İktidardan aldıkları tüm desteğe rağmen, @kilicdarogluk liderliğinde @herkesicinCHP'yi kontrol altına alan grup en fazla birkaç yüz kişiden oluşuyor. Buna rağmen, 18 milyon seçmenin oy verdiği, 2 milyona yakın üyesi bulunan bir partinin yönetimini tepeden belirliyorlar.
Şimdi ise kapalı toplantılarına katılım sağlayacak üye bulmakta zorlandıkları için CHP kasasından para dağıtarak seyirci toplamaya çalışıyorlar.
Koskoca partiyi bu duruma düşürenler, bu tabloya içeriden itiraz edemeyen ve engellemeyen 3. yolcular utansın.
https://t.co/hTbnet9QaW
BirGün muhabiri Ebru Çelik, kendisine ulaşan bir mesajın ardından figüran olarak kayıt yaptırıp Kılıçdaroğlu’nun rozet takma törenine katılmış!
Muhabirin aktardığına göre, 950 TL karşılığında etkinliğe getirilen kişilerin önemli bir bölümü siyasi etkinliğe geldiklerini bilmiyordu. Haberde, etkinlik öncesi slogan ve alkış provaları yapıldığı, figüranların yönlendirildiği ve organizasyona ilişkin gözlemler ayrıntılarıyla anlatılıyor.
BirGün’den dikkat çeken haber…
Her şey normalmiş gibi yapmak belki psikolojilerine iyi geliyor.
Öte yandan ülkeden bu derece habersizliğe saygı duyamıyorum.
Denemeler değil de şu ortamda bunları demeleri ilginç bı yabancılaşma hissi doğruyor.
Bizim de eğlencemiz bunlar herhalde
Özgür Özel: "Milletin yüzünü güldürecek, halkın sorunlarını çözecek, ülkeye huzuru, refahı, barışı getirecek bundan sonraki bütçeleri yapacak iktidarı kuracağız."
YENİ Parti’yi kuran, milletimizdir.
İşçinin YENİ Partisi
Emeklinin YENİ Partisi
Memurun YENİ Partisi
Esnafın YENİ Partisi
Çiftçinin YENİ Partisi
Kadınların YENİ Partisi
Gençlerin YENİ Partisi
Türkiye’nin YENİ Partisi…
Hayırlı, uğurlu olsun.
Ülke bu haldeyken CHP'de hâlâ 42 milletvekilinin kalmış olması korkunç bir durum. İşte 'arınma' denilen bir şey varsa o da kesinlikle rejimle hiçbir derdi olmayan, koltuktan başka bir şey düşünmeyen, sokağın heyecanını görmezden gelenlerden arınmak olacaktır.
Özel Açı Ortaokulu'nda İngilizce öğretmeni olarak çalışan ve hedef gösterildikten sonra işsiz bırakılan trans öğretmen Zoe Lila:
"Bizleri seks işçiliğine itmeye çalışan bir sistemin içindeyiz.
Dün eğitimciydim, bugün eğitimciyim, yarın da eğitimci olacağım."
Son dönemde iktidar basınında, hatta bazı muhalif çevrelerde bile, yeni dünya düzeninde demokrasiler döneminin kapandığı ve dolayısıyla Türkiye'de de siyasal değişim ihtimalinin ortadan kalktığı yönünde bir söylem giderek yaygınlaşıyor. Trump'ın yeniden ABD başkanı seçilmesiyle birlikte otoriter popülist iktidarların kısa vadede daha geniş bir hareket alanı kazandıkları ve dış baskının azaldığı doğru. Ancak bunun orta ve uzun vadede nasıl bir sonuç doğuracağını söylemek için henüz çok erken. Demokrasi çağının kapandığı iddiası ise fazlasıyla abartılı.
Bu yıl İsrail, Brezilya ve ABD'de sonucu şimdiden öngörülmesi güç seçimler yapılacak. Özellikle savaşın yeniden başlamasının ardından desteği belirgin biçimde gerileyen Trump'ın Cumhuriyetçi Partisi ara seçimlerde büyük ihtimalle kaybedecek. Sol liberalizmin kültür siyasetine tepki üzerinden yükselen aşırı sağ partilerin İngiltere ve Fransa'daki yükseliş ivmesi de son dönemde yavaşlamış görünüyor. Meloni geçen yıl iki kritik konuda istediğini elde edemedi. Üstelik bu tarz iktidarlar zamanla ekonomik performans üretmekte de zorlanıyor. Örneğin, Rusya, Çin ve ABD'den aynı anda destek gören Orbán bu sene seçimi farkla kaybetti. Rusya Ukrayna'da yıpratıcı bir savaşa saplanmış durumda.
Bütün bunlar, solun yükselişe geçtiği anlamına gelmiyor. Ama bazı ülkelerde otoriter popülist iktidarlar güçlerini korumaya devam etse de bunun evrensel ve geri döndürülemez bir eğilim olduğunu düşünmüyorum. ABD merkezli tek kutuplu düzen çökerken yerine nasıl bir uluslararası ve siyasal düzenin kurulacağını henüz bilmiyoruz. İçinden geçtiğimiz dönem belirsizliklerle dolu. Her ülkede demokrasi güçleri bu yeni düzeni daha iyi bir yere taşımak için mücadeleye devam edecek.