Tutuklamalar yapıldıktan sonra:
Bir Sepet kurulup bu sepetin içine:
1) ÖZELLİKLE Tera ve Pusula gibi şirketlerin FONLARINI ilk kuran ve o fonlara ilk yatırım yapıp parasını 100 Katına 200 Katına 300 Katına 500 Katına çıkaranların elde ettikleri FAHİŞ karlar konulmalı.
YANİ: Size ta 3 YIL önce anlattığım CLAWBACK yöntemi ile bu Ponzi sitemine ilk girip çıkanların ana paraları dışında elde ettikleri karlar geri çağrılmalı.
2) Sonrasında bu Şirketlerin tutuklanan TÜM Başkanları ve Yönetim Kurulu üyelerin bu fonlardan elde ettikleri KAR PAYI, Huzur Hakkı, Maaşları geri çağrılmalı onlarda SEPETE atılmalı. Aynı zamanda bu kişilerin ayrıca yanda kurdukları şirketler aracılığı ile FONA aldıkları hisseleri önden aldıkları belirlendikten sonra EK cezalar verilmeli.
3) Sonrasında bu Şirketlerin tüm yöneticileri ve tüm yönetim kurulu üyeleri muhtemelen alacakları hapis cezalarının ardından ÖMÜR BOYU Finans piyasalarından MEN edilmeli.
4) Sonrasında bu fonların kuruldukları günden beri topladıkları İŞLETİM ÜCRETLERİ de SEPETE toplanmalı.
5) Bu fonlar adına SOSYAL medyada uyarı yapmaya çalışan insanları davalar ve tehditler ile korkutan şu anda da hesaplarını silip kaçanlar tespit edilmeli. Bu kişiler de alacakları hapis cezalarının yanında finansal piyasalardan Ömür Boyu MEN edilmeli. (Burada beni tehdit edenlerden bir örnek verebilirim: Örneğin BaşkanlıkDivanı takma adını kullanan hesap)
6) Son olarak Şirket hisselerinin 30 Katına, 50 Katına, 100 Katına çıkmasını kenardan izlemeleri AKIL ve MANTIK ile açıklanamayacak şirket sahipleri sorgulanmalı. Suçlu bulunurlarsa adaletin keskin kılıcı onları da kesmeli.
Sepette toplanan paralar ile herkes fondaki payları oranında ödeme almalı.
Bu sayede bu badireyi ülke olarak en az hasar ile atlatırız.
Yetkilileri bu konuların üzerine gittileri için TEBRİK ederim. Bu önlemleri alınca ülkemizin sermaye piyasaları ÇOK DAHA sağlıklı ve güçlü şekilde yoluna devam edecektir diye umuyorum.
Bu konuda canı yanan tüm kesimden insanlara tekrar geçmiş olsun. Zararlarınızı bu şekilde minimuma indirmenizi dilerim.
Em. Amiral Türker Ertürk’ün avukatı Ayhan Yıldızel’in duruşma sonrası çığlığı (8 Eylül 2026):
“Bu gün Bakırköy 5. Asliye Ceza Mahkemesinde duruşmada, müvekkilim T. Ertürk’ün,
- ortada bir suç ve suçlu bulunmamasına,
- tutuklama kararının hiçbir hukuki gerekçesi olmamasına karşın,
- tutukluluğunun devamına karar verilmiştir.
...
Bu durum salt bu davaya ya da müvekkilimize özgü değil.
Türk halkının çoğunluğu yargı organlarının, iktidarın politikalarının aracı olarak kullanıldığını anlayıp karşı duruş sergileyene dek bu vb. uygulamalar sürecektir.
Burada hukukçuların yapabileceği bir şey yoktur.” ...
AKP/RTE, bu ürkünç (vahim) gerçek ve tarihsel uyarıyı dikkatle not etmeli ve artık durmalıdır.
Timur Soykan: "Büyük şaibelerle Üsküdar Belediye Başkan Yardımcılığı koltuğuna oturan Dündar Ziya Gültekin.
Her gün, aslında hak etmediği koltuğu, hak etmediği başkanlık unvanıyla sokaklarda geziyor. Bakın, bir çocuğa sarılıyor orada, orayı görünce benim kanım donuyor.
Neden biliyor musunuz? Çünkü onun bu koltuğa oturması için Amine Cansu Çelik hapsedildi. Üsküdar Belediye Başkan Yardımcısı. Niye? Mecliste oy kullanamasın diye.
