Bu akşam Konya’mızda, @Konyaspor'la Filistin Millî Futbol Takımı’nın yaptığı dostluk maçı, ülkelerimiz arasındaki kardeşliği, dayanışmayı, gönül birlikteliğini gözler önüne seren müstesna bir örnek olmuştur. 🇹🇷🇵🇸
Bu anlamlı maç için ülkemize gelen Filistinli futbolculara ve kardeş Filistin halkına en kalbî selam ve muhabbetlerimi iletiyorum.
42 bin kişilik stadımızı doldurarak Filistin Millî Futbol Takımını bağrına basan, Filistin davasına desteğini gösteren, Filistin'de, Gazze'de yaşanan trajediyi, soykırımı bir kez daha tüm dünyaya hatırlatan aziz Konyalı kardeşlerime şahsım, milletim ve tüm insanlık adına şükranlarımı sunuyorum.
Türkiye olarak Filistinli, Gazzeli kardeşlerimizle bir ve beraber olmaya, onların hakkını uluslararası alanda savunmaya, dayanışmamızı güçlü bir şekilde göstermeye devam edeceğiz.
Yerinde bir talep!
HÜDA PAR'lı Mehmet Eşin'den tartışmalı bir isim olan Pier Loti Tepesi için isim değişikliği çağrısı:
"Alimlerin medfun bulunduğu bu tepe, tarihimizde İdris-i Bitlisî Tepesi olarak bilinmektedir. Pierre Loti ile anılması, tarihimize yakışmamaktadır."
2026 FIFA Dünya Kupası’nda şampiyonluğa ulaşan İspanya millî takımını yürekten tebrik ediyor; dost İspanya halkına ülkem ve milletim adına selamlarımı, muhabbetlerimi iletiyorum. 🇹🇷🇪🇸
NATO 3.0: TÜRKİYE’YE ELMA ŞEKERİ!
Adam general.
Bir başkası profesör!
NATO’yu yere göğe sığdıramıyorlar!
Bir yandan, “NATO, Türkiye’deki darbelerin gerisindeki aktördü” diyorlar! Öte yandan da, “NATO olmasa Türkiye olmazdı, Türk ordusu olmazdı,” diyorlar!
Celladına âşık olmak böyle bir şey olsa gerek!
TÜRKİYE NEDEN NATO ÜYESİ OLDU?
Şunu söyleseler anlarım: Türkiye, Cumhuriyet’le birlikte medeniyet iddialarını benimsemediğini, hatta terkettiğini dünya âleme ilan etti; İkinci Paylaşım Savaşı’ndan sonra liderliğin İngilizlerden Amerika’ya (siz bunu “Yahudilere” diye okuyun) geçtiği küresel sistemin önünde bir takoz / engel olmayacağını ilan etti Türkiye; Türkiye’ye teritoryal (toprağa dayalı) bağımsızlık verdiler.
Özellikle de Lozan Antlaşması ile, daha sonra da NATO üyesi yaparak. Türkiye, önce Lozan’la, ardında da NATO üyeliğiyle (sürekli “dayak” / darbe yese de) bedenini yok olmaktan kurtardı ama ruhunu kaybetti.
Sonuçta, bizi, Anadolu Yarımadası’na hapsettiler ama “iddialarınızı bütünüyle terk ederseniz size dokunmayacağız” dediler.
Dediler demesine de, 15 Temmuz darbe ve işgal girişimi de dâhil, Türkiye kendine gelmeye, ayakları üzerinde durmaya, tarihî ve kültürel derinliğini keşfedip harekete ve hayata geçirerek az biraz da olsa medeniyet iddialarından bahsetmeye başladıkça darbe üstüne darbe yaptılar.
Bütün askerî darbeler, NATO’nun eseridir! Bunu gözardı ederseniz, NATO’nun, bizim için ne anlam ifade ettiğini, düşmanımız mı, dostumuz mu, dost görünümlü düşmanımız mı olduğunu anlayamayız.
Biz de, elimizi kolumuzu hatta ruhumuzu bile Batı’ya / NATO’ya kaptırdığımız için bütünüyle yok olmamak ve zaman kazanmak kaygısıyla genelde Batı ittifakının, özelde NATO’nun üyesi olduk.
Böylelikle NATO üyeliğimizle biz Batı’yı tehdit etmeyecek kadar eli kolu bağlanmış bir ülke derekesine düştük.
Ama öte yandan da, Batı’nın ve NATO’nun Türkiye’ye doğrudan saldırıp işgal etmesini önlemiş olduk ama geçici olarak.
NATO 3.0: NATO’YU BİZİM ŞEKİLLENDİRECEĞİMİZ YANILSAMASI
Türkiye, henüz tam olarak bağımsız değildir.
NATO’ya bağımlıdır mesela.
NATO 3.0 ile birlikte NATO’yu bizim şekillendireceğimiz şeklinde bir algı oluşturulmaya çalışılıyor.
Bu bir masaldır.
Büyük bir ayartıdır ve yanılsamadır.
