2 Temmuz 1951: Astsubaylığın “Yardımcı” Damgası ve 73 Yıllık Adaletsizlik2 Temmuz 1951 tarihinde kabul edilen 5802 sayılı Astsubay Kanunu, Türk Silahlı Kuvvetleri tarihinde bir dönüm noktası olarak sunulsa da, aslında astsubaylık mesleğinin en büyük handikaplarından birini resmileştirmiştir. Bu kanunla astsubaylar, “subaya yardımcı” olarak tanımlanmış, komuta yetkisi sınırlı, statüsü belirsiz bir “ara kademe” haline getirilmiştir. Aradan geçen 73 yılda teknoloji, harp doktrini, harekât tarzı ve ordunun ihtiyaçları kökten değişmiş; fakat astsubay tanımı hâlâ o eski, küçültücü çerçevenin içinde kalmıştır.Kanun, astsubayları “eğitim, sevk ve idare ile diğer idari işlerde subaya yardımcı” şeklinde tanımlarken, gerçekte astsubaylar yıllardır kritik görevlerde tek başlarına sorumluluk üstlenmektedir: Uçak bakım teknisyenleri milyon dolarlık platformların güvenliğini, silah sistemleri teknisyenleri muharip uçakların ateş gücünü, idari astsubaylar birliklerin lojistik ve personel yönetimini omuzlamaktadır. Bir astsubay, harekât alanında karar alırken “yardımcı” sıfatıyla mı hareket etmektedir? Hayır. Fakat kanun hâlâ öyle diyor.Bu tanım, astsubaylığın kurumsal onurunu zedelemiş, özlük haklarında, terfi sisteminde, emeklilikte ve sosyal statüde yıllarca süren ayrımcılığa zemin hazırlamıştır. “Küçük subay” tartışmalarından “astsubay” kelimesinin bile zorla kabulüne, komuta yetkisinin sınırlanmasına kadar birçok sorun bu eski kanunun mirasıdır. Günümüzde astsubaylar, teknolojik üstünlüğün ve profesyonel ordunun bel kemiği konumundadır; ancak 1951 zihniyetiyle “yardımcı” muamelesi görmeye devam etmektedir.73 yıl sonra hâlâ aynı kanunun gölgesinde yaşamak, mesleğin hafızasını ve mücadelesini yok saymaktır. Astsubay tanımı yeniden yapılmalı, “subaya yardımcı” ibaresi tarihin tozlu sayfalarına kaldırılmalı, astsubaylar kendi komuta yetkileri ve statüleriyle tanınmalıdır. Çünkü astsubaylık bir “yardımcı meslek” değil, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin vazgeçilmez bir parçasıdır.Bu kanun artık yetmiyor. Değişmesi gerekiyor.
Astsubaylık onuru, fedakârlık ve emek, 1951’in dar kalıplarına sığmayacak kadar büyüktür.
Peki çözüm önerisi nedir derseniz
Astsubay Kanunu’nda (5802 ve 926 sayılı Kanunlar) Önerilen Başlıca DeğişikliklerAstsubay camiasının uzun yıllardır dile getirdiği talepler doğrultusunda, 1951 tarihli 5802 sayılı Astsubay Kanunu ve 926 sayılı TSK Personel Kanunu’nda köklü güncellemeler yapılması gerekiyor. Aşağıda, en sık tartışılan ve mantıklı bulunan değişiklik önerilerini maddeler halinde özetliyorum:
1. Astsubay Tanımının Güncellenmesi
(En Öncelikli Talep)926 sayılı Kanun Ek Madde 21’de değişiklik:Mevcut: “Subaya yardımcı olarak görevlendirilen…”
Önerilen yeni tanım: “Türk Silahlı Kuvvetleri ile Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı kadrolarında gerekli teknik, taktik, ikmal, sevk, bakım, onarım, eğitim, güvenlik, asayiş, adli ve idari görevlerde icra ve komuta yetkisine sahip, makam ve memuriyet itibariyle emretme salahiyetini haiz askeri şahıslar” şeklinde yeniden tanımlanmalı.
“Yardımcı” ibaresi tamamen kaldırılmalı. Astsubaylar bağımsız komuta yetkisine sahip profesyonel unsurlar olarak kabul edilmeli.
2. Özlük Hakları ve Mali İyileştirmeler
Makam-görev tazminatının astsubaylara da verilmesi.
Kıdemli Başçavuş ve üst rütbelerde aylıklara zam, emeklilik ikramiyesi iyileştirmesi.
Emekli astsubay maaşlarının en az asgari geçim seviyesine (mesleğin onuruna yakışır düzeye) çekilmesi.
Sicil sistemi daha adil ve şeffaf hale getirilmeli
3. Eğitim ve Kariyer Yolu
Astsubay Meslek Yüksekokulları müfredatının güncellenmesi (daha fazla liderlik, taktik, teknoloji eğitimi).
