Sözleri Şemseddin Sivâsî’ye ait olan ve ülkemizde yalnızca Sivas’ta asırlardır aynı huşû ile terennüm edilen “Yâ Hannân yâ Mennân” ilahisi, Ramazan’ın manevi iklimini ilimizin her köşesine nakşediyor.
Camilerden yükselen her nağme, gönüllerimizi aynı duada buluşturuyor; geçmişten bugüne uzanan bir irfan köprüsü kuruyor.
Bu mübarek ayın rahmet, mağfiret ve bereketi; kadim diyarımızın semalarında yankılanan bu ilahiyle gönüllerimize huzur, sofralarımıza bereket, şehrimize birlik ve kardeşlik getirsin. 🌙
Merhabâ merhabâ…
Şehr-i Ramazan merhaba…
@SynergyKendiyas Her insanda hal ilmi vardır. Üstündeki tozları temizleyip, cilalayıp, parlatabildiği kadar onda hal ilmi vardır denebilir. Doğrusunu Allah bilir.
(Hocam kalbime bu düştü yanlışsa hemen silelim buradan herkes okuyor vebale girmeyelim)
Bir de her şey olması gerektiği gibi oluyor..
Hiç bir Müslümanın diğerindeki hatayı kusuru tölere etme derdi yok. Anında reddiyeler, ithamlar, iftiralar havada uçuşuyor.
Tamam en iyi müslüman sizsiniz !
💚 İNCİ TANESİ
"Bak evladım, görür müsün; her taraf viran olmuş, tarumar olmuş !
O kalpler ki terk edilmiş,
O kalplerde hırs, kin, kibir, riya, haset, malayani sevgiler hüküm sürer de "benim" der kul.
Benlik ki Hakka mahsustur.
Şer ile beslenen kalpleri tövbe ile temizlemek gerek
Bir olup o kalpleri Hakka açmak gerek
Hak Teâlâyı hatırlatmak gerek
O kalplerin bir kıvılcım ile uyanışı gerek.
Tebliğ ile yola revan olmak gerek.
O aşk ile gönüllere su serpmek gerek.
Bu yol zor gelir amma meyvesi tatlıdır
Hep beraber tatmak gerek
Allahualem"
Yusuf Hemedani Hazretleri
🚨ŞEYTANIN ALDATMACASI :
"BİLEN SÖYLEMEZ, SÖYLEYEN BİLMEZ "
( NEDEN BİLENLER BİLDİKLERİNİ ANLATMALIDIR )
Bilen söylemez, söyleyen de bilmez denir ya, biz bunun üzerine manevi hocalarımızla çokça istişareler ettik.
Bilen söylemezse o zaman hiç kimsenin bilmiyor olması lazım. Bildiğinizi söylemezseniz, siz anlatmazsanız şeytan anlatacak !
Bu şeytanın büyük bir tuzağı ve oyunudur.
Ancak bunun istisnası vardır; kullar, manevi hattan aldığı bilgileri, manevi güzellikleri paylaşmak da istemeyebilir. Çünkü bunları anlattığında, karşıdaki kişileri bilmediği için, yaşamadığı için anlamaması muhtemeldir. Ceviz yememiş birine cevizin tadını anlatamazsınız, en yakın tatla bunu eşleştirirseniz bu da bunun gibi olur. Bu halleri yaşayanlar anlatmak istemez.
Anlatmadığı için de ihtiyacı olanlar bilmez.
Peki, bu bilinmeyince şeytan mı kazanıyor? Bunu bir düşünün. "Bilen söylemez" denildiğinde; manevi hattan konuşan insanlar susarsa, insanlar ihtiyacı olan bilgiye ulaşamazlar. Rabbimiz, bazı kullarına bunları müsaade etmiş ve bildirilmesine vesile olarak kuluna, kulunun eliyle ulaştığı için manevi hattan bilgiler geliyor. Peki, bunları insanlara aktarmadığında, ihtiyacı olan kişilere vesile olunmadığında bu gelenler Rabbimizin izniyle kullarına, kulları vesile olsun diye anlatılmadığında bunun vebali kime oluyor?
