SOSYAL RİSK HARİTASI ÇALIŞMALARI İLE İLGİLİ UYARMIŞTIK
Sosyal Risk Haritası çalışmaları kapsamında sahada karşılaşılabilecek tehlikelere daha önce dikkat çekmiş; bu çalışmaların önemine inanmakla birlikte, açık ve bağlayıcı mevzuat düzenlemeleri yapılmadan, riskler somut biçimde ortaya konulmadan ve gerekli tedbirler alınmadan yürütülmesinin ciddi sorunlara yol açabileceği yönünde uyarılarda bulunmuştuk.
Ne yazık ki dile getirdiğimiz endişeler bugün acı bir olayla gerçeğe dönüşmüştür. Hakkari Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’nde görev yapan bir psikolog çalışma arkadaşımız, İl Müdürlüğünde uğradığı bıçaklı saldırı sonucu ağır yaralanmıştır.
Edinilen bilgilere göre olay, Sosyal Risk Haritası çalışmaları kapsamında kadına yönelik şiddet vakasına ilişkin gerçekleştirilen hane ziyareti sonrasında gelişmiştir. Şiddet uygulayan ve psikiyatrik rahatsızlığı bulunduğu ifade edilen şahısla yaşanan süreç, bugün kuruma taşınmış; saldırgan, görevli psikolog arkadaşımıza yönelik bıçaklı saldırıda bulunmuştur.
Halen ameliyatta olan meslektaşımıza acil şifalar diliyor, ailesine ve tüm çalışma arkadaşlarına geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.
Bu üzücü olay bir kez daha göstermiştir ki; sahada görev yapan sosyal hizmet çalışanlarının güvenliği, ertelenemez ve ihmal edilemez bir konudur. Sosyal Risk Haritası gibi önemli çalışmaların, çalışanların can güvenliğini esas alan güçlü bir mevzuat altyapısı, risk analizleri ve etkin koruyucu tedbirlerle desteklenmesi zorunludur.
Yetkilileri, benzer acı olayların yaşanmaması adına gerekli yasal düzenlemeleri ivedilikle hayata geçirmeye, sahada görev yapan personelin güvenliğini sağlayacak somut ve etkili önlemleri almaya davet ediyoruz.
UYARI YAPTIĞIMIZ AÇIKLAMAMIZ👇
https://t.co/HgBCYqn90A
Hristiyanlık inancına göre Tanrı'nın yeryüzündeki elçisi olan Papa, 452 yılında bir Türk'ün önünde diz çökerek af dilemiştir. Bu Türk, Tanrı'nın Kırbacı Atilla'dır.
📍30 Ağustos Zafer Bayramı Kutlu Olsun 🇹🇷
Milletimizin bağımsızlık ve özgürlük mücadelesinin en büyük destanı olan 30 Ağustos Zaferi’nin 103. yıl dönümünü, milletçe büyük bir gurur ve coşkuyla kutluyoruz.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bu toprakları bizlere vatan kılan tüm kahramanlarımızı ve aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz.
Bu büyük zaferin ruhu bizlere daima yol gösterecek; birlik, beraberlik ve kararlılıkla yarınlarımızı inşa etmeye devam edeceğiz.
30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.
ASDEP-DER
@tcailesosyal@MahinurOzdemir
📍Kadınlar Yalnız Değil
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanımız Sayın @MahinurOzdemir’in öncülüğünde hayata geçirilen “Depremden Etkilenen Kadınlar ve Kız Çocukları İçin Yeniden Başlangıç Programı”nı yürekten destekliyoruz.
Bu anlamlı program kapsamında;
🔹 Kadınların sosyal ve ekonomik olarak güçlenmesi,
🔹 Güvenli yaşam alanlarına erişimi,
🔹 Psikososyal destek süreçlerinin yürütülmesi gibi hayati konularda
ASDEP personelleri olarak sahada aktif rol üstleniyoruz.
Depremden doğrudan etkilenen ve göç alan illerde; rehberlik, danışmanlık ve yönlendirme hizmetleriyle kadınların yalnız olmadığını hissettiren bizler, aynı zamanda toplumun en kırılgan gruplarına ulaşan ilk temas noktasıyız.