Astsubaylıktan subaylığa geçiş yollarının genişletilmesi ve adil kriterler getirilmesi.
Sürekli eğitim ve yurt dışı kurs imkanlarının artırılması.
4. Diğer Önemli Öneriler Astsubayların idari ve disiplin cezalarında daha fazla hukuki güvence.
Uzman erbaşların astsubaylığa geçişinin kanunla net kurallara bağlanması (sicil, hizmet süresi, sınav şartları).
Aile ve sosyal haklarda iyileştirme (konut, sağlık, eğitim desteği).
Astsubaylık mesleğinin ayrı bir “Astsubay Meslek Kanunu” ile yeniden düzenlenmesi (kapsamlı bir çerçeve kanun).
Bu değişiklikler, astsubaylığın 73 yıllık “yardımcı” statüsünden kurtarılması, mesleki onurun korunması ve TSK’nın profesyonelleşmesine katkı sağlayacaktır. Özellikle tanım değişikliği birçok STK ve milletvekili tarafından kanun teklifi olarak TBMM’ye sunuldu. Camianın birleşik ve kararlı duruşuyla bu taleplerin takip edilmesi büyük önem taşıyor
#Astsubay
Peki çözüm önerisi nedir derseniz
Astsubay Kanunu’nda (5802 ve 926 sayılı Kanunlar) Önerilen Başlıca DeğişikliklerAstsubay camiasının uzun yıllardır dile getirdiği talepler doğrultusunda, 1951 tarihli 5802 sayılı Astsubay Kanunu ve 926 sayılı TSK Personel Kanunu’nda köklü güncellemeler yapılması gerekiyor. Aşağıda, en sık tartışılan ve mantıklı bulunan değişiklik önerilerini maddeler halinde özetliyorum:
1. Astsubay Tanımının Güncellenmesi
(En Öncelikli Talep)926 sayılı Kanun Ek Madde 21’de değişiklik:Mevcut: “Subaya yardımcı olarak görevlendirilen…”
Önerilen yeni tanım: “Türk Silahlı Kuvvetleri ile Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı kadrolarında gerekli teknik, taktik, ikmal, sevk, bakım, onarım, eğitim, güvenlik, asayiş, adli ve idari görevlerde icra ve komuta yetkisine sahip, makam ve memuriyet itibariyle emretme salahiyetini haiz askeri şahıslar” şeklinde yeniden tanımlanmalı.
“Yardımcı” ibaresi tamamen kaldırılmalı. Astsubaylar bağımsız komuta yetkisine sahip profesyonel unsurlar olarak kabul edilmeli.
2. Özlük Hakları ve Mali İyileştirmeler
Makam-görev tazminatının astsubaylara da verilmesi.
Kıdemli Başçavuş ve üst rütbelerde aylıklara zam, emeklilik ikramiyesi iyileştirmesi.
Emekli astsubay maaşlarının en az asgari geçim seviyesine (mesleğin onuruna yakışır düzeye) çekilmesi.
Sicil sistemi daha adil ve şeffaf hale getirilmeli
3. Eğitim ve Kariyer Yolu
Astsubay Meslek Yüksekokulları müfredatının güncellenmesi (daha fazla liderlik, taktik, teknoloji eğitimi).
Astsubaylıktan subaylığa geçiş yollarının genişletilmesi ve adil kriterler getirilmesi.
Sürekli eğitim ve yurt dışı kurs imkanlarının artırılması.
4. Diğer Önemli Öneriler Astsubayların idari ve disiplin cezalarında daha fazla hukuki güvence.
Uzman erbaşların astsubaylığa geçişinin kanunla net kurallara bağlanması (sicil, hizmet süresi, sınav şartları).
Aile ve sosyal haklarda iyileştirme (konut, sağlık, eğitim desteği).
Astsubaylık mesleğinin ayrı bir “Astsubay Meslek Kanunu” ile yeniden düzenlenmesi (kapsamlı bir çerçeve kanun).
