Polisin orantısız güç kullanarak kişilerin mağduriyetine neden olması, Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) belirli maddeler kapsamında suç teşkil eder.
1.TCK Madde 256 - Zor Kullanma Yetkisine İlişkin Sınırın Aşılması:Polis gibi zor kullanma yetkisine sahip kamu görevlisinin, görevini yaparken ölçüyü aşarak kişilere karşı gereksiz veya orantısız kuvvet kullanması, kasten yaralama suçuna ilişkin hükümlerle (Madde 86-87) cezalandırılır. Örneğin, bir şüphelinin direnmemesine rağmen darp edilmesi bu kapsama girer.
2.TCK Madde 86 - Kasten Yaralama:Polisin orantısız güç kullanımı sonucu birini yaralaması, bu maddeye dayanır. Basit yaralama 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası gerektirirken, yaralanmanın ağırlığına göre (örneğin, kemik kırığı) ceza artar (Madde 87).
3.TCK Madde 94 - İşkence:Eğer orantısız güç sistematik bir şekilde, kişiyi acı çektirmek amacıyla veya insanlık onuruyla bağdaşmayan bir muamele olarak uygulanırsa, işkence suçu oluşur. Ceza, 3 yıldan 12 yıla kadar hapistir ve ağırlaştırıcı hallerde artar.
4.TCK Madde 96 - Eziyet:Polisin fiziksel veya zihinsel acı verici eylemleri, işkence boyutuna ulaşmasa bile eziyet olarak nitelendirilebilir. Bu durumda 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası öngörülür.
5.TCK Madde 257 - Görevi Kötüye Kullanma:Polisin yetkisini aşarak orantısız güç kullanması, görevin gereklerine aykırı hareket sayılır. Bu, mağduriyet yaratırsa 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası verilebilir. Kamunun zararı veya haksız menfaat sağlanması da bu suçu ağırlaştırır.
•2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu (PVSK) Madde 16: Polisin zor ve silah kullanma yetkisi, “ölçülülük” ve “kademelilik” ilkelerine bağlıdır. Bu sınır aşılırsa, yukarıdaki TCK maddeleri devreye girer.
•Mağduriyetin Kapsamı: Fiziksel yaralanma dışında, psikolojik zarar veya hak ihlali de mağduriyet sayılabilir ve ilgili maddeler uygulanır.
Ey Türk gençliği!
Birinci vazifen; Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin. Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklal ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakruzaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.
EY TÜRK İSTİKBALİNİN EVLADI!
İşte, bu ahval ve şeriat içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur! 🇹🇷
Gençlere verdikleri mesaj şu: Diplomanı iptal edebilirim. Geleceğini elinden alabilirim. Aile mirasına el koyabilirim. Sana bir suç yapıştırıp hapishanelerde süründürebilirim. Bu gençler bunu kabullenir mi?
Bu gece o tercih sonuçlarının açıklandığı gün Beslenme ve Diyetetik gelmesine sevinen "ben"in yanına gidip özür dileyeceğim. Kocaman sarılacağım. Böyle olmasını bende istemezdim üzgünüm
Ege Üniversitesi'nde vaktinde açılmayan kız yurdu sebebiyle erkek yurduyla kız yurdunun birleştirilmesi sonucu mağdur edilen kız öğrencilerden biri:
"Yerlerde kondomlar buluyoruz. Erkekler bizim odalarımıza doğru geceleri 'uluyor', bloğumuza girme planları yapıp kahkaha atıyorlar, odalarımıza sürekli ışık tutuyorlar.
Kapılarımızda kilit yok ve son olanlardan sonra gerçekten tedirginiz, bazen kızlarla hep beraber uyuyoruz."