Defne'de ,Samandağ'da, Antakya'da binlerce ailenin tek geçim kaynağı orta doğunun farklı ülkelerine dağılmış bu gençlerin emeğidir. Hem de küçük yaşlarda başlar bu zorunlu gurbet..
Bahreyn,Umman,Bae,Sudan, Suud,Katar...Ruhsal,bedensel korkunç zorlukları mevcut Başımız sağolsun 🙏
CHP Muğla üyeleri ve delegelerinin iradesi ve helal oylarıyla seçilmiş CHP İl Başkanımız Sayın Nail Kızıl, atanmış yönetimin kararıyla bugün görevden alındı ve ihracı istemiyle disiplin kuruluna sevk edildi.
Soruyorum; CHP Muğla üyelerinin iradesini ve seçmenin tercihini nasıl görevden alıp partiden uzaklaştırmayı düşünüyorsunuz? Bilginiz olsun; aldığınız bu kararların ne CHP üyeleri ne de seçmeni nezdinde bir önemi yoktur.
Muğla’da Yatağan ve Menteşe ilçelerinde yaklaşık 350 bin m2’lik arazi için kömür ve boksit madeni çıkarılması amacıyla acele kamulaştırma kararı verildi. Karar, narenciye bahçelerini de kapsıyor. Bir tür “el koyma” anlamına gelen uygulama, mülkiyet hakkını da boşa çıkarıyor.
Madencilerden haber alamıyoruz!
Ocakta kendini kilitleyen ve açlık grevindeki arkadaşlarımızla normalde kontrol merkezi üzerinden iletişim kuruluyordu. Ancak kontrol merkezi PATRON tarafından devre dışı bırakıldı.
Bu yüzden içerideki madencilerin sağlık durumuna dair haber alamıyoruz.
Arkadaşlarımızın başına gelecek her şeyden Kiremitçiler Grup sorumludur. Tüm kamuoyunu ocak önüne çağırıyoruz.
#KiremitçiyeHuzurYok
12.06.2026 tarihinde bir televizyon programında Berhan Şimşek’in, Sn. Ecz. Özgür Özel’e yönelik eczacılık üzerinden kurmuş olduğu cümleler meslek camiamız tarafından tepkiyle karşılanmıştır.
Eczacılık mesleği, bilim ve etiği merkezine alan kadim bir halk sağlığı hizmetidir. Günlük ve siyasi tartışmaların malzemesi yapılamaz, buna müsaade etmeyiz.
Ayrıca, kullanılan ifadeler eczanelerimizdeki çalışma arkadaşlarımızı da küçük düşürmeyi hedefleyen aciz cümlelerdir.
Kurulan vahim cümleleri kabul etmiyor ve kınıyoruz.
Türk Eczacıları Birliği
Dün akşam bir televizyon programında Berhan Şimşek, Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel hakkında bazı ifadeler kullanmış.Bu ifadeler sadece sayın Özgür Özel'e değil, mesleğimize ve tüm meslektaşlarımıza yönelik açık bir saygısızlıktır.
Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel'in ne mesleki birikimini küçümsemek ne de siyasi kariyerini sorgulamak Berhan Şimşek'in harcı da değildir, haddi de değildir.
Onun meslekteki emeğini , siyasetteki mücadelesini ve eczacılık mesleğini küçümsemeye çalışanlar, aslında kendi yetersizliklerini ortaya koymaktadır.
Eczacılık; insan hayatına dokunan, bilimsel bilgiye dayanan, büyük sorumluluk gerektiren çok onurlu bir meslektir. Bir reçetenin arkasındaki emeği, bir nöbet gecesinin yükünü, hastalarımızın ilaca ulaşabilmesi için verilen mücadeleyi bilmeyenler, eczacılığı birkaç ucuz cümleyle değersizleştirebileceklerini sanabilirler.
Ama yanılırlar.
Pandemide en ön safta görev yapan, deprem felaketinde ilaç ve sağlık hizmetlerinin kesintisiz sürmesi için büyük fedakârlık gösteren, ilaç krizlerinde vatandaşın yanında duran, gece gündüz halk sağlığı için çalışan eczacıları küçümsemek hiç kimsenin haddi değildir.
Berhan Şimşek'in kullandığı bu yakışıksız, küçümseyici ve kibirli dili en sert şekilde kınıyorum.
#AliİsmailKorkmaz
Eskişehir'de Gezi Direnişi sırasında başına aldığı darbeler yüzünden kafa travmasına bağlı beyin kanaması geçiren Ali İsmail Korkmaz, görevli acil doktoru Hasan Gülcü tarafından tedavi edilmeyerek taburcu edildi.
Eve döndükten sonra fenalaşarak hastaneye kaldırılan Ali İsmail, 38 gün komada kaldıktan sonra hayatını kaybetti.
Ali İsmail'in ölümüne sebep olan Doktor Hasan Gülcü hâlen Eskişehir Yunus Emre Devlet Hastanesinde çalışmaya devam ediyor.