Bu değişiklikler, astsubaylığın 73 yıllık “yardımcı” statüsünden kurtarılması, mesleki onurun korunması ve TSK’nın profesyonelleşmesine katkı sağlayacaktır. Özellikle tanım değişikliği birçok STK ve milletvekili tarafından kanun teklifi olarak TBMM’ye sunuldu. Camianın birleşik ve kararlı duruşuyla bu taleplerin takip edilmesi büyük önem taşıyor
#Astsubay
2 Temmuz 1951: Astsubaylığın “Yardımcı” Damgası ve 73 Yıllık Adaletsizlik2 Temmuz 1951 tarihinde kabul edilen 5802 sayılı Astsubay Kanunu, Türk Silahlı Kuvvetleri tarihinde bir dönüm noktası olarak sunulsa da, aslında astsubaylık mesleğinin en büyük handikaplarından birini resmileştirmiştir. Bu kanunla astsubaylar, “subaya yardımcı” olarak tanımlanmış, komuta yetkisi sınırlı, statüsü belirsiz bir “ara kademe” haline getirilmiştir. Aradan geçen 73 yılda teknoloji, harp doktrini, harekât tarzı ve ordunun ihtiyaçları kökten değişmiş; fakat astsubay tanımı hâlâ o eski, küçültücü çerçevenin içinde kalmıştır.Kanun, astsubayları “eğitim, sevk ve idare ile diğer idari işlerde subaya yardımcı” şeklinde tanımlarken, gerçekte astsubaylar yıllardır kritik görevlerde tek başlarına sorumluluk üstlenmektedir: Uçak bakım teknisyenleri milyon dolarlık platformların güvenliğini, silah sistemleri teknisyenleri muharip uçakların ateş gücünü, idari astsubaylar birliklerin lojistik ve personel yönetimini omuzlamaktadır. Bir astsubay, harekât alanında karar alırken “yardımcı” sıfatıyla mı hareket etmektedir? Hayır. Fakat kanun hâlâ öyle diyor.Bu tanım, astsubaylığın kurumsal onurunu zedelemiş, özlük haklarında, terfi sisteminde, emeklilikte ve sosyal statüde yıllarca süren ayrımcılığa zemin hazırlamıştır. “Küçük subay” tartışmalarından “astsubay” kelimesinin bile zorla kabulüne, komuta yetkisinin sınırlanmasına kadar birçok sorun bu eski kanunun mirasıdır. Günümüzde astsubaylar, teknolojik üstünlüğün ve profesyonel ordunun bel kemiği konumundadır; ancak 1951 zihniyetiyle “yardımcı” muamelesi görmeye devam etmektedir.73 yıl sonra hâlâ aynı kanunun gölgesinde yaşamak, mesleğin hafızasını ve mücadelesini yok saymaktır. Astsubay tanımı yeniden yapılmalı, “subaya yardımcı” ibaresi tarihin tozlu sayfalarına kaldırılmalı, astsubaylar kendi komuta yetkileri ve statüleriyle tanınmalıdır. Çünkü astsubaylık bir “yardımcı meslek” değil, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin vazgeçilmez bir parçasıdır.Bu kanun artık yetmiyor. Değişmesi gerekiyor.
Astsubaylık onuru, fedakârlık ve emek, 1951’in dar kalıplarına sığmayacak kadar büyüktür.
Hemde Marco Asensio Jhon Duran Devrim Şahin Ahbap Serhan Türk Intercity Baleba Aral Hakan Fidan Ahmet Sami Bircan Baturay Bakara Furkan Korkmaz Dini Austria Düşünce 3 Temmuz Cuma Salih Özcan Spain Austria Lemina Hakan Fidan #GOLDA#halkaarz#ARTIKYETER Kemal Kılıçdaroğlu Asensio
2 Temmuz 1951: Astsubaylığın “Yardımcı” Damgası ve 73 Yıllık Adaletsizlik2 Temmuz 1951 tarihinde kabul edilen 5802 sayılı Astsubay Kanunu, Türk Silahlı Kuvvetleri tarihinde bir dönüm noktası olarak sunulsa da, aslında astsubaylık mesleğinin en büyük handikaplarından birini resmileştirmiştir. Bu kanunla astsubaylar, “subaya yardımcı” olarak tanımlanmış, komuta yetkisi sınırlı, statüsü belirsiz bir “ara kademe” haline getirilmiştir. Aradan geçen 73 yılda teknoloji, harp doktrini, harekât tarzı ve ordunun ihtiyaçları kökten değişmiş; fakat astsubay tanımı hâlâ o eski, küçültücü çerçevenin içinde kalmıştır.Kanun, astsubayları “eğitim, sevk ve idare ile diğer idari işlerde subaya yardımcı” şeklinde tanımlarken, gerçekte astsubaylar yıllardır kritik görevlerde tek başlarına sorumluluk üstlenmektedir: Uçak bakım teknisyenleri milyon dolarlık platformların güvenliğini, silah sistemleri teknisyenleri muharip uçakların ateş gücünü, idari astsubaylar birliklerin lojistik ve personel yönetimini omuzlamaktadır. Bir astsubay, harekât alanında karar alırken “yardımcı” sıfatıyla mı hareket etmektedir? Hayır. Fakat kanun hâlâ öyle diyor.Bu tanım, astsubaylığın kurumsal onurunu zedelemiş, özlük haklarında, terfi sisteminde, emeklilikte ve sosyal statüde yıllarca süren ayrımcılığa zemin hazırlamıştır. “Küçük subay” tartışmalarından “astsubay” kelimesinin bile zorla kabulüne, komuta yetkisinin sınırlanmasına kadar birçok sorun bu eski kanunun mirasıdır. Günümüzde astsubaylar, teknolojik üstünlüğün ve profesyonel ordunun bel kemiği konumundadır; ancak 1951 zihniyetiyle “yardımcı” muamelesi görmeye devam etmektedir.73 yıl sonra hâlâ aynı kanunun gölgesinde yaşamak, mesleğin hafızasını ve mücadelesini yok saymaktır. Astsubay tanımı yeniden yapılmalı, “subaya yardımcı” ibaresi tarihin tozlu sayfalarına kaldırılmalı, astsubaylar kendi komuta yetkileri ve statüleriyle tanınmalıdır. Çünkü astsubaylık bir “yardımcı meslek” değil, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin vazgeçilmez bir parçasıdır.Bu kanun artık yetmiyor. Değişmesi gerekiyor.
