My family and I are exposed to all sorts of threats, restrictions and hateful rethoric.
Yet we would say and do everything we have said and done against the genocide, its ideologues and profiteers, again and again.
Forever proud to stand on the side of Justice.
Not one MSM account of his premiership—left, centre, right—will mention his participation in genocide
Propaganda by omission is how they brainwash
Those who write the history books do same thing
The struggle of man against power is the struggle of memory against forgetting
Mona Khalil died today from wounds sustained when an Israeli strike hit her home earlier this month, having survived war, occupation, threats & decades of hardship.
For more than 25 years, she dedicated her life to protecting endangered sea turtles on Lebanon’s southern coast, transforming Mansouri Beach into a sanctuary for one of the Mediterranean’s most vulnerable species.
She refused to abandon the home & sanctuary she built.
She wasn’t a politician.
She wasn’t a military commander.
She wasn’t even someone documenting the conflict.
While others counted missiles & frontlines, she counted nests, hatchlings & returning turtles.
She spent her life helping endangered creatures survive.
Today, Mona succumbed to her injuries.
She was not a fighter.
She was a guardian of life.
The turtles of Mansouri have lost their protector. 🥀
Her yazdığımda büyük keyif aldığım şu cümleyi, Epstein koalisyonunun İran'a saldırısını küstah havlamalarla selamlayan Avrupalı şeylerin ABD ve İran arasındaki karşılıklı anlayış mutabakatını da neşeyle kuyruk sallayarak karşılaması üzerine tekrarlamadan geçemeyeceğim: ABD emperyalizminin tekelleri ve siyasi yönetimiyle Avrupalı muadillerini koyun güder gibi bile değil domuz ağılında yemler gibi idare etmesini hayranlıkla takip ediyorum.
Israel started massive bombing campaign against Lebanon as soon as a potential peace deal was announced. They’re never going to let us live in peace. They are never going to be satisfied.
They’re insatiable fanatics, who want endless war because they think God promised that land to them 3,000 years ago. They’re the religious and nationalist fundamentalists we should have been warned about.
That’s so fucking obvious. Just look at a map!! Are the Palestinians occupying the Israelis, or the other way around? Are the Lebanese invading Israel, or the other way around? You would have to be both blind and deeply stupid to not see the reality at this point.
I’m furious at our national media. They all lied in unison for decades to trick us into supporting and funding the terrorists.
I don’t know that I can ever forgive all the reporters in the national press, who lied to help the fascists, and called their victims “terrorists.” These sick people helped the actual terrorists brutalize the Palestinians for six decades, while actively hiding the truth from us.
🇨🇺 Raúl Castro'nun kızı @CastroEspinM Mariela Castro’dan tehditlere net yanıt:
"Durumu her zamanki gibi iyi. Eski bir gerilla gibi. Ayağı üzengide, gerekirse savaşmaya hazır!"
🛡️ #Küba halkı; yalanla, korkuyla diz çöktürebileceğini sananlara karşı bir kez daha dimdik.
Tarihten ders almayan düşmanın tehditleri karşısında, ayağı üzengide eski bir gerilla sakinliğiyle gülümseyen Raúl'ün yoldaşları tek bir yürek olarak haykırıyor: Biz buradayız! ✊
#95deRaul #RaulEsRaul #Cuba
#LaPatriaSeDefiende
#100AnosConFidel #Fidelle100Yıl
The aftermath of the massive destruction caused by Israel’s bombing of the Al-Khamisi family home in the Al-Maghazi camp in the central Gaza Strip yesterday.
(Palestine Post)
CHP'de 2015 tasfiyeleri ve MİT'in rolü
21 Mayıs 2026 Cuma gününden beri Türkiye halkı ve CHP seçmeni "şok" halinde. Bir eski genel başkan, Saray tarafından CHP'nin başına "kayyum" olarak atandı. Bu yüzden, bir kaç gündür meydanlarda "Hain Kemal" sloganları atılıyor. Bu tarihte görülmüş bir şey değil.
24 Mayıs pazar günü ise, CHP genel merkez binasının kapıları kırıldı ve gaz bombaları eşliğinde binaya giren polisler, binayı işgal etti. Bu, "Cumhuriyet'in tasfiyesi"ni gösteren ironik bir mesajdı.
Cumhuriyeti, CHP'nin bir "eski genel başkanı"nın eliyle yıktılar. Bunu da not ediyoruz. Ama Türkiye halkının bilmesi gereken başka "notlar" var.
