#Rojhelat
📍 Urmiye’deki çocuk etkinliğinde rakibi tarafından Kürd kıza, “Senin bir bayrağın yok, kimin adına oynuyorsun?” denildi.
🧑🧒🧒 Kürd kız ise “Ben Kürdüm, bayrağım var, Kürdistanlıyım” diyerek rakibinin üzerine yürüdü ve ardından Kürdistan bayrağını kaldırdı.
Sende Kürdlüğü kandil ve Öcalan temsil ediyor diye manşet atıyorsun öyle mi!
Seni terörist olarak kabul ettirenlere Journalistik yapıyorsun haber diye…!
Gürkan Çakıroğlu uzun zamandır Medyascspe üzerinden “sürecin ruhuna” dair konuşmalar yapıyor ve yazılar yazıyor.. Hatta yeni kurulacak olan “Demokratik Cumhuriyet Partisi”ne de ciddi anlamda kafa yoruyor.
📌 Nasıl ki 1920’de Türklüğü padişah değil Mustafa Kemal, payitaht değil Ankara temsil ediyorsa; işte bugün de Kürtlüğü Barzani değil Öcalan, Erbil değil Kandil temsil ediyor.
📌 Eski ölüyor, yeni doğmuyor, doğmadığı için de buhranlar bitmiyor; yeninin doğumu için üçüncü yol gerek. Öcalan’ın üçüncü yolu, artık onu da aşan bir yol.
📌 Öcalan’ın paradigması artık devletin paradigması. Devlet bunu kabul ediyor ama örgüt buna direniyor. Ülkücüler bunu anlamasa da kabulleniyor ama devrimciler bunu anlasa da kabullenmekte diretiyor.
📌 Öcalan için de vakit tamam artık; PKK’nın kurucu önderliğinden Cumhuriyet’in kurucu babalığına, HEP’ten Demokratik Cumhuriyet Partisi’ne (DCP) yeni bir dönemin, yeni bir heyecanın, yeni bir mücadelenin şafak vakti. Bu partinin potansiyeli karşısında heyecanlanmamak mümkün değil.
📌 Demokratik Cumhuriyet Partisi; demokrasinin ateşleyicisi, Türkiye yüzyılının öncüsü ve önderi olabilir. Yürekten inanmak gerek; özveri, sabır ve sebat gerek. Bunlar Öcalan’ın dervişlerinde fazlasıyla mevcut
📌 Önünüzü açan adamın, önünü kesemezsiniz. Olmaz. Öcalan’ın hem Demokratik Cumhuriyet Partisi’ne önderlik etmesi hem de onu örgütlemesi gerek. Bu, Terörsüz Türkiye ve Türkiye yüzyılı için şart.
Kürtleri Kimin Daha İyi Temsil Ettiğini Düşünüyorsunuz?
Demirtaş %25.6
Erdoğan %22.9
Hiçbiri %19.8
Özel %7.0
Bahçeli %6.0
Öcalan %2.1
Barzani %1.1
Fikrim Yok %15.5
Şöyle bir 14500 kişilik profile baktım etkilediği ortalama 380 kişi 😂😂
Benim profilim 955 kişi her tweetim ortalama 2500 kişi …! 🤫
Kim ego kasmalı acaba ..!
X'teki 4 bin paylaşımın, 900 takipçin ve hakaretlerinle mi bağımsızlık ilan edeceksin? Ortadoğu'ya da sanaldan mı bağlanacaksın? Mücadelen çoz zorlu. Dikkatli ol lütfen.
#25 Eylül 2017
Kerkûk & Kurdistan Bağımsızlık Referandumu
📌Ya esareti, ya da Kürdistan’ın bağımsızlığını tercih edeceğiz,
📌Başka devletlerin bize bağımsızlık vereceğini düşünürsek, çok bekleriz.
📌Referandum hedef değil, vesile olacaktır.
İki Yıldır Rojin ve Narinin babalarına işkence çektiren sisteme biri el atmalı;
Van ve Diyarbakır 4 milyon insan ayağı kalkamadı?
İki tane götü boklu bürokrata teslim olmuşlar.
