BABAMA...
“14 yaşında düştüm yola, gurbete, köyde anne yok, baba yok ne yapacaktım? Köyden Zara'ya yürüdük" der, anlatırdı babam.
"Kulaksız Çöpçüler Koğuşu’nun orada 20 kişi bir evde kalırdık. Gündüzcüler kalkar, gececiler yatardı ama yataklar hiç boş kalmazdı. Araba falan nerede, koşarak giderdik işe… Sonra, Maksim'de bulaşıkçılık yaptım, taksicilik yaptım, sonra askere gittim" derdi.
Askerlik anıları hem babam için hem Türkiye siyasi tarihi için bir tanıklıktı. Şöyle anlatırdı: “Deniz'i, Yusuf'u, Hüseyin'i idam eden mahkeme hakiminin şoförüydüm. Komutanı bırakır kapı arasından dinlerdim duruşmaları. Gelir giderken Deniz'i izlerdim. Koç yiğitti, boylu posluydu, aslan gibiydi. Annesiyle babası gelir tel örgülerin orada otururdu, izler üzülürdüm. Bir gün yanlarına gittim gizlice, ellerini öptüm, ‘Ben hakimin şoförüyüm’ dedim. Ana, 'Hakim ne diyor evladım bizim çocuklar için?' diye sordu. Ben de, ‘Bir şey der mi bana anacığım’ dedim ve boynum bükük ayrıldım yanlarından’ der, titreyen sesiyle anlatırdı o günleri.
Askerden gelip, Beyoğlu Belediyesi'nde şoför olarak işe girmiş babam. Çöp kamyonu kullanır, sokak sokak gezermiş Beyoğlu'nda. Her gün gittiği sokaklardan birinde çöpünü aldıkları evlerden birinde bir kız görmüş, sevmiş ve böyle evlenmişler annemle...
Üç kardeştik, çocuktuk, babamız evde olmazdı çoğunlukla, sabah 5'te kalkar belediye işine gider, öğleden sonra 3’te taksiye çıkar, gece 12’de eve gelir yatardı. Yatmadan teybe bir kaset koyar; ya Papur, ya Aşık Gülabi dinler, öyle yatardı. Belki de tek keyfiydi o.
Sadece Pazar günleri görürdük babamı. Öyle yoğun çalıştı yıllarca, ekmek aslanın ağzında derdi.
Ablam, abim, ben okuyalım diye her fedakarlığı yapardı, yemez yedirir, giymez giydirir derler ya, o fedakarlıkla, 'Yeter ki okusun çocuklar' derdi. Belki de yaşamadığı çocukluğunu, görmediği mevkileri, çalışarak geçen gençliğinin, yitip giden yıllarının, ezilmişliğinin bedeli olarak çocukları, bizler, güzel yerlerde olalım, okuyalım istiyordu.
Babam; artık büyüdük, evlendik, gelinlerin, damadın oldu, 7 torunun oldu.
Oğlun, o çöp kamyonunun direksiyonunda ter döktüğün, sokaklarını arşınladığın, Beyoğlu'na başkan oldu sayende. Her işçiye baktığımda sen aklıma geldin, seni gördüm gözlerinde, evlidirler, evlerinde onlar da evlat sahibidirler, belki de geleceğin başkanlarını yetiştiriyorlar diye düşünür, sana duyduğum saygıyı, sevgiyi gösterirdim tüm işçi kardeşlerime.
Senden öğrendim ben, “Emek en yüce değerdir” demeyi.
Başkan oldum, çok çalıştım baba, şimdi yolum düştü mahpusa. Cezaevine girdiğimde dimdik ayaktaydın, arabanı kullanır, Örnektepe’ye kahveye giderdin. Ama ilk açık görüşümde tekerlekli sandalyeyle getirdiler ya seni, o an dünya başıma yıkıldı. Sen bizim dağımızdın, kaç yaşında olursak olalım, mevkimiz ne olursa olsun gölgene sığındığımız çınardın.
