@ankara_kusu Menderes Belediye başkanını ne zaman içişleri bakanı yapmak istedi Özgür Özel ? Ayrıca WhatsApp yazışması nerden teyit edildi? AI gibi duruyor.
Vean la democracia que la OTAN dejó en Libia, estos jóvenes africanos son esclavos que han sido traficados durante años y muchos han sido vendidos como siervos para ricos en mercados clandestinos.
Están hacinados y en estado de servidumbre en un campo de concentración de Bengasi, esta es la libertad que les llevó el imperialismo a los libios.
La Unión Europea a través de Frontex paga a traficantes de personas en Libia para que cacen a inmigrantes en mitad del mar y eviten que lleguen a las costas europeas, muchas de estas personas acaban en redes de tráfico humana y se convierten en esclavos.
Así es como Europa "detiene la inmigración" pero todavía hay criminales nazis que dicen que son muy suaves y que nos invaden.
@yazilama Kuşkusuz acıları üst üste koyup bir ölçüm yapma şansımız olmaz. Yine de insan; hayatından vazgeçmişlerin, sürgündekilerin, tutsakların teslimiyetten daha çok acı çekeceğini düşünmeden edemiyor.
Vance "İsrail, İran antlaşmasını sabote ediyor. İsrail'de bazıları ABD'yi yönlendirmeye çalışıyor" derken CENTCOM ise İran'a karşı verdikleri kayıpları gizlemek yerine köpürtüyor. İran bunun propagandasını yapmazken Centcom ajitasyonunu neden yapıyor? İsrail-Centcom aynı blok mu?
Gencecik bir komedyen Deniz Göktaş…
Kimseyi öldürmedi, saldırmadı, hırsızlık yapmadı, milletin hakkını yemedi.
Ak Parti’nin kara düzeninde bir gösteri yaptı diye hakkında soruşturma açıldı. Ama kaçmayıp ülkesine dönen Deniz, bugün “kaçma şüphesiyle” tutuklandı.
Karşımızda, kendinden olmayana nefretle muamele eden bir rejim var. Halkın rızasından vazgeçmişler, dünyadaki tüm otoriterlerin yaptığı gibi zorbalıkla milleti sindirmeye çalışıyorlar.
Millette huzur da refah da bırakmadılar.
Deniz, bu kara düzenin mağdurlarından sadece biridir.
Ama artık bir dönüm noktasındayız.
Ya bu kara düzene kul olacağız ya da hep beraber Atatürk’ten miras Cumhuriyetimizin kazanımlarını savunacağız.
“Neşemizi çalamayacaklar” Deniz…
Ya otokrasi ya demokrasi!
Ankara'da #NATO toplantısı öncesi "terör örgütleriyle bağlantılı" denilerek 200'den fazla insan gözaltına alınmış. Bizim bildiğimiz en büyük terör örgütleri #ABD#İsrail çıkarına çalışanlardır.
Così viene inferto il colpo di grazia, senza armi, verbalmente.😉
IL MESSAGGIO DEL PRESIDENTE #PUTIN AL GOVERNO TEDESCO E AL POPOLO TEDESCO.
#Russia🇷🇺 #Germany
«Non vogliamo attaccarvi! Perché dovremmo?
Quei tempi sono da tempo passati! Chiunque sia ancora sano di mente e in grado di pensare chiaramente lo capisce.
▪️Avete già un debito pubblico di 2,5 trilioni di euro, e nessun economista serio ha idea di come intendiate mai ripagarlo. E ora volete indebitarvi di altri 1 trilione di euro per armarvi contro di noi. Volete che il popolo russo paghi questi debiti? Mai!
▪️Il vostro paese è pieno di milioni di migranti che vi costano 50 miliardi di euro all'anno. Il popolo russo dovrebbe essere chiamato a risponderne?
▪️Una parte considerevole della vostra popolazione è così pazza da credere di poter influenzare il clima andando in bicicletta e mangiando insetti. Forse questo enorme danno cerebrale potrebbe essere curato, ma ci costerebbe qualcosa.» molto.