2025’in “Aile Yılı” ilan edilmesiyle birlikte, aile odaklı sosyal hizmetlerin sürdürülebilirliği ve niteliğinin artırılması, ASDEP personelinin yaşadığı statü sorununun çözümüyle daha da ivme kazanacaktır.
ASDEP personelleri olarak; kadınların yeniden başlayabilmesi için biz buradayız, sahadayız.
#ASDEP
#AileYılı
Aile: Toplumun Kökü, Geleceğin Işığı
Aile; sevgiyi, merhameti, aidiyeti ve umudu taşıyan en kadim yapıdır. Toplumun kalbidir, geleceğin de odak noktasıdır. Ve biz ASDEP personeli olarak, bu kalbi koruyan, bu odak noktasına yön veren sessiz ama kararlı emekçileriz.
Sosyal Hizmetin Sesi, Ailenin Güvencesiyiz
Ev ev, sokak sokak, yürek yüreğe yürüdüğümüz bu yolda; sadece bir görev değil, bir insanlık vazifesini yerine getiriyoruz. Bağımlılıkla savaşta bir dayanak, çocuğun güvenliği için bir kalkan, yaşlının yalnızlığında bir dost, gencin yarınında bir rehber oluyoruz. Çünkü biliyoruz ki güçlü aile; sağlıklı birey, huzurlu toplum ve müreffeh bir Türkiye demektir.
Aile Yılı, Sadece Bir Takvim Değil, Bir Misyondur
Cumhurbaşkanımızın ilan ettiği “Aile ve Nüfus 10 Yılı” bizlere, aileye dair sorumluluğumuzu bir kez daha hatırlatmıştır. ASDEP olarak bizler, bu vizyonun sahadaki en önemli taşıyıcı gücüyüz. Ancak bu yürüyüşte daha etkili olabilmemiz için özlük haklarımızın iyileştirilmesi, hizmet altyapımızın güçlendirilmesi, karar mekanizmalarına aktif katılımımızın sağlanması hayati önemdedir.
Birlikte Daha Güçlüyüz
ASDEP personeli, sadece sosyal hizmet sunmaz; umut taşır, güven verir, dönüşüm başlatır. Bu büyük emeğin karşılığını bulması; yalnız bizim değil, ailelerin ve toplumun da güçlenmesidir.
Aile yılı vesilesiyle bir kez daha yineliyoruz:
Biz buradayız, görevimizin başındayız ve daha güçlü hizmetler için birlikte yürümeye hazırız. Yeter ki yolumuzu açın, biz milletin kalbine ulaşırız...
#GüçlüAileGüçlüToplum
#ASDEP
#AileYılı
#SosyalHizmetinKalbi
#AilemizGeleceğimiz
Aile; sevginin, dayanışmanın ve güvenin ilk öğrenildiği yerdir. Her bireyin hayat yolculuğunda bir liman olan aile, toplumun temel taşı, geleceğin ise en güçlü teminatıdır.
Biz ASDEP personelleri olarak, ailenin sadece bir kan bağı değil; aynı zamanda bir emek, bir sorumluluk ve bir bağlılık olduğunu biliyoruz. Her gün sahada yürüttüğümüz çalışmalarla; parçalanmış aileleri yeniden bir araya getirmek, zorluklar içindeki ailelere umut olmak, çocukların sıcak bir yuvada büyümesini sağlamak için var gücümüzle çalışıyoruz.
Toplumun en küçük ama en güçlü yapı taşı olan aileye her bireyin hakkettiği desteği ulaştırmak için buradayız. Çünkü güçlü aile, güçlü toplum demektir. Aileye verilen her destek, yarınlara atılan sağlam bir adımdır.
15 Mayıs Aile Günü vesilesiyle, tüm ailelerin sevgi, huzur ve dayanışma içinde bir arada olmasını temenni ediyor, aileye değer veren herkese #ASDEP ailesi olarak gönülden teşekkür ediyoruz.