O an sen beni mahpus, ben seni hasta görünce ağladık, sarıldık ya gitmiyor aklımdan. Erkekler ağlamaz derler, oysa bal gibi ağlarmış işte...
Bu Babalar Günü kapını çalamayacağım, elini öpüp sarılamayacağım ama biliyorum ki yol arkadaşlarım, dostlarım, eşim ve kızlarım çalacak kapını, onlarca İnan Güney öpecek elini.
Üzülme dayan babam, elbet bu günler geçecek ve ben kapını çalıp elini öpeceğim, gölgene sığınacak, sarılacağım ve mutluluk gözyaşları dökeceğiz.
O güne kadar, özgür günlerde kucaklaşana kadar kal sağlıcakla babam. Hani bir türkü dinlerdin ya hep; "Ben yanarım yavrum sana, yavrum yanar yavrusuna" derdi; biliyorum sen bana, ben yavrularıma yanarım hücrede.
Bu Babalar Günü sen evladından, ben evlatlarımdan ayrıyım baba…
Ne sana ne bana kutlu olmayacak ama kutlayacağımız, güleceğimiz, sarılacağımız daha nice Babalar Günü’ne olan inancım tam. Ellerinden öpüyorum, elbet bugünler geçer, zulüm son bulur, yeter ki sen sağlıklı ol, var ol babam.
Sağlıcakla kal… Oğlun İnan Güney Silivri Zindanı
Herkese iyi pazarlar, (kılıçdaroğlu hariç)
- Ekrem İmamoğlu 461
- Avukat Mehmet Pehlivan 367
- Selahattin Demirtaş 3519
- Hatay Milletvekili Can Atalay 1522
- Av. Selçuk Kozağaçlı 3132
- Tele1 Televizyon Kanalı 241
- Gazeteci Merdan Yanardağ 238
- Av. Atilla Özen 276
- CHP İstanbul İl Binası 287
- CHP Genel Merkez Binası 29
- CHP’li Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat 520
- CHP’li Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık 461
- CHP’li Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan 461
- CHP’li Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe 382
- CHP’li Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney 306
- CHP’li Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin 381
- CHP’li Çeşme Belediye Başkan Yardımcısı Onur Gülin 395
- CHP’li Şile Belediye Başkanı Özgür Kabadayı 340
- CHP’li Bayrampaşa Belediye Başkanı Hasan Mutlu 275
- CHP’li Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün 381
- CHP’li Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara 381
- CHP’li Beykoz Belediye Başkanı Alaattin Köseler 472
- CHP’li Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Akyüz 420
- CHP 24. Ve 27. Dönem İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu 381
- CHP’li Eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer 359
- CHP’li Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek 350
- CHP’li Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan 109
- CHP’li Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel 96
- CHP’li Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey 78
- CHP Ankara İl Başkanı Dr. Ümit Erkol 68
- CHP’li Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel 59
- CHP’li Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa Günay 24
- CHP’li Buca Belediye Başkanı Görkem Duman 13
- CHP’li Sİlivri Belediye Başkanı Bora Balcıoğlu 6
- Ekrem İmamoğlu’nun Danışmanı Murat Ongun 461
- Ekrem İmamoğlu’nun Seçim Kampanyalarının Yöneticisi Necati Özkan 461
- Ekrem İmamoğlu’nun Koruma Müdürü Mustafa Akın 396
- İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş 461
- İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş’in kardeşi Zafer Keleş 399
