Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nu yazan heyet içinde yer alan Prof. Dr. Muhammet Özekes, “mutlak butlan” kararı üzerine bilimsel mütalaa hazırladı. Mütalaada, mutlak butlan kararı için yeterli tespitin olmadığı, kararın usul hukuku açısından ağır sakatlıklar içerdiği, kurultayın doğrudan yok sayılamayacağı belirtildi.
Natoyu protesto etmesinler diye insanların evlerine şafak vakti kapıları kırarak giriyorlar.
Sonra yere yatırıp ters kelepçe ile gözaltı yapıyorlar.
Marifetmiş gibi görüntüleri de servis ediyorlar.
Anayasa, hukuk, insan hakları araki bulasın
İnsanlar sanıyor ki bu işler sadece CHP'lilerin başına gelecek. Ancak öyle bir şey yok. Burası petrol zengini bir ülke değil. Bu ülkenin petrolü, bu ülke insanının ürettiği değerlerdir. Bu düzenin devamı için petrol yoksa, ona buna çökme vardır.
Göstericilerin barışçıl olup olmadığına, verecekleri mesaja, mekâna ve zamana bakmaksızın böyle kategorik bir yasak getirmek açıkça Anayasa’ya (md. 34) aykırıdır.
NATO’nun menfaatleri Anayasa’dan üstün değil.
Kemal Kılıçdaroğlu'nun benimsediği ölçüte göre; herhangi bir CHP üyesinin Kılıçdaroğlu hakkında bir isnatta bulunması, kendisinin derhal CHP Genel Başkanlığından ve parti üyeliğinden ayrılmasını; yargıda aklanıncaya (?) kadar da partiye dönmemesini gerektirir.
İspat yükü, Orta Çağ'dan beri bu denli tersine çevrilmemişti.
İktidar değişikliği olursa Türkiye'yi batıran başkanlık sisteminden kurtulmak için anayasa değişikliği ile uğraşmaya gerek yok. Mühürsüz oylar nedeniyle herhangi bir mahkemeden "mutlak butlan" kararı çıkarttırılır olur biter. Bu şekilde direkt parlamenter sisteme dönülür. Bu kapıyı kendileri açtı.
Ak Parti verdiği sözleri tutmadığı için mağdur olan öğretmenler, günlerdir Ankara’da en demokratik şekilde seslerini duyurmaya çalışıyor.
Özel sektör öğretmenleri taban maaş istiyor; mülakat mağduru öğretmenler ise adalet talep ediyor.
Ama Ak Parti’nin çürümüş ve yozlaşmış kara düzeni, devletin polisini kendi beceriksizliğine kalkan yapmaya çalışıyor.
O öğretmenlerin polisle de devletle de bir derdi yok. Onlar, kul hakkı yiyen Ak Parti’nin kara düzenine itiraz ediyor.
Bu ülkenin öğretmenlerine, “Hak arayamazsın, adalet isteyemezsin, sus, yerinde otur” diyenlere karşı biz öğretmenlerin yanındayız.
Öğretmenlerle masaya oturmak, dertlerini dinlemek yerine onları günlerdir abluka altında tutan bu zalimliğe itiraz ediyoruz.
İktidarımızda özel sektör öğretmenleri için taban maaş uygulamasını hayata geçireceğiz; kamuda mülakatı amasız, fakatsız kaldıracağız.
Öğretmenlerin hakkını yiyen bu kara düzeni, bugün biber gazıyla terbiye edilmek istenen öğretmenlerle birlikte değiştireceğiz.
Kemal Kılıçdaroğlu'nun bugünkü yayınında bariz hukuki hatalar vardı.
Örneğin:
1-) Geçici 20'nci madde konusundaki beyanları doğru değil.
Selahattin Demirtaş'ın tutuklanmasına giden sürecin önünü açan Anayasa'ya eklenen geçici 20'nci maddenin kabulü için yasamada çoğunluk “zaten” mevcut değildi. AKP ve MHP oyları, (TBMM başkanı dahil) toplam 357 milletvekiliyle referandumu zorunlu kılacaktı. CHP'nin desteği sayesinde iktidar ittifakı halkoylamasından kaçınabildi.
Anayasa'nın dokunulmazlık hükmüne dönük böyle bir istisna olağan anayasal rejim içinde uygulanamazdı. Uygulansaydı Ömer Faruk Gergerlioğlu, Leyla Güven ve Şerafettin Can Atalay kararlarında görüldüğü üzere ihlal sonucu doğardı.
2-) Hâlihazırda delegelerin görevden alındığı iddiası doğru değil.
Mutlak butlan davasındaki tedbir kararında delegeler görevden alınmış değildir. İl kongreleri bakımından İstanbul İl Kongresi dışında bir ihtilaf yoktur ve 2025 delegeleri görevdedir.
3-) Emniyet müdürlüğüne yazı yazılması, mahkeme kararının uygulanması için gerektiğinde kolluk gücünün devreye sokulmasını da içeren bir taleptir. Böyle bir başvuru yapıp ardından “Ben zor kullanılmasına karşıyım, böyle bir talepte bulunmadım” denilemez. Bu söylem tutarlı değildir.
4-) Kamuoyu önüne çıkıp “rüşvetçi olduğunu bildiğim belediye başkanları var” deniyorsa bu bir olgu isnadıdır. Olgu ileri süren kişi, iddiasını ispatla yükümlüdür.
