Hiçbir şey şeyi beğenmemek, kibrin en pis kokan hali.
Hayatı, insanları, muhatabını, emeğini, çabasını... Kimsenin yaptığı hiçbir şeyi beğenmeyip baktığın her şeyde bir kötülük, çirkinlik, sorun ve yetersizlik buluyorsun. Öyle bir kibirli beklenti ve hadsiz bir alacaklılık emrivakiliği içindesin ki; her şeye bir kulp takıp beğenmedikçe kendi kocaman kusurlarına kör hale geliyorsun.
Kibir, insanın kendinden gelen ve asla farkına varmadığı bir pis bir kokuya benziyor en çok... Kendinden başka her şeyi pis kokuyor zanneden. Çünkü hiçbir şeyi beğenmemek, kendini beğenmenin en örtük ve sinsi hali. Hiçbir şeyi beğenmemek, bizi seçkin, seçici, klas falan yapmıyor her zaman. Katlanılmaz, burnunun ucunu, kendi pis kokusunun farkında bile olmayan biri yapıyor. Baktığı her şeyde bir eksiklik, kusur, çirkinlik gören bir göz, kendi kendinin belası çünkü. Bu hayatta herkesin kendince bir derdi var kimse kimsenin varlığına hoş gelecek şekilde yaşamak zorunda değil. Hayat bütün zorluğuna, kirine, derdine rağmen güzel... Güzele bu denli kör olmakta neden ısrar ederiz ki?
Gazze’de bir çocuk, okuldan dönerken işte böyle bir korkuyla saklanmak zorunda.
İşgalciler, Gazze’de günlük hayatın akışı diye bir şey bırakmadı. Burada “günlük hayat” bir gün daha hayatta kalabilme çabasından ibaret.
Sayısız hayal kırıklığı, haksızlıklar, hasret, acı, keder ve nice bencil dertlerle gönlünün yorulduğu ve hayatın koca bir şikâyete dönüştüğü o anlarda;
enkaza dönmüş, "ölüm kokan bir şehir"de, patlama sesleriyle çantasını takıp okula giden bu Filistinli çocuğun direncini düşün.
Onlar yalnızca ayağını kaybetmiş ve kimbilir kaç Filistinliyi öldürmüş bir askeri milyonlarca dolarlık bir reklam yüzü yapıyorlar.
Bizse; yaklaşık 85 bin insanın katledildiği bir soykırımı alenen destekleyen firmaların boykotunu bile doğru düzgün yapamıyoruz.
#botkotadevam 🇵🇸
"Başı açık ama dindar"
Nur topu gibi ayrımcı bir kategorimiz daha oldu. Yeni ve yoz bir müslüman kadın kimliği(!) tanımı sanki. Müthiş sakıncalı ve rahatsız edici. Açık ama dindar diye bir kategori yok. Müslüman kadınlar ve müslüman erkekler var. Tesettür de bütün müslümanları ilgilendiren bir mesele.
İslam'da sayısız farz var. Başka hangi farz üzerinden böyle ayrımcı ve kimlikçi bir tanım daha var mesela? Ya da erkekleri neden bu tarz bir kategoriyle ayrımlamıyor kimse? Bir farz var. O farzı hakkıyla yapanlar, eksik/kusurlu yapanlar, yapmayanlar, eksiksiz yapıp ama başka farzları yapamayanlar var mesela. (Örneğin suizan, örneğin tecessüs...) Ve her şeyde, her tarzda olduğu gibi hepsinin hükmü ve yaptırımı Allah katında.
Tesettür zor bir farz ve ibadet evet. Ama tesettürün zorlukları ya da tesettürü sevdirmenin incelikleri neden tuhaf içerleyişlerle erkeklerin romantik tercihleri ve başı açık vurgusuyla diğer müslüman kadınlar üzerinden veriliyor? Ne alaka?
(Bu mantıktan gidilecekse başı açık olduğu için dışlanan, tercih edilemeyen, sayısız önyargıya, suizana ve husumete maruz kalan kadınlar da var. Ki aynı şekilde sevilen, beğenilen, tercih edilen, tesettürlü kadınlar da var.)
