İçi manipülasyon, hakaret ve tahkir dolu 5 tane yazı yaz. Yazdığının muadili bile olmayan yumuşaklıkta cevap al.
Sonra eleştiriyi kaldıramıyorlar diye space’e koş. Sadece komik. Kim kaldıramıyor eleştiriyi ?
Niye sana cevap verilmesi saldırmak olsun ? Pasif agresif sürekli sataşıp cevap alınca “yumuşak üslub” diye ağlayabildiğin için dokunulmaz mı olacaksın ? Karalamalarına cevap mı verilmeyecek ?
Senin şahsınla ilgili olumsuz bir şey var mı videoda ? Yok. Niye space’de şahsileştiriyorsun ? Ben şimdi şahsileştirmene mukabele ediyorum yine “ama üslub” diye ağlayacaksın.
Komediye bak her şeyi önce kendisi yapıp, daha hafifi ile mukabele edilince ağlayabildiği için nezaketli ve ahlaklı olduğunu sanıyor.
Zamanlaması manidar bir seri yazdın. Cevap almak için kendini paraladın. Şimdi seninkinden yumuşak bir üslubla cevap alıyorsun.
Space odalarında ağlayıp, sağa sola iftira dedikodu fısıldıyorsun. Muadilini yapsam yine ağlayacaksın. Biraz delikanlı ol. Senin pasif agresif öfkeni de nefretini de yerler
Konuda kalmanı tavsiye ederim. Zira konuyu çektiğin yere gelirim haberin olsun. İster şahsileştirme olsun, isterse konu dışı vurmak olsun. Ekşi yiyenin karnı ağrısın.
Kısa zamanda Amro'nun öldürüldüğü haberini alacağız ve hiç bir şey olmayacak..
Rim'ler, Hind Recep'ler, 20 bin Amro öldürüldüğünde hiç bir şey olmadığı gibi.
Bu uzmanlıklar meselesi sanıldığından daha önemlidir.
Bana dinin herhangi bir konusunu söyleyin ki, aynı konuyu konuşan bir felsefe, sosyal bilim ya da pozitif bilim branşı olmasın.
Mesela fıkıh toplumla ilgili tespit ve önerilerde bulunur. Bu dini algılanır. Aynı konularla ilgili
1-Siyaset felsefesi
2-Sosyoloji
3-Pozitif bilimle ilgili olarak da evrim vs konuşur.
Bu branşlar içerisinde en prestijsiz kılınanı fıkıhtır. Gündelik hayatta önerileri güçlü algılanmaz. Bu yüzden ''sosyoloji'de de böyle'' diyerek fıkıh anlatmaya çalışanlar beyaz görünmeye çalışır.
Artık öyle bir hal oluştu ki fıkhın önerilerinin güçlü olmasına dahi gerek görülmüyor. Hayatla ilişkisini kesip kristalize ederek saygı duyuyorsun. Fıkıh gibi hayatın içindeki bir işi duvara asıp tazim ediyor ve dindar oluyorsun. Duvara astığın fıkıh mı hakikaten ?
Aynı durumu dinin konusu sayılan ahlak için de felsefe, psikoloji, neuroscience diye sıralayabilirsiniz. Aynı konuları konuşup üst üste binen onlarca branş. Ne dedikleri ve sınırları dahi belli değil.
Sadece prestij skalası sabit pozitif bilim > sosyal bilim > felsefe > din.
Öyle düşünmediğini sanıyorsun ama öyle düşünüyorsun. Boş yere beyaz müslüman algılanmak için sözünüzü bir psikoloji makalesi ile desteklemeye çalışmıyorsunuz.
Allah'ın varlığını bile ihtimalli biliyorsun ama branşlara giydirmenin doğru olma ihtimali var mı ? Branş tanımlamaları safsatalarla dolu, prestij skalası sadece kültür tarihi çarpıtmalarına dayanıyor. Bir fanus içinde eğleşiyoruz sadece.
Bu hiyerarşi yenidir. Kültür tarihinin ürünüdür. Siz de buranın paryalarısınız. Dün din denilince siyaset, toplum, ahlak, hukuk, felsefe, akaid hepsi beraber anlaşılıyordu. Alim dediğin saygı duyduğun adamlar tıp, hukuk, astronomi, tefsir kitapları yazan kimseler.