Koşullara göre, elde kanıt olmadan böyle bir isnatta bulunmak hakaret, kişilik hakkı ihlali veya iftira gibi sorumlulukları gündeme getirebilir. Buna karşılık elde gerçekten kanıt varsa, bu kez de bu bilgilerin yetkili makamlarla paylaşılmaması "suçu bildirmeme suçu" bakımından tartışma yaratır.
Bu sözler yalnızca bir değer yargısı olarak söylenmişse, bir genel başkanın kendi parti üyeleri hakkında bu ağırlıkta bir söylemi kamuoyu önünde dile getirmesi parti disipliniyle bağdaşmaz; istifa veya ihraç tartışmasını doğurur.
5-) Kemal Kılıçdaroğlu, kendisi hakkında isnatta bulunulan kişilerin dava açmamasından sonuç çıkarıyor. Fakat kendisi hakkındaki isnatlar karşısında, örneğin bir delegenin “Muharrem İnce'ye verdiğim desteği para karşılığı geri çektim” şeklindeki kendisini zan altında bırakan beyanı bakımından dava açmıyor.
Bir milletvekiline dava açmama gerekçesi olarak da “milletvekili dokunulmazlığı”nı ileri sürüyor. Oysa mevcut içtihada göre dokunulmazlık tazminat davalarına engel değildir. Ceza davaları bakımından ise zamanaşımı durur, vekillik sona erdikten sonra yargılama yapılabilir.
6-) Kemal Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlığı döneminde CHP'nin girdiği her seçimde oylarını artırdığı iddiası da doğru değildir. CHP'nin oy oranı 2014, Haziran 2015, 2018 ve 2023 seçimlerinde bir önceki seçime göre düşmüştür. Aşağıda grafiği paylaşıyorum.
Tüm bunlar bir yana, Silivri'deki davalarda pek çok iddia belgelerle çürütüldü. Masum insanlar büyük bir trajedinin içinde dertlerini anlatmaya çalışıyor.
İddianameyi okumadan, savunmalardaki belgeleri görmeden ve yaşananlara vakıf olmadan yüksek perdeden bu tür açıklamalar yapılması, hukuk bir yana, ahlaki üstünlük söylemini de boşa çıkarıyor.
Kılıçdaroğlu: İdianameleri okudum dersem yalan söylemiş olurum. Komisyon kurduk o komisyon inceleyecek. Benim bütün iddianameleri okuma şansım yok.
O zaman sorarlar adama: Okumadan neye dayanarak suçlu ilan ettiniz insanları?
Parti üyelerinin yargılandığı davaların iddianamesini okumamış, savunmaları da bilmiyor.
Buna rağmen (kesin hüküm olmayan) iddiaları doğru kabul etmekten bahsediyor.
Salt bu durum, derhal bir istifa nedenidir.
Bence kendisine vasi atanmalı ! Ne dediğini bilmiyor . Bir cümle sonra kendi söykediğini inkar ediyor ! Oğlu falan başvursa keşke ! Bakalım yargı bağımsız mı ?
6 yaşındaki kızını 29 yaşındaki müridi Kadir İstekli ile evlendiren Yusuf Ziya Gümüşel, Cübbeli Ahmet ile böyle buluştu. Cübbeli, yaptığı iki mühim görüşme sayesinde Yusuf Ziya Gümüşel’in tahliye edilmiş olabileceğini açık açık yazmıştı. Cübbeli Ahmet 8 Haziran’da Erdoğan ile görüşmüş ve fotoğraf paylaşmıştı. Yusuf Ziya Gümüşel’in Cübbeli’ye gösterdiği hürmet bunun için. H.K.G.’nin ahı üzerinizde kalsın.
Adamlar Meclis'te olmadıkları halde varmış gibi göstermek için sahte yoklama pusulası düzenlemiş. Basit bir Meclis oturumunda bunu yapan ülkenin kaderini belirleyecek her konuda neler yapmaz...
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına delilli, belgeli ihbarda bulunuyorum ve soruyorum!
Bu araç tahsisi yasal mı? ⬇️
Plaka: 34 BGC 830
Marka: Volkswagen Passat
Motor no: DFG478828
Şase no: WVWZZZ3CZJE156024
Tahsis başlangıç: 14.05.2018
Tahsis bitiş: 06.03.2019
Tahsis süresi: 295 gün
Tahsisi yapan: AKP dönemi İBB
Tahsis yapılan: AKP İstanbul İl Başkanlığı
Yasadışı tahsise ait aracın;
🔴Plaka
🔴Marka
🔴Model
🔴Tahsis tarihi
🔴Teslim tarihi
🔴Aracı teslim edenin
🔴Aracı teslim alanın
Bilgilerini gösteren resmi belgeyi paylaşıyorum.
Hatta motor ve şase numaralarını da paylaşıyorum.
Daha başka hangi delili sunayım?
Siyasi partiler kanununa göre;
Bu araç tahsisi, açık ve net yasa dışıdır❗️
Tümüyle kamu zararıdır❗️
Derhal gereğini yapınız!
İşte delil⬇️
CHP'li İstanbul Adalar Belediyesi'ne bu sabah operasyon düzenlendi. Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat dahil 37 kişi gözaltına alındı.
Operasyonlar her hafta CHP’li belediyelere yönelik olurken, henüz bir AKP’li belediyeye yönelik şafak operasyonu yapılamadı. Yargının tek gündemi CHP.