"Hayvancılık endüstrisinde yetiştirilen bir danadan 1 kilogram biftek elde etmek için 5 kilogram tahıl, 20 bin litre su, 8 litre benzine eşdeğer enerji ve 35 kilogram yüzey toprağı kullanmamız gerekmektedir."
Bildiğim en güçlü protesto…
Norveç kurtulunca, Nazilere sempati besleyen Knut Hamsun’a ne saldırdılar ne de kitaplarını yaktılar.
Bir gün genç bir kız geldi ve Hamsun’un kitaplarını evinin önüne bıraktı. Sonra yaşlı bir adam. Sonra başkaları…
Derken insanlar ellerindeki Hamsun kitaplarıyla akın akın gelmeye başladı.
Hamsun bütün bunları penceresinden izliyordu.
Kimse bağırmıyordu.
Kimse hakaret etmiyordu.
Sadece kitaplarını geri veriyorlardı.
Kitap yığını büyüdükçe, halkına ihanet etmiş olan yazar küçülüyordu.
Anneliğin neden bir başarı hikayesi olduğu o "büyüttün" kelimesinin önünde görünmeyen "nasıl" kısmında gizli. Hayatı dümdüz üreme, büyüme ve ölme olarak ele alıp, insana dair geri kalan tüm özellikleri yok sayarsanız başarı aramaya gerek olmaz elbette. Tamam annelik kutsaldır diyip boş yapmayalım, anne olmama tercihini de normalleştirelim; ama bir canlıya hayatını adayıp, ilmek ilmek işlemeyi de küçük görmeyelim. Kendi aileme beni vicdanlı, merhametli ve saygılı yetistirdikleri icin teşekkür ederim. Onlar benden ne kadar memnun bilemem; ama bence bu bir başarı hikayesi. Ben de kendi çocuklarım ayni şekilde büyüsün diye kıçımı yırtıyorum. Ne kadar başarılı olacağım, bunu zaman gösterecek. Hayatin doğal akışı... Kusura bakmayın da, bir insan yetiştirmeyi yumurtadan çıkan larvanın kozaya girip sineğe dönüşmesiyle bir tutamazsınız. Bir fikri savunurken uçlarda gezinmeyi bırakın artik.
Değerli dostlar Lütfen paylaşalım görevi ihmal eden yurt ve üniversite gürevlileri hakkında başvurduğumuz soruşturma izni reddedildi Valilik tarafından #RojinİçinAdalet
Ülkenin en büyük şehrinin dibinde saatlerdir teröristler güvenlik güçlerimizle çatışıyor, birileri hâlâ Erzurum’da kar gösteriyor.
Bu mühimmat Yalova’ya nasıl girdi, kim göz yumdu?
#Yalova#Terör#ahaber
Ankara’da 11 yaşındaki Yiğit Cem Altınok’un akranları, iddiaya göre Altınok’a ait bisikletin frenlerini koparıp, “Bu yokuştan inersen seni de mahalle maçına alacağız” dedi.
Altınok yokuştan inmeye başladı ve frenlerin tutmadığını görünce ayaklarıyla durmaya çalıştı ve bağırdı, ancak istinaf duvarına çarparak can verdi.
Frenleri kopardığı öne sürülen şahıslar, hiçbir şey yapmadan Altınok’un ölümünü izledi. #YiğitCemİçinAdalet
Şu rezaleti savunanları neden ciddiye alamam biliyor musunuz?
Bir insanı, attığı tiviti bahane edip, hukuken hiçbir yaptırımı olamamasına rağmen hapse atıyorsanız, hukuktan bahsedemezsiniz. Ederseniz ciddiye alamam.
Anayasaya göre serbest kalması gereken insanları tutsak edip Anayasayı çiğnerseniz, Anayasanın öneminden bahsedemezsiniz. Ciddiye alamam.
Kul hakkına girip, çalana çırpana, gasp edene, çökene “bizdendir” deyip susarsanız, dinden, imandan, ahlaktan bahsedemezsiniz. Ederseniz ciddiye alamam.