Bu kısa yazıda sizi 2015 ve 2018 seçimlerine götüreceğim. Bugünlere nasıl geldiğimizin ipuçları o seçimlerde saklıdır.
İki olay anlatacağım. CHP eski genel başkanı Kılıçdaroğlu'nun "istihbaratın kontrolünde hareket ettiğini" gösteren olaylar bunlar. CHP, bu ağlar temelinde dizayn edilmiştir.
2011 sonrası AKP -ve özellikle MİT- belli "hassas konular"ın tartışılmasından rahatsız olmuştur. Suriye bu meselelerin başında gelir.
Refik Eryılmaz, Hatay milletvekili olarak cihatçı yamyamların Suriye'de yaptıkları katliamları güçlü bir şekilde teşhir eden bölge milletvekiliydi. Türkiye-Suriye sınırına kadar giderek cinayetleri belgeliyor, cihatçıların Hatay'da tedavi edilmesini teşhir ediyor, Şam'a giderek Türk gazeteciyi bizzat Beşar Esad'dan teslim alıyor, tek bir gün boş durmuyordu.
Refik öylesine etkiliydi ki, TBMM grubu ile "Suriye konusu" ile ilgili Amerika'ya davet edildi. Gitti ABD'de, cihatçılara desteğin Ortadoğu'daki muhtemel sonuçlarını bugünün faillerine, yani Amerikalılara da anlattı.
O yoğun haftalarda, Kılıçdaroğlu bir gün Refik'i makamına çağırdı ve "uyardı." "MİT seni izliyor, hareketlerine dikkat et" dedi. Refik'e sormuştum: "Sen Kemal beye ne cevap verdin?" Refik sessiz kalmış, sanırım bir parça endişelenmiş. Normal, herkes korkabilir. Hele ki karşında devletin istihbarat örgütü varsa.
Ama burada en önemli nokta, MİT'in CHP gibi bir partinin genel başkanını "uyarması", genel başkan olacak zatın -MİT'e "hangi hadle benim milletvekilimi izlersiniz" demek yerine- kendi milletvekiline adeta gözdağı vermesiydi.
-Refik kadar olmasa da- 2011 sonrası Suriye meselesiyle ilgilenen milletvekillerinden biriydim. Cezaevleri, Çarkın'ın itiraf ettiği faili meçhul cinayetler, toprak altındaki kimliksiz ölüler, TBMM'de cemevi, Dersim '38 meselesi. Bunlar çalışma alanlarımdı.
Hiç kimse bu görevleri bana vermemişti. Yerimde otursaydım, el kaldırıp indirseydim, CHP de, Kılıçdaroğlu da çok memnun olurdu. Yapmadım. Elbette bunun bir "bedeli" olacaktı. Biliyordum.
Genel başkana yakın bir arkadaş bir gün bana, "üstü çizilen milletvekilleri listesi"nden bahsetti. Bazı milletvekillerinin "CHP'de bir dahaki dönem olmaması gerektiği"ne "devlet" tarafından karar verilmişti (Bu "devlet"in, "hangi devlet" olduğunu tahmin edersiniz).
"Çin Gezisi"nden dönen Kemal Kılıçdaroğlu istifamı istedi, "partiye zarar vermemek için istifa ediyorum" tek cümlesiyle, mavi kalemle imzaladım, kendisine verdim dilekçeyi. Bir kaç gün sonra danışmanı TBMM'de odama geldi, "patron dilekçeyi işleme koymayacak, istifaya zorladılar derler" dedi. Sonra seçimlere bir yıl kala, resmen disipline verdiler ("Beykoz Konakları" eleştirilerim), yine güçleri yetmedi, yine atamadılar.
2015'in öncesinde, Kemal beye yakın isimler -hararetle ve memnuniyetle- yine bir "MİT listesi"nden bahsediyorlardı. "Milletvekili olmayacaklar" listesi.
Tahmin ettiğiniz gibi, Refik de, ben de listede başlardaydık -Ne tuhaf bu "sayfa"lardan hep onur duymuşumdur-. Refik yeniden milletvekili olmak istedi, yapmadılar -Sonra belediye başkanı oldu ama-.
