Gazze'nin sesini, direnişini bu hafta İstanbul'dan yükselten Raji Sourani ve Izzeldin Abuelaish'in konuşmalarının düşündürdükleri üzerine yazdım...
Gazze'den İstanbul'a 'stratejik iyimserlik' ve 'bütüncül haysiyet-adalet'...
Bir ülkede bazı kesimlerin, haysiyeti ve hakları sürekli ihlal ediliyorsa, orada gerçek anlamda bir adaletten söz edilemez.
Toplumun bir kesiminin baskı altına alındığı, sesinin kısıldığı bir iklimde geri kalanların hissettiği huzur ya da güven iddiası yalnızca bir yanılsamadır.
“Uluslararası Hrant Dink ödüllerini bu yıl dünyadan Raji Sourani aldı. Sourani, Gazze’nin bugünkü durumunu anlatırken 'Tarih 7 Ekim’de başlamadı' hatırlatmasıyla uzun süredir devam eden ablukanın tahribatına dikkat çekiyor.”
@eucak yazdı:
https://t.co/3vpeieuPrh
Çok heyecanlıyım ve çocuk gibi mutluyum :) Uzun zamandır üzerinde çalıştığım Yeni Yalnızlar: Dijital Çağın Çocukları kitabım, @iletisimyayin etiketiyle artık raflarda.
Online satın almak isteyenler için: https://t.co/mSY6asaxGm
Çocukların dijital çağda yalnız oldukları için mi ekrana bağımlı hale geldiği, yoksa ekrana bağımlı oldukları için mi yalnızlaştıkları sorunsalından yola çıktım ve kentsel planlamadan eğitime, nitelikli toplumsal bağlardan sağlık boyutuna, dünyadaki iyi uygulamalara dek birçok alanı kapsayan güzel bir çalışma ortaya çıktı.
Kitabın önsöz ve sunuş yazıları da alanında iki müthiş isimden geldi: @ataman_mujdat@bdalgin
Beğeneceğiniz umuduyla 😍
14 yaşındaki kızımın ve iki oğlumun babası, sevgili eşim Ekrem İmamoğlu tam 18 aydır siyasi bir rehine olarak özgürlüğünden mahrum bırakılmıştır.
Bu gerçeği görüp, bildiği halde; kirli oyunların peşinden giderek hakikati çarpıtmaya çalışan, üstelik toplumun karşısına çıkıp gerçek dışı sözler söyleme cüretini gösterenleri Allah’a havale ediyorum.
Yargı gücüyle koltuğu gasp edenin siyaseti de değerlendirmesi de yok hükmündedir.
Butlan ittifakından siyaset etiği, tanımı dinleyene de Allah akıl fikir versin.
“Liderler, toplumun bir kesiminin sahibi, terbiyecisi veya vasisi değil; toplumda oluşan ortak iradenin taşıyıcısı olmalıdır. Siyasi alandaki sıkışmışlık ve kuşatılmışlığa rağmen böyle bir dönemin kıyısında olduğumuzu düşünüyorum.”
@eucak yazdı:
https://t.co/AtoM0blLXS
Çok haklı değerlendirmeler 👌
Siyaset sadece parası olanın üst mevkilerde olduğu, imkânı olmayanın da kariyer peşinde koştuğu bir alan olmamalıdır. Toplumun sorunlarına dair derdi, fikri, çözüm motivasyonu olan insanların siyasete katılması için bu yapısal çarpıklığı gidermeliyiz.
Gençlerin, kadınların siyasetteki varlığı böyle güçlenir ve dekoratif olmaktan çıkar...
Türkiye'de seçmen yaş ortalaması 42 civarında. 18-30 yaş arası seçmen grubu %25 civarında. Şayet pek çok ilçede gördüğümüz gibi 18-30 üye oranı %5, 60+ yaş grubu %50 seviyesindeyse çok ciddi bir sorunumuz var demektir. Yeni Parti eğitimden, kariyere genç üyeyi destekleyen bir akademi gibi de işlev göstermeli.
Mevcut gençlik örgütleri kültürü, büyük oranda istihdam beklentisi, siyasi ilişkilere sıkışmış durumdadır. Böyle bir işsizlik döneminde, bu kadar rekabetçiliğin olduğu bir zeminde gençler haksız mı? Değil. Üstelik ideolojik bir derinleşme imkanı da sunmuyor mevcut kültür. Bu gençlik liderlerinin hatalarının ötesinde bir soruna işaret ediyor. Sorun örgütlenmeden anlaşılan şeydir.
Tüm dünyada siyaset çıkarlardan azade düşünülmez. Üye olmak çıkara hizmet eden bir seviyeye gelmeli.
Bu işi en baştan tasarlamamız gerekiyor. Gerektiğinde kendi eğitim aldığı alanda kariyer koçlarından, eğitim danışmanlarına, her sektörden genç üyesine yardımcı olacak şirket profesyonellerine bir parti ağını inşa etmeliyiz. Genci yetiştirmeli, güçlendirmeli örgüt. Gençler zaten memuriyetle ilgili kaygılar yaşıyor. Bu bedeli üstlenen gençler desteklenmeli.
