Bir insanın ne dediğini anlamak zekâ işidir. Neden söylediğini anlamak empati işidir. Söylediklerinin başkaları üzerindeki etkisini önemsemek ise vicdan işidir. Bu üçünden biri eksik olduğunda iletişim teknik olarak gerçekleşebilir, fakat gerçek anlamda bir bağ kurulamaz.
Okulun önemli bir amacı da; miskinliği, enerjisizliği, ataleti [tembellik, gevşeklik, uyuşukluk], korkaklığı ortadan kaldırmak ve bireyin özgür düşünme ve kendini ifade etme yetisini ortaya çıkarmaktır. Kısaca; bireyi özgürleştirmektir.
Benim gözlemlediğim kadarıyla; kimse kimseyi dinlemiyor, hatta takmıyor; kendi kafasının dikine gidiyor. Bu durum ‘herkesin her şeyi bildiğini’ görünür kılıyor; fakat eleştirel ve yaratıcı düşünmeyi, eleştiriyi tehlike olarak görüyor. En iyisi kendinizi ve çocuğunuzu kurtarmak.
Okullar genelde 1000 kişi civarında.Sadece %2 veya %3 çocuk çok sıkıntılı oluyor ve eğitim ö��retimi aksatıyor.Bugün 1000 kişilik bir okulun %3'ü yani 30 kişi okuldan uzaklaştırılsa okullarda problem kalmaz.30 çocuk okuldan uzaklaşmasın diye 970 çocuk 50 öğretmen mağdur oluyor.
O psikolojik eşiklerden biri bu mesela. Şu zımbırtılara dokununca ne olacağını, ne ceza alacağ��nı bilen var mıydı? Yoktu. Herkes "elleyemeyiz" diye düşünüyordu ve ellemiyordu. Bu kadar.
Kimsenin, dokunsa ne olacağına dair bir öngörüsü de yoktu. Korku desen tam olarak büyük bir korku sebebi yoktu yani. Sadece "elleyemeyiz" düşüncesi vardı tüm çocuklarda. Kimse kimseyi neden yapmaması gerektiği konusunda eğitmiş ya da ikna etmiş filan da değildi. Görünmez bir engel, kaç nesli bu zımbırtılardan uzak tutmayı başarmıştı.
O görünmez engel -bence- okulun bir "kurum" olması idi her şeyiyle. Disiplin, ast-üst ilişkisi, devletin elinin varlığı, düzen, intizam... Dışarıdaki psikopatları okuldan uzak tutan da buydu. Yabancı kimse okula girmezdi. Güvenlik olduğundan mı? Hayır. Devletin eli orada olduğundan sadece. İçerde takım elbiseli adamlar, düzgün giyimli kadınlar, üniformalı çocuklar olduğundan.
Her şey için senelerce sürecek bir psikolojik çözümleme süreci ya da çok caydırıcı, ibretlik cezalar ve kanunda inanılmaz değişiklikler gerekmeyebilir yani.
Dokunulmaz öğrenciler yaratıldı.
Hep haklı veliler yaratıldı.
İstediği olmadığında cimere şikayet eden veliler,
Öğretmenin performansını mesai saatiyle ölçen cahil kitleler doğdu.
Ve uyum sağlayamayan,
Başarılı olamayan,
Kendini ayrıcalıklı gören çocuklar da bu suçları işledi..
#EgitimdeŞiddeteHayır
#EgitimdeŞiddet
#kahramanmaraş
İnsanın en büyük sınavı, kimsenin görmediği yerde kim olduğudur." der Stefan Zweig. Alkışın olmadığı, övgünün sustuğu, kimsenin şahitlik etmediği o anlarda ortaya çıkan hâl, insanın gerçek "ben"idir.
35 yaşına geldiğinizde, artık çocukça oyunlara vaktiniz kalmaz. Hayatın gerçek yüzüyle tanışırsınız.
Eğer bu yaşa geldiyseniz veya gelmeden öğrenmek istiyorsanız şu 10 kuralı zihninize kazıyın:
1. Sessiz Olun
Soğuk kanlı olun demiyorum ama her planınızı, her derdinizi anlatmayın. Sırrınız, gücünüzdür. İnsanlar sadece bilmeleri gerektiği kadarını bilsin.
2. Drama Yerine Huzur
Gereksiz tartışmalar, dedikodular ve kavgalar... Bunlar enerji vampiridir. Sessizlik, aptallarla tartışmaktan daha asildir. Huzurunuzu kimseye kurban etmeyin.
3. Rekabet Etmeyin, İşbirliği Yapın
Sizden daha zeki birini bulursanız onu kıskanmayın, onunla çalışın. Egonuz sizi fakirleştirir, işbirliği sizi zenginleştirir.
"En zeki ben olmalıyım" diyen kaybeder.
4. Aile Her Şeydir
İş arkadaşlarınız cenazenize gelmeyebilir ama aileniz o tabutu taşıyacak olandır.
Kariyer için ailenizi ihmal etmeyin. Geldiğiniz yeri unutursanız, gideceğiniz yerde kaybolursunuz.
5. İşinize Aşık Olmayın
Mevcut işiniz sizi sevmiyor. Sadece hayallerinizi öldürecek kadar maaş ödüyor. Sadakatiniz şirkete değil, kendi vizyonunuza olsun.
6. Toplumun Sesini Kısın
"Evlen, çocuk yap, ev al, borca gir..." Toplumun "başarı" tanımı, sizi sisteme köle yapmak içindir. Kendi kurallarınızı kendiniz koyun.
1. Dostlukta Kalite > Miktar
Sizi kıskanan, yargılayan 10 "arkadaş" yerine;
Başarınızı kutlayan, sizi yukarı çeken 1 "dost" yeterlidir.
Çevreniz, geleceğinizdir. Çürük elmaları sepetten atın.
7. Anne Babanızı Affedin
Onlar da insandı. Hata yaptılar.
Onları suçlamayı bıraktığınız gün, gerçekten büyüdüğünüz gündür. Geçmişin yükünü sırtınızdan atın.
8. "Doğru Zaman" Yoktur
Mükemmel anı beklerseniz, ölene kadar beklersiniz.
Şartlar asla %100 uygun olmayacak. Şimdi başlayın. Hatalar yolda düzeltilir.
9. Kurtarıcı Gelmeyecek
Kimse gelip sizi kurtarmayacak. Hayatınız %100 sizin sorumluluğunuzda. Maaşınıza zamı, eşinizden ilgiyi veya devletten yardımı beklemeyin.
Kendi kahramanınız olun.
10. Çemberinizi Daraltın
Yakın çevreniz sadece şunlara odaklanmalı:
• Para kazanmak (Başarı)
• Aile kurmak (Sevgi)
• Sağlıklı olmak (Yaşam)
Gerisi gürültüdür.
Bu dersleri erken öğrenmek bir hediyedir.