- Hastaneye götürüleceği söylenerek ambulansla savcılığa götürülen ve baskı altında etkin pişmanlık ifadesi vermesi istenen İBB Medya A.Ş. Halkla İlişkiler Müdürü Elif Güven 461
- Çıplak aramaya maruz kaldığını ve savcı tarafından çocukları ile tehdit edildiğini açıklayan İBB Medya A.Ş. Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker 461
- İBB Medya A.Ş. Satın Alma Müdürü Fatoş Ayık 461
- İBB Halkla İlişkiler Şube Müdürü Serap Karay 389
- İBB Medya AŞ Etkinlik Koordinatörü Ceyda Kıryak 461
- İstanbul Planlama Ajansı Başkanı Buğra Gökce 461
- İBB Genel Sekreter Yardımcısı Gürkan Akgün 461
- İBB Genel Sekreter Yardımcısı Arif Gürkan Alpay 461
- Üsküdar’daki kaçak kafeleri yıkarken saldırıya uğrayan İBB İmar ve Şehircilik Daire Başkanı Ramazan Gülten 461
- Dilek İmamoğlu’nun abisi 135
- Dilek İmamoğlu’nun 5 ve 8 yaşında iki çocuklu yeğeni Derya Dağdeviren ve eşi Murat Dağdeviren 41
- Özgür Özel’in yakın arkadaşı Demirhan Gözaçan 38
- Muhittin Böcek’in oğlu 305
- Osman Kavala 3153
- Tayfun Kahraman 1522
- Mine Özerden 1522
- Çiğdem Mater 1522
- Figen Yüksekdağ 3519
- Hakkındaki soruşturmadan haberdar olduğu gibi yurt dışından gelmesine rağmen kaçma şüphesiyle tutuklanan Av. Sezin Uçar 69
- CHP Erzurum İl başkanı Safi Karayalçın 29
- CHP Erzurum Eski İl başkanı Suat Dülger 29
- CHP’li İBB Meclis Üyesi Kalender Özdemir 29
- CHP’li Etimesgut Belediyesi Meclis Üyesi Özkan Deniz 29
- CHP Karaman il disiplin kurulu üyesi İbrahim Şahin 29
- CHP Siverek ilçe başkanı Mehmet Ayıp Demirbüken 29
- CHP’li İBB Meclis Üyesi Metin Kaya 29
- CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın makam şoförü Gaffar Çiçek 29
Gündür, Adlarını bilmediğiniz 100’den fazla siyasetçi, belediye çalışanı, memuru, yetkilisi, görevlisi, yakını, avukat, gazeteci, günlerdir, aylardır hapiste..
Dışarıdakiler de sırasını bekliyor..
21 Haziran 2026
Hiç Utanmıyorlar.
Gazeteci Fatih Ergin'in haberi gözden kaçmasın!
Şırnak Üniversitesi rektörü Abdurrahim Alkış'ın Turizm ve Otel İşletmeciliği Meslek Yüksek Okulu'na müdür yardımcısı olarak atadığı ve danışmanı yaptığı Ceren Avcı'nın doçentliği, "akademik sahtekarlık" gerekçesiyle iptal edildi.
Şırnak Üniversitesi Rektörü Abdurrahim Alkış daha önce de öz kardeşini üniversiteye kadroya alması, Cumhuriyet değerlerini hedef alan açıklamaları liyakatsiz atamalarla gündeme gelmişti.
#GeçimYoksaHuzurYok
tutuklu imar müdürü ramazan gülten maddi açıdan zor durumda imiş, otomobilin kredisini ödeyemeyince satmışlar, bu arada bebekleri dünyaya gelmiş, hiç gelirleri yokmuş, müjde kuşu adında bir çocuk kitabı yazmış, eşi resimlerini çizmiş. dayanışma için alalım, aldıralım
Bu AKP'dir işte...
Aklıyla, bilgisiyle, görgüsüyle, ahlakıyla, tam olarak iktidar partisinin cisimleşmiş halidir.
Mesela bunu bakan yapsanız, yine böyle konuşur. Zaten mevcut bakanlar da mantık ve tutarlılık bakımından bundan farklı konuşmuyor, ama sırf bakan oldukları için daha çok dikkate alınıyorlar.
İşte Türkiye yüzyılı Hacı'dır.
Kürt sorunu Ahmet Türk.
Ekonomistimiz zaten var.
E prensimiz var, Harvard'lı...
Televizyonlarda zopalı cedaylarımız var.
Almanya'yı kıskandıran dayılarımız var.
Allah verdikçe vermiş belamızı!!
