Öğrendiğim en büyük hayat dersi, her zaman yalnız kalmaya hazır olmak.
İnsanlar saniyeler içinde değişebilir.
Bugün onlar için dünyanın en
değerlisiyken, yarın hiçbir şeyi olursunuz.
Sorun senin beni sevip sevmemen değil.
Sorun senin beni aylarca kandırman, bana boş yere umut vermen, bana aşıkmışsın gibi davranman, kendini bana alıştırıp sonra da bir gün. Bunların hiçbiri olmamış gibi, benim bi kalbim yokmuş gibi çekip gitmen..
“İnsanın parası gitse çalışır yerine koyar, eşyası kırılsa yenisini alır. Ama o bir hiç uğruna harcanan uykusuz gecelerin, sırf ‘iyi olsun’ diye yutkunulan haksızlıkların, ince ince işlenen o emeklerin dünyada telafisi yok. Boşa giden emeğimin arkasından kimseye beddua etmiyorum ama helalleşmiyorum da; çünkü onlar benden sadece zamanımı değil, insanlara olan o tertemiz inancımı da çaldılar.”
Bazı insanlar sizi sevmez ama hayatından da çıkarmaz. Çünkü değersiz hissettirildiği her an uğrayıp değerli hissedebileceği tek duraksınızdır. Bazı insanlar sizi sevmez size sadece uğrar..
Aramız bozulmasın diye uğraştığım herkes bencilleşti. zor anında yanına
koştuklarım nankörleşti. yüzüne gerçekleri vurmayıp susmayı tercih ettiğim herkes kendini haklı zannetti. insanlar böyledir, mesafe iyidir.
Birini incittiğinde, yarı yolda bıraktığında bitti sanırsın…
Ama bitmez; aldığın ah, içte görünmeyen bir sızıya dönüşür.
Hayat bir gün seni aynı yerden sınar: aynı yalnızlık, aynı yarım kalmışlık…
Ve anlarsın: kaçtığın değil, yaşattığın geri gelir.
Ölü sevici bir toplumuz.Yaşarken döveriz ama Ölünce göklere çıkartırız. Açlıktan ölen adama zamanında yemek vermek aklımıza gelmezde; ölünce onun adına kazanlar dolusu yemek yapıp dağıtmaktan haz alırız