Hacettepe Üniversitesi Prof.Dr. Odyoloji ve Konuşma Bozuklukları, İşitme ve Konuşma Bozuklukları Terapisi Rtler içeriğini onayladığım anlamına gelmemektedir
Bir toplumun gücü, yalnızca alkışa değil; soruya, eleştiriye ve hatta tebessüm ettiren ince bir imaya ne kadar alan açabildiğiyle ölçülür.
Çünkü bazen bir espri, susturulması gereken bir ses değil; duyulması gereken bir toplumsal nabızdır.
Mizah, fikri hür toplumların zarif itiraz biçimidir.
İnce bir espri; kırmadan düşündürür, bağırmadan sorgulatır, öfke üretmeden hakikatin kapısını aralar. Çünkü mizah, zekânın nezaketle buluştuğu yerdir.
Siyaset ise ancak eleştiriyle olgunlaşır.
Kendine güvenen yönetimler, espriden incinmez; aksine o esprinin işaret ettiği toplumsal duyguyu anlamaya çalışır.
Cumhuriyetin bize öğrettiği en kıymetli miraslardan biri de budur: fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür bireyler olmak.
Mersin’de Yörükler, Özgür Özel’e destek yürüyüşü düzenledi. Yürüyüş sırasında bir kadının okuduğu “Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü” dizeleri katılımcılardan büyük alkış aldı.
Fatih Altaylı:
"Dün bir zamanlar Kılıçdaroğlu'na en yakın isimlerden biri olan bir CHP’li ile konuştum. "Bundan sonra bir uzlaşma, bir anlaşma olur mu?" diye sorunca Kılıçdaroğlu'nu çok iyi anlamamızı sağlayacak bir şey söyledi:
'Fatih Bey, bilmem bilir misiniz, Kemal Kılıçdaroğlu 11 kardeştir. Ve kardeşlerinin hepsiyle küstür. 10 kardeşinin 10'uyla da yıllardır konuşmaz. Ölüm döşeğinde ziyaretlerine bile gitmemiştir. Hatırlarsınız ağabeyinin onun hakkında neler söylediğini. O zaman ağabeyine kızmıştı herkes. 10 kardeşi ile konuşmayan, ölüm döşeğinde bile barışmayan biriyle nasıl oturulup konuşulur'
Anladım ki, Kılıçdaroğlu'ndan medet ummak gerçekten enayilik. 10 kardeşinin 10'uyla anlaşamayan adam, milletle nasıl anlaşacak!"
Cumhuriyet Halk Partisi’nin sahibi koltuklar değil, üyeler ve halktır.
Seçim adil bir yöntemdir. Cesareti olan sandığa gider, iradeye teslim olur.
Bugün ihtiyaç duyulan şey; hesaplar, kulisler ve kişisel hırslar değil, demokrasiye saygıdır.”
“Sandıktan korkanlar demokrasi söyleyemez.
Halkın değişim talebini yok saymak, kurultaydan kaçmak ve süreci oyalamak; siyaseti milletin iradesinden koparmaktır.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin sahibi koltuklar değil, üyeler ve halktır.
Seçim adil bir yöntemdir.
Genel Merkezimizdeki iğrenç araç görüntülerinden sonra iki kelam etmek farz oldu:
-İki araç da partinin parasıyla alınmıştır, faturaları mevcuttur.
-Araçlardan biri 2022 yılında Kılıçdaroğlu tarafından alınmış ve kullanılmıştır. O aracı oraya koyanlar bunu bilmeyecek kadar cehalet sahibidir.
-Kılıçdaroğlu, Çubuk’ta saldırıya uğradıktan sonra, Erdoğan Toprak, Aziz İhsan Aktaş’tan bir zırhlı araç almış ve Sayın Kılıçdaroğlu’nun kullanımıma sunmuştur. Kılıçdaroğlu, Aziz İhsan Aktaş’ın zırhlı aracını 1,5 yıl boyunca kullanmıştır.
-Evi camdan olan başkasının evine taş atmasın!
Cumhuriyet Halk Partisi yönetimine ilişkin verilen karar ve ardından yaşanan süreç, milyonlarca CHP seçmeni açısından büyük bir üzüntü ve hayal kırıklığı yaratmıştır.
Özellikle demokratik siyaset kültürünün temel unsurlarından biri olan siyasi parti iradesine yönelik müdahale görüntüsü veren uygulamalar, toplum vicdanında derin bir rahatsızlık oluşturmuştur.