Astsubaylık onuru, fedakârlık ve emek, 1951’in dar kalıplarına sığmayacak kadar büyüktür.
2 Temmuz 1951: Astsubaylığın “Yardımcı” Damgası ve 73 Yıllık Adaletsizlik2 Temmuz 1951 tarihinde kabul edilen 5802 sayılı Astsubay Kanunu, Türk Silahlı Kuvvetleri tarihinde bir dönüm noktası olarak sunulsa da, aslında astsubaylık mesleğinin en büyük handikaplarından birini resmileştirmiştir. Bu kanunla astsubaylar, “subaya yardımcı” olarak tanımlanmış, komuta yetkisi sınırlı, statüsü belirsiz bir “ara kademe” haline getirilmiştir. Aradan geçen 73 yılda teknoloji, harp doktrini, harekât tarzı ve ordunun ihtiyaçları kökten değişmiş; fakat astsubay tanımı hâlâ o eski, küçültücü çerçevenin içinde kalmıştır.Kanun, astsubayları “eğitim, sevk ve idare ile diğer idari işlerde subaya yardımcı” şeklinde tanımlarken, gerçekte astsubaylar yıllardır kritik görevlerde tek başlarına sorumluluk üstlenmektedir: Uçak bakım teknisyenleri milyon dolarlık platformların güvenliğini, silah sistemleri teknisyenleri muharip uçakların ateş gücünü, idari astsubaylar birliklerin lojistik ve personel yönetimini omuzlamaktadır. Bir astsubay, harekât alanında karar alırken “yardımcı” sıfatıyla mı hareket etmektedir? Hayır. Fakat kanun hâlâ öyle diyor.Bu tanım, astsubaylığın kurumsal onurunu zedelemiş, özlük haklarında, terfi sisteminde, emeklilikte ve sosyal statüde yıllarca süren ayrımcılığa zemin hazırlamıştır. “Küçük subay” tartışmalarından “astsubay” kelimesinin bile zorla kabulüne, komuta yetkisinin sınırlanmasına kadar birçok sorun bu eski kanunun mirasıdır. Günümüzde astsubaylar, teknolojik üstünlüğün ve profesyonel ordunun bel kemiği konumundadır; ancak 1951 zihniyetiyle “yardımcı” muamelesi görmeye devam etmektedir.73 yıl sonra hâlâ aynı kanunun gölgesinde yaşamak, mesleğin hafızasını ve mücadelesini yok saymaktır. Astsubay tanımı yeniden yapılmalı, “subaya yardımcı” ibaresi tarihin tozlu sayfalarına kaldırılmalı, astsubaylar kendi komuta yetkileri ve statüleriyle tanınmalıdır. Çünkü astsubaylık bir “yardımcı meslek” değil, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin vazgeçilmez bir parçasıdır.Bu kanun artık yetmiyor. Değişmesi gerekiyor.
Astsubaylık onuru, fedakârlık ve emek, 1951’in dar kalıplarına sığmayacak kadar büyüktür.
Hemde Marco Asensio Jhon Duran Devrim Şahin Ahbap Serhan Türk Intercity Baleba Aral Hakan Fidan Ahmet Sami Bircan Baturay Bakara Furkan Korkmaz Dini Austria Düşünce 3 Temmuz Cuma Salih Özcan Spain Austria Lemina Hakan Fidan #GOLDA#halkaarz#ARTIKYETER Kemal Kılıçdaroğlu Asensio
Peki çözüm önerisi nedir derseniz
Astsubay Kanunu’nda (5802 ve 926 sayılı Kanunlar) Önerilen Başlıca DeğişikliklerAstsubay camiasının uzun yıllardır dile getirdiği talepler doğrultusunda, 1951 tarihli 5802 sayılı Astsubay Kanunu ve 926 sayılı TSK Personel Kanunu’nda köklü güncellemeler yapılması gerekiyor. Aşağıda, en sık tartışılan ve mantıklı bulunan değişiklik önerilerini maddeler halinde özetliyorum:
1. Astsubay Tanımının Güncellenmesi
(En Öncelikli Talep)926 sayılı Kanun Ek Madde 21’de değişiklik:Mevcut: “Subaya yardımcı olarak görevlendirilen…”
Önerilen yeni tanım: “Türk Silahlı Kuvvetleri ile Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı kadrolarında gerekli teknik, taktik, ikmal, sevk, bakım, onarım, eğitim, güvenlik, asayiş, adli ve idari görevlerde icra ve komuta yetkisine sahip, makam ve memuriyet itibariyle emretme salahiyetini haiz askeri şahıslar” şeklinde yeniden tanımlanmalı.
