İkinci gösterim Ölü Deniz, bugün 20:00’da, youtube kanalımda yayında.
Harbiye’de çektik, 90 dakika, olduğu gibi, size emanet. sevgiler.
tam şurada olacak: https://t.co/uynn4dJQL5
İkinci gösterim Ölü Deniz, bugün 20:00’da, youtube kanalımda yayında.
Harbiye’de çektik, 90 dakika, olduğu gibi, size emanet. sevgiler.
tam şurada olacak: https://t.co/uynn4dJQL5
Xwedêjêrazî Burhan Sönmez dîsa bi ya xwe kir :) Kurdî hê’j negîşt pîyasê , go tirkîya wê derketîyê rê . Qaşo wê rojê behsa peyva ‘dan û stendin’ê dikir , her tim dide tirkî lê hîç bo kurdî nastîn e ! Nexwe em ê jî ji edebîyata wî nestînin …
Ewqas ger û geşta li dinyayê dibe kesek bi ser hemû fen û fûtên vî karî ve kiribe û ew kes bûbe fêlbaz û gurê van tiştan. Dibe kesek ji me çêtir be di warê bidestxistin û rêvebirinê popûleriteyê de.
Lê em jî li şûna nên gilgil naxwin!.. ji kerema xwe bila kesek vê yekê wek qenciyekê li edebiyata kurdî nefiroşe me.
Ma qey em nizanin derdê nivîskar ji kurdî bêhtir navê wî bi xwe ye? Ma qey em nizanin destê wî ne ji prestîja kurdî ya çandî dibe ne jî ji popûlerîte û bazara geş a tirkî...
Loma li nava çavên me nenêrin û nebêjin; "niviskar sedeqaya navdarî û popûlerîteya xwe dide edebiyata kurdî da kurdî di qada navneteweyî de bê xuyakirin"
Kî di qada navneteweyî de kê dide xuyakirin, ma diyar e?..
Sibhanellah, min got hefteyek lê rojek jî derbas nebû. Mixabin vê carê jî ji kurdî nehatiye wergerandin. Berê ev rexne li Mehmed Uzun dihatin kirin, lê qet nebe berhemên xwe ji kurdî didan wergerandin? Helbet tercîha weşanxaneyên me ye û rêza min bo heye+
https://t.co/2RnXRh9Ane
Ez piştî ser 35 a ketim em ferq kir wek berê reaksîyonên hişk nadim tiştekî. Carê min ev jinên hema sofraya amadê dikin kek borek filan behvan pir rexne dikir. Niha ez dibêm xwezî li ser sofreyek wilo bam. Piraxa min ketiba nav zalataya rusa 😵💫hefxweska wan tepsikan
Carîna hevalin dema pesnên xwe didin dibêjin ciya me an jî bavê me em wilo mezin kirine . Ez jî dibêjim gelo em ji xwe re wek bacanan mezin bûn kesî tiştek wilo noqta atîşî negote me . Em li sikakan mezin bûn 😬. Cizma te bi herî be tu werê mal ez e te bikûjim,tenê tehdît. Ahaja
Sala din ji ber qonsera te xistin hincet ji bo Esenyurtê 😵💫rewşa Kurdan ew qas xirab nebûye hata niha. Tu qonserê bikaribî li vir bide, tê wê watayê ku tu gelekî baş î. Ne ku tiştin baş dibe li van de ra. Hinekî piçikî polîtik bibin yaw, ne hewceye mirov bibe kevoka aşîtîyê.
Piçûkayî herî gelek min ji ciya xwe tehdît digirtin. Herî gelek digot tu wilo bike ez e bêhvila te jêkim 😬. We ji ciya/ bavê xwe kîjan tehdît digirtin gelo ?
Rojekê em bi hevalan re diçûn Sînopê tenê hevalekî dikarîbû erebe biajo. Playlist di destê şifêr de bû. Me nikarî bû dengê xwe bikin. Ji destpêka rê, hata dawîyê belkî sed carî strana “ Karanfil eken bilir “ lê da 🤭.
Gava hûn derdikevin rêwîtiyeke, kîjan stranên min guhdarî dikin? Min meraq kir.
Wexto ke şima şinê raywanîya derge, şima kamcîn deyîranê mi goşdarî kenê? Mi meraq kerd.
Uzun yola çıktığınızda hangi şarkılarımı dinliyorsunuz? Merak ettim.
“Bazı Kürtler bizim gibi düşünmüyor ve bazı konularda bizimle yürümek istemiyor” gerçeğini kabullenmek her şeyi normalleştirir aslında. Küfür etmek zorunda değilsin. Biz bir ulusal koro değiliz. Senin gibi düşünmeyen, senin siyasal-kurumsal çatın altında üretmek istemeyen her kürt “xayin, bencil, yoz, paragöz, halka düşman, linç edilmesi gereken” kişi değildir. Farklı düşünen, senin tezlerine itirazı olan, tali yollarda yürümek isteyen muhalif, meşru bir kürttür sadece.
Bir zamanlar her politik Kürde hiçbir ücret ödemeden, dergi dağıttırıp, yazı yazdırıp, zengin Kürt düğünlerine gönderip şarkı söyletebiliyordun. Ama 90’lı yılların ideolojik seferberlik döneminde değiliz artık. Ayrıca belediyelerin devasa bütçelerinden birileri durmadan yararlanırken artık hiç bir kürde ücretsiz bir şey yaptıramazsın. Savaş dolayısıyla safları sıklaştırma söylemiyle, tüm çatlak sesleri susturma, herkesi hizaya getirme zamanlarının artık çok geride kaldığını kabullenmek gerekiyor.