Parti okulu bu işin kalbi olabilir. Yarın değil hemen bugün adımlar atılmalı. Modelle ilgili her daim destek vermeye hazır olduğumuzu biliyorsunuz. Eleştirmek için eleştirmeyiz.
Ekrem Baki ve Amine Cansu'ya haysiyetli duruşun diyetini ödettiriyorlar; bir yandan milletin vermediği oyu, hukuk sopasıyla gaspetmenin derdindeler...
Ama ne yapsanız size boyun eğmeyenler hep olacak.
Neyin sürecin içinde sayılıp neyin sayılmayacağı haber içeriğinden siyasi cümlelere kadar taraflar ve onların hizalayıcıları tarafından belirleniyor.
Böyle olduğu için onların tahakküm alanı genişlerken; esasında en çok da demokratik siyasetin, toplumsal barışın, eşitliğin alanı ve onu murat edenlerin varlığı kırılganlaşıyor
Ne uğruna bu zulmü yapıyorsunuz?
Amine Cansu Çelik, Üsküdar'ın Belediye Başkan yardımcısı, meclis üyesi. Üsküdar halkının tertemiz oylarıyla seçilmiş, görevini yapıyordu.
Babasının beynine pıhtı atmış hastanede, 4 yaşındaki evladı evde Amine'yi bekliyor, ancak Amine tutuklu, hapiste. Ne için? AKP Üsküdar Belediyesi'ne çöksün diye!
Hak etmediğiniz koltuklar için, gözü doymayan hırsınızla insanların hakkına giriyorsunuz, büyük veballer alıyorsunuz. Halk gerçek yüzünüzü görüyor, büyük bir ibret ile olan biteni izliyor.
Amine yalnızca bir arkadaşımız. Onlarca yol arkadaşımız, tertemiz insanlar ve aileleri, tüm bu eziyetlerin bedelini ödüyor.
Herkes emin olsun ki, bu iş böyle gitmeyecek.
Tarihte dönmeyen devran da, bitmeyen zulüm de yok.
Biz kazanacağız, halk kazanacak, vicdan kazanacak!
Amine Cansu Çelik, atandığında da bir gece görevden alındığında da söz hakkı olmayan biat kültürüne boy eğmeyerek istifa edebilen ilk siyasetçiydi genç yaşına rağmen.
Bugün ödetilen budur esasında... Ve Ekrem İmamoğlu'na her şartta yaptığı yol arkadaşlığıdır... Kılıf bile uydurmaya gerek duyulmayan siyasi operasyonla tutuklandı.
Amine'nin hizmet edemediği, siyaset yapamadığı sokakta siyaset yapmaktan hicap etmeyeceklere bir kez daha hatırlatayım; 'zulümle abad olunmaz'
Ak Parti'nin kamu varlıklarını yönetim anlayışı "Oturduğu evi satıp o evde yüksek fiyata kiracı olmaktır"
Alınan peşinatı harcar, kirayı da millete ödetir.
TCMB rezerv yönetimi, enerji dağıtım ihaleleri, süresi dolan KOİ projelerinin yeniden satışları bunlara örnektir.
Şimdi neredeyse yarım asır önce tamamlanmış köprü ve otoyollar satışa çıkarılıyor.
Aslında satılan sadece bu varlıkların iskontolu nakit akışıdır.
9-10 yıllık gelirleri karşılığında 25 yıllık kullanım hakkı devredilecek. Tabi ki sonrasında geçiş ücretleri yükselecek.
Siz 9-10 yıllık kirasını peşin alıp bugün harcamak için oturduğunuz evi satar mısınız?
Bu konu hakkında geçen yıl Eylül'de yazdığım yazının bağlantısını aşağıda bulabilirsiniz👇
https://t.co/6iLLwKodHa
İBB Başkan Vekilimiz, yol arkadaşım, dostum, kardeşim Nuri Aslan’ın kıymetli babası Muharrem Amcamızın vefatını derin üzüntüyle öğrendim.
Allah’tan rahmet diliyorum. Mekânı cennet olsun. Bu acı gününde yanında olamamanın üzüntüsüyle, ailesine ve yakınlarına sabır dileklerimi iletiyorum.
Seçim yapıyorsun biri seçimi kazanıyor. O birini içeri alıyorsun, sonra tekrar seçim yapıyorsun, yine o biri seçimi kazanıyor, sonra iptal edilmeli diyorsun, iptal ediliyor, sonra birini seçen insanların da birkaçını seçim öncesi içeri alıyorsun ve seçime öyle gidiyorsun. Diyelim ki, biri değil diğeri kazandı seçimi, gerçekten bu akış içe sinen bir akış mı? Bir kişi ama bir kişi, biz ne yapıyoruz böyle yahu, bu da artık gerçekten adaletsizlik demiyor mu? Bir kişi yahu. Çok ama çok üzücü şeyler oluyor.
Evet, canlı yayını istiyorum.
Hem de misliyle istiyorum. Başladığı ilk günden bugüne geçmiş duruşmalar da yayınlansın.
Her milimi yayınlansın, millet izlesin.