İBB Davası'nda savcı 5 kişinin tahliyesini talep etti.
Ceza alsa daha infazı çoktan dolan 6 kişi hala tutuklu ve bu isimler, tahliyesi istenenler arasında yok.
Beraat ederlerse ne olacak? Yatsınlar, gerekirse tazminat öderiz mi diyorsunuz?
https://t.co/6BSL5Mt7RT
İBB Davası’nda tutuklu yargılanan 68 kişiden 6’sı, ceza alsa ve kesinleşse dahi hapiste geçirmeleri gereken zamandan daha fazla süredir cezaevinde.
68 tutuklunun arasında yer alan Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan, eski CHP milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Raylı Sistemler Daire Başkanı Ceyhun Avşar, Murat Gülibrahimoğlu’nun çalışanı Ahmet Güldü ve iş insanları Hasan Tahsin Sönmez ile Turgay Tokdemir’in hapiste geçirdiği süre, ceza alsalar uygulanacak infazın ötesine geçti. Yani bu 6 isim, şu anda alacaklı durumda.
Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan, 2 yıl 9 ay hapis istemiyle yargılanıyor. Pehlivan 365 gündür hapiste.
Siyasetçi Aykut Erdoğdu 4 yıl hapis istemiyle yargılanıyor, 381 gündür hapiste.
İBB Raylı Sistemler Daire Başkanı Ceyhun Avşar 4 yıl hapis istemiyle yargılanıyor, 389 gündür hapiste.
İş insanı Murat Gülibrahimoğlu’nun çalışanı Ahmet Güldü 5 yıl hapis istemiyle yargılanıyor, 337 gündür hapiste.
İş insanı Hasan Tahsin Sönmez, 5 yıl hapis istemiyle yargılanıyor, 318 gündür hapiste.
İş insanı Turgay Tokdemir 5 yıl hapis istemiyle yargılanıyor, 324 gündür hapiste. #İBBDavası
Sadece gazetecilik yaptığım için 75 gün cezaevinde tutuldum. Ben cezaevindeyken İletişim Başkanlığı basın kartımı iptal etmiş. Gerekçe ise “adli sicilimin” uygun olmamasıymış❗️
Benim hüküm giydiğim tek bir davam dahi yok. Sadece mesleki faaliyeti nedeniyle cezaevine atılan bir gazetecinin basın kartını iptal edenleri tebrik ediyorum
Ramazan Gülten’in savunması sonrası Ekrem İmamoğlu soru sormak için söz aldı.
İmamoğlu, “Bu ülkede namuslu insanlar, en az namussuzlar kadar, bin katı kadar cesur olmak zorundadır. Teşekkür ederim, iyi ki varsın Ramazan Bey” dedi.
İmamoğlu ve Gülten arasında geçenler şöyle:
Ekrem İmamoğlu: Sayın Başkan, Sayın Heyet; bugünün, en doğru şekliyle, sadece sizlerin vicdanıyla bir karara dönüşeceği bir gün olmasını en üst seviyede diliyorum. Sevgili Ramazan, dün ve bugün çok kıymetli bir sunum yaptınız. Ben bir yol arkadaşımın bu şekilde bir süreci İstanbul'a değer katarak, hizmet vererek yürütmesinden onur ve gurur duyduğumu belirtmek istiyorum. İyi ki birlikte çalışmışız, iyi ki birlikte güzel ve millet lehine, kamu lehine işlere imza atmışız. Tabii ki burada, 2 yıla yakındır tasarlanan günden uygulandığı günlere ve yürütülen bugüne kadar geldiği noktada, bir "düşman hukuku" çerçevesinde yaşananlardan ve yaşatılanlardan dolayı da çok büyük bir üzüntü duymaktayım. Birkaç sorum olacak. Bu soruların ilki aslında çok kolay bir soru ama kendi yaşamınızı anlatırken ve kamuya olan hizmet dönemlerinizden bahsederken; İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesine katılmadan önce, hatta belki katıldıktan epeyce bir süre sonraya kadar —çünkü müdür yardımcılığı dönemi ve daha sonraki aşamalarda tanıştığımız için söylüyorum— geçmişte bir şekilde sizinle bir tanışıklığımız ya da bir diyaloğumuz oldu mu?
