Babannemin bir lafı vardı..."Boşun uğraşmayın evladım" derdi..."Bütün dünya sosyalist olur, sonra biz de ele güne ayıp olmasın diye olursak olururuz. O da belki..." Bugünlerde rahmet istiyor sanki...
Fransa’da itfaiyeciler de kamu harcamalarının kesilmesine karşı grevdeydi. Liselilere müdahale olunca polisin karşısına geçip gençlerle beraber durdular. Polislerin bazılarının bugün müdahale etmeyi reddettiğini ve kask çıkarıp yürüyüşe katıldığını paylaşıyor Fransızlar.
Ordu da Macron’u yolda bırakacak.
Çünkü örgütlü bir halkı hiçbir güç yenemez
Barış Terkoğlu: "Size bankanızın müşteri temsilcisi WhatsApp üzerinden diyor ki: "Size fonlar önerimiz var."
Demiş ki vatandaş: "Önerdiğiniz fonun adını yazabilir misiniz?"
"Tera ve Pusula fonu öneriyoruz" demiş.
Ya çok basit bir şey söyleyeceğim, bunu yazan kişi Türkiye'nin en önemli bankalarından bir tanesinin müşteri temsilcisi. Kendi müşterilerine "Tera ve Pusula alın" diye mesaj atıyor..."
Deniz Göktaş’ın destansı savunması:
88 GÜN
Buraya Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan getirildim. Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi, kamuoyunda “kuyu tipi” olarak bilinen bir cezaevi. 3 Temmuz’dan, bu duruşma gününe kadar günlerim güneş almayan, hiçbir tutuklu/hükümlü ile iletişim kuramadığım bir hücrede geçti. Ailemle de bu süreçte, yüksek güvenlik gerekçesiyle, diğer cezaevlerinden farklı olarak, haftada yalnızca 10 dakika telefonda konuşabiliyorum.
Bugün 28 Eylül, 3 Temmuz’dan bugüne 88 gün geçti. Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu’ndaki stand-up gösterimde bir komedyen olarak, komedyen kimliğimle söylediğim 4 cümle sebebiyle 88 gündür tutukluyum. Cümle başına 22 gündür yüksek güvenlikli bu hücrede tutuldum. Ki bunlar minimum rakamlar, şimdilik cümle başına 22 gün diyelim.
Tabii ki bir komedyen olarak cümlelerin etki gücünün bu kadar yüksek olduğunu görmek gururlandırıyor ama bir vatandaş olarak ülkemin ifade özgürlüğü sicili adına üzülüyorum.
Başıma gelenler işime olan inancımı arttırdı. Özgürlüğüme kavuştuktan sonra daha büyük bir heves ve özgüvenle yapmaya devam edeceğim. Tek kaygım, bu dava yüzünden sahneye çıkan insanların cesaretinin kırılması, daha fazla otosansüre yönelmeleridir. Umarım yazan, çizen, üreten herkes bardağın dolu tarafına odaklanır; her cümlemiz sandığımızdan daha büyük bir potansiyel taşıyor.
4 CÜMLE
Bu davayı bilmeyen birine 2026 yılında 88 gün hücre hapsi gerektiren 4 cümle hakkında tahminlerini sorsak, muhtemelen cinnet geçiren birinin katliam çağrısı, nefret suçu, taciz gibi cevaplar alırız. Hâlbuki bu davaya konu olan cümleler, bir stand-up gösterisinde sarf edilmiş, seyircilerden alkış ve kahkaha almış, kabalık bile içermeyen şakalardan ibarettir. Tutuklanmamın gerekçesi olarak gösterilen bu dört cümleyi, “Ölü Deniz” adlı gösterimin videosundan önce, 197 kez sahnelerde söyledim, hâlâ arkasındayım şakalarımın, çünkü en küçük bir suç unsuru içermemekte sözlerim.
+
Deniz Göktaş’ın destansı savunması:
88 GÜN
Buraya Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan getirildim. Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi, kamuoyunda “kuyu tipi” olarak bilinen bir cezaevi. 3 Temmuz’dan, bu duruşma gününe kadar günlerim güneş almayan, hiçbir tutuklu/hükümlü ile iletişim kuramadığım bir hücrede geçti. Ailemle de bu süreçte, yüksek güvenlik gerekçesiyle, diğer cezaevlerinden farklı olarak, haftada yalnızca 10 dakika telefonda konuşabiliyorum.
