Kendisini mekanın sahibi olarak gören ve racon kesen okul müdürü tipinin modası çoktan geçti.
Müdürün asli görevi, eğitimin niteliğine katkıda bulunmak amacıyla öğretmeni destekleyen bir iklim ve kültür yaratmak ve bunu daha iyi nasıl yapapabileceğini öğrenmeye çalışmaktır.
Bu kıskançlık değil, hasettir. Kıskanç insan karşısındakinde olanı ister; “O güzel, keşke ben de öyle olsam” diye düşünür. Haset eden ise bambaşka bir yerden bakar. Mesele güzellik sahibi olmak değil, başkasının o güzelliğe sahip olmasına tahammül edememektir. Çünkü ne yaparsa yapsın onun yerinde olamayacağını, onun gibi parlayamayacağını bilir. Bu yüzden de “Ben güzel değilim, o da olmasın” noktasına savrulur. Psikolojik olarak bu durum, kişinin kendi yetersizlik duygusuyla yüzleşememesi ve bunun yerine karşısındakinin değerini düşürmeye çalışmasıdır. Karşısındakini aşağı çekerek kendini yukarı çıkardığını sanır ama gerçekte değiştiremediği şey kendi içindeki eksiklik hissidir. Bu nedenle haset, güzelliğe ya da başarıya duyulan hayranlıktan değil; başkasının sahip olduğu değerin varlığına duyulan tahammülsüzlükten beslenir.
Melahat ileri sen, Irmak Koparan ile aynı ceketi giysen bile onun gibi olamayacağını biliyordun! Bir kadın olarak senin koruman gereken yerde sen harcadın Irmak’ı…seni de harcarlar!
#IRMAKÖĞRETMENİÇİNADALET