▪️Il vostro sistema educativo era un tempo esemplare.
Ora, in molte classi, praticamente non si tiene più lezione, perché quasi nessuno parla più tedesco.
▪️La vostra infrastruttura sta cadendo a pezzi, e non riuscite a starle dietro con le riparazioni.
▪️Le vostre ferrovie erano un tempo l'orgoglio del mondo intero. Ora i vostri treni viaggiano come in India.
▪️Non abbiamo bisogno dei vostri famosi ingegneri. Durante le sanzioni abbiamo imparato che possiamo farne a meno. E se mai ne avessimo bisogno, ci rivolgeremmo alla Cina. Lì non solo costano meno, ma sono anche migliori.
▪️Non avete né materie prime né fonti di energia. Perché dovremmo quindi conquistare il vostro paese? Per risolvere problemi che altrimenti non avremmo nemmeno? Realisticamente: anche se ci chiamaste, vi arrendeste e issaste bandiere bianche, non verremmo comunque!
Tavrımız ve çağrımızdır
Sol kimlikçi bir tartışmanın parçası olamaz. Yurttaşlarımızın etnik ya da mezhepsel kökeni Türkiye’yi aydınlığa, eşitliğe, özgürlüğe, bağımsızlığa, refaha taşıyacak bir mücadelenin doğrultusunu değiştiremez. Şu ya da bu makama gelecek kişinin dünya görüşü, çalışkanlığı, halka adanmışlığı, yurtseverliği, bilgi ve becerisi, dürüstlüğü dışında hiçbir kriterin önemi yoktur.
Bu ülkede etnik ve mezhepsel eşitsizliklerin, ayrımcılığın olduğu açık bir gerçektir. Önemli olan, bu gerçeğe nasıl yaklaşılacağı ve nasıl çözümler üretileceğidir. Kimliklerin birbirinin karşısına konduğu bir taraflaşmanın herhangi bir çözüme yardımcı olması mümkün değildir. Çözüm, bugün Türkiye’nin içinde bulunduğu derin sömürü, ağır yoksulluk ve adaletsizliğin kaynaklarını kuruturken bu eşitsizlik ve ayrımcılığı da birleştirici bir perspektifle ortadan kaldırmaktadır.
Türkiye solu bu çok basit gerçeği unutmuş ve emekçi halkımızı bölen kimlikçi politikaların peşinden gitmiştir. “Alevi Cumhurbaşkanı seçilemez”, “anadili Kürtçe olan bir Cumhurbaşkanı adayını desteklemeyiz” gibi siyasal ve kamusal alanda hiçbir yeri olmaması gereken açıklamalara yol açan da solun kimlikçi siyasetin yarattığı sıkışmadan kurtulamamasıdır.
Bütün bu yalpalamaların ortasında bir kesim sola haksız ithamlarla, genellemelerle düşmanlık geliştirmekte, sosyalist hareketin milliyetçi hezeyanlarla hedef alınması ve günah keçisi ilan edilmesi için kampanyalar düzenlemektedir. Oysa sol, başından beri her tür milliyetçilik ve liberalizm karşısında başka hiçbir hesap gütmeden, yalnızca kendi ideolojik-siyasal ilkelerine ve devrimci hedeflerine sadık kalarak dik dursaydı, bağımsızlığını korusaydı, birlik ve müttefiklik ilişkilerini bu zeminde kursaydı, bugün tamamen farklı bir ülkede yaşıyor olurduk.
Solun tartışılamayacak ilkeleri vardır ve bu ilkeler korunarak çoğalmak, güç olmak mümkündür. Yıllardır söylediğimiz gibi, DEM Parti ve CHP gölgesindeki bir sol ilkelerini gözden çıkarmış bir soldur. Anti-emperyalizm, laiklik savunusu ve kapitalist sömürüye karşı olmak sekterlik ya da küçük düşünme değildir. Tersine, Türkiye’nin geleceği bu ilkelerden hareketle inşa edilecektir.