Bugün 28 Eylül, 3 Temmuz’dan bugüne 88 gün geçti. Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu’ndaki stand-up gösterimde bir komedyen olarak, komedyen kimliğimle söylediğim 4 cümle sebebiyle 88 gündür tutukluyum. Cümle başına 22 gündür yüksek güvenlikli bu hücrede tutuldum. Ki bunlar minimum rakamlar, şimdilik cümle başına 22 gün diyelim.
Tabii ki bir komedyen olarak cümlelerin etki gücünün bu kadar yüksek olduğunu görmek gururlandırıyor ama bir vatandaş olarak ülkemin ifade özgürlüğü sicili adına üzülüyorum.
Başıma gelenler işime olan inancımı arttırdı. Özgürlüğüme kavuştuktan sonra daha büyük bir heves ve özgüvenle yapmaya devam edeceğim. Tek kaygım, bu dava yüzünden sahneye çıkan insanların cesaretinin kırılması, daha fazla otosansüre yönelmeleridir. Umarım yazan, çizen, üreten herkes bardağın dolu tarafına odaklanır; her cümlemiz sandığımızdan daha büyük bir potansiyel taşıyor.
4 CÜMLE
Bu davayı bilmeyen birine 2026 yılında 88 gün hücre hapsi gerektiren 4 cümle hakkında tahminlerini sorsak, muhtemelen cinnet geçiren birinin katliam çağrısı, nefret suçu, taciz gibi cevaplar alırız. Hâlbuki bu davaya konu olan cümleler, bir stand-up gösterisinde sarf edilmiş, seyircilerden alkış ve kahkaha almış, kabalık bile içermeyen şakalardan ibarettir. Tutuklanmamın gerekçesi olarak gösterilen bu dört cümleyi, “Ölü Deniz” adlı gösterimin videosundan önce, 197 kez sahnelerde söyledim, hâlâ arkasındayım şakalarımın, çünkü en küçük bir suç unsuru içermemekte sözlerim.
+
Deniz Göktaş’ın destansı savunması:
88 GÜN
Buraya Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan getirildim. Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi, kamuoyunda “kuyu tipi” olarak bilinen bir cezaevi. 3 Temmuz’dan, bu duruşma gününe kadar günlerim güneş almayan, hiçbir tutuklu/hükümlü ile iletişim kuramadığım bir hücrede geçti. Ailemle de bu süreçte, yüksek güvenlik gerekçesiyle, diğer cezaevlerinden farklı olarak, haftada yalnızca 10 dakika telefonda konuşabiliyorum.
Bugün 28 Eylül, 3 Temmuz’dan bugüne 88 gün geçti. Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu’ndaki stand-up gösterimde bir komedyen olarak, komedyen kimliğimle söylediğim 4 cümle sebebiyle 88 gündür tutukluyum. Cümle başına 22 gündür yüksek güvenlikli bu hücrede tutuldum. Ki bunlar minimum rakamlar, şimdilik cümle başına 22 gün diyelim.
Tabii ki bir komedyen olarak cümlelerin etki gücünün bu kadar yüksek olduğunu görmek gururlandırıyor ama bir vatandaş olarak ülkemin ifade özgürlüğü sicili adına üzülüyorum.
Başıma gelenler işime olan inancımı arttırdı. Özgürlüğüme kavuştuktan sonra daha büyük bir heves ve özgüvenle yapmaya devam edeceğim. Tek kaygım, bu dava yüzünden sahneye çıkan insanların cesaretinin kırılması, daha fazla otosansüre yönelmeleridir. Umarım yazan, çizen, üreten herkes bardağın dolu tarafına odaklanır; her cümlemiz sandığımızdan daha büyük bir potansiyel taşıyor.
4 CÜMLE
Bu davayı bilmeyen birine 2026 yılında 88 gün hücre hapsi gerektiren 4 cümle hakkında tahminlerini sorsak, muhtemelen cinnet geçiren birinin katliam çağrısı, nefret suçu, taciz gibi cevaplar alırız. Hâlbuki bu davaya konu olan cümleler, bir stand-up gösterisinde sarf edilmiş, seyircilerden alkış ve kahkaha almış, kabalık bile içermeyen şakalardan ibarettir. Tutuklanmamın gerekçesi olarak gösterilen bu dört cümleyi, “Ölü Deniz” adlı gösterimin videosundan önce, 197 kez sahnelerde söyledim, hâlâ arkasındayım şakalarımın, çünkü en küçük bir suç unsuru içermemekte sözlerim.