Çocuğunu bir çuvalda teslim ettiler,
O bir çuval ile yola çıkıp, çuvalın sahibini arıyor,
Sanaldaki herkesin bir reeli var..
Sizin reeliniz Epstein İmralı Adasında
Diğeri Edirne de…!
Gün gelecek hepinize millet teneke bağlayacak çok az kaldı…
Abdullah Öcalan ilk okula basladiginda dogum tarihi 1949
Liseye basladiginda dogum tarihi 1947
Universite ye basladiginda dogum tarihi 1951 olarak kayitlara geciyor
Bu adama kac kimlik cikarildi ?
Ve neden ?
Anekdot:
#Kürtler açısından artık ulusal çizginin netleşmesi gerekiyor.
Ulusal çizgi; farklı siyasi hareketlerin kendi özgünlüklerini ortadan kaldırması değil, Kürtlerin ortak geleceğini ilgilendiren temel haklar, ulusal çıkarlar, ortak güvenlik ve ortak strateji konusunda asgari müştereklerde buluşabilmesidir.
Bu nedenle Kürtlerin öncelikle kendi aralarındaki temel meselelerde ortak bir siyasi perspektif geliştirmesi gerekir. Kim hangi siyasi çizgide olursa olsun, Kürt halkının temel hakları ve güvenliği söz konusu olduğunda ortak bir zemin oluşturulabilmelidir.
Böyle bir ulusal çizgi ortaya çıktığında, ABD'nin veya başka bir dış gücün bölgeden çekilmesi Kürtler açısından belirleyici bir kriz haline gelmemelidir. Çünkü güvenlik ve siyasi gelecek, esas olarak dış güçlerin varlığına değil, Kürtlerin kendi siyasi iradesine ve kendi örgütlü kapasitesine dayanmalıdır.
Kürtler kendi özgün savunma kapasitesini, diplomasi anlayışını ve siyasi becerilerini geliştirmelidir.
Dış aktörlerle ilişki kurulabilir; ancak bu ilişkiler Kürtlerin kendi ulusal çizgisinin yerine geçmemelidir.
Bu açıdan Rojava'nın veya Güney Kürdistan'ın geleceği, herhangi bir dış gücün bölgede kalıp kalmamasına endekslenmemelidir.
Ulusal çizginin özü şudur: Dış güçlerle ilişki kurabilen ama kendi geleceğini dış güçlerin kararına bırakmayan;
farklılıklarını korurken ortak haklar ve ortak strateji etrafında birleşebilen bir Kürt siyasi iradesi.
KANDİL’E SESLENİYORUZ
(Bu çağrıyı 2 Mayıs 2026 tarihinde Demokrasi ve Birlik Derneği’mizin (DEMBİR DER) büyük kurultayındaki açılış konuşmasında yapmıştım.
O tarihte “kritik eşik”in aşılması için Kandil’e seslenme gereği duymuştum.
Hâlâ geçerliliğini koruduğu için yayınlıyorum.)
Sözün tam da burasında Kandil’e sesleniyoruz:
Kurucu liderinizin sözleriyle artık varlık nedeninizi yitirdiniz.
O nedenle aşılmış ve anlam yoksunluğuna düşmüşanlayışınızı ve dilinizi geçmişte bırakınız.
Anlayışınızı İmralı’daki önderinizin anlayışıyla tam uyumlu hale getiriniz.
Dilinizi sorun çözen siyasetin diline dönüştürünüz.
Bilesiniz ki silah, hiçbir derdin dermanı, hiçbir sorunun çözümü değildir.
Lideriniz Öcalan’ın çağrısına uyarak kendinizi feshettiğinizi ve silahlarınızı bırakacağınızı açıkladınız.
Bu irade beyanı doğrultusunda gerçekleştirdiğiniz silah yakma töreni Türkiye’de takdir topladı.
Bizzat Sayın Bahçeli bu eyleminizden dolayı örgütünüzün kurucu liderine teşekkürlerini iletti.
Öcalan’ın 27 Şubat’taki fesih ve silah bırakma çağrısında şart yoktu.
Sadece ve yalnızca dağ sorununun ebediyen çözülmesi ve gelecek olanlar için yasal-hukuki altlığın oluşturulması talebi vardı.