TKP, çok uzun bir süredir DEM Parti ve CHP gölgesinde sosyalist hareketin gelişemeyeceğini ve bu partilerin peşinden gidilmemesi gerektiğini yüksek sesle ifade etmektedir. Solun bir dönem CHP’ye, sonra DEM Parti’ye, sonra tekrar CHP’ye bel bağlayarak siyaset yapar hale gelmesi bugün toplumun umutsuzluk ve örgütsüzlüğünün en önemli nedenlerinden biridir. Bazı sol kesimlerin DEM Parti merkezli politikaları terk ederek CHP yörüngesinde siyaset yapmasını bir olumluluk olarak görenler, meselenin özünü kavrayamamaktadır. Kuşkusuz DEM Parti ve CHP farklı tarihsel ve ideolojik dinamiklerin ürünüdür. Ancak bu farklılıklar Türkiye’nin sömürüden, zorbalık ve adaletsizlikten arındırılması mücadelesinde sosyalist hareketin bağımsızlığı söz konusu olduğunda önemsizleşmektedir.
İşte bu koşullarda bir kez daha bütün samimiyetimizle çağrımızı yineliyoruz: Düzen siyasetinden bağımsız; devrimci, yurtsever, sermaye karşıtı, emperyalizmin bütün biçim ve kurumlarından kopmuş, Aydınlanmacı ve Cumhuriyetçi bir solun toplumsal ve siyasal bir güç haline gelmesi kaçınılmaz bir zorunluluktur.
"Amalar" ve "fakatlar" bir köşeye bırakılabilirse, sol gerçek bir kimlik kazanacak ve başlı başına bir siyasal güç merkezi haline gelecektir. Solu ilkelerinden uzaklaştıran "en geniş güçlerin birliği" yaklaşımı derhal terk edilmelidir. AKP iktidarıyla mücadele o iktidarın kaynakları iyi teşhis edilerek başarıya ulaşabilir. Tarikatlarla, holdinglerle, NATO’yla, Avrupa Birliği ile hesaplaşmayı erteleyen bir solun “en geniş güçlerin birliği”ni kime ve neye karşı oluşturmak istediği emekçi halk açısından kocaman bir belirsizlik içermektedir. Oysa sol ancak açık, yalın ve tutarlı bir siyasal-ideolojik kimlikle çaresizlik içindeki yoksul halk kesimlerine umut verebilir, seçenek oluşturabilir.
Madem son gelişmelerle birlikte solun kendisine yabancı ideolojik-siyasal zeminlerde mevzi elde etmeye çalışmasının maliyetleri ve çıkışsızlığı açık bir biçimde görüldü, o zaman cesaretle ders çıkarmanın zamanı gelmiştir. TKP geriye dönük tartışma ve ayrım noktalarını bir kenara koyarak tamamen geleceğe odaklanmaya ve üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeye hazırdır.
Türkiye Komünist Partisi
Merkez Komite
İsrail işkenceleri sadece @BenGvirItamar gibi gelip ağız dalaşı yapmak değil. Yakın mesafeden plastik mermi atışı gibi cinsel taciz, tecavüzü içeren büyük bir insanlık suçu.
At least 15 cases of sexual assaults, including rape.
Shot with rubber bullets at close range.
Tens of people’s bones broken.
While the world’s eye is trained on the suffering of our participants, we cannot emphasize enough that this is a mere glimpse of the brutality israel imposes daily on Palestinian hostages.
Don’t let up. Statements of condemnation are not enough. This moment must be seized by people worldwide to apply the necessary pressure to end this colonial violence. Pressure officials. Escalate boycott and divestment tactics. Organize direct action.
“Please, if this can be a lightning rod moment, let it be that … join us wherever you are and rise up so that we can end this occupation, end this colonialism, end this violence.”
Free Palestine NOW.