Sağlık alanında eşitlikçi, kapsayıcı bir dilin neden iyi hekimliğin temellerinden biri olduğu üzerine 24 Haziran’da gerçekleştireceğimiz çevrimiçi panelimize bekliyoruz
👇🏼
İlaçta yokluk ithalatta rekor var
İlaç ithalatı 2025’te yüzde 17 artarak 7,3 milyar dolara yükseldi. Birçok alanda kullanılan ilaçlara erişim sorunu sürerken eczacılar, “Kamucu bir milli ilaç politikası olmadan sorun derinleşir’’ dedi
https://t.co/yTWPFMwYCI
🔴Cumhuriyet yazdı, Meclis harekete geçti!
Yurt dışına hiç çıkmadan sahte denklik belgesiyle Tıp ve Hukuk bitiren 419 kişi hakkında CHP'li Kayıhan Pala, Bakan Yusuf Tekin'e sordu:
"Şu an aktif olarak çalışan sahte diplomalı kaç hekim ve avukat var?"
DETAYLAR:
https://t.co/Ik3Bhmyuw2
📢 #CanlıYayın
- Çevrimiçi Panel -
Tıbba Dönük Bilim Dışı Kuşatma
Oturum Başkanları:
🎙 Prof. Dr. Özlem Kurt Azap
🎙 Prof. Dr. Özlem Gülbahar
Konuşmacılar:
🎙 Prof. Dr. Önder Ergönül
🎙 Prof. Dr. Ejder Akgün Yıldırım
👇
https://t.co/01iENHmXfC
24 Haziran’da şehrimizin hem önemli bir sağlık merkezi hem de kültürel mirası olan Eski Hava Hastanesi’nin ve alanının satılması kararının Resmi Gazete’de yayımlanmasının 2. ayı olacak.
Bu kararı ve şehrimizde yıkılan Devlet Hastanesi’nin arazisinin, Sivrihisar Aile Sağlığı Merkezi’nin ve Mihalıççık Gün Sazak Hastanesi’nin satışını asla kabul etmiyoruz!
24 Haziran 2026 Çarşamba günü, 12.30’da Eski Hava Hastanesi’nin (Halen İl Sağlık Müdürlüğü) önünde insan zinciri oluşturarak itirazımızı bir kez daha ve hep birlikte haykıracağız!
Tüm halkımızı dayanışmaya davet ediyoruz.
#hastanelerhalkındırsatılamaz
@saglikbakanligi
24 Haziran’da Eski Hava Hastanesi’nin ve alanının satılması kararının Resmi Gazete’de yayımlanmasının 2. ayı olacak.
24 Haziran 2026 Çarşamba, 12.30’da Eski Hava Hastanesi’nin (Halen İl Sağlık Müdürlüğü) önünde insan zinciri oluşturarak itirazımızı bir kez daha haykıracağız!
Devlet Hastanesi arazisinin satılması kararının üzerinden 90 gün geçti.
Bu nedenle Adliye’nin önünden hastane arazisine yürüdük ve haykırdık!
Hastanemizi aynı yerinde yeniden istiyoruz!
Hastaneler halkındır,satılamaz!
Basın açıklamasının metni için⬇️
https://t.co/URGa6Bpqwo
📢 TTB-UDEK Paneli | "Tıbba Dönük Bilim Dışı Kuşatma"
Bilimsel dayanağı ortaya konmamış, "tamamlayıcı" olarak adlandırılan uygulamalar; bilimsel paradigma, kanıt ilkesi ve halk sağlığı perspektifinden ele alınacak.
Halk sağlığının ve bilimsel metodolojinin savunulmasına yönelik bu yapısal tartışmaya katkı ve katılımınızı bekleriz.
🎙️ Oturum Başkanları:
Prof. Dr. Özlem Kurt Azap
Prof. Dr. Özlem Gülbahar
🗣️ Konuşmacılar:
Prof. Dr. Önder Ergönül
Prof. Dr. Ejder Akgün Yıldırım
📅 16 Haziran 2026 Salı
🕗 20.00
Canlı yayın:
📍 TTB-UDEK X hesabı
📍 Türk Tabipleri Birliği Facebook ve YouTube hesapları
Çocukları Sağlıklarından, Geleceklerinden ve Hatta Yaşamlarından Mahrum Eden Çocuk İşçiliği Önlenmelidir
Dünyada ve ülkemizde tarihsel bir sorun olan çocuk işçiliğine dikkat çekmek amacıyla Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) 2002’de, bugünü, 12 Haziran gününü Dünya Çocuk İşçiliği ile Mücadele Günü ilan etmiştir.
Çocuk işçiliği, çocukların fiziksel, zihinsel ve sosyal gelişimlerini olumsuz etkileyen, onları eğitim hayatından uzaklaştıran ve temel insani haklarını ihlal eden önemli bir toplumsal sorundur. Ayrıca eğitim hakkı engellenen çocuğun uzun vadede düşük gelirli işlerde çalışma döngüsü devam etmektedir.
Çocuk işçiliğinin ruh sağlığı üzerine etkileri hakkında yapılan incelemeler de, uzun çalışma saatlerinin, düşük sosyal desteğin çocuklarda kaygı, depresyon ve travma riskini artırdığını göstermektedir.