Amine Cansu Çelik'in 4 yaşında bir kızı var. Ve o 4 yaşındaki kızı annesinden kopartıldı. Niye? Bu adam bu şovları yapacak diye, ya bir çocuk annesinden koparıldı, senin o koltuğa oturman için.
4 yaşında bir çocuk annesi için ağlıyor, annesini cezaevinde gördüğünde "Teyze" demiş. "Annem nerede teyze?" diye soruyor."
Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan’ın hesabından İsviçre’deki bir hesaba 15 milyon dolar, Pusula Portföy Yönetimi Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız’ın hesabından ise yine İsviçre’deki bir hesaba 25 milyon Euro transfer edildiği belirlendi.
🔴"BU İŞİN İÇİNDE BÜROKRATLAR DA VAR!"
🎙️Prof. Dr. Oğuz Oyan: “Bu şirketlere neden izin verildiğinin üzerine gidilmesi lazım. Burada kötü niyet arıyorum. Kurumların yönetiminde olanlar bakımından bir vurgun niyeti olduğunu görüyoruz. Bunun üstüne gidersek işin içinde siyasiler, yüksek bürokratlar var. Kötü niyet, kötü niyete alet olma ve dolayısıyla vurguna hem seyirci kalma hem ortak olma var. Siyasetçinin ve yüksek bürokrasinin ortak olmadığı bir yapının bu kadar göz göre göre yapılması mümkün olmazdı."
🔗https://t.co/SPDwFlzKm1
Çakarlı araçlardan sonra bir de başımıza “Ülkü Ocakları Başkanlığı” adı taşıyan plakalı araçlar çıktı. Kafalarına göre hiçbir resmiyeti ve geçerliliği olmayan bu plakayı arabalarına takarak her türlü işi yapıyorlar. Bakan mısınız, vali misiniz, kime gövde gösterisi yapıyorsunuz? Suç işleyen çetelerden bir farkı yok şu durumun. Hangi akla hizmetle bu şekildeki bir plakayla trafiğe çıkıyorlar, anlamıyorum. Devletin resmi kurumları hariç hiç kimse trafiğe bu şekilde kafasına göre uydurduğu plakalarla çıkamaz. O zaman ben de bir parti kurup ardından plaka çıkartıp “Alp Kılınç İl Başkanlığı” yazıp çıkıp gezeyim trafikte. Kırmızı ışıkta geçeyim, trafiğin akışını ve kontrolünü bozayım. Olacak iş değil…Umarım yetkili merciler bu arkadaşa gerekli cevabı verir.
Tüm Türkiye’nin dikkatine!
AKP’nin vatandaşa ihanet niteliğindeki köprü ve otoyol özelleştirme planının faturasını tek tek açıklıyoruz.
Özelleştirme kapsamına alınan;
Otoyolun adı: KGM Anadolu Otoyolu
Güzergahı: İstanbul-Ankara
Uzunluğu: 379 km
Geçiş ücreti: 338 TL
Bu özelleştirme gerçekleşirse, araç geçiş ücretine yapılması beklenen zam oranı %460❗️
Peki nasıl?
🔵Karayolları 1.Bölge’deki, İstanbul-Ankara güzergahını kapsayan, kamunun işlettiği, Anadolu Otoyolu’ndaki araç geçiş ücreti:
🔵Kilometre başına 0,89 TL
🔴Aynı güzergahta bulunan ve Yap-İşlet-Devret modeliyle yapılan, yandaş şirketlerin işlettiği, Kuzey Marmara Otoyolu’nun şu anda araç geçiş ücreti:
🔴Kilometre başına 4,96 TL
Aradaki fark 4,6 kat❗️
Sonuç⬇️
KGM Anadolu Otoyolu özelleştirilirse;
Şu anda 338 TL olan araç geçiş ücreti, kademe kademe 1.890 TL’ye kadar çıkacak!
Bu da %460’a kadar zam demek!
Bunun adı vatandaşı soyma planıdır!
Yusuf HALAÇOĞLU'ndan
Kadir MISIROĞLU severlere güzel bir bilgilendirme yazısı:
Osmanlı Devleti, bugün 12 Adalar olarak bilinen adaları İtalya'ya bırakıyor.
Sene 1912, Uşi Anlaşması'dır bu gördüğünüz anlaşma.
İtalya'ya bırakıyor fakat geçici olarak.
Anlaşma şartlarına uyulduğu takdirde adalar tekrar Osmanlı Devleti'ne geri verilecek.
Fakat şartlara uyum sağlanmıyor.
