📌 Uber, GetirYemek’i satın alarak Türkiye’deki online yemek siparişi pazarının ikinci ve üçüncü büyük oyuncularını bünyesine kattı.
📌 Uber’in, Yemeksepeti’nin sahibi Delivery Hero’yu da satın alma girişiminde bulunması, Türkiye’de online yemek siparişi sektöründe tekelleşme tartışmalarını gündeme getirdi.
Şatafatla, reklamla, “bizim çocuklar” masalıyla gözümüze sokulanlar elenmiş. Formamıza üzülürüm, ama sarayın çocuklarına değil. Açıkçası içim sızlamadı. Bir gün gerçekten bizim çocuklar giderse (halkın yanında olan halkın çocukları) o zaman bir şeyler değişir. Skorlar, başarılar… Her şey….
Sevdiğim bir kardeşim gönderdi bu fotoğrafı. Yıllar önce hediye etmişim. TKP'nin İşçi Okulu fasikülleri bir de İşçi Okulu eğitim notları...
"Sosyal demokrasi işçilerin dostu mu kurdu mu?" sorusunu tartışıyor 20'nci fasikül.
Dost olmadıklarını tarih çok kez gösterdi...
Troçkistmiş ve Sovyetler Birliğini Stalinizm nedeniyle bürokratik olarak yozlaşmış bir yapı olarak görüyormuş!
Bir bilse, eline defalarca fırsat geçtiği halde Sovyetler Birliği'ni yönetmeye hiç talip olmadığını Troçki'nin!
1924-28 arası 6 kez istifa etti Stalin.
Sadece Lenin'in öldüğü 1924'de, madem öyle vasiyeti yerine getirin diyerek iki kez istifa etti!
Nerede Troçki?
Hiçbirinde sekreterliğe aday olmadığı gibi bir de Stalin devam etsin oyu verdi!
Herkes gibi...
Zaten vasiyet de uydurmaydı...
Parti de bu devasa işi yüklenebilecek kimse çıkmadı!
Ondan sonra Stalin bla bla bla!
1927'de Kızıl Ordu 1 Mayıs törenlerine bisikletle çıkıyordu!
Çarlık tankları bile kullanılamaz haldeydi!
Japonya ve Polonya'nın fırsattan istifade saldıracağına dair istihbarat raporları geliyordu!
Stalin olmasa 30'ların ortasını bile göremezdi Sovyetler!
Stalin'i denklemden çıkardığında Sovyetler diye bir ülke yok!
Paris Komünü gibi neden uzun dayanamadı diye bugün ağlar dururduk!
Bunları kitabımda uzun uzun anlattım...
Daha da uzununu Valentin Saharov anlattı...
Kadınların çalışmasına karşı olduklarını söylüyorlar ama gerçek bundan farklı. Kadınlar tarih boyunca çalıştı; tarlada, fabrikada, evde, atölyede, bakım emeğinde… Sorun kadınların çalışması değil, çalışırken güç, söz ve statü kazanmasıdır.
Bu düzen kadını iki kez sömürür. Bir yandan ücretli emek içinde düşük ücretlerle fabrikalarda, iş yerlerinde çalıştırır, diğer yandan ev içindeki bakım ve yeniden üretim emeğini kadının görevi diyerek karşılıksız hale getirir. Kadın çalışsın isterler; ama yönetici, uzman, sendikacı, akademisyen ya da karar verici konumda olmasını istemezler.
Marksizmin gösterdiği gibi mesele biyoloji ya da fıtrat değil, toplumsal üretim ilişkileridir. Egemen düzen kadın emeğinden faydalanırken kadının ekonomik bağımsızlığını ve toplumsal gücünü sınırlamaya çalışır. Çünkü ekonomik olarak bağımsızlaşan kadın, hem düzene hem de patriyarkaya daha az bağımlı hale gelir.
Tarlada sıcağın altında çalışan kadınlara bakıp “kadın çalışmaz” demek mümkün değildir. Kadınlar zaten çalışıyor, hem de çoğu zaman erkeklerden daha uzun saatler boyunca, görünmeyen emek yükünü de sırtlanarak. Asıl mücadele, kadınların çalışıp çalışmaması değil emeklerinin sömürülmediği, görünmez kılınmadığı ve eşit toplumsal statüye sahip olduğu bir düzen içindir.
Felsefe, din, tarih ve bilim üzerine içerikler üreten Diamond Tema, en aydın, en laik, en Atatürkçü azınlığın Aleviler olduğunu söyledi:
— Eşim de Alevi. Eskiden iyi arkadaşlık yaptığım insanlar da Aleviydi. Dışarıdan değil, yakından gördüğüm insanlar tarikatçıdan ve cemaatçiden çok daha iyiler.
— Ayrıca İslam öncesi Türk kültürünü de, hem töresi hem geleneği hem ananesi bakımından en çok yaşatanlar bence Aleviler.
— Alevilik aslında İslamlaşmayı reddetmiş, ama bir yandan da başka çare bulamamış olan Türkçü, milliyetçi bir azınlığın daha seküler ve daha modern bir İslam anlayışı oluşturmasından ibaret.
@nerdebuemin Maceracı olduklarını ve Lenin okumalarının az olduğunu biliyoruz. Bu tipler kendileri bir şey okuyup yorum yapmaz aksine yapılan bir yorumu kendi yorumuymuş gibi savunur sonra kanye konserine giderler
100 yıllık hırsızlığın, Koç’un karşısına dikildik!
Halkımız büyük bir yoksulluk içindeyken Koç Holding’in 100. yılı dolayısıyla Ankara’da kutlama yapan sömürücüler, karşılarında bu ülkenin komünistlerini, yurtseverlerini buldular.
AKP, CHP ve MHP dahil tüm patron partilerinin liderleri, cumhuriyet ve emekçi düşmanı bu düzenin sahiplerinden Koç’un kutlamasında önlerini ilikleyerek yer aldı.
O "kutlamaların" önünden seslendik: Bu ülkede karşınızda önünü iliklemeyenler var. Sözümüz söz: Halktan çaldığınız her şeyi devletleştireceğiz!
İşçi haklarının ideolojisi olmaz diyorsunuz ama işçilerin hakkını savunanlarla grev kırıcı, marjinal grup diyorsunuz. İşçi sınıfının mücadelesini milliyetçilik üzerinden okumak, sınıf mücadelesini sönümlemekten başka bir işe yaramaz. Madenlerde sömürüye karşı duranla özelleştirmeleri, taşeronluğu ve sendikasızlaştırmayı savunanları aynı kefeye koyamayız. Ama sıkıntı yok işçiler kimin yanında durduğunu laftan değil, icraattan bilir
şunu bir ortadoğulu yapsa,
bayrağa bastılar diye ortalığı ayağa kaldırırdı. her zaman söylüyorum: bu topraklarda milliyetçilik batıya (güce) karşı yaltaklanma, eziklik ve özenti; doğuya (zayıfa) karşı büyüklenme, ezme ve nefret içerir.