ILO 2021 verilerine göre; dünya genelinde toplam 160 milyon çocuk (5-17 yaş) işçi vardır, yani her 10 çocuktan biri işçi olarak çalışmaktadır. Üstelik bu çocukların yaklaşık yarısı sağlıklarını, güvenliklerini ve ahlaki gelişimlerini olumsuz etkileyen tehlikeli durumlara maruz kalmaktadır.
TÜİK 2019 yılı verilerine göre; ülkemizde 5-17 yaş arasında 720.000 çocuğun hizmet, tarım ve sanayi sektörlerinde çalışmakta olduğu rapor edilmiştir. Bu durum ülkedeki 5-17 yaş arası çocukların %4,4’ünün ekonomik faaliyetlerde yer aldığı anlamına gelmektedir. Yine TÜİK’in 2023 raporuna göre; 15-17 yaş grubunun işgücüne katılma oranı 2020’de %16,4 iken, 2023’te %22,1’e yükselmiştir. Kayıtdışı ekonomi ve Mesleki Eğitim Merkezleri’ndeki (MESEM) çocuklar da dikkate alındığında bu sayı 4 milyonu bulmaktadır.
Bu artış, ekonomik krizler ve yoksulluğun çocukları örgün eğitimden uzaklaştırarak çalışma hayatına yönlendirdiğini göstermektedir. Bu durum çocuk işçi ölümlerinin de artmasına neden olmuştur, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi verilerine göre; 2024 yılında 71 çocuk işçi iş kazasında ölürken bu sayı, 2025 yılında 94’e ulaşmıştır.
MESEM’e çocuk işçiliğini artıran bir fonksiyon yüklenerek; işçilerin birikimleri ile (işsizlik sigortasından MESEM öğrencilerine ödenen ücretler) çalışmaya zorlanan, çalışmaya mahkûm bırakılan çocuklar işverenlere ucuz işgücü olarak sunulmaktadır. Staj tanımı gereği stajyer olmasa da o işin gerçekleşebilir olması gerekmektedir, oysaki MESEM öğrencileri işçi gibi çalıştırılmakta, uzun mesailer yapmakta, izin hakları ellerinden alınmakta ve söylenenin aksine hiçbir eğitim almamakta, deneyim kazanmamaktadırlar.
İSİG Meclisi verilerine göre, 2013-2026 yılları arasında en az 852 çocuk iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Türkiye’de ortaöğretim kademesinde 1,5 milyona yakın çocuk örgün eğitimin dışında. “Mesleki eğitim” kılıfı altında 560 bini aşkın çocuk sanayide, atölyelerde ve şantiyelerde ucuz işgücü olarak kullanılıyor. MESEM, kamu kaynaklarının sermayeye aktarılmasıyla finanse ediliyor. “İstihdam teşviki” adı altında kamu kaynaklarından sermayeye aktarılan miktar 7,1 milyar TL’yi aştı. MESEM öğrencilerinin %53,6’sı işyerinde fiziksel veya psikolojik şiddet görüyor. MESEM uygulaması yoksulluğu bir kaynak olarak kullanarak çocukları denetimsiz işyerlerine, psikolojik-fiziksel şiddete, uzun saatleri bulan mesailere, güvencesizliğe ve geleceksizliğe mahkûm ediyor. MESEM kapsamında 18 çocuk, iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi.
Çocuk işçiliğinin temel nedenleri, yoksulluk, eğitime erişim zorlukları, işsizlik, iç ve dış göçler, ucuz işgücü talebi ve yetersiz denetimlerdir. Çocuk işçiliği “normal” veya “kaçınılmaz” değildir, olmamalıdır. Çocukları sağlıklarından, potansiyellerinden ve geleceklerinden mahrum eden çocuk işçiliğini önlemek devletin, kamunun görevidir.
Çocuk işçinin ufacık gelirine bile muhtaç yoksul ailelere sosyal yardımlar artırılmalı, yetişkinlere istihdam sağlanarak çocukların çalışmak zorunda kalması önlenmelidir. Örgün eğitim yaygın, ücretsiz ve kaliteli olmalıdır, yoksul çocuklara burs verilmeli ve tüm öğrencilerimize en azından günde bir öğün yemek desteği verilmelidir. Ayrıca mevsimlik tarım işçilerinin çocukları için özel eğitim uygulamaları gündeme alınmalıdır. Ve tabi ki işyerleri etkin ve düzenli olarak denetlenmeli ve çocuk işçi çalıştıran işverenlere ciddi yaptırımlar uygulanmalıdır. MESEM aracılığıyla çocuklarımızın sözde mesleki eğitim denilerek sermayeye ucuz işçi olması uygulamalarına derhal son verilmeli ve çocuklarımıza, okullarındaki modern atölyelerde, öğretmenleri gözetiminde çağdaş, bilimsel bir mesleki eğitim sunulmalıdır.
Türk Tabipleri Birliği İşçi Sağlığı ve İşyeri Hekimliği Kolu
Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi
👇
https://t.co/7qZmODYUmz
BESAR’ın Mayıs ayı raporuna göre 4 kişilik aile için açlık sınırı 48.043 TL, yoksulluk sınırı 117.349 TL’dir.
Milyonlarca emekli açlık sınırının altında gelirle yaşamaya çalışıyor.
Tüm Emeklilerin Sendikası Eskişehir Şubesi’nin haklı mücadelesinin yanındayız!
Haklı taleplerinin acilen karşılanmasını istiyoruz!
@T_EmekliSen@csgbakanligi@HMBakanligi