Ben zaten en az altı ay evvelden, "aday olmayacağım" diye açıklama yapmıştım. Meşum "liste"den değil ama, CHP'lilerden her gün "dayak yemek"ten bıkmıştım, bir gün bir milletvekili (Şu an Erdoğan'ın gadrini tadan Tanju Özcan onların başında gelir), ertesi gün Balıkesir'de bir ilçe (mesela Sındırgı) belediye başkanı -basın önünde- hakaret ediyordu, cevap veremiyordum. İnsan bir kavgaya girerse, "arkadaşı" ile kavga edemez ki -Sonra "arkadaşlar"la da kavga edilebileceğini öğrendim ama-.
Listeye alınmamız "yeni" değildir ve sebepleri de uzundur: Kısaca -ben ve Refik'ten kaynaklanmayan en az beş yüz yıllık geçmişi- ve dört yıllık aktif meclis faaliyetlerine dayanır.
Hep "devletlü" olan Kılıçdaroğlu, 2015'te biz "ufak lokmaları" yedikten sonra, 2018 seçimlerinde bu defa "partinin sol kanadı"nı kırıp attı. "Altılı Masa", Meral hanım ve arkasındaki -derindeki güçler-, CHP'de "solcu" istemiyordu. -Bugünlerde adı sıkça basında yer alan Veli Ağbaba'yla konuşmuştum, bizzat o bana söylemişti: "Bu, CHP sol kanadın tasfiyesidir!"-
Kılıçdaroğlu'nun "kayyum" olarak CHP'ye atanması ve "CHP'nin işgali" sonrası, tarihte kalmış bu "sayfalar"ın herkes tarafından bilinmesi gerektiğini düşündüm.
(Hüseyin Aygün, 25 Mayıs 2026)
Lavrov:
"Bugünkü NATO, dünyayı yönetmeyi hayal eden çılgınlar tarafından yönetiliyor ve perdenin arkasında kimin olduğunu biliyoruz... Tüm yollar Tel Aviv'e ve Washington'a çıkıyor."
Iran's Parliament Speaker and chief negotiator Mohammad Bagher Ghalibaf:
——
"We secure concessions not through negotiations, but through missiles; the negotiations merely make the other side acknowledge them.
We have no trust in guarantees or promises; only actions matter. No step will be taken before the other side takes its own.
The winner of any agreement is the one who is better prepared for war the day after it is signed."
Suriye'de gündem yine Türkiye kaynaklı.
"Suriye'ye karşı suyu silah olarak kullanan & anlaşmalarda taahhüt edilen miktarın altında su bırakan Türkiye, bu kez baraj kapaklarını açarak Suriye'de felakete yol açtı: Köyler su altında kaldı, köprüler yıkıldı, halk yerinden edildi."
👇
Küba'da teslimiyeti bulamayan ABD: 'Barışçıl anlaşma olasılığı yüksek değil'
ABD Dışişleri Bakanı Rubio Küba ile “barışçıl bir anlaşma”ya varma olasılığının “yüksek olmadığını” söyledi.
İki ülke arasında “barışçıl anlaşma”dan anladığının teslimiyet olduğunu açık eden bu sözler Washington'un Havana'da “işbirlikçi” arayışının sonuçsuz kaldığını gösteriyor.
https://t.co/UBWxNt5uPk
PİST ARTIK BİR TARLA: EMPERYALİZMİN HAVA KORİDORU KAPATILDI
Bolivya’daki işçi ve köylü ayaklanması, Arjantin'deki Milei rejiminin işbirlikçi hükümete göndereceği askeri yardımları engellemek için stratejik havalimanını işgal ederek uçuş pistini tarlaya çevirdi. Sapanlar ve dinamitlerle devlet güçlerini püskürterek yönetim binalarına el koyan halkın bu devrimci öfkesi karşısında tutunamayan diktatör Rodrigo Paz’ın ise İspanya’ya sığınma talebinde bulunduğu belirtiliyor. Emperyalizmin lojistik damarlarını kesen emekçiler, "Gringolar artık buraya inemeyecek" şiarıyla sömürgeci güçlere karşı sokaktaki fiili zaferini ilan ediyor.
Sinpaş, Marmaris’te sadece kıyıları katletmiyor deniz yaşamını da kökünden kazıyor. Kanunlar kimin için var? Normal koşullarda şu işin olabilmesi imkansız. Yargının bir türlü kararını açıklamamasının neticesinde talan hızla sürüyor ve sonuç. Geri dönüşsüz çok büyük yıkım şu.
2008'de 68 kuşağı ve denizlerle ilgili bir yazısında böyle diyordu. kimin "zamanı geldiğinde harcanıp atılacak basit bir aygıt" olduğunu yaşayıp gördük hep beraber.