“Yardımcı” ibaresi tamamen kaldırılmalı. Astsubaylar bağımsız komuta yetkisine sahip profesyonel unsurlar olarak kabul edilmeli.
2. Özlük Hakları ve Mali İyileştirmeler
Makam-görev tazminatının astsubaylara da verilmesi.
Kıdemli Başçavuş ve üst rütbelerde aylıklara zam, emeklilik ikramiyesi iyileştirmesi.
Emekli astsubay maaşlarının en az asgari geçim seviyesine (mesleğin onuruna yakışır düzeye) çekilmesi.
Sicil sistemi daha adil ve şeffaf hale getirilmeli
3. Eğitim ve Kariyer Yolu
Astsubay Meslek Yüksekokulları müfredatının güncellenmesi (daha fazla liderlik, taktik, teknoloji eğitimi).
Astsubaylıktan subaylığa geçiş yollarının genişletilmesi ve adil kriterler getirilmesi.
Sürekli eğitim ve yurt dışı kurs imkanlarının artırılması.
4. Diğer Önemli Öneriler Astsubayların idari ve disiplin cezalarında daha fazla hukuki güvence.
Uzman erbaşların astsubaylığa geçişinin kanunla net kurallara bağlanması (sicil, hizmet süresi, sınav şartları).
Aile ve sosyal haklarda iyileştirme (konut, sağlık, eğitim desteği).
Astsubaylık mesleğinin ayrı bir “Astsubay Meslek Kanunu” ile yeniden düzenlenmesi (kapsamlı bir çerçeve kanun).
Bu değişiklikler, astsubaylığın 73 yıllık “yardımcı” statüsünden kurtarılması, mesleki onurun korunması ve TSK’nın profesyonelleşmesine katkı sağlayacaktır. Özellikle tanım değişikliği birçok STK ve milletvekili tarafından kanun teklifi olarak TBMM’ye sunuldu. Camianın birleşik ve kararlı duruşuyla bu taleplerin takip edilmesi büyük önem taşıyor
#Astsubay
Peki çözüm önerisi nedir derseniz
Astsubay Kanunu’nda (5802 ve 926 sayılı Kanunlar) Önerilen Başlıca DeğişikliklerAstsubay camiasının uzun yıllardır dile getirdiği talepler doğrultusunda, 1951 tarihli 5802 sayılı Astsubay Kanunu ve 926 sayılı TSK Personel Kanunu’nda köklü güncellemeler yapılması gerekiyor. Aşağıda, en sık tartışılan ve mantıklı bulunan değişiklik önerilerini maddeler halinde özetliyorum:
1. Astsubay Tanımının Güncellenmesi
(En Öncelikli Talep)926 sayılı Kanun Ek Madde 21’de değişiklik:Mevcut: “Subaya yardımcı olarak görevlendirilen…”
Önerilen yeni tanım: “Türk Silahlı Kuvvetleri ile Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı kadrolarında gerekli teknik, taktik, ikmal, sevk, bakım, onarım, eğitim, güvenlik, asayiş, adli ve idari görevlerde icra ve komuta yetkisine sahip, makam ve memuriyet itibariyle emretme salahiyetini haiz askeri şahıslar” şeklinde yeniden tanımlanmalı.
“Yardımcı” ibaresi tamamen kaldırılmalı. Astsubaylar bağımsız komuta yetkisine sahip profesyonel unsurlar olarak kabul edilmeli.
2. Özlük Hakları ve Mali İyileştirmeler
Makam-görev tazminatının astsubaylara da verilmesi.
Kıdemli Başçavuş ve üst rütbelerde aylıklara zam, emeklilik ikramiyesi iyileştirmesi.
Emekli astsubay maaşlarının en az asgari geçim seviyesine (mesleğin onuruna yakışır düzeye) çekilmesi.
Sicil sistemi daha adil ve şeffaf hale getirilmeli
3. Eğitim ve Kariyer Yolu
Astsubay Meslek Yüksekokulları müfredatının güncellenmesi (daha fazla liderlik, taktik, teknoloji eğitimi).
Astsubaylıktan subaylığa geçiş yollarının genişletilmesi ve adil kriterler getirilmesi.
Sürekli eğitim ve yurt dışı kurs imkanlarının artırılması.
