Bugün Kıbrıs’ın Fethi’nin yıl dönümü kutlanıyor. 🇹🇷🙏
1 Ağustos 1571
Kıbrıs Fatihi Lala Mustafa Paşa adına Mağusa şehir merkezinde bulunan Lala Mustafa Paşa Camii, fetih sonrasında kiliseden camiye dönüştürülmüştür.
Yapının inşasına 1298 yılında, Gotik mimari üslubunda Saint Nicolas Katedrali olarak başlanmış ve 1312 yılında tamamlanmıştır.
1571’de Mağusa’nın Osmanlı hâkimiyetine girmesinin ardından yapı camiye çevrilmiş ve günümüzde Lala Mustafa Paşa Camii olarak varlığını sürdürmektedir.
İmamın burnu kanadığından dolayı abdesti bozuluyor, imamın hemen arkasındaki kişi onun yerine geçiyor ve cemaat de boşlukları dolduruyor.
İslâm'ın mükemmelliğinin bir tablosu niteliğinde!
Dün Fethiye’de Fethiyelilere yakışmayacak şekilde taksiciler tarafından zorbalandık.
Bir araçta 2 kadın 3 çocuk varken Çalış 3M Migros önündeki kavşakta aşağıdaki taksi ile maddi hasarlı ufak bir kaza oldu. Taksici fotoğrafta görüldüğü gibi aracın önüne kırmış ve aracında ezilme olmuş. “Polis falan çağırmayalım 20-30 bin ver biz bunu sanayide hallederiz” diye kadınlara baskı kurmuşlar. Sesler yüksek ve terbiye sınırını aşmaya başlamışlar.
Bu arada organize olmuşlar olay yerine her 10 saniyede bir taksici yığılmaya başladı. Hır gürden araçtaki çocuklar korkup ağlamaya başladı. Maksatları kalabalık oluşturarak üstünlük sağlamak. Hatta eski bir millet vekilini bile çağırmışlar. Bu sayede yabancısı olduğu bu şehirde kadınları çocukları ile birlikte korkutmak. Ben telefonla bilgilendirildim. Olay yerine geldiğimde maşallah taksiciler her yeri doldurmuştu. Kalabalık arttıkça biz de 2 kez “acil kodlu 112’yi” aramak zorunda kaldık.
Gelen her taksici “Biz buralıyız, buranın esnafıyız” gibi laflarla ne kadar nüfuslu olduklarını göstermeye çalıştılar. Aralarından bir tanesi de çıkıp “Biz burda ne yapıyoruz yahu?” demiyor.
Fethiye esnafına sesleniyorum; esnaf demek bir anlamda ‘ev sahibi’ demektir. Bizlerse misafir.
Fethiye’de ev sahipleri kadınlardan ve çocuklardan oluşan küçük bir grubu gece karanlığında korkutarak mı misafirperverliğinizi gösterirsiniz?
Sonra millet niye Yunan’a gidiyor?
Ayıptır yahu..
Sayın @EmniyetMugla, olay yerine kısa sürede intikal eden ekiplerinize teşekkür ederim. Ancak benzer olayların tekrar yaşanmaması için organize şekilde baskı oluşturan kişi ve gruplarla ilgili gerekli incelemenin de yapılmasını temenni ediyorum.
TUSAŞ'ın yıllık elektrik faturası yaklaşık 12 milyon dolar.
📍GÖKVATAN dergisinden:
▪️B420 ve B910 binalarının çatısına kurulan TUSAŞ GES-1 tesisi ulusal şebekeye bağlı şekilde üretime geçti.
▪️9 MW kurulu güce sahip tesis, yıllık tahmini 16 GWh elektrik üretimi gerçekleştirecek.
▪️Üretilecek bu enerji, şirketimizin toplam elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 11,3'ünü doğrudan karşılayacak.
▪️2025 yılı toplam şebeke elektrik maliyetinin 11,9 milyon ABD Doları olduğu düşünüldüğünde, bu yatırımla yıllık yaklaşık 1,3 milyon dolar maliyet faydası sağlanması öngörülüyor.