Bu yüzden 3 yıl sonra yani 1915'te Londra'da bu konu gündeme geliyor ve Londra Paktı denilen anlaşmada bu adaların tamamı İtalya'ya bırakılıyor.
Bakınız itiraz eden hiçbir padişah yok. Hiç sultan yok.
Adaları İtalya'ya bırakmakla kalmıyorlar aynı sene bir de Çanakkale Boğazı'na dayanıyorlar ve Çanakkale Savaşı'nı yapıyoruz.
Yani 12 Adalar önce Uşi'de, sonra da 1915 Londra'da İtalya'ya verilmiştir. Bu fotoğrafta gördüğünüz Osmanlı temsilcilerinden biri Rumbeyoğlu Fahreddin Bey'dir.
Bu adam kim mi? Türk milleti bir milli mücadele verirken, Kuvayı Milliye'yi kurmuşken, bu adam Kuvayı Milliye'nin karşısına Damat Ferit'in kurduğu Kuvayı İnzibatiye ile çıkan adamdır ve Yunan ordusunun yanında olmuştur.
Savaş kazanılınca sürgün edilenlerin arasında yer almıştır. 12 Adaları İtalya'ya bırakan heyetin içerisinde bu adam vardı.
Şimdi asıl olaya gelelim...
Uşi Anlaşması'nın ismini aldığı Uşi,
Lozan şehrinin bir semtidir.
Bu yüzden 1912'de imzalanmış olan Uşi Anlaşması, İtalyan tarihinde Lozan Anlaşması olarak geçer.
Fakat bizim bildiğimiz yani 1923'te imzalanan Lozan Barışı ile bu anlaşma birbirine karıştırılmasın diye bu anlaşmaya Uşi denmiştir.
İşte arkadaşlar sahte kiralık tarihçiler, yani Kadir Mısıroğlu, Armağan ve çetesi, bu durumdan faydalanıyor ve 12 Adaların Lozan Anlaşması'nda gittiğini söylüyorlar.
Halbuki o Lozan başka, bu Lozan başka.
Ne yazık ki bunu bütün millete yutturdular ve böylece milletimizi Lozan barışına düşman ettiler.
Bizim bildiğimiz Lozan Anlaşması'nda ise bilakis Ege'de birçok ada Türkiye'ye geçmiştir.
Türkiye'ye Lozan Anlaşması ile geçen bu adalar ise son 10 yılda Yunanistan'a bırakılmıştır.
Bugün Yunan papazların mangal yaptığı
Ege adaları, uluslararası anlaşmaya göre halen daha Türklerindir.
Umulur ki bol bol paylaşılır, gruplara atılır, milletimiz bilgilendirilir
Yusuf Halaçoğlu
Cenk Özatıcı, Öcalan'a villa yapılmasına açtı ağzını yumdu gözünü:
⭕Büyük Türk Milleti, iktidar ve medya sizden gerçekleri saklıyor.
⭕Bakın bunların şımarttığı bebek katili aslında aynen şöyle söylüyor.
⭕Bana bir bina yapmışlar ama binanın statüsü önemlidir. Bana diyor, bebek katili diyorlar, ruhen bu sıfatla yaşayamam.
⭕Yani diyor ki iktidardakilere villamı yaptınız tamam, şimdi statün ne olacak diyor.
⭕Senin statün de sıfatın da yerin dibine batsın.Türk Milleti senin sıfatını zaten sana vermiş, bebek katili demiş.
Sen öyle yaşayıp öyle öleceksin.
⭕Ama asıl bu bebek katiline kurucu önder diyenler var ya,Öcalan'a umut diyenler, hak diyenler var ya,
İmralı'da bahçeli villa yapıp o sıvasız şehit evlerine ihanet edenler var ya,
onlar hiç merak etmesinler.
Gün olur bu devran döner elbet, bu tarih, bu millet onlara da bir sıfat bulur elbet.
Ben Türk Devleti'nin zaafa düştüğü yerde, Türk Milleti'nin namus ve şerefinin nasıl ayaklar altına alındığını 19. yüzyıl tarihini okumuş, yaşamış bir insanım.
Ben aynı şeyin bugün Anadolu'da olmasını istemiyorum.
Anadolu üzerinde büyük bir operasyon yapılmaya çalışılıyor. Buna izin vermeyeceğiz!
🚨 "Bu bir iş kazası değil, göz göre göre gelmiş bir felakettir!"