+
“Ahlaksızlık bir sistem meselesidir” diye bir dizi yazı yazmışım yıllar önce. Bugün yeniden okuyunca, ne yazık ki eskimediğini düşündüm.
İnsanlar bir ülkede ahlaklı, diğerinde ahlaksız doğmuyor. Aynı insan bir ülkede kurala uyarken, başka bir ülkede o kuralı rahatlıkla çiğneyebiliyor. Çünkü kurumlar, kurallar ve yaptırımlar hangi davranışın ödüllendirildiğini, hangisinin bedel ödettiğini belirliyor.
Mesele yalnızca “iyi insan” yetiştirmek değil. Ahlak, erdem evde öğretilse bile sorun bitmiyor. Toplum/sistem ahlaksızlığı ödüllendiriyorsa, bir süre sonra insanlar da ona ayak uyduruyor.
İyi toplum, yalnızca iyi insanlardan oluşan toplum değildir. Kötü davranışı zorlaştıran, doğru davranışı kolaylaştıran kurumları olan toplumdur.
Çağlayan Adliyesi Sarayı’nı hiç bu kadar kapatılmış g��rmemiştim. Boydan boya bariyer. İçeride işiniz olduğuna dair belge göstermeden almıyorlar.
Dışarıda insanlar yağmur altında buldukları yerlerde barikatlar ardında bekliyor. Bir komedyen koca sarayı kilitletti.
Üsküdar’ın iradesine sahip çıkmak, gasp edilen belediyemiz ve tutsak Belediye Başkanımız Sinem Dedetaş için sesimizi yükseltmek üzere SÖZ VERDİĞİMİZ gibi sokaktayız.
Susmayacağız, geri durmayacağız; hakkımızı birlikte savunacağız.
📍 Üsküdar Belediyesi Önü
📅 28 Eylül Pazartesi
⏰ 12.00
Üsküdar’ın iradesine sahip çıkmak için sen de gel!
AKP'nin Fatma Betül Sayan Kaya'yı savunmamasına şaşıranlar oluyor. Haklı olarak; AKP'nin kendisinden olanları, yolsuzluk nedeniyle geçmişte harcamadığını hatırlatıyorlar. Bu nedenle birilerini gölgelemek için Fatma Betül Sayan Kaya'nın harcandığını düşünüyorlar. Bu tespit skandalın yeterince anlaşılmadığını ortaya koyuyor. Fatma Betül Sayan Kaya vakası Hazine'nin hortumlandığı ya da ihalelerle vurgun yapılan bir vaka değil. AKP Genel Başkan Yardımcısı, doğrudan insanları dolandırdı, paralarını aldı. Bu; ülkenin alıştırıldığı yolsuzlukların çok ötesi. Bu nedenle iktidar için büyük, çok büyük riskler barındırıyor. Fatma Betül Sayan Kaya dışında AKP'nin üst düzey isimleri de işin içinde çıkarsa iktidar tahminlerin çok ötesinde hasar görebilir. Zaten normal bir ülke olsak, eski Türkiye olsa iktidar değişirdi. Muhalefetin bu çok büyük skandal karşısında yapacakları çok önemli.
Emekli eyleminde hayatına son veren Ali Şekeroğlu’nun toprağa verildiği gün AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya’nın fon soygununda milyarlarca liralık vurgun yaptığı ortaya çıktı. Kaya aranıp sorulduğunda ‘Müsait değilim’ diyebiliyor. Halka hesap vermek zorunda bile değil. Demokrasinin katledilmesi işte bu soyguncuların işine yarıyor.
Başaran Aksu'nun sosyal medya hesapları 2 günde 2 kere kapatıldı.
Emperyalistleri, holdingleri, sarı sendikaları üzmeye devam edeceğiz. Kapatmaların ardından açılan 3. hesabı⬇️
The people building AI earnestly believe that it could kill us all by the end of the decade. This is not a marketing stunt. If anything, many executives and senior researchers will couch their phrasing in the press to sound sensible - but I hear the same people express fear privately. No other human activity poses this level of danger.
Zelek'te kurulmak istenen kafes balıkçılığı tesisine karşı direniş sürüyor.
EMEP Milletvekili Sevda Karaca’nın köy ziyaretinde kadınlar “Bir şirket için bir köy mağdur ediliyor” diyerek tepkilerini gösteriyor.
Videonun tamamı👇🏻
https://t.co/7kMvsI50b8