madenci sendikacılarının tutuklanmasına:
"AK Parti artık patronların partisidir.
AK Parti artık hakkını arayan işçilerin değil, o işçilere haklarını vermeyen patronların yanındadır.
Ülkede sendikal faaliyet artık tutuklanma nedeni.
Başaran Aksu'yla Gökay Çakır'ın başından bu yana yaptıkları şey işçilerin hakkını aramaktı. Tamamen sendikal faaliyet, anayasa tarafından güvence altına alınmış bir çalışmaydı."
Bağımsız Maden İş Sendikası Genel Başkanı Gökay Çakır ve Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu'nun tutuklanması, Saray'ın madenciyle patron arasında kimin safını tuttuğunu bir kez daha gösterdi. Yandaş yargının bu kararına şaşırmadık ama burada biter zanneden patronu ve iktidarı şaşırtacağız.
Direnen sendikacılar derhal serbest bırakılsın!
Komedyen Deniz Göktaş 54 gündür cezaevinde: İddianame hâlâ hazırlanmadı
Komedyen Deniz Göktaş 54 gündür cezaevinde.
Deniz’i unuttuk sanmayın!
Deniz Göktaş'a Özgürlük.!
Deniz Göktaş'ı Salın.!
#DenizGöktaşSerbestBırakılsın
Tarihimizin en büyük kahramanlık destanlarından biri olup halkımıza kesin zafer ve egemenlik onurunu yaşatan Büyük Taarruz’un başlangıcının 104. yıl dönümünde başta Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere ulusal kurtuluş savaşımızda hayatını kaybeden tüm kahramanlarımızı bir kez daha saygı ve minnetle anıyoruz.
#ÇağdaşYaşamıDesteklemeDerneği