#AileYılı #AileGünü
💯Sonuç beklentisi yüksek💯
İşçi sendikaları, görüşmelerin kısa sürede sonuçlanmasını ve kamu işçilerinin beklentilerinin karşılanmasını istiyor. İkinci toplantı 24 Nisan'da yine TÜHİS Genel Merkezi'nde yapılacak. Sürecin olumlu sonuçlanması, yüz binlerce kamu çalışanı için kritik önem taşıyor.
Unvansız İşçi Statüsündeki ASDEP Personelinin Mağduriyetine Dair Açıklama
Bugün Adana’da görev yapan, 4/D unvansız işçi statüsündeki ASDEP personelleri bizleri ziyaret etti. Ziyarette, bu kıymetli meslek elemanlarının yaşadığı yapısal ve hukuki mağduriyetleri birinci elden dinleme fırsatı bulduk. Her biri KPSS puanı ile atanmış; psikolog, sosyal çalışmacı, psikolojik danışman , çocuk gelişimci, aile ve tüketici bilimleri gibi alanlarda lisans mezunu olan bu personellerin, hâlâ işçi statüsünde değerlendirilerek vasıfsız pozisyonda çalıştırılması kabul edilemez bir çelişkidir.
Her ne kadar bu arkadaşlarımız Sağlık-Sen üyesi olmasalar da, ortaya koydukları emeğe, liyakate ve yaşadıkları mağduriyete kayıtsız kalmamız mümkün değildir. Çünkü Sağlık-Sen sadece üyelerinin değil, tüm sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının haklarını gözetmeyi, adaletsizlik karşısında ses olmayı bir sorumluluk olarak görmektedir.
Unvansız işçi statüsünde bulunan ASDEP personelleri, fiilen memur işi yapmakta; sosyal inceleme raporu düzenlemekte, afet durumlarında meslek elemanı olarak görevlendirilmekte, sosyal hizmet merkezlerinin asli iş yükünü omuzlamaktadır. Ancak hukuki statüleri işçi olarak tanımlanmakta, imza yetkileri bulunmamakta ve özlük haklarında ciddi sınırlamalarla karşı karşıya kalmaktadırlar. Bu durum, Anayasa’nın 128. maddesi başta olmak üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu ile açıkça çelişmektedir.
Sağlık-Sen olarak bu çelişkilerin ve hukuki tutarsızlıkların farkındayız. Devlet Personel Başkanlığı’nın 2018 tarihli resmi görüşü, unvansız işçi personeline imza yetkisi verilemeyeceğini açıkça ortaya koymaktadır. Ancak sahadaki gerçeklik bunun tam tersini göstermekte, bu personeller fiilen memur sorumluluğuyla çalıştırılmaktadır. Hukukun temel ilkeleri olan “kanunilik”, “hakkaniyet” ve “iyi niyet” çerçevesinde bu durumun düzeltilmesi elzemdir.
2016 ve 2017 yıllarında ASDEP kapsamında KPSS ve mülakat ile alınan 3 bin kişilik personelin bir bölümü 4/B kadrosuna geçirilmiş, bugün sayıları 2 bine kadar düşen bir grup ise hâlâ unvansız işçi olarak görev yapmaktadır. Aynı işi yapanlar arasında böylesine büyük bir statü farkı, çalışma barışını ve eşitlik ilkesini zedelemektedir.
Yargı kararları da bu mağduriyetin giderilmesinin hukuka aykırı olmayacağını, hatta hukuka daha uygun bir çözüm olacağını göstermektedir. Danıştay’ın verdiği örnek kararlar, fiilen yürütülen işin esas alınması gerektiğini vurgulamakta, unvansız işçi statüsündeki ASDEP personellerinin memur statüsüne geçirilmesinin önünde hukuki bir engel olmadığını ortaya koymaktadır.
Sağlık-Sen olarak çağrımız nettir:
Bu istisnai ve eşitlik ilkesine aykırı durum ivedilikle çözüme kavuşturulmalı; unvansız işçi statüsündeki ASDEP personelleri, görevlerinin niteliğine ve kamu yararına uygun biçimde yeniden değerlendirilmelidir.