TUSAŞ'IN TÜM ÇATILARI PANELLE KAPLANDIĞINDA BUNUN FATURAYA ETKİSİ NE OLACAK?
↘️
https://t.co/sMG4uJP0OF
Irak Türkmen Cephesi olarak, Türkiye ile Irak arasında enerji alanında kurulan stratejik ortaklığı ve Kalkınma Yolu Projesi’ni tarihi bir dönüm noktası olarak görüyoruz.
Yıllardır beklenen bu adımlar, yalnızca iki ülkeye değil, tüm bölgenin istikrarına ve refahına katkı sağlayacaktır.
Türkmenler olarak bu gelişmeleri büyük bir umutla karşılıyoruz. Irak Parlamentosu’nda, başta Irak petrolünün Türkiye üzerinden ihraç edilmesi olmak üzere, imzalanan anlaşmaların eksiksiz hayata geçirilmesini yakından takip edeceğiz.
Dün olduğu gibi bugün de Türkmenler, Türkiye ile Irak arasında kardeşliğin, güvenin ve iş birliğinin en sağlam köprüsü olmaya devam edecektir. 🇹🇷🇮🇶
Fas'ın İsrail köpekliği yeni değil, şimdi ki soytarı alkolik kralın babası 2. Hasan 1966'da Kazablanka'da yapılan Arap Birliği zirvesini gizlice kayda aldırdı ve bu kayıtları İsrail'e verdi, 1967 savaşının kırılma olayı buydu..
Polis Özel Harekât’ın kurucularından Behçet Oktay, 17 yıl önce 9 kaburgası kırık şekilde “solak olduğu halde başının sağ tarafından vurulmuş olarak” ölü bulundu.
Kayıtlara intihar olarak geçti fakat intihar etmedi Şehit edildi!
53 bin kişilik bir stadyumu gençlerle doldurabilmek, ve bunu tekrar edebilmek kolay değil. Bu, uzun soluklu emeğin, güçlü organizasyonun ve sahada kurulan bağın sonucudur. Bu işin Vakkosu oldular.
Tügva👏🏻
📄15 Temmuz gecesi Atatürk Havalimanı'nı işgal edip kuleyi görevini yapamaz hale getiren darbeciler ve PÖH ekiplerinin kuleyi kurtardığı operasyon anlarına ilişkin tüm süreci dakika dakika içeren güvenlik kamerası kayıtları.
TPAO, Bulgaristan açıklarında sondaj yapacakmış. Sahaya %30 ortak olmuş.
Kimse farkında değil ama Türkiye Petrolleri geleceğin Aselsan’ı olma yolunda ilerliyor.
Enerji konusunda Türkiye’nin önünü açıyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı'nın kamuoyu duyurularına göre Adana ve Mersin'de vatandaşa at ve eşek eti yediren işletmeler duyuruldu:
Nurettin Sayğılı
Mehmet Çiftçi
Minik Tantuni
Tanem Yemekçilik
Gaziantep Sofrası Beyrancı Ahmet
Enes Tantuni ve Döner
https://t.co/QiGItrQxGd
Emir Timur'un İzmir'i Fethi
Haçlı donanmasının İzmir'i Aydınoğlu Umur Bey'den geri almasının ardından İzmir artık Latin şehri haline gelmişti.Şehir, Osmanlılar tarafından yedi sene kuşatılmasına rağmen bir türlü alınamamıştı. 1402'de Ankara Savaşı'nı kazandıktan sonra Anadolu'da bir müddet dolaşan Timur'a bir haber geldi :
"Burada bir kale var; Adı İzmir ve Frenk komutanlarının bulunduğu yerdir. Onların namusu buraya bağlı. Bugüne kadar onların çanını susturan kimse çıkmadı. Onun havra ve kiliseleri abad,mal-mülkü çok ve hazineleri dolu. Frenkler çeşitli yerlerden yağmaladıkları hazineleri buraya getirirler. Bugüne kadar onlar kimseye asla vergi ve haraç ödemediler. Daima müslümanlara karşı fitne fesat tertiplemişlerdir. Hiçbir padişah onları teshir etmemiş belkide pervasızlıklarına razı olmuşlardır... Emir Sahipkıran