Bunun adı artık işkencedir!
Sabahın erken saatlerinde elleri kelepçeli şekilde apar topar İzmir’den İstanbul Adli Tıp Kurumu’na getirilen Çalık, bu sefer de Metris Cezaevi’ne gönderildi.
Hastalık pençesinde, dört duvar arasında yaşam mücadelesi veren Mehmet Murat Çalık’a yapılan bu zulüm artık son bulsun.
#MehmetMuratÇalıkSerbestBırakılsın
#MuratÇalıkınSağlığıTutsak
Bugün Bayram.
Her bayramda büyüklerimin ellerini öper, geniş ailemle bir araya gelir ve fırsat bulursam doğduğum toprakları ziyaret ederek büyüklerimizin hayır dualarını alırdım. İlk defa bir Kurban Bayramı’na cezaevinde giriyorum.
Evet ailemden, sevdiklerimden, evimden ve işimden uzağım. Bir büyük haksızlığın, bir büyük kumpasın mağduruyum. Ama biliyorum ki mücadelemle milyonlarca insanın kalbindeyim. Bu girdaptan çıkınca tüm ülkenin rahatlayacağına da adım gibi eminim.
Bu bayram en büyük burukluğum ise haksız yere tutuklanan yol arkadaşlarımın; sırf ailelerine işkence olsun diye başka cezaevlerine sevk edilmeleri oldu. Buradan özellikle haksız yere tutuklanan arkadaşlarımın ve ailelerinin bayramlarını kutluyorum. Bütün kalbimle, gücümle, dualarımla hep yanlarındayım.
Şundan emin olun ki ailelerimize bunu yapmalarının tek sebebi çok zayıflamış olmaları, artık milletten tam anlamıyla kopmalarıdır. Bu aklın sonu yakındır, yakında bir daha dönmemek üzere gidecekler. Sizler ise yıllar sonra geriye onurlu duruşunuzu, müthiş direnişinizi ve zafer hikayenizi bırakacaksınız.
Bu ülke asıl bayramı bu sinsi, darbeci, fitneci, kumpasçı operasyonları yapanlardan kurtulduğunda kutlayacak.
Biz kazanacağız, millet kazanacak. Bayramınız mübarek olsun.
Mahir Polat tutuksuz yargılanmalıdır!Adaletin, cezanın, işleyişin en temel sınavlarından birinde tamamen sınıfta kalınmıştır. Bir insanın yaşamı bu kadar kolay gözden çıkarılmamalı. Çünkü mesele artık Mahir Polat değil; mesele, herkesin canı ve onun ne kadar kıymetli?
“Mahir Polat cezaevinde ölebilir” demek, fazla yumuşak bir cümle. Mahir Polat, cezaevine konduğu için ölebilir. Bugünkü haliyle Silivri’ye gönderilmesi, onun yaşayıp yaşamayacağının artık kimsenin umurunda olmadığını gösteriyor. #MahirPolatıSerbestBırakın
Yazmayayım, ailelerin moralini bozmayayım diyorum ama yazacağım, olmaz çünkü böyle:
1- Metris’te vezne kapalı. Maddi destek ağımız var ama çocuklara para gönderemiyoruz. Tatil sonrası açılacak diyorlar.
Çocuklar günde 1 öğün kahvaltıyla -1 yumurta 1 ekmek- duruyorlar (o da gece veriliyor).
2- Hem Silivri’de hem Metris’te kantinlerin kapalı olması sorunu var. Sağolsun Chp’li vekillerimiz uğraşıyor ama sorun devam ediyor özellikle Silivri’de. Vekiller cezaevini ziyarete geldiğinde açıyorlar veya ara ara kısa süreli açıyorlar fakat açtıklarından kimsenin haberi olmuyor. Kimi zaman da kantin açılıyor ama personel olmuyor.
Dolayısıyla çocukların suyu bile azalmış durumda şu anda. Cezaevi tarafından verilen yemekle yetiniyorlar. İç çamaşırı vs alamıyorlar. Günlerdir aynı kıyafetlerle duruyorlar. Hijyen sorunu had safhada.
3- 5 arkadaşımız cinayet hükümlüleriyle aynı koğuşta kalıyor. Koğuşta 57 kişiler. Mahkumlar baskı uyguluyor. Gece başımıza bir şey gelir diye tuvalete gidemiyoruz, diyorlar. Arkadaşlarının olduğu koğuşta yerde yatmaya bile razılar.
4- Sınavları var, en çok ona endişe ediyorlar. Bir yandan meslektaşlarım çocuklara sınav notu toplamaya çalışıyor.
Kitap bile almıyorlar içeri, kitapları yok.
Bu çocukları haksız yere bayram vakti oraya hapsettiniz, bari insanca yaşam koşulları sunun. Bütün bunlar “kötü muamele” kapsamına girer. Sizler şeker yiyip bayramlaşırken -kabul etmeseniz de- bu pırıl pırıl gençler aç susuz, korku ve endişe içinde, dört duvar arasında nefes almaya çalışıyor.
Hukuk kuralları dururken vebal, günah, vicdan gibi kavramlardan bahsetmeyi hep zul saydım. Ama artık bu kavramlarla konuşuyoruz. Ayıptır, günahtır! Vebali büyüktür!