4. Diğer Önemli Öneriler Astsubayların idari ve disiplin cezalarında daha fazla hukuki güvence.
Uzman erbaşların astsubaylığa geçişinin kanunla net kurallara bağlanması (sicil, hizmet süresi, sınav şartları).
Aile ve sosyal haklarda iyileştirme (konut, sağlık, eğitim desteği).
Astsubaylık mesleğinin ayrı bir “Astsubay Meslek Kanunu” ile yeniden düzenlenmesi (kapsamlı bir çerçeve kanun).
Bu değişiklikler, astsubaylığın 73 yıllık “yardımcı” statüsünden kurtarılması, mesleki onurun korunması ve TSK’nın profesyonelleşmesine katkı sağlayacaktır. Özellikle tanım değişikliği birçok STK ve milletvekili tarafından kanun teklifi olarak TBMM’ye sunuldu. Camianın birleşik ve kararlı duruşuyla bu taleplerin takip edilmesi büyük önem taşıyor
#Astsubay
2 Temmuz 1951: Astsubaylığın “Yardımcı” Damgası ve 73 Yıllık Adaletsizlik2 Temmuz 1951 tarihinde kabul edilen 5802 sayılı Astsubay Kanunu, Türk Silahlı Kuvvetleri tarihinde bir dönüm noktası olarak sunulsa da, aslında astsubaylık mesleğinin en büyük handikaplarından birini resmileştirmiştir. Bu kanunla astsubaylar, “subaya yardımcı” olarak tanımlanmış, komuta yetkisi sınırlı, statüsü belirsiz bir “ara kademe” haline getirilmiştir. Aradan geçen 73 yılda teknoloji, harp doktrini, harekât tarzı ve ordunun ihtiyaçları kökten değişmiş; fakat astsubay tanımı hâlâ o eski, küçültücü çerçevenin içinde kalmıştır.Kanun, astsubayları “eğitim, sevk ve idare ile diğer idari işlerde subaya yardımcı” şeklinde tanımlarken, gerçekte astsubaylar yıllardır kritik görevlerde tek başlarına sorumluluk üstlenmektedir: Uçak bakım teknisyenleri milyon dolarlık platformların güvenliğini, silah sistemleri teknisyenleri muharip uçakların ateş gücünü, idari astsubaylar birliklerin lojistik ve personel yönetimini omuzlamaktadır. Bir astsubay, harekât alanında karar alırken “yardımcı” sıfatıyla mı hareket etmektedir? Hayır. Fakat kanun hâlâ öyle diyor.Bu tanım, astsubaylığın kurumsal onurunu zedelemiş, özlük haklarında, terfi sisteminde, emeklilikte ve sosyal statüde yıllarca süren ayrımcılığa zemin hazırlamıştır. “Küçük subay” tartışmalarından “astsubay” kelimesinin bile zorla kabulüne, komuta yetkisinin sınırlanmasına kadar birçok sorun bu eski kanunun mirasıdır. Günümüzde astsubaylar, teknolojik üstünlüğün ve profesyonel ordunun bel kemiği konumundadır; ancak 1951 zihniyetiyle “yardımcı” muamelesi görmeye devam etmektedir.73 yıl sonra hâlâ aynı kanunun gölgesinde yaşamak, mesleğin hafızasını ve mücadelesini yok saymaktır. Astsubay tanımı yeniden yapılmalı, “subaya yardımcı” ibaresi tarihin tozlu sayfalarına kaldırılmalı, astsubaylar kendi komuta yetkileri ve statüleriyle tanınmalıdır. Çünkü astsubaylık bir “yardımcı meslek” değil, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin vazgeçilmez bir parçasıdır.Bu kanun artık yetmiyor. Değişmesi gerekiyor.
Astsubaylık onuru, fedakârlık ve emek, 1951’in dar kalıplarına sığmayacak kadar büyüktür.
tarım bakanlığı Tigem Şanlıurfa buğday Cengiz Ünder/Kongo /Eşit Adalet Tamar Tanrıyar /Asensio
Kassoum Ouattara /NATO'ya
#halkaarz /Mansur /Sahte Ateskes
#EsnafıDeğilFaizin#SerdalAdalıİstifa
Suriye sınırında görev yapan Astsubay Üst Çavuş Sinan Doğru , görevini yaparken suçlu sayıldı !
1,5 yıldır tutuklu.
3 Temmuz’da yeniden hâkim karşısına çıkacak.
Ailesi adalet bekliyor.
Kamuoyu cevap bekliyor.