Bu ilahi bilgilerle, bu manevi yolculukla ilgili olarak Rabbimizin huzuruna çıktığımızda, bu bilgileri nasıl açıklayacağız?
Eğer bilenler susarsa, kim konuşacak?
Bu ve bunun gibi pek çok soru var. Bildiğiniz kadarını paylaşın, eğer Rabbimiz kullarını bir aracı kılmak istiyorsa, özgür iradenizle bu sürece engel olmayın. Özgür iradenizi Rabbani yönde kullanın, şeytani amaçlar için değil; bu tür uyarılar geliyor. Peki, bu nasıl gerçekleşiyor?
Sizlere bu bilgileri aktarırken, altta veya bundan sonra gelecek pek çok hasta hikayesi ve vakalar olacak. Bu durumların şeytani mi yoksa ilahi mi bir kaynaktan geldiğini anlamayacaksınız. Ancak Rabbimin izniyle bu kaydı, bu sesli anlatımı dinleyen kardeşlerimiz arasında manevi açılımları olanlar var ve bu kişiler kendilerinin farkında değil. Açık manevi hatları veya şeytaniye ya da Rahmaniye'ye dönüşebilecek hatları var çünkü bilmiyorlar. Biz de her şeyi bildiğimizi iddia etmiyoruz. Ancak anladığımız kadarıyla bunları sizinle paylaşmak istiyoruz.
Unutmayın, her bilenin üstünde daha da bilen biri var.
Fakat biz, bildiklerimizi paylaşarak, Rabbimizin huzurunda bu bilginin sadakası olarak, "Ya Rabbi, biz bunu anlattık, bildiğimiz kadarıyla söyledik." diyerek, kendi kurtuluşumuz için çabalıyoruz. Elbette bu konuyu çok iyi anlayanlar ya da bu konuda hiçbir fikri olmayanlar olacak. Bilenler, bilmeyenlere bildikleri kadarını anlatacak, ve elbette bizim paylaşımlarımız yetersiz kalacak, daha fazlasını bilenler de olacak, onlar da çaba göstersinler.
Biz bildiklerimizi paylaşmadıkça, bilgimizle yücelmeyiz, maneviyatımız yükselmez. Çünkü bildiğimiz bir zerre bile olsa, bu bize ağır gelir ve bizi aşağı çeker. Ancak paylaştıkça bilgi çoğalır, maneviyat artar. Arttıkça, bu bilgi insanlara rahmet olarak geri döner.
"Bilen söylemez" denildiğinde, o zaman Rabbimiz bize bu bilgiyi neden verdi?
Kişisel olarak yaşayıp, diğer kulların başına ne gelirse gelsin mi demeliyiz?
Rabbimizi ve O'nun ilmini yansıtan bu deneyimleri yaşayarak, diğer insanlara tebliğ etmiş olmuyor muyuz? Bir vesile olmuyor muyuz?
Gerçekten, bu ilmi bilenler anlatır; anlatmayanlar şeytanın etkisinde kalır. "Yaşadığım deneyimleri paylaşır, bu halleri bir daha deneyimleyemezsem" diye düşünmek bencilliktir. Böyle düşünen kişi, sadece kendi kurtuluşu için çalışan, insanlar için çaba göstermeyen biridir.
Şeytanın vesveselerine karşı dikkatli olmalıyız, bunları iyi anlamalıyız. İbadetlerimizi yapıyoruz, Rabbim kabul etsin, ancak kabul edilip edilmediğini bilmiyoruz. Fakat diğer insanlara vesile olduğumuzda, insanların ruhsal ve bedensel sağlıkları için çaba sarf ettiğimizde, işte o zaman belki kabul edilme anı orada gerçekleşir. Çünkü bencillik yapmıyor, "Sadece kendimiz yaşayalım" demiyoruz. Anlattığımızda nazar değebilir, kısıtlamalar olabilir. Ancak Rabbim, belki de elinizdekileri diğerleriyle paylaştıkça bereketlendirecek, "Sen vesile ol, anlat" diye belki bu ilmi verdi.