Her Kürt aydını, sanatçısı, edebiyatçısı, tiyatrocusuyla, onların özerkliğini, farklılıklarını ve eleştirel konumlarını dikkate alarak, bunu bir ulus olmanın doğal sonuçları olarak görerek ilişkilenmek icap ediyor. Talimat vererek, onlara ödev çıkararak, onları birer propaganda aparatı olarak görerek bu insanlardan faydalanman artık mümkün değildir. Bu kafayla devam edersen, etrafında ne aydın, ne sanatçı, ne yazar, ne Kürt dil uzmanı ve edebiyatçısı kalır. Bir hareket olarak bütün bu sahalarda kaybettiğin ideolojik hegemonyayı hâlâ görmüyor musun? Etrafınızda bunları cesur bir şekilde, özeleştirel bir dille anlatacak hiç kimse kalmadı mı? Tüm yayın mecralarınızın ne kadar vasat insanlara kaldığını, hiç kimsenin ilgisini çekmediğini, sürekli kan kaybettiğini ne zaman göreceksiniz?
Elbette bu hareket hepimize çok şey kattı, bizlere yep yeni farkındalık kapıları açtı, bizi ulusal ve toplumsal gerçekliğimizle buluşturdu. Hepimizin üzerinde emeği vardır. Aynı zamanda her kürdün de kendi çapında bu harekete kattıkları vardır. Bir hareket bütün bu bireysel enerjilerin ve üretimlerin bir toplamıdır. Hiç kimse ömrü boyunca bir harekete gebe bir şekikde ve sürekli mihnet duyarak yaşayamaz. Zamanla yollar ayrılır ve fikir ayrılıkları oluşur. Bu gayet doğal bir sonuçtur. Özetle yepyeni iletişim modelleri ve hegemonya kurma stratejileri geliştirmezsen şayet, kemalistler misali belli siyasal kutsallıklara, verilmiş bedel ve cefa edebiyatına sığınan, güzel eski günler nostaljisiyle tatmin olan, kendisine karşı çıkan her kürdü hayin olarak yaftalayan, çağdışı bir totaliter tarikat olmaktan öteye gidemezsin…
“Bazı Kürtler bizim gibi düşünmüyor ve bazı konularda bizimle yürümek istemiyor” gerçeğini kabullenmek her şeyi normalleştirir aslında. Küfür etmek zorunda değilsin. Biz bir ulusal koro değiliz. Senin gibi düşünmeyen, senin siyasal-kurumsal çatın altında üretmek istemeyen her kürt “xayin, bencil, yoz, paragöz, halka düşman, linç edilmesi gereken” kişi değildir. Farklı düşünen, senin tezlerine itirazı olan, tali yollarda yürümek isteyen muhalif, meşru bir kürttür sadece.
Bir zamanlar her politik Kürde hiçbir ücret ödemeden, dergi dağıttırıp, yazı yazdırıp, zengin Kürt düğünlerine gönderip şarkı söyletebiliyordun. Ama 90’lı yılların ideolojik seferberlik döneminde değiliz artık. Ayrıca belediyelerin devasa bütçelerinden birileri durmadan yararlanırken artık hiç bir kürde ücretsiz bir şey yaptıramazsın. Savaş dolayısıyla safları sıklaştırma söylemiyle, tüm çatlak sesleri susturma, herkesi hizaya getirme zamanlarının artık çok geride kaldığını kabullenmek gerekiyor.
Her Kürt aydını, sanatçısı, edebiyatçısı, tiyatrocusuyla, onların özerkliğini, farklılıklarını ve eleştirel konumlarını dikkate alarak, bunu bir ulus olmanın doğal sonuçları olarak görerek ilişkilenmek icap ediyor. Talimat vererek, onlara ödev çıkararak, onları birer propaganda aparatı olarak görerek bu insanlardan faydalanman artık mümkün değildir. Bu kafayla devam edersen, etrafında ne aydın, ne sanatçı, ne yazar, ne Kürt dil uzmanı ve edebiyatçısı kalır. Bir hareket olarak bütün bu sahalarda kaybettiğin ideolojik hegemonyayı hâlâ görmüyor musun? Etrafınızda bunları cesur bir şekilde, özeleştirel bir dille anlatacak hiç kimse kalmadı mı? Tüm yayın mecralarınızın ne kadar vasat insanlara kaldığını, hiç kimsenin ilgisini çekmediğini, sürekli kan kaybettiğini ne zaman göreceksiniz?
Elbette bu hareket hepimize çok şey kattı, bizlere yep yeni farkındalık kapıları açtı, bizi ulusal ve toplumsal gerçekliğimizle buluşturdu. Hepimizin üzerinde emeği vardır. Aynı zamanda her kürdün de kendi çapında bu harekete kattıkları vardır. Bir hareket bütün bu bireysel enerjilerin ve üretimlerin bir toplamıdır. Hiç kimse ömrü boyunca bir harekete gebe bir şekikde ve sürekli mihnet duyarak yaşayamaz. Zamanla yollar ayrılır ve fikir ayrılıkları oluşur. Bu gayet doğal bir sonuçtur. Özetle yepyeni iletişim modelleri ve hegemonya kurma stratejileri geliştirmezsen şayet, kemalistler misali belli siyasal kutsallıklara, verilmiş bedel ve cefa edebiyatına sığınan, güzel eski günler nostaljisiyle tatmin olan, kendisine karşı çıkan her kürdü hayin olarak yaftalayan, çağdışı bir totaliter tarikat olmaktan öteye gidemezsin…