On yıllardır "Örgütü bitiremezsiniz," diye analiz kisvesi altında algı yönetmeye çalışanların, bir kez olsun örgüt ve sempatizanlarına "Türkiye Cumhuriyeti'ni bitiremezsiniz," dediğini işitmedik. Chrest Foundation'dan alınan dolarlarla yürütülen psikolojik harbin gereği bu tür söylemsel manipülasyonlardı çünkü. Örgüt Türklerin gösterdiği irade ve fedakârlıklarla askeri olarak yenilmiş, hatta aşağılanmıştır. Ancak örgütün siyasi ve dolayısıyla sivil kanadına, taşıdığı oy potansiyeli nedeniyle evin şımarık çocuğu muamelesi yapılmıştır. Bu ülkede FETÖ ve sempatizanlarına uygulanan, mal varlığını dondurmaktan yedi ceddinin kamuya adım atamamasına kadarki uygulamaları, çeyrek asır çelik gibi bir iradeyle PKK'nın sivil kanadına uygulamadan kimse "Örgütün bitirilemediğinden" bahsetmesin. Hele ki bu ülkenin on iki vatandaşını yakarak öldürmüş katiller, bu ülkenin topraklarında turne yapıp, "Biz pişman değiliz," diye şov yapabilecek cesareti bulurken hiç bahsetmesin.
SON DAKİKA / İYİ Parti Bursa Milletvekili Yüksel Selçuk Türkoğlu, Çerçeve Yasa görüşmeleri sırasında kürsüde şehitlerin isimlerini tek tek okuduğu sırada Meclis Başkanvekili ve MHP’li Celal Adan, görüşmelere ara verdi.
Türkoğlu, şehitlerin isimleri okumaya devam ediyor.
Var olan gerçekten çok daha gerçek kılınmış gerçekdışılıklarla bezeli hipergerçeklik simülakrlarına kısılacağız, kapana kısılmış gibi.
https://t.co/azAPH1SX10
“Kasırgalarla nasıl tartışılmaz ise, kitlelerin dogmalarıyla da aynen böyle tartışılmaz.”
“Kitleler hiçbir zaman gerçeğe susamamıştır. Hoşlarına gitmeyen açık gerçekler karşısında, sahte olanı ilahlaştırarak açık gerçeklere yüz çevirmeyi daha uygun bulurlar.”
2 gün önce devre arkadaşım "VAN" da mayın patlaması sonucu şuan hastanede mücadele veriyor. Üsteğmen olmasına 1 ay kala Gazi oldu...
Ailesinin başta haberi olmadığı için haberi olana kadar bu bilgiyi paylaşmadım.
İnsanların ne kadar umrunda onu da bilmiyorum.
Ne bakanlığın resmi hesabı, ne de silahlı kuvvetlerin resmi hesabı bunu duyurma gereği bile duymadı...
Nedenini benden daha iyi biliyorsunuz zaten.
Anladığım kadarıyla artık ne sosyal medya ne de televizyon, yaralanan bir askerimize haberlerde, gündemde yer vermeyi birileri rahatsız olmasın, mevcut süreç "aman" etkilenmesin diye uygun bulmuyor.
Ama kardeşimin etkilenen uzuvları var sizin "aman"larınızdan.
Kim kimle kol kola girdi, kim mehtere ne tepki verdi, menüde neler vardı gündeminizden yer bulabilirseniz, bunu bari ben duyurayım dedim yoksa asla haberiniz olmayacak.
O mayını oraya yerleştirenlerle çözüm arayanlar, çözüm arayanların peşinden gidenler...
Ankarada mayın olmadığı için böyle dertleriniz yok tabi ama, oralarda birileri hala bu tehditle yaşıyor ve yüzleşiyor.
Evet, o çocuk sizleri korumak için oradaydı.
Dualarınızı kardeşimizden esirgemeyiniz, sizden dua istemek; en azından yapabildiğim bu.
"Utanç" demişti Bergman, "Dünyayı bir tek utanan insanlar kurtarabilir. Çünkü utanmak "kibir" denilen en büyük günahın panzehiridir. Yalanın, iftiranın, hırsızlığın, pişkinliğin, arsızlığın önündeki en büyük engeldir."
Ingmar Bergman "Shame" (Utanç)
Bugün ülkedeki sınav sisteminin tamamen değiştiği ilan edildi.
Türkiye'nin şu an 5 yıl öncesinden bile ne kadar farklı bir durumda olduğunu bu haberin hiçbir etkisinin olmamasından ve hatta gündem bile olmamasından anlayabiliriz.
İran'ın İsrail'in demir kubbesini delmek için savunma sisteminin uğraşamayacağı kadar fazla roket gönderip, savunma sistemine takılmayanların şehrin içine düşmesi gibi...
Artık toplumdaki bireylerin de savunma sistemi tamamen doygunluğa ulaşmış ve aşmış durumda. Yeni hangi olay yaşanırsa yaşansın daha fazla tepki verecek yeri kalmamış durumda... Dolayısıyla olan her şey filtresiz şekilde geçiş hakkına sahip görünüyor.
Bunun bir adı var: Kriz Yorgunluğu/Doygunluğu
Savunma mekanizması, tek bir konu/hedef belirleyip ona odaklanmak ve bunun iletişimini yapıp kitleleri de bu hedefe kilitlemek. Bu becerilemezse durum çok vahim.
Açılım süreci ile ilgili zamanında unutmuyorum diyerek uzun bir dizi oluşturmuştum. Günün anlam ve önemi üzerine paylaşmak istedim. Tekrar hatırlatmak istedim. Ama kendi iletilerime ulaşamıyorum, kaldırılmış. “Unutulma hakkı”yla biçimlendirilen haber ve bilgi akışı…
2004’ten beri, tepki verdiğimiz ne varsa sürekli ve artan şiddette daha kötüsünü gördük. Bizim tarafımız da değişmedi, eğilip bükülmedik de../ Hesabını veremeyeceğimiz, helâllik isteyeceğimiz bir durumun içine de düşmedik. Oy kullanarak bu günleri yazgımız yapanlara kinim daim.
Biz dediğim de kimiz, ne kadarız artık bilemiyorum. Ancak görüyorum ki düzeltmeye gücünüz yetmiyor. Zaten düzeltmek için de ne yazık ki değişimden öte köklü bir dönüşüm kaçınılmaz. Üstelik düzeltebilsek bile ömrümüz sonuçlarını görmeye yetmeyecek.
Sessiz kalan, uyumlu ve nazik olanın işi görülmez. Çirkefin, kavgacının işi hemen yapılır. Toplumsal yozlaşmanın yol açtığı sorunları bireysel zayıflığınız olarak algılamayın.
Ülkeyi Dem parti yönetse bebek katili abdullah öcalan ve kürdistan paçavralarına izin verir , Türk bayrağı Atatürk posteri taşıyan insanları döverdi
Neyse ki Dem parti yönetmiyor
1-Özgürlük, halkın ihtiyaç duyduğu bir şey değildir. Özgürlük, aydınların ihtiyaç duyduğu bir şeydir.
Bu yüzden tarihin hiçbir döneminde, hiçbir özgürlük kısıtlaması geniş halk kitlelerinin umrunda olmamıştır.
Söyleyecek sözüm çok ama “boşver” diyorum artık kendime. “Derdi, tasayı sen çekiyorsun, bir tarafını yırtıyorsun, öfkeden gözüne uyku girmiyor ama yine sen hain oluyorsun.” Aklımı yitirecem artık.