Sabah programlarında grup yapan dayılar, kayınvalidesine atlayan damatlar, eşini zehirleyip ele kaçanlar kol gezerken, eteğin boyundan, makyajın tonundan bahsedemezsiniz. Ciddiye alamam.
Cümle kuramayan yazarlar, bebek öldüren doktorlar, torpille atanan yeğenler, sahte diplomalı mühendisler varken yarını hedefleyemezsiniz . Ciddiye alamam.
Yazılı kuralları vardır hukukun. Kafanıza göre kural ekleyemez, işinize geldiği gibi şekillendirip, adına “adalet” diyemezsiniz. Derseniz ciddiye alamam.
Ardına saklandığınız tüm değerleri çıkarlarınız uğruna yok etmek üzeresiniz. Şeffaf duvarlar ardında, gizleniyoruz zannettiniz. Yanlışsınız! Elbette yanlışınıza “yanlış” diyeni susturur, sindirir, hapsedebilirsiniz! Ancak dünün tarihini nasıl değiştiremediyseniz, yarının kitaplarına da “haklı” geçmeyeceksiniz. Kendi yazdığınız kitaplara elbette geçersiniz, ama ciddiye alamam.
Sokakta dayak yiyen gençler, hakkını arayan ablalar, abiler, kardeşler, 70 yaşında ekmek derdine düşmüş dedeler, neneler! Halk işte. Değil derseniz, ciddiye alamam.
Her şey Türkiye için diyorsunuz. Biz Türkiye değil miyiz? Milletin refahı için diyorsunuz, biz millet değil miyiz? “Öyleyiz” derseniz, ciddiye alamam.
Yıkıldıysa Cumhuriyet bilelim. Geçersizse hukuk bilelim. Korkulmuyorsa Allah’tan bilelim. Aksi taktirde, her birini haksızca ağzınıza alıp, kimseden susmasını bekleyemezsiniz. Beklerseniz, ciddiye alamam.
21. yüzyılda sosyal medyayı yasaklamaktan medet uman bir iktidarla yönetiliyoruz!
Her türlü beceriksizliğinden sonra düzeltmek yerine sorgulanmasını engellemeye çalışıyor.
İstediğiniz alana bakarak örneklerini görebilirsiniz: Sağlık, eğitim, ekonomi, iç ve dış siyaset...
Claire’s Law, resmi olarak Domestic Violence Disclosure Scheme (DVDS) olarak bilinir, Birleşik Krallık’ta kadına yönelik şiddeti önlemeye yönelik önemli bir hukuki düzenlemedir. Bu yasa, kişilerin partnerlerinin geçmişte aile içi şiddet suçu işleyip işlemediğini öğrenmelerine olanak tanır. Claire’s Law’un Türkiye’de kadına yönelik şiddetin önlenmesi için iyi bir örnek olabileceğini birkaç önemli sebeple açıklayabiliriz:
1. Bilgilendirme ve Önleme
Claire’s Law, şiddet geçmişi olan bireylerle ilişki içinde olan kadınların bilgi sahibi olmasını sağlar. Bu sayede, partnerinin geçmişte şiddet uygulamış olduğunu öğrenen kişi, daha bilinçli kararlar alabilir ve kendisini korumak için önlem alabilir. Türkiye’de de bu tür bir şiddet geçmişine erişim hakkı, kadınların kendilerini korumak için ihtiyaç duydukları bilgiye erişmelerine yardımcı olabilir. Bu tür bir düzenleme, şiddet döngüsünü erken aşamalarda kırabilir ve kadınların tehlikeli ilişkilerden kaçınmasını sağlayabilir.
2. Devlet ve Toplumun Koruma Görevi
Claire’s Law, devletin kadınları koruma sorumluluğunu üstlenmesi açısından da önemli bir örnektir. Türkiye’de de devlet, kadınları şiddetten korumak adına proaktif bir rol üstlenebilir. Bu yasa, devletin kadına yönelik şiddete sıfır tolerans yaklaşımını yansıtması açısından önemli bir adım olabilir. Kadınların devlet tarafından sağlanan bir mekanizma ile korunmaları, devletin şiddeti önleme ve koruma görevinin bir parçası olarak görülebilir.
