POLİS HANGİ İŞE YETİŞSİN?
- Ambulansla birlikte polis de gidiyor
- İtfaiye ile polis gidiyor
- Çilingir bile Polis olmadan kapı açmıyor.
İcra var Polis koş
Maç var Polis koş
Duruşma var Polis koş
Savcı çağırıyor koş
Denetleme var koş
#EmniyetEşitlikİstiyor
Haberlere bakarsak polis öğretmenden, hemşireden , zabıtadan, tıbbı sekreterler çok alıyor ama herkesın cıplak maaşı yerine sadece polisin çıplak maaşı veriliyor buyurun örnekleri. #PoliseSeyyanenZam
İŞÇİYE EMEKLİYE İKRAMİYE, MEMURA BAYRAM TATİLİ. PEKİ YA POLİSE?
- Memurlar aileleriyle tatil yaparken polisler ise ailelerinden ayrı fazla çalışmaya devam edecekler.
- Tatilden sonra polise ekstra izin de verilmiyor yine çalışmaya devam ediyor.
"Onlar Nöbetteyken, Biz Huzurla Uyuyalım Diye..."
Bazen bir okulun önünde sabah ilk zil çalarken görürüz onları.
Bazen bir konserin sonunda kalabalığı sessizce yönlendiren gölgeler gibidirler.
Bazen bir kavşağın başında, bazen bir mitingin ortasında,
Bazen de sadece gecenin zifiri sessizliğinde…
Siz uyurken, onlar nöbettedir.
Biz huzurla uyanabilelim diye…
Polis olmak; sadece bir meslek değildir.
Canını, zamanını, ailesini ve hayallerini kamu düzeni uğruna ikinci plana atmaktır.
Ne gece vardır onlara, ne bayram.
Bir çocuk sınavına yetişsin diye trafiği açar;
Kendisi çocuğunun okul kaydını belki ertesi hafta ancak yaptırabilir.
Gün olur bir maçta barikatın başında dururlar…
Ertesi gün bir cenazede sessizce gözyaşlarını saklarlar.
Bir gün bir sokak kavgasında hedef olurlar…
Ertesi gün aynı sokakta bir çocuğun kaybolan bisikletini ararlar.
Her gün bir başka risk, bir başka görev…
Ve bazı günler gelir…
Toplumun büyük bir kısmıyla aynı fikri paylaştığı bir konuda,
görevi gereği o toplumun karşısında, barikatın arkasında durmak zorunda kalır.
Çünkü o an, görevidir.
Çünkü o, o anda sadece bir birey değil; devletin şemsiyesi altında kamu düzenini temsil eden bir görevli olur.
Bu çelişki, bazen vicdanıyla görev bilinci arasında en sessiz savaşını başlatır.
Bir öğretmen olarak içim sızlayarak söylüyorum:
Aldıkları maaş, ödedikleri bedelin çok gerisinde…
Fazla mesai ücreti çoğu zaman yok sayılır,
Tayinleri aileleri böler,
Çocukları, farklı şehirlerde okul okul sürüklenir.
Riskin en büyüğünü taşıyanlardan biri olmalarına rağmen,
fiilî hizmet süresi sınırlı,
erken emeklilik hakkı zor,
lojman ya da kira desteği ise hayalden ibarettir.
Bugün ses olmak zorundayız.
Bu ülkenin sokakları onların ayak izleriyle güvenli,
Bu bayrağın gölgesi onların direnişiyle geniştir.
Polisimizin;
– İnsan onuruna yakışır bir maaşa,
– Adil bir görev tazminatına,
– Fazla mesai ücretine,
– Aile bütünlüğünü koruyan tayin sistemine,
– Barınma desteğine,
– Ve en önemlisi, hak ettikleri saygıya ihtiyacı vardır.
Bu haklar, bir lütuf değil, bir borcun ödenmesidir.
Ve bu borç, bu milletin güvenliğine adanmış her yüreğe karşı vicdanî bir yükümlülüktür.
Ben bir öğretmenim.
Yarın, çocuklarımın polis olmak istemesi durumunda,
onlara umutla “evet” diyebilmek istiyorum.
O yüzden bugün, onlara umut olmalıyız.
Çünkü bazı meslekler vardır ki;
onların hakkı, sadece kanunla değil, vicdanla da korunmalıdır.
👮♂️ Polisimizin sesi olalım. Çünkü onların nöbeti, hepimizin güvenliğidir.
Eser ATAKAN - 13.05.2025