Hala şiir yazıyorum, sadece artık daha sakinim...
Kelimelerde aramıyorum seni, bulduklarım güzeldi..
En son birinin gülüşünde
kaybolduğumdan beri
Günler, aylar, mevsimler geçti..
Ondan beridir hükümsüzüm….
Serin bir rüyanın hatırınadır
çektiğim dünya ağrısı.
Bir hayalden geldim ben, bir hayal verdim sana, mavi-yeşil bir hatıra: işte dünya ruhum! ovada sert es, yamaçta sus, ırmakta ağla.
Zahiren kaderiyyun,
batınen ceberiyyun ol.
Sen iradenle bir şeyleri değiştirebilecekmiş gibi yaşa ama içinde bir yerlerde unutma: Yazgınla savaşman bile yazgındır..
Ahmet Amiş efendi
bir şeyler kaçırdığımı hissettiğim zaman bilge karasu'nun ''küskünlük kokusu'' benzetmesi aklıma geliyor. insan ulaşamayacağını düşündüğü şeyin kokusunu da alıyor tadını da. o saatten sonra hiçbir şey onun kadar net olmuyor.
Küçük Prens'i her okuduğumda içimi burkan şu cümle:
"Ben onu anlıyordum. Yanlış yaptığında bile anlıyordum. Onu sevdiğim için anlayacak bir sebep buluyordum. O da öyle yapar sanmıştım.."
Merhametle bakma göğe bu kadar ne olur Parçalanmış ruhum çıkacak sanki bedenimden,
Sessiz ve sakince battı Güneş
Hüzün dedikleri bu olsa gerek
Özlem dedikleri bu olsa gerek,
Sevda dedikleri bu olsa gerek,
Sessiz ve sakince battı Güneş Söyleyemediğim şeyler kaldı çok derinlerde bir yerde
Rüzgarın esintisinde sesinin inlemelerini duyuyorum sanki
Gözlerindeki merhamet ağlatıyor gönlümü,