İnsanlar rahatsız ve problemler yaşıyor, sen bu insanların durumlarını anlıyor ve hissediyorsun. Peki, bu durumları insanlara anlatmadığında doğru olanı yapmış oluyor muyuz?
Açığa çıkmamak, bilinmemek için "Bizi cinlerle uğraşanlar sanırlar, bu şekilde düşünürler" ya da "İnanırlar ya da inanmazlar" gibi düşünceler neyi değiştirecek?
Rabbimizin huzuruna çıktığımızda, tüm bu gerçekler ortaya çıkmayacak mı? Kimlere neyi anlatmaya çalışıyoruz? Neyi saklamaya çalışıyoruz?
Komşun rahatsızken sen evinde rahatça oturuyorsun. Bu ilimden nasibini almışsın ve Rabbim sana, bu komşuna yard��m edebilecek, onu yönlendirebilecek imkanları vermiş. Hatırla, komşumuz açken biz tok uyuyamazdık. Komşumuz sıkıntı çekerken, biz evimizde rahat oturamazdık.
Bu bilgiyi bir tür ilim olarak düşünün ve bu ilim sayesinde başkalarına yardımcı olabileceğinizi, onlara vesile olabileceğinizi hayal edin. Bunun hayati bir öneme sahip olduğunu, ekmek, su veya hava gibi temel bir ihtiyaç olduğunu düşünün. Komşunuz büyük sıkıntılar içindeyken, sizin bu duruma müdahale edebilecek ilminiz var. Rabbim, bu bilgiyi size emanet etmiş. Emanetin anlamı, bu bilgiyi bir gün Rabbime geri vereceğinizdir. Peki, içi boş mu vereceksiniz, yoksa Rabbimin rızası için hizmet ederek, bu hizmetle dolu bir şekilde mi teslim edeceksiniz?
Birçok insan çeşitli ruhsal ve fiziksel hastalıklarla mücadele ediyor. Bu durumlar zamanla vücutta tıbbi hasarlara yol açabiliyor. Siz bunu biliyorsunuz, hissediyorsunuz. Neden başkalarına yardım etmek için bir vesile olmuyorsunuz?
Vesile olanlara karşı şeytanın en büyük hilesi şudur: "Bilen söylemez, söyleyen bilmez." Yani, şeytan şöyle diyor:
"Eğer biri sana Allah'ı anlatıyorsa ve Allah'ın verdiği gizli ilimlerden bahsediyorsa, o kişi gerçekten bilmiyordur." Fakat bir düşünün, bilen neden söylemesin?
Eğer bilenler susarsa, şeytan ve onun uşakları konuşacak. Sizin anlattıklarınız, insanların ferahlığı ve kurtuluşu için bir vesile olacak. Belki insanlar rahatlayacak, dua edecek ve bu iyilik dalgası yayıldıkça, insanların çakralara, enerjilere veya başka türlü spiritüel uygulamalara ihtiyacı kalmayacak. Şeytan kaybedecek. Ve onun kaybetmesi için ne yapmamız gerekiyor? Bizim gayret etmemiz, çabalamamız gerekiyor.
Şeytanın kazanması için ne yapması lazım?
"Bilen söylemez," diyerek sizin susmanızı sağlamak.
Bu yüzden, dostlar, şeytana kulak asmayın, bilenler olarak söyleyin, çünkü bu bilgiyi paylaşmak, insanlara yardımcı olmak bizim sorumluluğumuzdur.
