İnsanların ne halde olduğu ve bununla ilgili yaptığın araştırmalar sana hiçbir fayda getirmez. Önemli olan senin ‘ne halde olduğunu’ anlayıp idrak edebilmendir.
Tasavvufun getirdiği ön koşul bu nedenlere dayanır.
Em hasibtüm en tedhulül cennete ve lemmâ ye'tiküm meselülleziyne halev min kabliküm* messethümül be'sâu veddarrâu ve zülzilû hattâ yekulerRasûlü velleziyne âmenû meahû metâ nasrullah* elâ inne nasrAllâhi kariyb
Yoksa siz, sizden öncekilerin başlarına gelen mesel olmuş sıkıntılarının sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlara öyle sıkıntı, belâ gelip çattı, sarsıldılar ki, Rasûlleri ve yanındaki iman edenler "Allâh'ın yardımı ne zaman gelecek" dediler. Haberiniz olsun ki Allâh nusreti yakındır!
BAKARA SÛRESİ/214
AHMED HULÛSİ
Hüküm adil olanda dilediğini yapanda
Allâh'ın ADİLliği dilediğini yapmasıdır.
"Adil olması" herkese eşit paylarlarla bir takım açılımlar yapması değil, dilediğini yapması.
Seni senden alan aslını hatırlatan kavuşma iştiyakı ile AŞK ateşinde yakan sesleniş
Rabbinden hediyedir.
Ne mutlu seslenişi değerlendirene
AHMED HULÛSİ
Elinizdeki nimetlerin kıymetini çok iyi bilin.
Değerini bilmediğiniz için yitirdiğiniz hiç bir nimeti geri alamazsınız.
Sistemde tekrar yoktur.
AHMED HULÛSİ
"Gerçekte bilincimiz, fiziksel bedene ait değildir; beynin olağanüstü kapsamlı analiz ve sentez aktivitelerinin bir yan ürünüdür"👇
https://t.co/1mGLZwC3SO
Seni yok sayanı sen de ölmüş say…
Hz. Âli (r.a)
“Ben ilim şehriysem Hazreti Ali de kapısıdır.” Hadis’inin yanında; “Ben HİKMET ŞEHRİ isem Ali de ‘Hikmet Şehri’nin kapısıdır.” şeklinde sözleri var Efendimizin (sav).. Buna göre Hazreti Ali’nin ilginç ama gerçek bir yaklaşımı söz konusu… Pek tabiidir ki seni unutan bir insana ‘senin de ölmüş muamelesi’ yapman gayet normaldir… Bütün bu söylediklerim basit anlamdaki yaklaşımlardır… VELİyi/ İNSANı kapsamaz…