Zaten bu branşlar da böyle keskin ayrılmıyordu. Gerçekte de ayrılmaz. Halüsinasyon halinde olmamak lazım. Bilgi insanda kurulur. Anomali miyiz biz de kolumuz olsun bacağımız olmasın ? Boyun küçüktür ya da büyüktür ama insan insan gibi görünür.
Bir adam var karşında ve dünyayı böyle algılıyor. Sen peki sadece uzmanlık alanında konuşsan gerçek bir şahıs mısın ? Yoksa bir manevi şahsın(kültür tarihi anlatısı) uzvu musun ? Bacağın yok ki ? Sadece bir kol ya da parmak bir zat değildir.
17.yy'da katip çelebi bir itirazcının zayıflığından bahsederken ''böyle yobaz çünkü tek ilimli'' diye naklediyor. Bugün övgü sandığınız ''branşında kalmak'' o gün yergi meselesiydi.
Hiyerarşi tespitinden sonra hayat dar uzmanlıklara bölündü. Üstte küllilerin anlatımı kültür tarihine göre oluyor. Hem de her bir cüzde en kaba haliyle. Altta ise prestijli kılınmış işçi uzmanlar tarlasını koruyan köylü refleksi ile anlatıyı savunuyor. Öfkesi sana karşı zira patronuyla kavgan var. Öfkenin yönü duygunun yönüdür.
Çok uzmanla kavga ediyorsun zira var olan dünyanın küllilerine itiraz ediyorsun. Var olan dünyanın küllileri yüzler uzmanlığa bölünmüş her birinde birilerine prestij dağıtılmış.
Sen anlatının sahibi değilsin. Uzmanın da anlatıya muhalefet ederek uzman olamaz. Sizin uzmanlık tantanalarınıza riayet etsek 10-0 yeniliriz. Kendi köşende fıkıh konuşursun, sosyolog-psikolog ünvanı alan aynı konuda konuşunca kimse seni sallamaz. Zaten yeniksin ve yenilginin tescillenmesinden fazlası olmaz. Masa senin masan değil.
Onlar da sana ''aptalsınız ondan geri kaldınız, batı akıllı olduğundan öne geçti(yamyamlıkla alakası yok), dünya süper ilerledi son bilgi en iyisidir, ingilizce yazılan makale, son bilgiden evvelde olanlar maymundu'' der.
3 güne bir branş icad eder, o branşa da ezber tekrarlayacak kifayetsiz uzman bulmakta zorlanmaz. Git uzmanlık peşinde koş. Eline aldığın kıytırık bir ünvan ile kurşun asker olmaktan öteye geçersen ilerleyemediğini farkedersin.
10.000 tane felsefe uzmanına bilmem kaç yüz tane felsefe profesörüne aynı sayıda ibn sina, bir o kadar fıkıhçıya aynı sayıda Ebu Hanife muamelesi mi çekeceğiz ?
Bu kadar uzman var, bu kadar İbn Sinası Gazzalisi olan bir topluluk bu düzeyde olur mu ?
Uzman senin sandığın kadar önemli bir şey olsaydı ya sayısı bu kadar çok olmazdı, ya da bu kadar uzmanla bilgi olarak bu düzeyde olmazdık.
Bilgi heybetli ve haşyet uyandırıcı bir şeydir. Gazzali, İbn Sina, İbn Arabi bende haşyet uyandırıyor. Siz uyandırmıyorsunuz. Sorun bende mi ? Sanmıyorum.
وَنَزَّلۡنَا عَلَیۡكَ ٱلۡكِتَـٰبَ تِبۡیَـٰنࣰا لِّكُلِّ شَیۡءࣲ وَهُدࣰى وَرَحۡمَةࣰ وَبُشۡرَىٰ لِلۡمُسۡلِمِینَ }
[Nahl, 89]
Sana herşeyi açıklayan kitabı indirdik.
قال ابن مسعود: أنزل في هذا القرآن كل علم وكلّ شيء قد بين لنا في القرآن. ثم تلا هذه الآية.
İbn Mesud: Bu Kuran bütün ilimler ve herşey hakkında indi. Herşey bize Kuran'da açıklanmıştır. Sonra bu ayeti okudu.
(Taberi Tefsiri)
Bunların akıllarının nasıl çalıştığını anlamıyorum cidden.
