Bugün Kemal Kılıçdaroğlu tartışılıyor ise makarayı geriye sarmak ve şu 10 vakada “neden” sorusunu sormak gerekiyor:
1-) Deniz Baykal’ın evine kamera yerleştirenlerin kim olduğunun istikrarla sorgulanmaması ve bu organizasyonun üzerine gidilmemesi,
2-) 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce parti tabanı Yılmaz Büyükerşen’in adaylığına hazırlanırken aniden kimsenin tanımadığı Ekmeleddin İhsanoğlu’nun aday gösterilmesi,
3-) Haziran 2015’te AKP ilk kez yasama çoğunluğunu kaybettiğinde hükûmeti kurma görevini üstlenmek için bastırmak yerine 45 gün boyunca ("istikşafi görüşme" kisvesi ardında) bekleyip Kasım seçiminin önünün açılması,
4-) Hükûmet, Nisan 2016’da dokunulmazlıkları kaldıran geçici 20’nci maddeyi gündeme getirdiğinde “Anayasa’ya aykırı ama evet diyeceğiz” denerek hükûmetin planına destek verilmesi,
5-) Temmuz 2016'da darbe girişimi sonrasında “Yenikapı çizgisi”ne nüanssız ve koşulsuz biçimde dahil olunması,
6-) Nisan 2017 referandumundan sonra “mühürsüz oylar” skandalı patladığında kitlelerin pasifize edilmesi ve sonucun hızla kabullenilmesi,
7-) Haziran 2018’de Muharrem İnce’nin itibarsızlaştırılıp yalnız bırakılması ve seçim güvenliği tartışmalarının sineye çekilmesi,
8-) 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce kamuoyu yoklamalarında Ekrem İmamoğlu veya Mansur Yavaş öndeyken bu isimlerin aday yapılmaması,
9-) 2023 TBMM seçimlerinde seçilecek yerlerden eski AKP kadrolarına (Deva, Gelecek, DP) kontenjan açılması,
10-) Parti tabanının bir kısmının ideolojik geri çekilme ve özür siyaseti olarak algıladığı “helalleşme” söyleminin belirleyici hat hâline gelmesi (tek parti dönemine dönük tüm yalanların kabullenilmesi, Menderesçilik vb.) ve tarihsel bağlarla tamamen kopulması...
İlan ediyoruz:
Bu karara ve Saray’ın karşı devrimci saldırısına direneceğiz.
Başta bu kararın çıkmasına vesile olan ve koltuğa geçmeye niyetlenen herkes Saray’ın kuklasıdır.
İktidar icazetiyle CHP koltuğuna geçecek kişiyi siyaseten tanımayacağız.
Cumhuriyet tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir yargı darbesiyle karşı karşıyayız.
“Mutlak butlan” adı altında yürütülen bu girişim; yalnızca bir siyasi partiyi değil, milyonlarca yurttaşın sandıkta ortaya koyduğu iradeyi hedef almaktadır. Bu kararla milli iradenin hükmü yok sayılmaktadır.
Siyasi rekabetin adresi mahkeme salonları değildir. Parti içi mücadeleyi iktidar eliyle haksız, hukuksuz, vicdansız bir şekilde yürütmeye çalışmak hiç değildir.
Bugün yaşadığımız bu durum, demokrasi adına çok ağır bir kırılmadır.
Bugün mesele sadece Cumhuriyet Halk Partisi meselesi değil; Türkiye’de hukukun bağımsızlığına ve demokratik düzene sahip çıkma meselesidir.
Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir…
#SözMilletindir