“İçimde bir çocuk, yalın ayak koşuyor yaşlılığa doğru, binlerce kez yenilmiş umut ölülerini çiğneyerek.
Sahi yaşlılık, derin bir iç çekiş, yanılmış bir çocukluk olmasın Ömür Hanım?”
Ölüme dair okuduğum en iyi paragraf. Acımasızca dürüst.
“Artık bir daha ölemezdi” diye sevdiğin birinin ölümüne sevinmezsin elbette, ama vurduğun dipten daha fazla düşemeyeceğin, bir daha hiçbir şey seni bu kadar üzemeyeceği için tuhaf bir şekilde rahatlayabilirsin.
Kültürlü olmak, yalnızca çok kitap okumak ya da çok yer görmek değildir.
Asıl kültür; insanın incindiği yerde susması, doğru zamanda konuşmayı bilmesidir. Başkasını küçük düşürmeden kendini ifade edebilmek, haklıyken bile kırmamayı seçmektir.
Kültür; dilde zarafet, davranışta ölçü, kalpte merhamettir. Gürültüyle değil, derinlikle; gösterişle değil, duruşla kendini belli eder. Kültürlü insan kendini başkasının üstüne koymaz, kimsenin altına da düşmez. Dinler, düşünür, tartar ve öyle konuşur. Bilgiyi güç için değil, insanı güzelleştirmek için taşır.
Çünkü gerçek kültür; insanı yalnızca daha bilgili değil, daha iyi yapandır.
Aurelius haklıdır: "Yaralayanın aksi olmak, en iyi intikam biçimidir." Yaralayan kişi, kendi yaralanmasını da umar ki; bu sayede kendini temize çeker, ahlaki olarak çoğaltır. Oysa Nietzsche'nin dediği gibi, canavarla savaşırken canavara dön��şmemek,onu çürümeye mahkûm etmektir.
“Siz de işaret parmağınızı bir insana suçlarcasına salladığınızda, geri kıvrılmış diğer üç parmağın sizi işaret ettiğini göreceksiniz. Bu, başkalarını suçladığımızda sadece kendi veçhelerimizden birini yadsımakta olduğumuzu bize hatırlatabilir”
Işığı Arayanların Karanlık Yanı📕
Sanılanın aksine, çoğu insan kötülerden değil, iyilerden nefret eder ve kötülerden beslenir. Kötü olanı yargılamak, kendilerini çaba harcamadan daha erdemli ve iyi hissettirdiği için, iyinin kendilerine karanlıklarını hatırlatan yüzüne öfke ve nefret duyarlar.