İbni Sina gibi biri bile bildiği konuda yazarken Gazali ve bazıları tarafından eleştirilir.
Gazali bildiği konuda yazarken ibni rüşt ve bazıları tarafından eleştirilir.
Sizin bu tavrınız İslam tarihinde ilk galiba...
Hadis inkarcılarına evvelden verdiğimiz cevapları içeren bir oynatma listesi var benim kanalda. O oynatma listesine eklediğimiz videolar ;
Toplamda 10 milyon görüntülenme ve 2 milyon saat izlenmiş. Katıldığım yerlerdeki muhabbetler ve hadis usulü dersleri filan hariç, sadece tartışılan hadis meselelerinin açıklaması bunlar.
Bunlar da zaten meseleyi kabul eden cami cemaati önünde sloganik söylemler değil. Tamamı insanların ehli sünnet ya da İslam sadedinde kafasını bulandıran bıçak sırtı konular hakkında.
Hadisleri benden korudukları iddiası ile iftira edene ne demeli ? Allah'tan korksa iftira etmez, kuldan utansa iftira etmez. Ehli hevadır. Hevası sataşmak istiyor. Hevası emrinde iftira etmeye, yalan söylemeye aldırmadan sataşıyor.
Bunlara herhangi bir alkol bağımlısından farklı muamele etmek hatalı. Haramı ısrarla işliyor ve hevası için bağımlı işte. Alkol bağımlısına da sorsan yaptığı işi rasyonalize etmeye çalışır.
Bunlara kendilerini dindar lanse etmeye çalıştıkları için herhangi bir bağımlıdan fazla anlam yükleyerek hata ediyoruz.
Hadis inkarcılarına evvelden verdiğimiz cevapları içeren bir oynatma listesi var benim kanalda. O oynatma listesine eklediğimiz videolar ;
Toplamda 10 milyon görüntülenme ve 2 milyon saat izlenmiş. Katıldığım yerlerdeki muhabbetler ve hadis usulü dersleri filan hariç, sadece tartışılan hadis meselelerinin açıklaması bunlar.
Bunlar da zaten meseleyi kabul eden cami cemaati önünde sloganik söylemler değil. Tamamı insanların ehli sünnet ya da İslam sadedinde kafasını bulandıran bıçak sırtı konular hakkında.
Hadisleri benden korudukları iddiası ile iftira edene ne demeli ? Allah'tan korksa iftira etmez, kuldan utansa iftira etmez. Ehli hevadır. Hevası sataşmak istiyor. Hevası emrinde iftira etmeye, yalan söylemeye aldırmadan sataşıyor.
Bunlara herhangi bir alkol bağımlısından farklı muamele etmek hatalı. Haramı ısrarla işliyor ve hevası için bağımlı işte. Alkol bağımlısına da sorsan yaptığı işi rasyonalize etmeye çalışır.
Bunlara kendilerini dindar lanse etmeye çalıştıkları için herhangi bir bağımlıdan fazla anlam yükleyerek hata ediyoruz.
Adam senelerdir 5. Kol faliyeti, Kültür tarihi adı altında hepsini anlatıyor zaten. Neslimizi bireysellik lgbt diye diye kırmaya çalışıyorlar diye çekmediği video kalmadı. Bunun için bir de kitap yazıyor.
Daha ne yapması lazım mesela? Zaten kavgasını verdiği şeyi buraya yazınca ne değişecek?
Zayıf iyi niyetle meseleyi yumuşatmak için tercih ettiğim bir kelime.
Geçenki tartışma ikliminde insanlar gerginken buna cevap vermedim. Zira boş yere tartışma Enis hocaya sıçrasın istemedim.
4.yazıyı okuyunca farkettim ki ''aklen kabih'' meselesinden o tartışma devam ederken yazılmış. Hızla yayınlanmış.
Yine de cevabımı konu tam soğumamışken, o tartışmanın bakiyesi olan gerginlik ortadan kalkmadan yayınlamaktan tereddüt halindeydim.
Eh konu tam soğumamışken konuya dair atılan her gönderiye etkileşim veriliyor. O halde ben cevabı yarın yayınlasam günah bende olmaz.
Yazıları sırayla okuyarak gittik. Atlama sıçrama yapmadık. Oysa yazı kitapta ''argüman sıralılığı'' diye bir başlık açılıp uyarılmasına rağmen, bizim videoda dahi gözettiğimizi gözetmemiş.