@tcsavunma@TSKGnkur@adalet_bakanlik@temadankara
tarım bakanlığı Tigem Şanlıurfa buğday Cengiz Ünder/Kongo /Eşit Adalet Tamar Tanrıyar /Asensio
Kassoum Ouattara /NATO'ya
#halkaarz /Mansur /Sahte Ateskes
#EsnafıDeğilFaizin#SerdalAdalıİstifa
1 Temmuz 2026… 100. YılDenizin derinliğinde bir asır saklı…
Tam yüz yıl önce bugün, atalarımız “Bu sular artık bizim!” dedi. Yabancı bayraklar limanlarımızdan, koylarımızdan, mavi vatanımızdan çekildi. Türk bayrağı, kendi sularımızda gururla dalgalanmaya başladı.Yüreğim kabarıyor…
1926’dan beri nice fırtına, nice şehit, nice zafer… Karadeniz’in hırçın dalgaları, Ege’nin zeytin kokulu rüzgârları, Akdeniz’in sıcak kucağı… Hepsi artık Türk gemilerinin gölgesinde. Yüz yıl…
Bu, sadece zaman değil; bu, bir milletin denize vurduğu mühürdür. Balıkçımızın ağına, kaptanımızın dümenine, denizcimizin göğsündeki “Vatan” yazısına işlenmiş bir mühür.Bugün o mührü bir kez daha öpüyoruz.
Torunlar olarak, dedelerimizin emanetine sahip çıkıyoruz. Maviliğe bakıp “Bu vatan bizim, bu deniz bizim!” diyoruz.
100. Kabotaj Bayramımız kutlu olsun!
Yürekten, gururla, gözlerimiz dolarak…
tarım bakanlığı Tigem Şanlıurfa buğday Cengiz Ünder/Kongo /Eşit Adalet Tamar Tanrıyar /Asensio
Kassoum Ouattara /NATO'ya
#halkaarz /Mansur /Sahte Ateskes
#EsnafıDeğilFaizin#SerdalAdalıİstifa
Sn #harunsolak tan alıntıdır
TÜRK HAVA KUVVETLERİNDE
UÇAK TEKNİSYENLERİ;
Mensubu olmaktan onur duyduğum Hv.K.lerindeki ,
Uçak ve Bakım Teknisyenlerini ancak böyle tanımlayabiliriz.
Hava aracı, motorlarının,
gövde yapılarının,
elektronik ve aviyonik sistemlerin kontrollerini, bakımını ve onarımını gerçekleştiren,
Havacılık otoriteleri tarafından özel olarak lisanslandırılan ve
Yüz milyonlarca dolarlık uçakların emanet edildiği özel bir meslek grubudur.
Yetişmesi için on yılların verildiği,
Milyonlarca liranın harcandığı bir meslektir,
Uçak ve Bakım Teknisyenliği.
Uçak, gökyüzünün canlı bedenidir.
Kolları kanat,
Kalbi motor,
Damarları yakıt hattı,
Sinirleri kablolar…
Ama her canlı gibi yorgun düşer, incinir,
formunu kaybeder.
VE İŞTE O AN SAHNEYE ÇIKAR, GÖKYÜZÜNÜN SESSİZ HEKİMLERİ:
Uçak Teknisyeni astsubaylar.
Her biri, bu metal canlıyı kendi uzmanlığıyla iyileştirir.
Mekanik Teknisyeni: Uçağın Genel Cerrahı
Kasları, eklemleri, refleksleri bilir.
İniş takımları, kapaklar, bağlantılar, kanat yüzeyleri…
Her mesnet, bellcrank, mekanizma onun ellerinden geçer.
Bir cerrahın soğukkanlılığıyla söker, onarır, yeniden birleştirir.
Ve her kalkış,
Onun ameliyat masasından,
gökyüzüne yürüyen bir hasta gibidir.
Motor Teknisyeni: Uçağın Kardiyoloğu
Motorun sesi, kalp atışı gibidir.
Devir artışıyla nabız yükselir,
yağ basıncı tansiyonu dengeler.
Yakıt akışı bozulursa, kalp ritmi de bozulur.
Arızayı duyar, ritmi düzeltir.
Kalp sağlamsa, gökyüzü hep biraz daha yakındır.
Aviyonik Teknisyeni:
Uçağın Beyin ve Sinir Sistemi Uzmanı.
Radarlar, göstergeler, sensörler, haberleşme sistemleri…
Her biri birer sinir hücresi gibidir.
Bir kablo koptuğunda, uçak kısa süreliğine bilincini yitirir.
O, sinir uçlarını yeniden bağlar, uçağın zihni yerine gelir.
Görmesini, duymasını, hissetmesini sağlar.
Silah Teknisyeni: Uçağın İmmünoloji Uzmanı
Füze sistemleri, podlar, flare’ler…
Hepsi birer bağışıklık hücresi gibidir.
Tehditlere karşı refleksleri diri tutar.
Test eder, ayarlar, korur.
Onun yokluğunda uçak savunmasızdır;
varlığında gökyüzü bile saygıyla durur.
Hidrolik Teknisyeni: Uçağın Fizyoterapisti
Kas sistemi onun kontrolündedir.