Muhalefet liderleri Borsa İstanbul ve fon işlemlerindeki çalkantılara karşı ses yükseltti.
🎙️ Fatih Erbakan: "Siz sormazsanız biz soracağız!"
🎙️ Müsavat Dervişoğlu: "Krizden krize surf yapan bir ülke konumundayız."
🎙️ Ümit Özlale: "Hangi kamu görevlisinin çıkar ilişkisi vardı?" @BelovacSerap
SPK ve Borsa İstanbul'da görev yapan tüm çalışanların kendileri ve https://t.co/G5nq1alzVnü dereceye kadar tüm akrabalarının banka hesapları ve tapu kayıtları acilen soruşturulmalı.
#bist100
İmralı'da Öcalan'a bir villa yapacaklar demiştim aylar önce, şimdi villanın yapılacağı teyit edildi.
Ya çok merak ediyorum, acaba bu villa sıvasız mı olacak? Evet. Bu villa sıvasız olmalı. Buradan villayı yapanlara sesleniyorum. Bu villanın sıvasını atmayın. Sıvasını atmayın ki yüzlerce sıvasız şehit evi hatırlansın.
250 metrekare. 15 bin şehit verdi bu ülke. 250'ye bölün bakayım, her metrekaresine kaç şehit düşüyor?
Tüm SPK üyeleri görevden alınıp yargılanmalı. Tera ve pusula olayının en büyük sorumlusu SPK dır. Müdehale etmesi gereken yerde ölü taklidi yapıp müdahele etmedi aylarca, olmayacak yerde müdahele etti ve bütün piyasayı yıktı.#SPK
Bugün son kurşunun atıldığı, savaşın sona erdiği gün. Kurtuluş Savaşı'mızın son çatışması görmüş olduğunuz Ayyıldıztepe'de yapıldı ve son Yunan askerleri Ocaklar iskelesinden yurdu terk etti.
Bandırma'nın düşman işgalinden kurtuluşunun 104. yıl dönümü kutlu olsun.
Yönetmen Onur Aydın:
"Nazlı Ilıcak'ın erkek versiyonu olan Cengiz Çandar size ne oluyor diye sormuş.
Bize vatan oluyor Cengiz Çandar.
Bize uğruna binlerce evladımızı verdiğimiz cumhuriyet oluyor.
Size masa başında bir düzenleme gibi görünen bu mesele bu milletin kanıyla yazılmış geçmişine dokunuyor, kanına dokunuyor.
Diyor ki örgütün lideri peki diyor, Kandil'deki yöneticiler peki diyor, size ne oluyor?
Türkiye Cumhuriyeti'nde son sözü İmralı ve Kandil değil, Türk milleti söylüyor.
Bir milletvekili terör örgütünün onayını millet iradesinin önüne koyamaz.
Aynı Cengiz Çandar'a bakıyorsun, itiraz edenlere dağa çıkın diyor.
Haddini bil lan, sen kimsin?
O dağlar dediğin şey sizin romantik masallarınızın süsü mü?
O dağlar bu milletin evlatlarını şehit verdiği, anaların ömür boyu yaz tuttuğu topraklar,
hasbelkader oturduğun milletvekilliği koltuğu da vatandaşı dağa çağırma, tehdit etme, azarlama makamı değil.
Dün yetmez ama evet diyerek bugünkü rejimin taşlarını döşeyenler bugün millete demokrasi dersi verip işte beğenmeyen de dağa çıksın falan diyemezler.
Bu siyasi pişkinliğin de bir sınırı var.
Millete parmak sallamayı bırakın.
Siz bu milletin suskunluğunu rıza zannetmeyin.
Sabrını da korku zannediyorsun.
Biz dağa çıkmayacağız senin yavşak arkadaşların gibi.
Biz sandığa gideceğiz.
Bu küstahlıkların hesabını da hukuk önünde soracağız.
Demokrasiyle soracağız.
Millet iradesiyle soracağız.
Çünkü dağa senin arkadaşların gibi teröristlerin alanı.
Vatan ise milletin.
Hadsiz."
Devlet Bahçeli’nin danışmanı Yıldıray Çiçek’in, tribünlerde Abdullah Öcalan aleyhine atılan sloganlara ilişkin “Sloganı ilk atan ve organize edenler bulunsun” çağrısına Zafer Partisi Yenişehir Kurucu İlçe Başkanı Meryem Can sert tepki gösterdi:
“Orospu çocuğu Abdullah Öcalan!! ilk ben attım ve yaydım gel bekliyorum.”