Çıplak arama sıradan bir prosedür değildir. Gözaltına alındığınızda polisler sizden iç çamaşırınızı çıkarmanızı isterse çıkarmayın. Ayrıca “otur/kalk” deriz biz, yapmayın. Bu muamele işkence kapsamındadır, insan onuruna aykırıdır. Amacı yüzde yüz aşağılamaktır.
Ne yazık Saraçhane’deki genç kadınlardan da dinledim bu iddiaları. Toplu şikayet yapacaktık fakat korktukları ve utandıkları için geri durdular. Zaten hemen hepsi bu kötü muameleyi sıradan bir emniyet prosedürü sanmışlar. Bu konuda kimseyi yargılayamayız fakat korkmayın, utanmayın. Başınıza böyle bir şey gelirse şikayet edin, ceza alıyorlar. Bizler geri durdukça bu aşağılayıcı uygulama devam eder.
Bu arada maalesef bazı meslektaşlar da bu işkenceye maruz kalan müvekkillerini “Aman konuşma, boşver, başımıza dert almayalım, bak tahliye etmezler” vs. diyerek sessiz kalmaya itiyorlar. Bunun hiçbir faydası olmadığı gibi şiddet sustukça büyür unutmayın. Özellikle temel hak ve özgürlüklerinize sahip çıkın.
Bu çocukla ilgili ilginç bir biçimde bilgi verilmiyor, aile perişan, kendisi bir arkadaşına gitmiş olabilir, başına bir şey gelmiş ya da kaçırılmış olabilir, 16 yaşında bir çocuk MESEM öğrencisi ama @tcmeb 'in umrunda değil sanırım, @TC_icisleri , @adalet_bakanlik , @tcailesosyal neden 6 gündür açıklama yapmıyor. #YaseminBolatNerede
BirGün muhabiri İsmail Arı 74 gündür tutuklu
5 Haziran’da ilk kez hâkim karşısına çıkacak
İsmail Arı gazetecilik yaptığı için yargılanıyor
Gazetecileri yalnız bırakma!
https://t.co/1MX5sjxymD
@alihalukimeryuz Enflasyon, özelleştirme, işçi eylemleri, döviz kuru haberi sevmezdi. Sizin yaptığınız ekonomi haberleri ratingimi düşürüyor. Gidin mankenler defile başına kaç para alıyor haberi yapın, o da ekonomi haberi demişti!
@gulduriza Kimse "Ada bize ait gelmeyin" diyemez zaten. Ancak binlerce kişi akın edince sistem çöküyor. Ormanlar, kıyılar çöplüğe dönüyor. Ekmek, su kalmıyor. Adım başı bisiklet, scooter kazası... Bayram ve yaz aylarında seyahat düzenlemesi şart.
İsmail Arı'dan 5 Haziran'da görülecek duruşmasına çağrı
“Çok büyük bir hukuksuzlukla ve eziyetle karşı karşıyayım. 5 Haziran’da haber alma hakkınıza, gazeteciliğe ve demokrasiye sahip çıkmak için beni yalnız bırakmayın”
https://t.co/7DiOX1WS7z
Şu sıralar haberleri takip ettiğim, sabah ve akşam haber özetleriyle gündemi eksiksiz toparlayan, siyasetten bilime, sanattan dış politikaya uzanan haberleriyle 'eski günlerimizdeki medya'nın önemini bize hatırlatan @GazeteOksijen çok teşekkürler.
Son günlerde medyada Hantavirüs ile ilgili ciddi bir panik havası oluşturuluyor. Öncelikle şunu net söyleyelim; Hantavirüs yeni ortaya çıkmış bir virüs değil. Uzun yıllardır bilinen, ana taşıyıcısı kemirgenler olan bir zoonoz. Yani olayın merkezinde fareler var.
Virüs özellikle enfekte kemirgenlerin idrarı, dışkısı ve salyasıyla bulaşıyor. Fare yoğunluğunun arttığı bölgelerde risk de artıyor. Dünyanın birçok yerinde özellikle büyük şehirlerde kemirgen popülasyonlarının kontrolden çıkması artık ciddi bir halk sağlığı problemi olarak görülüyor.
Ama burada kimsenin konuşmak istemediği başka bir gerçek var.
Doğa boşluk kabul etmez. Kediler giderse fareler gelir.
Bir ekosistemin en önemli denge unsurlarından birini yok ederseniz, başka bir problem büyüyerek geri döner.
Yüzyıllardır, hatta binlerce yıldır insanların farelerle mücadelesindeki en doğal kontrol mekanizması kediler oldu. Bu sadece romantik bir “hayvan sevgisi” hikayesi değil, aynı zamanda şehir biyolojisi ve halk sağlığı meselesi.
Bugün Avrupa’nın bazı büyük şehirlerinde geceleri kaldırımlarda görülen dev fareler artık kimseyi şaşırtmıyor. Paris’te, Londra’da, New York’ta insanlar kemirgen istilasını normalleştirmiş durumda. Çünkü şehirlerden kediler çekildi ama fareler çekilmedi.
Bizim coğrafyamız ise yüzyıllardır başka bir kültürün içinden geldi.
Mahalle kedileri… Liman kedileri… Cami avlusunda yaşayan kediler… Depoları, sokakları, mahalleleri koruyan kediler…
Yani bu ülkenin sessiz ama gerçek muhafızları.
Şimdi düşünün… Bir tarafta sokaklarında farelerin cirit attığı ama tek bir kedi göremediğiniz “gelişmiş” şehirler… Diğer tarafta ise yüzyıllardır kedilerle birlikte yaşamayı bilen bir toplum��
Bazıları hala çıkıp kedileri toplatalım, sokaklardan silelim, yok edelim diyebiliyor. Sonra da farelerden yayılan hastalıklar konuşulunca panik başlıyor.
Kediler bugün bu ülkenin problemi değil. Hiçbir zaman da olmadı. Tam tersine bu ülkenin doğal savunma hattı onlar.
Veba döneminde de bunu gördük. Bugün Hantavirüs konuşulurken de aynı gerçeği görüyoruz.
Hantavirüsten Avrupa korksun. Farelerin şehirleri ele geçirdiği ülkeler korksun. Bir tek kedi göremeyip kanalizasyonlardan kemirgen taşan şehirler korksun.
Türkiye’nin hala sokaklarında yaşayan milyonlarca kedisi var. Ve insanlar farkında olmasa da bu kediler sadece vicdanın değil, ekolojik dengenin de parçası.
Yüzlerce yıl önce olduğu gibi bugün de bu coğrafyanın evcil muhafızları kedilerdir.
Bunu kimse ama hiç kimse unutmasın.
Dr. Tarkan Özçetin
Doruk Madencilik’ten haklarını almak için 190 km yürüyerek geldikleri Ankara’da Kurtuluş Parkında açlık grevini sürdüren madencilerin çevresi polis bariyerleri ile çevrildi. Enerji Bakanlığı’na yürüyüşleri engellenmek isteniyor. Polis Pikaçu’yu almaya çalıştı az önce, kalabalık izin vermedi. Şaka değil gerçek!