Birilerinin kendisini & görüntüsünü sevemeyişinin, kendinden razı olamayışının, erkeklerlerce tercih edilmeyişinin(!) ve içselleştiremediği hiçbir farzın, ibadetin suçlusu erkekler ya da başını örtmeyen herhangi bir kadın değil. Ki bu söylemler tesettür algısına ayrıca zarar veriyor. Bu tarz mutsuz, sitemkâr, imalı ifadeleri okuyan hiçbir genç kız tesettüre girmek istemez. Tesettürü sevdirmenin gündeme getirmenin yolu asla bu olmamalı.
Tesettürü özgüvenle, sevinçle taşıyan kadınlar ve misalleri... Altı çizilmesi ve gösterilmesi gereken bu olmalı.
Müslümanların çok ciddi dertleri var. Böyle ayrımcı ifadelendirmeler ancak gruplaşma, kibir, kin, haset ve isyan duygusu yaratır. Müslüman kardeşlik duygusuna en çok zarar veren şeylerden biri de bu. Bu tarz diğer müslümanları ayrıştıran, kardeşliği bozan hiçbir söylemde bulunulmamalı.
Müslümanlar kardeştir.
Son olarak Allah her müslümana, hepimize HER farzı hakkınca yerine getirecek şuur nasip etsin.
Herkes kendine benzemeyeni, kendine benzer refleksler göstermeyeni ikiyüzlü buluyor. Ülkeyi bu hale getiren bu eminlik işte. Herkes öyle emin ki haklılığından. Nefreti öyle meşru ki herkesin.
Russell "Nefret aptallıktır" demişti. Ve nefrete bulandıkça aptallaşıyor bu toplum.
Küçük bir böceği ezer gibi(!) yok ettiklerini sandılar seni. Ama nasıl da ters tepti. Milyonlarca insanın haykırışı, hesap soruşu, cevapları geç de olsa söke söke alışı oldu Narin.
Narin ve narin gibi nice meleklerin cinayetinde en katlanılmaz nokta bu: Kız çocuklarının değersizliği. Tıpkı ablasının şaibeli ölümü gibi...
Kadın öyle değersiz(!) ki gözlerinde küçücük bir köyde herkes sus pus oldu.
Masum, en gizli güçlüdür. Masumiyet, en saf güçtür. En şeytanî gücü, masumun saf ışığı helak eder.
Öylesine küçük, zavallı ve değersiz görürler ki masumu; o kocaman pislikleri ortaya çıkmasın diye onu yok etmeyi kolay zannederler.
Masum yüz... O tertemiz varlığında en adaletin en soylu, dehşetli ve sarsıcı tonu tecelli edecek. Ölmüş dahi olsan ruhunun saf ışıltısı adaletin kılıcını parlatacak.
#Narin
Şımaracak, nazlanacak kimsen kalmayınca hayat seni kocaman bir insanmışsın gibi davranmak zorunda bırakır. 5 yaşındaki kız kardeşine annelik etmek zorunda, Gazze’de…
Şu görüntüdeki kız çoçuğu sarı saçlı batılı biri olaydı şuan dünya onu konuşuyordu, en çokta içimizdeki batı hayranları ağlardı… Böyle iğrenç bir zamanda yaşıyoruz işte.
Müslümanlara yapılan zulümleri uzun zamandır bilmemize rağmen artık açık açık izliyoruz. Gazze’de. Doğu Türkistan’da. Korkmuyorlar. Çekinmiyorlar.
Sakın Allah'ı, zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma; gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne kadar onları ertelemektedir.
İbrahim/42
Ben bir kız çocuğunun 6 yaşındayken evlendirilmiş olmasını, annesinin saçlarını tarayıp 29 yaşındaki şerefsizin evine gönderiyor olmasını, o yaşta çekilmiş olan “düğün fotoğraflarının” olmasını kabullenemiyorum, sindiremiyorum…
#çocukistismarı