insanlar size ekonomik darlik icinden sicrayan basari hikayeleri mi sunmak zorunda, kendisinin gorece refah icinde olusu neden huner olarak sundugu odaklanabilme becerisini golgelesin. her refah icindeki insan ayni basariyi gosteriyor mu, ya da dunyada sadece gecim derdi mi var
Zihin sağlığı için Psikolog, doğru beslenme için Diyetisyen, sağlıklı hareket için Fizyoterapist! Sağlığın bu üç temel taşı olmadan koruyucu ve iyileştirici sağlık hizmeti eksik kalır. Sağlık Bakanlığı’nın 38.000 kişilik alımında yüksek atama sayısı talep ediyoruz!
#ÜçMeslekTekTalep
@drmemisoglu@suayipbirinci@DrYerebakan@saglikbakanligi
Koruyucu sağlık hizmetleri güçlendirilmeli deniliyor. Peki bunu kim yapacak?
Ruh sağlığını koruyacak psikologlar, sağlıklı beslenmeyi destekleyecek diyetisyenler, hareketli yaşamı teşvik edecek fizyoterapistler kadro beklerken bu hedefler nasıl gerçekleşecek?
#ÜçMeslekTekTalep
Hastanelerdeki randevu krizini ve yığılmaları çözmenin yolu birinci basamaktan geçer! Koruyucu sağlığı mahallelere kadar taşımak için her ASM’ye 1 Psikolog, 1 Fizyoterapist ve 1 Diyetisyen şarttır. 38.000'lik alımda bu vizyonu hayata geçirecek yeterli kadro açılsın!
#ÜçMeslekTekTalep
@drmemisoglu@suayipbirinci@DrYerebakan@saglikbakanligi
Yaşı belli bir kemale ermiş, parasını pulunu kazanan, mesleki olarak bir yere gelmiş “Psikolog” ların genç meslektaşlarının atama krizleri, iş bulma krizleri, mesleğe adım atma krizleri gibi durumlarıyla ilgili hiçbir şey yazmamalarını nasıl açıklayabiliriz. Eğitimlerde, analizlerde bu konuya değiniyor mu çok büyük hocalarımız, akademisyenlerimiz. Merak ediyorum.
bir pergel hayal edin. aşk o pergelin merkezi ve geri kalan her şey yalnızca onu çevreledikçe değer kazanabilen şeyler gibidir. her şey aşk için ve aşka rağmendir.
Benim yaşadığım çağda insanlık namına gördüğüm en onurlu hikayeyi Gazzeliler yazdı. İsmail Heniye öldüğünde “adının hakkını verip kendini adadı” demiştim. Filistin bizim canlı gördüğümüz son gururlu, vicdanlı hikaye.‘Onur’ namına ne varsa onlar yaşadılar, şahidiz #FreePalestine
bu açılmak meselesini romantize etmiyorum ama insanların nasıl yaşadığını bilmeden, sadece başlarını açmalarından hareketle imanları veya allah’a yakınlıkları hakkında böylesine gözü pek yorum yapmak bir müslümana en yakışmayacak şey. ne yazık.
güzellikle en çok hemhâl olduğum zamanlar; cazibesine, uçucu ve derinliksiz var oluşuna kendimi en az kaptırdığım zamanlardı. o güzelliğe eşlik etmesini istediğim bir hakikat muhakkak olurdu. şimdi her şey çok başka gibi.
John Berger’ın çok sevdiğim bir sözü var, “Kelime dağarcığımız çok fakir olduğu için hayatta başımıza gelen pek çok şey isimsiz kalır,” der. Edebiyat bize bunun için lazımdır. Dilsiz ve kelimesiz kalan şeylere bir isim verebilmek için. Anlamak için.