bu sözleri işitince gayret-i diniyyesi harekete geçti...Onlara birini gönderip İslama geçmeleri eğer kabul etmezlerse cizye vermeyi kabul etmelerini istedi. Fakat hiçbir şartı kabul etmediler.Kale kumandanı Mahnus(Munte) adlı biri idi. Hükmü altında bulunan yerlerden askerler ona yardıma geldiler. Yaklaşık iki bin mükemmel donanımlı zırhlı süvari kalede toplandı. Durum Emir Sahipkıran'a bildirilince hemen atına atlayıp ordusuyla birlikte yola koyuldu." (Nizameddin Şami-Zafername)
Kalenin üç tarafı deniz olduğu için kuşatma tek taraftan yapılmak zorundaydı. Emir Timur kuşatmanın başarıya ulaşması için deniz tarafından da saldırılması gerektiğini anlamıştı. Bu mahzuru ortadan kaldırmak için askerlerini emir vererek kalenin liman girişine kazıklar çaktırıp, askerlerine taş taşıtarak denizi doldurttu. Sabah başlayan faaliyet akşama bitmişti. Emir Timur, böylece kuşatma için alanı büyütmüştü. Suya çakılan kazıklarla, taşlardan oluşturulan setten kalenin duvarına kadar taarruzda kullanılacak iki köprü yapıldı. Binlerce kişi de kalenin kara surlarının altını kazıp, burayı ağaç kütüklerle takviye ettiler. Daha sonra ağaç kütüklerini ateşe verdirerek hepsinin birden çökmesini sağladılar.(Erhan Afyoncu)
Taarruz başladıktan kısa süre sonra İzmir düştü. Limandaki gemiler ateşe verilmekten son anda kurtuldular. Timur, şovalyeler ve yerel halktan olan bin kadar esirin kafalarını kestirip piramit yaptırdı. Bu sırada kaleye yardım için birkaç hristiyan gemisi geliyordu.Fakat geç kalmışlardı.Timur kestirdiği kelleleri mancınıkla gelen gemilere fırlattı. Bunun üzerine onlar da kaçtılar.
Timur'un bu zaferi önemlidir. Kale haçlıların Anadolu'daki karakolu olarak kullanılıyordu. Timur'dan sınra İzmir birkaç defa daha el değiştirdiysede 1424'de II.Murad tarafından kesin olarak fethedildi
“Allah’ım bana da bir dükkân nasip et ki kimseyi geri çevirmeyeyim.” Yıllar sonra Rabbimiz o duayı kabul etti. Çünkü Allah, sadece söylenen sözleri değil; gözyaşıyla edilen niyetleri de işitir.
Rabbim bizlere de başkalarının duasına vesile olabilecek bir ömür nasip eylesin.
#Dua
Herkesin atladığı bir detay var!
Gökhan Günaydın açıklama yaptı, Yeni Parti olarak yeterli paramız var dedi. Düşünmeden ağzından kaçırdı.
Sonra akılları başlarına geldi. Bu paranın kaynağını açıklayamayacakları için apar topar “Bağış toplamamız lazım paramız yok” diye kıvırdılar!
Şimdi soralım, elinizdeki paranın kaynağı nedir? Nerden geldi para? Bağış olayı kılıf mı?
15 Temmuz gecesi sabaha kadar Polis ekiplerinin üzerine kurşun yağdıran ve halkın üzerine helikopterden ateş açtırıp vatandaşlarımızı şehit eden Fetullahçı teröristler Jandarma Genel Komutanlığı binasında yapılan operasyonla teslim alınıyor.
PÖH'lerimiz ise teröristlere hakettikleri muameleyi gösteriyor.
Yer İstanbul Havalimanı…
Küçük ayran 273 TL (Migros’ta: 40 TL)
Bir adet muz 192 TL (A101’de: 17 TL)
Bir küçük şişe Erikli su 165 TL (Carrefour’da: 20 TL)
Bugüne kadar 15-20 havalimanında bulunmuşumdur. Böyle ahlaksızlık görmedim.