Düşünün, eğer bilenler susmuş olsaydı, pek çok Allah dostunun bize ulaşan öğretileri nasıl elde edilecekti? İsmail Fakirullah, Şeyh Şaban-ı Veli, Emir Sultan, Hacı Bayram Veli, Hacı Bektaş Veli, Yuşa, Eyüp Sultan, Mehmed Emin Tokadi, Hayreddin Tokadi hazretleri gibi pek çok önemli Allah dostunun sözleri, eylemleri ve yaşantılarına dair bilgiler nasıl gelecekti bize?
Mesnevi'yi okuyoruz, ama eğer onlar konuşmasaydı, biz nereden bilecektik? Oysaki söylenen "bilen söylemez" idi. Ancak, gerçekten bilenler konuştu ve biz şimdi onların sözlerini dinliyor, öğretilerine göre yaşamaya çalışıyoruz. Efendimiz Aleyhisselam'ın sünnetlerini uygulamaya gayret ediyoruz.
Unutmamalıyız ki, her dönemde Rabbim kullarını destekliyor ve besliyor, fakat kullar kendilerini tam olarak bilmeyebiliyorlar. Efendimiz Aleyhisselam son peygamber olarak gelmiştir ve Kuran tüm insanlık için gönderilmiştir. Zaman geçtikçe, anlayışımız ve teknolojimiz geliştikçe, Kuran'ın öğretilerini daha iyi kavrayabiliyoruz. Belki yüz yıl sonra daha da derin bir anlayışa sahip olacağız.
Eğer bilenler, manevi gerçekleri paylaşmazlarsa, şeytan konuşur. Biz de şeytanın sözlerine kulak veririz.
Allah rızası için gerçekten bilenlerin konuşması, bildiklerini zannetmelerine rağmen aslında bilmeyenlerin gerçeği fark etmeleri önemlidir.
Rabbimiz, doğru anlamayı, hayatımızda doğru şekilde uygulamayı ve doğru bir şekilde anlatabilmeyi nasip etsin.
Sevgili Bekir Develi, “korkuyor musunuz? diye soranlara tekbirler ve ilahilerle cevap verdi…
Allah yâr ve yardımcınız olsun.
İnsanlığın haysiyetini kurtardınız…
Şimdiden zafere ulaştı Sumud!
Benim Gündemim Sumud
#MyAgendaSumud#FreePalestine
💚İNCİ TANESİ
"Ey istikamet üzere olan yolcu;
İstikametin nereye?
Her gün şafak sökerken gece ile gündüz ince bir iplik gibi birbirinden ayrılır da,
Üzerinde bir kambur gibi taşıdığın günah kirlerinden temizlenme zamanı gelmedi mi?
Hataların ve günahlarınla Rabbinin huzuruna gelme vakti gelmedi mi?"
Akşemsettin Hazretleri
💚 İNCİ TANESİ
[ Mubarek yere bağdaş kurdu, ocağın içine ince odunları, ortasına kalın odunları koydu, ateşi tutuşturdu.]
"Bak evladım, ateşi yakmak için şu ince odun lazım gelir. O tutuşunca inceden inceden alevler kalın odunları sarar, yakar, kor haline gelir.
Kulun yaptığı küçük bir günah şu ince odun gibidir, önemsemez, 'bir şey olmaz' der, hatadan, günahtan nedamet duymazsan o odunlar birikir, kalınlaşır, seni içine alır, alev alır, kor olur."
[ Yanında su dolu bir tas vardı, içerisine elini daldırdı, ateşe o sudan serpti. Alevlerin üzerine düşen su damlaları düştüğü yerde "coss" diye ses çıkarıyor, ateşin hararetini gideriyordu. ]
"İşte o ateşi söndüren şu sudur. Günahları yok edende pişmanlıkla, nedametle yaptığın tövbedir, af dilemektir.
Affa muhtaç olduğunuzu unutmayın."
Vesselam.
Akşemsettin Hazretleri
💚 İNCİ TANESİ
Destur bismillah
"Evladım,
Bir gönlü yapmak, Kâbe'yi inşa etmek gibidir, bilir misin?