Flap’lar, iniş takımları, kontrol yüzeyleri onun ayarlarıyla çalışır.
Hidrolik sıvısı, kas liflerinde dolaşan enerjidir.
Bir damla eksilirse, bir kas zayıflar.
Uçağın her refleksi, onun elinin hassas ölçüsüne bağlıdır.
Yakıt Teknisyeni: Uçağın Damar Cerrahı
Yakıt hatları, depolar, pompalar onun damar haritasıdır.
Sızıntı = kan kaybı,
tıkanma = dolaşım felci.
Basıncı, akışı ve dengeyi sürekli izler.
Gökyüzüne çıkan her uçağın damarlarını açık tutar,
hayati akışı yeniden kurar.
Yapısal Onarım Teknisyeni: Uçağın Ortopedisti
Omurga, kirişler, bağlantı noktaları onun alanıdır.
Burkulmuş, çatlamış, yorgun metal parçaları onarır veya güçlendirir.
Kırık bir kemiği düzeltmek gibidir onun işi.
Uçağın yapısına yeniden duruş ve güç kazandırır.
VE TÜM HEPSİ,
TEK BİR AMAÇ İÇİN ÇALIŞIR:
Uçağın yeniden gökyüzüne kavuşması.
HER KALKIŞ,
EMEĞİN SESSİZ BİR TEŞEKKÜRÜ;
HER İNİŞ,
BAŞARILI BİR OPERASYONUN
SESSİZ ONAYIDIR.
❤️ ÇÜNKÜ ONLAR BİLİR:
METAL DE YAŞAR,
DOĞRU ELLERDE ...
Birgün gökyüzünde
bir uçak izi gördüğünüzde,
görünenin ötesinde, sahne arkasında her zaman fedakârca ve gururla işini yapan uçağın her sistemine hakim,
her vidasına, somununa dokunmuş, onların düzgün ve kusursuz çalışmalarını sağlayan sayısız
UÇAK BAKIM TEKNİSYENİN OLDUĞUNU HATIRLAYIN.
Uçan bu makinalar, sadece 2-3 kişinin uçurduğu makinalar, asla değillerdir,
Ötesinde çok daha fazlasının olduğunu unutmayın lütfen.
Türkçe bu milletin sesidir, hafızasıdır, bağımsızlığıdır.
Anayasa nettir:
“Devletin dili Türkçedir.”
NE TARTIŞTIRIRIZ,
NE VAZGEÇERİZ !
#DevletinDiliTürkçedir 🇹🇷
1 Temmuz 2026… 100. YılDenizin derinliğinde bir asır saklı…
Tam yüz yıl önce bugün, atalarımız “Bu sular artık bizim!” dedi. Yabancı bayraklar limanlarımızdan, koylarımızdan, mavi vatanımızdan çekildi. Türk bayrağı, kendi sularımızda gururla dalgalanmaya başladı.Yüreğim kabarıyor…
1926’dan beri nice fırtına, nice şehit, nice zafer… Karadeniz’in hırçın dalgaları, Ege’nin zeytin kokulu rüzgârları, Akdeniz’in sıcak kucağı… Hepsi artık Türk gemilerinin gölgesinde. Yüz yıl…
Bu, sadece zaman değil; bu, bir milletin denize vurduğu mühürdür. Balıkçımızın ağına, kaptanımızın dümenine, denizcimizin göğsündeki “Vatan” yazısına işlenmiş bir mühür.Bugün o mührü bir kez daha öpüyoruz.
Torunlar olarak, dedelerimizin emanetine sahip çıkıyoruz. Maviliğe bakıp “Bu vatan bizim, bu deniz bizim!” diyoruz.
100. Kabotaj Bayramımız kutlu olsun!
Yürekten, gururla, gözlerimiz dolarak…
🚨ABD ve İran, askeri saldırıları durdurma konusunda anlaşmaya vardı.
Taraflar, Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimleri çözmek için Salı günü Katar'ın başkenti Doha’da bir araya gelecek.
Bu akşam sohbet odamızda;
"Başçavuş Mecmuası: Astsubaylık Tarihinin Hafızası ve Onur Mücadelesi” konusunu konuşacağız.
Tarihine sahip çıkan, emeği ve mücadeleyi önemseyen herkesi sohbet odamıza bekliyoruz.
https://t.co/iLjdZeo7KM
Ekrem İmamoğlu
Önder Özen
Spor · Gündemdekiler
Yağız Sabuncuoğlu
Spor · Gündemdekiler
Vincenzo Italiano
Mirza
Spor · Gündemdekiler
Belçika'yı 3-0
Şebnem
#daha17
Spor · Gündemdekiler
Hakan Safi
Selim Kaya
Türkiye Jülide Kural
Eğlence · Gündemdekiler
#CüneytArkın
Kimi takip etmeli