Sıradan Bir Adam Gibi Görünüyor… Ama Aslında Öyle Değil!
Onun vesilesiyle 30 ila 40 bin kişi İslam'la tanıştı.
Henüz küçük bir çocukken İslam'ı seçti. Ancak bu kararına ailesi ve kabilesi şiddetle karşı çıktı.
Babası, onu camiden çıkarken görünce bir ağaca zincirledi ve günlerce ağır işkence etti. Bu işkencelerin izleri, vefat edinceye kadar vücudunda kaldı.
O günleri şöyle anlatıyor:
> "Bana en çok acı veren şey, işkence sırasında beni dinimden döndürmek ve aşağılamak için köpek ciğeri gibi haram şeyleri yemeye zorlamalarıydı. Bütün bunlar kabilemin kahkahaları arasında yaşanıyordu."
İnancını koruyabilmek için köyünü terk etti. Başka bir bölgede İslami eğitim aldı, ardından bir İslam üniversitesinde şeriat ilimleri okudu.
Bir gün bölgeye Arap bir davetçinin geldiğini duydu. Şaşkınlıkla:
> "Araplar buralara ancak deve satın almak için gelir." dedi.
Fakat gelen kişi, merhum Dr. Abdurrahman es-Sumeyt idi.
Dr. Sumeyt ona tek bir soru sordu:
> "Bu Afrikalılar şirk üzere ölürken, onların hidayetine vesile olmamanın sorumluluğunu kim üstlenecek?"
Bu soru, hayatının dönüm noktası oldu.
Artık sadece Müslüman olarak yaşamanın değil, başkalarının hidayetine vesile olmanın da görev olduğunu anladı.
Yanındaki dava arkadaşlarıyla birlikte imkânsızlıklar içinde, vahşi hayvanların ve silahlı çetelerin bulunduğu ormanlara girdi.
Tek şiarları şuydu:
> "Güzel söz söyleyin, iyilik yapın."
Şeyh Ali Kerisa şöyle anlatıyor:
> "Aslanlar ve yılanlar defalarca merkezlerimize saldırdı. Bazı kabileler bize düşmanlık etti. Fakat çocukları Müslüman olduktan sonra aynı kabileler bizi korumaya başladı."
Yıllar geçti…
Şeyh Ali büyüdü; öğrencileri ve yetiştirdiği davetçiler Afrika ormanlarında İslam'ı anlatmaya devam etti.
Sonra çok duygulandıran bir gün geldi…
Çocukken kendisine işkence eden babası, Kenya'nın Darasa bölgesindeki oğlunun kurduğu İslam merkezine geldi.
Şeyh Ali, babasını saygıyla karşıladı ve ona şöyle dedi:
> "Babacığım, hatırlıyor musun? Bir zamanlar işkence ettiğin o çocuk bendim. Sen sadece bir Müslüman'a değil, öz oğluna da işkence ediyordun."
Babası gözyaşları içinde şu cevabı verdi:
> "Roller değişti… Artık sen baba oldun, ben evlat. Eğer şimdi Müslüman olmamı istersen, hemen Müslüman olurum."
Böylece babası Müslüman oldu. Ardından annesi ve bütün kabile İslam'ı kabul etti.
Anne ve babası, Müslüman olduktan yaklaşık sekiz ay sonra vefat ettiler.
Allah hepsine rahmet eylesin.
Bu büyük insan kimdi?
O, Afrika'nın en tanınmış davetçilerinden biri olan Şeyh Ali Kerisa idi.
Hayatı Arap basınında yer aldı, El Cezire tarafından belgeselleştirildi. Buna rağmen, yaptığı büyük hizmetler hak ettiği kadar tanınmadı.
Allah Teâlâ, Şeyh Ali Kerisa'ya rahmet etsin, günahlarını bağışlasın ve İslam'a yaptığı hizmetleri en güzel şekilde mükâfatlandırsın. Âmin. 🤲
@akiluno_a