Nice gönüller, Şanı Yüce Mevlâ'mın nazargâhıdır.
O gönül ki sürur eder, diğer gönüllere sekinet iner, huzur bulur.
Huzur ki Hakk'ı temaşa etmektir, meşke gelmektir.
O gönüller ki Hakk'a ram olmuştur.
Tevazu ile olur, tevekkül ile olur, tefekkür ile olur, teslimiyetle olur.
Her şeyin Rabb'inin dilemesiyle olduğunu bilmekle olur
Gönüller alın, gönüller inşa edin.
Evvelallah."
Mevlana Halidi Bağdadi
Hazretleri
💚 İNCİ TANESİ
Evladım,
Evvelallah Rasulullah'ın derdi olan ümmetin derdini kulların dert edinmesi lazım ki ümmet kıyama kalksın.
Kıyamda olmak Hak Teâlâyı zikir, fikir halidir.
O hal ki kulun her an Rabbi ile beraber olmasıdır. Hak Teâlânın muhabbetinin ummanlar gibi coşmasıdır.
Resulullah'ın elest bezminde "beli, sen benim yüce Mevlamsın" sahnesinin kulun beden iklimindeki provasıdır.
Her salavat Hakka varmaktır.
Sevgiliyi Hak ile birlikte zikretmektir.
Ebu Şeybe el Hudri Hazretleri
💚 İNCİ TANESİ
"Asra yemin olsun ki, İnsan mutlaka ziyandadır.
Ancak iman edenler, salih amel (iyi işler) işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye eden ve sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır."
[Asr Suresi]
"Tefekkür edesiniz. Anlayana bu ayet yeter evladım"
Emir Sultan Hazretleri
Şeytan ve ordusu zulmü, günahı ve isyanı teşvik ederek dünyanın rahmani frekansını bozmak istiyor. İşlenen zulüm ve günahlar da bunu sağlıyor.
Bizler de rahmani frekansı arttırmak ve şeytani frekansı izale etmek için her daim zikir, dua ve niyet üzere olalım inşallah.
"Ben günahkarım, benim zikrimden duamdan ne olur" demeyin. Her biri Rabbimizin katında çok kıymetlidir
Kuran ayetlerinin orijinal dili ile okunması Rahmani frekansı arttırarak madde boyutta manevi enerji kalkanı oluşmasını sağlar.
Bu nedenle <anlamını bilemiyor olsak da > Hz. Kuran'ı Arapça okumanın fazileti ve faydası çoktur.
📺İLK GÖSTERİM: 20.30
🔴RAHMANİ- ŞEYTANİ FREKANS
🚨"Siyonist Borazan Ritüeli" = Frekans Saldırıları Denemesi
- 🔊 Eriha Kalesi’nin kuşatılması, ses ve frekans teknolojisiyle duvarların yıkılması üzerine kurulu tarihi bir olaydır ve hakikattir
- 📜 Ahit sandığı, geçmişte manevi ve teknolojik bir iletişim ve savaş aracı olarak kullanılmıştır.
- 🔥 Şeytani manevi orduların desteği olmadan, modern teknolojilerin bile Kudüs gibi kaleleri yıkması mümkün değildir.
- 📖 Müslümanların Kur’an-ı Kerim’i okumaları, manevi frekanslar yayarak bir tür koruma ve şifa enerjisi oluşturur.
- ⚔️ Deccaliyet sistemi, eski kutsal metinlerdeki teknolojiyi taklit ederek dünyayı kontrol etmeye çalışıyor. - ✨ Tövbe, zikir ve dualar manevi gücü artırır, hastalıkların iyileştirilmesinde ve koruyucu kalkan oluşturulmasında etkilidir. Bu nasıl olur ?.
- 🚨 Günümüzdeki ritüeller ve teknolojik denemeler, eski manevi güçlerin iyi kötü taklitleri olarak anlaşılmalıdır.
konunun detayları kayıtta 👇
https://t.co/IlCymFKUD8