Bu zenginlerin hikayelerinde niye hep açıklamadıkları bir kısım oluyor.
Kantin işletiyordu.. Sonra böyle olmaz ben üretmeliyim dedi. Evet… Tesis kurdu.
Oğlum bu tesisi nasıl kurdu işte onu soruyoruz onu anlatmanız lazım.
Çobani’nin hikayesi de böyle.
Amerika’ya geldik.. Bir şeyler yapmak istiyorduk. Kapanan bir yoğurt fabrikası var dediler. Gittik baktık onu satın alıyoruz dedik. Sonra marketlere yoğurt satmaya başladık. Çok beğenildi bütün Amerika’ya sattık.
Fabrikayı nasıl aldın onu merak ediyoruz kardeşim ya..
📍 “Deniz Göktaş dinimle alay etti tutuklansın” diyen tarikatların, altınları faize yatırdığı ortaya çıktı!
— Fatih'te tarikatların altınlarını götürdüğü kuyumcu, 500 kilo altını alıp kaçmış!
— Kuyumcuda altınlara da aylık %10 faiz uygulanıyormuş, yani cemaat faizden faydalanıyormuş!
Barış Terkoğlu: "Türkiye'de böyle ekranlara bakıp 'bilmem neyin içinde domuz yağı var mı? Öbürünün içinde faiz var mı? Kredi kaydı kullanırsam bilmem ne olur mu?' diye anlatan cemaat bu işlerde en beterini yapıyormuş!
Bu riyakarlığı, bu ikiyüzlülüğü herkes görmeli!
Fatih'te cemaatlerin altınlarını götürdüğü kuyumcu 500 kilo altını alıp kaçmış! Kuyumcuda altınlara da aylık %10 faiz uygulanıyormuş, cemaat faizden faydalanıyormuş...
Barış Terkoğlu: "Türkiye'de böyle ekranlara bakıp 'bilmem neyin içinde domuz yağı var mı? Öbürünün içinde faiz var mı? Kredi kaydı kullanırsam bilmem ne olur mu?' diye anlatan cemaat bu işlerde en beterini yapıyormuş..."
Şu kapağı görünce çocukluğuma gittim. Kim çizmiş diye merak edip araştırdım. Hep yabancı sanırdım, meğer "Altın Fırçalı Adam" Aslan Şükür'ün eseriymiş. Sonra aşağıdaki videoda gördüm ki çocukluğuma damga vuran daha nice kapağın arkasında da o varmış. Bazı insanlar farkında olmadan milyonlarca çocuğun hayal dünyasına dokunuyor. ❤️
https://t.co/oRPhfAVllq
bu arada cep hikayeleri de cok güzel videolar barindiran bir youtube kanali tavsiye ederim.
Bodrum katı değil kayıkhane. Malesef çoğu yalıda, yalı sakinlerinin denizle bir bağı kalmadığı için buralar işlevini kaybetti. Yalıda yaşayıp denizi seyirlik malzeme olarak görmek bana şu dizeleri hatırlatır “ ol mahiler ki deryada yaşayıp deryayı bilmez”
Webo iki eliyle birden Eboue’yi itip golü atıyor Cüneyt Çakır inatla golü verip, itirazlara kart çıkarıyor.
Fenerbahçe Kadıköy’de 20 yıl nasıl mı yenilmedi ? İşte böyle yenilmedi.
Dursun Özbek: "Biz büyük bir aileyiz. Eğitim kurumlarımız, vakıflarımız, spor kulübümüz, derneklerimiz, o kadar büyük bir aileyiz ki...
Organizasyonumuz kıskanılmayı hak ediyor. Bir an kendimi Galatasaray camiasının dışında hissediyorum ve karşımda böyle bir kurum var. Ben de kıskanırdım açıkçası."
Biz tenezzül edip kura topu bile çekmedik ama önemli değil senin kitle bunu yer nasıl olsa… bir de eşitlik açısından söylüyorum Kadıköy’de ki maçımıza bu sene yabancı hakem istiyoruz. Bunu da anlatın zira biz ilişkileri askıya aldık.
Düşünsenize birileri denizimize 15 bin metrekare genişliğinde ağ atıp milyonlarca canlınının ölümüne neden oluyor ve kimsenin ruhu duymuyor.
Bu küçük bir sandalla vs yapılacak bir iş değil, avcılık falan da değil; umarım yapanlar bulunur, hesap verir.
Yalanın da bu kadarı! Aziz Yıldırım yalan söylemeye ve algı yapmaya erken başladı. Fenerbahçe resmi sayfasından hiçbir transfer ücreti ve gizli sözleşmeler açıklanmazken, Galatasaray kuruşu kuruşuna yazdı! Kerem transferinde de o yüzden mi UEFA'dan ceza gelecek?
Bir neslin yok olması gerektiğini önceden yazmıştım. "Kıtlık gördük" diye her şeyi kendine hak gören bok nesil bunlar. Dünya ilerlerken sağcı solcu alevi sünni diye kavga edip kahvehane tarayan erkekler , gelinine çocuklarına eziyeti çektirip bunu normalleştiren kadınlar. ++