HATAY BU KEZ DE SELE TESLİM: 3 ÖLÜ 1 KAYIP
‘CANIMIZA TAK EDEN BİR DÖNEMDEYİZ’
Hataylı yurttaşların afet çilesi bitmiyor. Sağanak yağmur, kötü altyapı koşulları nedeniyle baskına dönüştü. Defne, Antakya ve Samandağ’da can pazarı yaşandı.
Cumhuriyet'e konuşan CHP Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara ve 6SIFIR2 Çocuk Hakları & Afet Mücadele Derneği Başkanı Mümtaz Gövce yaşananlara isyan etti.
Ayrıntılar haberimizde.
#ŞahsiMeselemiz
Bir halkın yeniden ayağa kalkma inancı, bir ülkenin geleceğini değiştirdi.
19 Mayıs 1919’da Samsun’da başlayan yolculuk; umudun, cesaretin ve bağımsızlık kararlılığının simgesi oldu. Mustafa Kemal Atatürk’ün gençliğe emanet ettiği bu ülke, bugün hala aynı inançla yoluna devam ediyor.
Bizler de Cumhuriyetimizin aydınlık yarınlarını; özgür düşünceyle, bilimle, emekle ve gençlerin gücüyle büyütmeye devam edeceğiz.
Başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bağımsızlık mücadelesinin tüm kahramanlarını saygı ve özlemle anıyoruz.
19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun.
#19MayısAtatürküAnmaGençlikveSporBayramı
#GelecekGüvencesi
#ÇağdaşYaşamıDesteklemeDerneği
HATAY’DA hayat normale döndü mü ki kira yardımı kesiliyor!
Hatay’da depremzedelere kira yardımlarının kesilmesi, ekonomik bir karar değil; aynı zamanda bu kente ve bu halkın yaşadığı büyük yıkıma karşı sergilenen politik yaklaşımın açık bir göstergesidir. Hayat normale dönmüş, insanlar evlerine yerleşmiş, kent yeniden ayağa kalkmış gibi davranılamaz. Hatay’da insanlar hâlâ konteyner kentlerde yaşamaya çalışıyor, teslim edilen konutların önemli bir kısmında altyapı ve kalite sorunları sürüyor, işsizlik ve yoksulluk her geçen gün daha da ağırlaşıyor.
Böylesi bir tabloda kira yardımının kesilmesi, depremzedeye “artık kendi başınızın çaresine bakın” demekten başka bir anlam taşımıyor. Üstelik bu süreç sessiz sedasız yürütüldü. Yurttaşlara uzun süre “evlere yerleşmeden yardımlar kesilmeyecek” denildi. Şimdi ise insanlar hâlâ evlerine kavuşamamışken, belirsizlik içinde yaşamaya devam ederken verilen sözler bir kez daha ortada bırakıldı. Özellikle Hatay dışında yaşam mücadelesi veren, geri dönebilmek için evlerinin teslim edilmesini bekleyen binlerce insan için bu karar yeni bir mağduriyet anlamına geliyor.
Ekonomik krizin faturasını depremzedeye kesmek, politik bir tercihtir. İktidara yakın şirketlerin milyarlık vergi borçları tek bir imzayla silinirken, evsiz kalmış bir yurttaşın 7500 TL’sine göz dikilmesi adaletle değil, ancak vicdan tutulmasıyla açıklanabilir. İktidarın yapması gereken, yarattığı bütçe açıklarını depremzedenin cebinden değil, palazlandırdığı sermaye gruplarının kasasından karşılamaktır.
Hatay’da hayat normale dönmedi. Normalleşen şey yalnızca iktidarın unutma hızı oldu. Depremin ardından verilen sözler, ekranlarda kurulan büyük yeniden inşa anlatıları ve bitmeyen “başarı” propagandası gerçekliğin duvarına çarpıyor. İnsanlar hâlâ en temel ihtiyaçları için mücadele ediyor. Barınma krizi sürüyor, geçim koşulları her geçen gün ağırlaşıyor, sosyal destekler ise azaltılıyor.
Bir kentin yaralarını sarmak, yalnızca beton dökmekle olmaz. İnsanların güvende hissedebildiği, geleceğe dair umut kurabildiği bir yaşamı yeniden inşa etmek gerekir. Bugün Hatay’da eksik olan tam da budur. Ve kira yardımının kesilmesi, bu eksikliğin en somut göstergelerinden biridir. Barınma hakkı bir lütuf değil, anayasal bir zorunluluktur. Depremzedelerin cebinden tasarruf ederek “normalleşme” ilan edenler şunu bilmelidir: Hatay’da hayat hâlâ enkazın gölgesinde sürüyor. Bu gerçeği görmezden gelmek, Hatay’ın dertlerini görmezden gelmektir..
Ş. Can Atalay
Seçilmiş Hatay Milletvekili
Marmara (Silivri) Cezaevi, 9-A47