Taraftar beni yalnız bıraktı demek büyük haksızlık. Trabzonspor maçında ordaydık stat doluydu. Cebindeki son kuruşu hiçbir iddiası olmayan bir takım için bilet parasına veren başka bir taraftar bulamazsınız.
Sergen Yalçın: "Ne yaptım da bu taraftar beni bu kadar yalnız bıraktı! Her maç protesto endişesi ile devam etmenin anlamı yok! Tazminat talebim yok! Beşiktaş'a bundan sonrası için başarılar diliyorum."
Sıfır derbi galibiyeti, ligde ilk üç yok, kupa yok, ligin ortasındaki 5 maç harici oyun yok. Düşme hattındaki takımlara evde mağlubiyetler var. Buna rağmen son 2 haftaya kadar koşulsuz taraftar desteği vardı, hiçbir hocaya nasip olmaz. "Taraftar arkamda durmadı" büyük haksızlık.
Yasin Kol, hakim olmadığı bir pozisyona, ben vereyim VAR baksın dedi. Tam VAR'ın düzeltmesi gereken ama düzeltmediği skandal listesine girecek bir karar, bu bir!
İkincisi; Beşiktaşlı olmayıp, Sane'nin atılmamasını doğru bulanlar, bu penaltıya itiraz ediyor. Bu penaltıyı doğru bulanlar da Sane'nin atılmayışına itiraz ediyordu! Amaç Beşiktaş ya da futbol adına adalet arayışı değil. Bir kararın kendilerine fayda sağlayıp sağlamaması!
Futbolu yönetenler ve hakemler açısından da yarışta olmadığını düşündüğün Beşiktaş'ı derbilerde denge unsuru olarak kullanmak kolay geliyor.
Bu bağlamda verilen penaltı kararı, tam buranın iklimine, sosyolojisine uygun bir karar aslında!
Sonra, Süper Lig neden geride kalıyor, futbol ortamımız neden düzelmiyor. Düzelmez kardeşim; "olup biten futbola değil bana fayda sağlasın, bana yarasın, ona göre kabul eder ya da itiraz ederim" denilen bir ortamda, iyi bile izleniyor bu maçlar!
Agbadou: "Birincisi ben topa dokundum, ikincisi pozisyon ceza sahasında değil. Hakemin VAR'a bakmaması imkansız! Dürüstçe kazanarak da şampiyon olunabilir. Utanılacak bir durum! Bu tarz kararlarla bu ligin iyi olması mümkün değil."
Maçın en yüksek reytingli oyuncusunu, rakibin kilidini kırıp Dünya Kupası'nın kapısını açan oyuncusunu Beşiktaşlılar zar zor gündem yapıp ilk 11'e aldı. Beşiktaş'ın bu ülkede maruz kaldığı üvey evlat muamelesine en net örnek.
Orkun dünyadaki tüm milli takımlarda ilk 11 oynar. Biri hariç. Beşiktaşlı oyunculara yapılan ayrımcılığa bakınca anlıyorum ki Beşiktaş'ın düşman bir federasyonun liginde 16 şampiyonluk alması dünyanın en büyük başarısıdır.
Herkesin her şeyi “daha iyi” bildiği, her şeye kolayca dil uzatabildiği bir dönemde bile bilgisine güvenilen, sözüne itibar edilen büyük bir insandı. Herkesin sırf yapabildiği için yorum yapma haddi bulduğu, cehaletin sonsuz cesaretiyle her şeye rahatça burun kıvırabildiği bir dönemde bile, onun bilgisine burun kıvırmaya kimsenin cesaret edemediği büyük bir insandı. Herkesin her şeyi ayrıştırdığı, rahmet okumak için bile tarafına baktığı bir dönemde bile, gidişine kimlik sormadan yas tutulan büyük bir insandı. Bile bile, göre göre, geze geze, dolu dolu yaşadı. Yani İlber Ortaylı sadece bir ailenin, bir okulun ya da bir topluluğun değil, Türkiye’nin parçasıydı. Ankara bu ülkenin kalbiyse, İstanbul kültürü ise, İlber Ortaylı da hafızasıydı. Ne zaman bir masal çıksa karşımıza, dinleyip uyumayacak, onun sayesinde karşısına tarihi koyacak, uyanık kalacağız. Allah rahmet eylesin. Bedeni toprağa sığacaktır, ancak emanet alıp miras bıraktığı bilgi daima diri kalacaktır. Ruhu şad olsun.