Bu yüzden neredeyse tüm söylem saman adam şeklinde kurulmuş. Teker teker doğrularını göstermek zorunda kaldık. Saman adamların sonrasında da hakaret ya da tahkirimsi üslublar tercih edilmiş.
Ben yine de yazıdakinden daha hafif bir üslub kullandım. 5 yazıyı 3 videoda ele aldık. Salı çarşamba perşembe hepsini yayınlarız inşallah.
Bla Bla Bla... Ne bu şimdi, randevu sisteminden kadın hekimeye başvurlumuş, hastaya bakmak için gelen erkek asistan hekim...
Asıl mesele "mahremiyet" dendiğinde İslami hassasiyeti olanların kastedilmemesi...
KAMUOYUNA AÇIKLAMA
Adana Şehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniğinde yaşanan ve kamuoyuna yansıyan olay, hasta mahremiyeti ile uzmanlık eğitimi hakkının birlikte değerlendirilmesi gereken önemli bir tartışmayı gündeme getirmiştir.
TEK Sendika olarak açıkça ifade ediyoruz: Hasta mahremiyeti vazgeçilmez bir haktır. Ancak asistan hekimin yalnızca cinsiyeti nedeniyle uzmanlık eğitiminden dışlanması da kabul edilemez.
Asistan hekim, hastanede bulunan bir gözlemci değil; 1219 sayılı Kanun ve Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği kapsamında uzmanlık eğitimi alan bir hekimdir. Mesleğini öğrenme, uygulama ve yetkinlik kazanma hakkı, sağlık sisteminin geleceği açısından anayasal öneme sahip bir kamu yararı taşımaktadır.
Olayın yaşandığı sağlık kuruluşunun sıradan bir hizmet hastanesi değil, Sağlık Bakanlığına bağlı bir Eğitim ve Araştırma Hastanesi olduğu unutulmamalıdır. Bu hastanelerin varlık nedenlerinden biri yalnızca sağlık hizmeti sunmak değil, aynı zamanda uzman hekim yetiştirmektir. Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği de yıllardır uzmanlık eğitimi verilen akademik bir eğitim kliniği olarak faaliyet göstermektedir.Bu nedenle, eğitici gözetiminde muayene ve tedavi süreçlerine katılan asistan hekimlerin eğitim hakkı, sağlık sisteminin geleceğini ilgilendiren kamusal bir güvencedir. Hasta mahremiyeti en üst düzeyde korunmalı; bilgilendirme ve rıza süreçleri titizlikle işletilmelidir. Ancak bu hak, cinsiyete dayalı biçimde asistan hekimin eğitimden dışlanmasının gerekçesi hâline getirilemez. Esas olan, mahremiyeti koruyan ve uzmanlık eğitiminin sürekliliğini sağlayan kurumsal uygulamaların hayata geçirilmesidir.
Bugün bir asistan hekimin yalnızca erkek olduğu gerekçesiyle eğitimden uzaklaştırılması kabul edilirse, yarın başka bir asistanın kadın olduğu, genç olduğu veya başka bir kişisel özelliği nedeniyle benzer şekilde eğitim hakkından mahrum bırakılmasının önüne geçilemez.
Bu yaklaşım ne eğitim hukukuyla ne de eşitlik ilkesiyle bağdaşır.
TEK Sendika olarak;
Hasta mahremiyetini,
Hekimlik mesleğinin onurunu,
Uzmanlık eğitiminin bilimsel niteliğini,
Asistan hekimlerin eğitim hakkını aynı kararlılıkla savunuyoruz.
Hiçbir hasta istemediği bir uygulamaya zorlanmamalıdır. Ancak hiçbir asistan hekim de cinsiyeti nedeniyle uzmanlık eğitiminden dışlanmamalıdır. Haklar birbirine karşı değil, birlikte korunmalıdır.
Hasta hakkı vardır.
Hekim hakkı vardır.
Asistan hekimin eğitim hakkı vardır.
Ve TEK Sendika olarak, hasta mahremiyeti ile uzmanlık eğitimi hakkının birlikte güvence altına alındığı bir sağlık sistemi için mücadelemizi sürdüreceğiz.
@tibbiyelisozluk@DahiliyeDoktoru@mturker3301@ascisan@Bladesinger15@sanciburak@arasiradoktor