NATO’yu bizim şekillendirmemize izin verilebileceğini düşünenler, ya salaktır ya da asalak.
Doğru: NATO içinde Türkiye’nin konumu ve gücü artıyor. Ama
adamlar şunu yapmak istiyorlar: Türkiye güçlendikçe, bölgenin geleceğini Türkiye şekillendirmesin, Türkiye eksen ülke olarak yeniden emperyal güç konumuna yükselmesin diye NATO’da Türkiye’ye elma şekeri vererek Türkiye’nin kendi medeniyet iddialarını benimsemesini ve yeniden köklü, esaslı bir medeniyet yürüyüşüne öncülük etmesini önlemeye çalışmak istiyorlar.
O yüzden Türkiye’nin NATO içindeki konumunu görece artırarak ve bizi ayartmaya çalışarak kuşatmaya ve durdurmaya çalışıyorlar.
Şunu iyi bilelim:
Dün Osmanlı hangi gerekçelerle durdurulmuşsa, bugün de Türkiye aynı gerekçelerle kuşatılmaya ve durdurulmaya çalışılıyor.
Ama başaramayacaklar bunu.
Türkiye, eninde sonunda kendi medeniyet eksenini inşa edecek.
Ancak bir sorunumuz var: Dış cephede çok güçlendik ama iç cephe çöküyor.
İç cepheye çeki düzen veremezsek dış cephede hiçbir şey yapamayız. Vesselâm.
PİYERLOTİ İSMİ SİLİNSİN EYÜP SULTAN’DAN!
Piyerloti ismi silinsin Eyüp Sultan’dan.
Her yerinden İstanbul’un…
Bu adam Fransız istihbaratının adamı.
Bu adam adam değil, eş@insel bir s@pık!
Eyüp Sultan: Efendimizin (sav) emaneti bize! İstanbul’un manevî gökkubbesi.
Böyle bir adamın adının bu kadar kutlu bir mekâna verilmesi bu topluma bir tecavüzdür!
Artık yeter!
Tecavüz yok edilmeli!
Piyerloti ismi her yerinden kazınmalı İstanbul’un!
@RTErdogan@DIBSafiArpagus
https://t.co/uuwH9sEXjx
DÜNYANIN EN BÜYÜK LGBT SEYAHAT ORGANİZATÖRLERİNDEN BİRİNİN EŞCİNSELLER İLE DOLU GEMİSİ LİMANLARIMIZA GELİYOR
Sen de CİMER üzerinden ”Dilekçeni Ver, Değerlerine Sahip Çık!”
👉🏻 https://t.co/GyLlXIzdCZ
DİLEKÇE ÖRNEĞİ👇🏻
https://t.co/ZXEfrAN8tT
İşte mezuniyet töreni böyle olmalı!
Kayseri Üniversitesi rektörü Kurtuluş Karamustafa Hoca, küçük ölçekli bir devrime imza atıyor.
Mezuniyet törenini, kültürümüzdeki “kuşak bağlama” geleneğiyle yapıyor…
Kurtuluş Hoca’yı kutluyorum.
KEPLERİ ATIN, KUŞAKLARI KUŞANIN!
@ProfKaramustafa@kayseriedu
Kültürel emperyalizm sınır tanımıyor, kale içeriden fethediliyor:
Tarabya British School mezuniyet töreninden bir kesit!
Pek çok ünlü ismin çocuğunun okuduğu okul burası: Özcan Deniz, Mustafa Sandal, Cem Yılmaz, Mirsad Türkcan vesaire.
Mezuniyet töreninde Hadise sahne almış!
Ah ne büyük hâdise!
Tören İngiliz Büyükelçilik Sarayı’nda yapıldı, mezunlar İskoç Gayda Bandosuyla içeriye alındı. Törende İngiliz kültürünün bütün ayrıntıları, gelenekleri var ama 1 Türk Bayrağı bile yok!
Neden, diye sormuyorum…
Celladına âşık nesiller yetiştirerek ülkenin geleceğine tekme vuran tek toplum biziz galiba şu çivisi çıkmış dünyada!
Yazık gerçekten!
(Kaynak: @AvMuge)
Türkiye'nin Kudüs davasından rahatsız olan kim varsa kan testi yaptırsın!
Kudüs davasından rahatsız olan her kim varsa, Türklüğü ve Müslümanlığı şüphelidir !
Şam ve Beyrut, İstanbul’un iki kardeş şehridir.
Türkiye’nin güvenliği sadece Hatay’dan değil; Halep’ten başlar, Şam’dan başlar, Beyrut’tan başlar.
Kardeşlerimizin ülkelerinde hiçbir emrivakiye müsamaha göstermeyiz, kardeşlerimize yönelik hiçbir saldırıya göz yummayız.
Akdeniz’de, özellikle Kıbrıs Adası’nda bir fitne ateşinin yakılmak istendiğini görüyoruz; bu gelişmeleri yakından takip ediyoruz.
Çok açık söylüyorum:
Eğer Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin ve Kıbrıs Türkü’nün hak ve hukukuna kastedilirse cevabımız çok net olur, çok da sert olur.