3. Gizli Bilgilerin Yasal Olarak Paylaşılması
Claire’s Law, mahremiyetle şiddet mağdurlarının korunması arasında bir denge kurar. Bu yasa kapsamında, kişilerin özel bilgileri yalnızca şiddet mağdurunu koruma amacıyla sınırlı bir şekilde paylaşılır. Türkiye’de de benzer bir sistem, bireylerin özel bilgilerini korunarak, yalnızca şiddet riski altındaki bireyler için kritik bilgilerin paylaşılmasına olanak tanır. Bu sayede, yasal ve güvenli bir çerçevede şiddet riski taşıyan kişiler korunabilir.
4. Kadınların Güçlendirilmesi
Claire’s Law, kadınların şiddet tehdidiyle baş edebilmeleri için güçlendirilmesini sağlar. Kadınların, ilişkide bulundukları kişinin geçmişini öğrenme hakkı, onlara güç verir ve daha sağlıklı, güvenli ilişkiler kurmalarını teşvik eder. Türkiye’de de kadınların kendi ilişkileri hakkında bilgi sahibi olma ve bilinçli seçimler yapma hakkına sahip olması, kadınların güçlendirilmesi adına önemli bir adım olacaktır.
5. Farkındalığın Artırılması
Claire’s Law, toplumda aile içi şiddet konusundaki farkındalığın artırılmasına katkı sağlar. Bu tür yasalar, kadınları ve toplumu bilinçlendirmeye yardımcı olurken, aynı zamanda şiddet uygulayan kişilere yönelik caydırıcı bir etki yaratabilir. Türkiye’de de böyle bir düzenleme, toplumsal farkındalığı artırarak, kadına yönelik şiddetin önlenmesine yönelik daha güçlü bir bilinç oluşturabilir.
6. Türkiye’de Yasal Düzenlemelere Ek Bir Katkı
Türkiye’de zaten mevcut olan 6284 sayılı Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Yasası gibi yasal düzenlemelere Claire’s Law benzeri bir sistem eklenebilir. Bu tür bir uygulama, mevcut yasal çerçeveye ek olarak, kadına yönelik şiddeti daha erken aşamalarda önlemeye yardımcı olabilir ve daha geniş bir koruma ağı sağlayabilir.
Sonuç
Claire’s Law, kadına yönelik şiddeti önlemek için önemli bir araçtır ve Türkiye’de de benzeri bir yasal düzenleme, şiddeti önlemek, kadınları güçlendirmek ve toplumsal farkındalığı artırmak adına etkili bir örnek olabilir. Bu yasa, kadınların korunması için erken uyarı mekanizmaları sunarken, devletin de kadınları şiddetten koruma yükümlülüğünü yerine getirmesine yardımcı olabilir.
#KadınaVeÇocuğaDokunma
Can Atalay, Çiğdem Mater, Tayfun Kahraman, Mine Özerden ve Osman Kavala ne yasa dışı bahis oynattı ne kara para akladı. Kimseyi dolandırmadılar, hırsızlık yapmadılar, vergi kaçırmadılar kimsenin hakkını yemediler. Kavala yaklaşık 7, diğerleri 2,5 yıldır hapisler!
Metin Lokumcu’dan sonra adalet de katledildi.
Yaşam alanlarımızı, Karadeniz’in derelerini savunurken Metin Lokumcu 13 yıl önce polisin orantısız şiddet(aşırı biber gazı) kullanması sonucu katledilmişti. Dün Trabzon 2. Ağır Ceza Mahkemesi Metin’in ölümüne sebep olma suçu ile yargılanan 13 polis hakkında beraat kararı verdi.
Bu şekilde Metin Lokumcu’dan sonra adalet de katledilmiş oldu.
Savcı’nın hazırladığı mütalaa ile mahkeme kararı ileride hukuk fakültelerinde ‘adaletin katli’ dersinde örnek verilmeyi hak ediyor.
Saldırıyı gören @glstnkocyigit anında koşarak müdahale ederken Bekir Bozdağ da aynı hızla arkasına bile bakmadan başkanlık kürsüsünü terk ediyor. İbretlik...