Kritik eşik, silahların bırakıldığının devletin ilgili birimlerince teyid ve tespitiyle aşılacaktı.
Sonrasında eş zamanlı olarak yasal-hukuki ve idari altlık oluşturulacaktı.
ABD-İsrail cephesinin İran’a saldırmasıyla beraber silahların bırakılması konusundaki tavrınızda bir ikircikli tutum belirdi.
Eski alışkanlıklarınızın yeniden depreştiği görülüyor.
Konjonktürü gözeten taktiksel tavırlarınız bilesiniz ki hem kurucu liderinizin sözünün gücünü kırıyor, hem de sürece dair umutların kırılmasına sebebiyet veriyor.
“Devlet adım atmadan silahlarımızı bırakmayız. Devletin adım attığını görmeden adım atmayız.” biçiminde konjonktürel ve taktiksel bir pozisyona savrulmanız, çözümü öteleyen ana faktörlerden birine dönüştü.
Öcalan’ın çağrısı, kökten bir paradigma değişimi içeren stratejik bir çağrıydı. Ama görünen o ki siz zamana oynayarak taktiksel oyunlar peşinden koşuyorsunuz.
Yanlış hesap yapıyorsunuz.
Bu iş taktik işi değildir.
Konjonktüre göre şekil alma işi hiç değildir.
Öcalan’ın yeni döneme dair paradigmasında silaha kesinlikle yer yoktur.
Buradan size sesleniyoruz:
Taktiksel hesaplarla süreci zehirlemek isteyen güçlerin oyununa gelmeyiniz.
Silahlarınızı toprağa gömdüğünüzü ve Türkiye için artık bir tehdit unsuru olmadığınızı gösteriniz.
Hatta kendinizi Türkiye’nin gücüne dönüştüreceğinizi somut eylemlerle gösteriniz ki süreç nihayete ersin.
Sizi koşulsuz bir biçimde silahlarınızı terk etmeye çağırıyoruz.
Sizin adınıza devletle müzakere eden kurucu liderinizi boşa çıkartırsanız, güvensizlik üzerinden sürecin bozulmasına sebebiyet verecek veya sürecin uzamasına yol açacak kaybettirici pozisyonlar üretirseniz, işte o zaman hem Öcalan’ı boşa çıkartmış olursunuz, hem de bir bütün olarak Türklerle Kürtlerin barış umutlarını, daha demokratik temeldeki ortak gelecek umutlarını darbelemiş olursunuz.
Sizi bu yanlış kararınızdan vakit varken vazgeçmeye çağırıyoruz.
Gün, silahlar üzerinden şart dayatma veya talep üretme günü değildir.
Gün, silahları toptan bırakarak daha demokratik bir Türkiye’nin inşa sürecinin başlamasına katkı sağlama günüdür.
Madem “ İrademiz Öcalan’dır!” diyorsunuz, o vakit Öcalan’ın çağrısına uyarak silahlarınızı koşulsuz-şartsız bırakınız diyoruz.
Siz Öcalan adına devletle müzakere eden tarafkonumuna bürünmekten vazgeçiniz ki sizin adınıza müzakere yürüten Öcalan başarılı olabilsin.
Önümüzde yepyeni bir dönem duruyor.
Silahlarınız bu yeni dönemin önünde bariyer olmaktan çıkmalı artık.
O yüzden buradan yüksek sesle size çağrıda bulunuyoruz:
Bırakınız o silahları ve içinizde büyüttüğünüz paranoyaların yol açtığı güvensizlikleri!
Cumhurbaşkanımızın sözü sözdür.
MHP liderinin sözü sözdür.
Siz sözünüzde durduğunuzu gösterdiğinizde süreç kendi mecrasında başarıyla tamamlanacaktır.
Kürdlere bir çağrıda bulunmak istiyorum,
Ey Kürdler,
TBMM meclisine Abdullah Öcalan
“”Benim Temsilcim Değildir”” dilekçesini noter onaylı göndermesini talep ediyorum,.
@avtaso hukuki olarak sıkıntı var mı?
Kampanya başlatalım,