Ramazan Gülten: Olmadı Başkanım.
Ekrem İmamoğlu: Şimdi ben tabii nasıl bir işe girdiniz vesaire, bunları anlattığınız için o kısımlara girmeyeceğim, onu sormayacağım. Ama önemli bir husus var. Sonuçta örgüt üyeliği konusu gerçekten can yakıcı ve Türkiye tarihinin utanç verici suçlamalarından birisidir. Çünkü Türkiye'nin en büyük kamu kurumlarından birisinin örgüt yapısına ya da teşkilat yapısına, bir örgüte dönüştürülmesi şekliyle tarifleniyor ve bu şekilde bir suçlama da size isnat edilmiş. Bu çerçevede; benden direkt veya dolaylı bir şekilde, imara yönelik herhangi bir talimat aldınız mı? Olumlu, olumsuz, kanuna uygun ya da uygunsuz, hiç fark etmez. Herhangi bir talimat halkası, bir emir zinciri oluştu mu aramızda? Ya da böyle bir süreç, ilişki yaşandı mı? Tek bir kelime dahi benden size bir diyalog oluşturuldu mu?
Ramazan Gülten: Kanunsuz olarak nitelendirilecek hiçbir şey olmadı.
Ekrem İmamoğlu: Burada özellikle bir hususun daha iyi anlaşılması için, az önce söylediğiniz ve şu anda da bu diyalogsuzluk çerçevesinde tek bir diyaloğumuz olduğunu hatırlattığınız için oradan girerek soruyu sormak istiyorum. Çünkü siz söyleyince ben de anımsadım. O dehşet verici görüntüler yaşanırken neredeydim bilmiyorum, biraz uzaktaydım diye hatırlıyorum ama o görüntüleri görünce gerçekten utanç duydum, kamu adına utandım. Sayın Başkan, Sayın Heyet; burası çok önemli. Üsküdar'da, belki de biblo gibi İstanbul'un en güzel noktalarından biridir Kuşkonmaz Camii… Boğaz'ın tam kıyısındadır ve "Kuşkonmaz" denmesinin sebebi de rüzgarın ve akıntının yoğun olduğu o yerde gerçekten kuşların dahi duramamasıdır. O dönemin naifliğiyle ecdat oraya o kadar güzel bir cami yapmış ki; gayet naif, gayet minimal, doğaya ve ortama çok saygılı bir çerçeveyle oturtulmuş bir camidir. Biz, bu caminin etrafını sarmış olan illegal yapıların arındırılmasıyla ilgili bir süreç işletirken ve orada arkadaşlarımızın almış olduğu kararlarla… Ki dün Ramazan Bey sıraladı; İstanbul'da onlarca meydan, park, kıyılar, yani Kadıköy'den Beşiktaş'ına, Kartal'ından Bakırköy'üne, Esenyurt'undan tutun İstanbul'un her yerine, Sarıyer'ine, Beykoz'una veya Üsküdar'ına varıncaya kadar bir arındırma yapıldı. Çünkü gerçekten İstanbul, bir önceki yönetimle mevcut iktidar zihniyetinin oluşturduğu usulsüz imar ve işgal biçimiyle, resmen kötülüğün salyaları şeklinde her tarafı sarmış bir düzene sahipti. Oranın nasıl arındığını bir eski fotoğraf ile bir yeni fotoğrafa bakın; Salacak'tanÜsküdar'a kadar sahilin yüzde sekseninin, doksanının nasıl arındırdığı görülecektir.
Kemal Kılıçdaroğlu ve yanındakiler mutlu musunuz? O arınma arınma dedikçe size bir şey diyeceği geliyor insanın ama
Herkes sizin gibi kötü olamıyor işte