John Williams plays Rodrigo's Concerto De Aranjuez (2nd Movement).
This makes my cry every time it's reached the 8th bar.. and knowing the story behind his grief when writing it.. it's easy to tell the sadness. .. but so beautiful- worth a good cry.
George F. Handel, Sarabande. Eser yavaş ritimli ve dramatik yapısıyla Barok dönemin en ikonik bestelerindendir. Popüler kültürde "Barry Lyndon Sarabande" olarak bilinir, çünkü bu eser Stanley Kubrick'in Barry Lyndon filminde (1975) ana tema müziğiydi.
Aynı yıldızlı göğe bakıp başka karanlıklar çizen ressamlar…
Ve o farklı tuvallerin önünde, benzer hisleri kuşanan bizler…
Gece, kendini her birimize başka türlü açar ama içimizdeki o müşterek boşlukta yankılanışı hiç değişmez…
Dört ressam, dört “Yıldızlı Gece”:
Van Gogh, Millet, Munch, Chełmoński
Onu bunu bilmem de sinematografisi çok iyi. Sözlere, diyaloglara bile gerek kalmadan sadece o görüntünün gücüyle hikayeyi hafızalara kazımayı başarıyor. Kamera, karakterlerin psikolojisine göre hareket ediyor. Hüseyin Tunç harika bir iş başarmış.
Dostlarım lütfen şunu söylememe izin verin, Aşkı Memnu o kadar SIKICI ki 1 bölüm ilerleyemiyorum. Birkaç yıldır sil baştan Yaprak Dökümü izlerim, değişiklik yapayım dedim. Ama Yaprak Dökümü her seferinde katman katman açılır, ben de katmanların arasında hep yeni bir şeyler fark ederim. Ferhunde ve Şevket’in odasındaki aynaların sürekli değiştiğini yeni fark ettim mesela.
Ama Beren Saat’in sıkıcı oyunculuğu, Hazal Kaya’ya olan şahsi tahammülsüzlüğüm ve bayık parlatıcısı, her duyduğumda ikinci el utanç yaşatan taklım, lati lokumum, Beşir’in evin hanımına tavır yapması derken o kadar ruhsuz bir dizi ki.
Bir de sürekli evdeler… Ali Rıza Bey ve ailesi o yoklukta taksiye atlayıp fırt fırt gezerdi. Ali Rıza Bey en kötü mahalle kahvesinde çengel bulmaca çözerdi. Hayroş kocasının kolunda deniz kenarında dolaşır, Ferhunde 1 günde hem mülakata girer hem temiz kâğıdı alır hem Sedef’i aşağılamak için moda evine gider hem Gülşen’le buluşur hem de alışveriş yapardı. Bunlar anca yiyor, aşağıdakiler bu aileye yemek yetiştiremiyor. Fenalık geldi portakal suyundan.
Bihter’in kraliçeliğini de pek göremedim. Uça uça yürümek, şahane kıyafetlerle evin içinde dolanmak, oyuncunun üst dudağını ağzının içine çekerek Bihter’in sinirli olduğunu bizlere yansıtmaya çalışması… Bunlardan hangisi kraliçelik? Kitapta Behlül’ün kör kütük Nihal’e aşık olduğunu biliyoruz, hadi bu dizi, farklı senaryo diyoruz ama bu hâlinde de gurursuz bir kadın olmak haricinde pek bir numarası yok.
Kısacası Yaprak Dökümü>Aşkı Memnu
Es kaza gönderi beklediğimden fazla etkileşim alırsa diye ufak bir not: Şahsi fikrimdir.
LinkedIn'de dolaşırken bir yazı gördüm. Şöyle başlıyor:
"CV'de hobilerine dikkat ederim. Çünkü kişinin iş dışında da bir kimliği olduğunu gösterir."
Ya abi, artık biraz susun gerçekten.
İnsanlar sabah işe gidiyor, akşam eve geliyor. Kira, faturalar, geçim derdi, gelecek kaygısı derken gün bitiyor. Birçok kişi hayatta kalmaya çalışıyor.
Hobi yapacak zamanı geçtim, hobi yapacak bütçe bulmak bile zorlaştı.
Sonra dönüp "CV'nize hobilerinizi de yazın" tavsiyeleri görüyorum.
Bir insanın iyi bir çalışan, iyi bir ekip arkadaşı veya iyi bir mühendis olup olmadığını; hafta sonu seramik yapıp yapmadığıyla değil, ortaya koyduğu işlerle ölçmek daha mantıklı değil mi?
1991'li olarak kadronun tamamına aşinayım. Analog dönemin sinema ve televizyon kültürünün hayatımıza ne kadar güçlü nüfuz ettiğinin en net kanıtı. Harika bir kültürel paradoks.
4K televizyonlar bana rahatsızlık veriyor. Beynim ''Bu doğal değil.'' alarmı veriyor. Sinema, doğası gereği bir illüzyondur. Sanki film izlemiyoruz da set arkasını dikizliyoruz.
Aman ufff, sanki çok da umurumuzda! İnsanın kendi hayatında devasa bir maratonu varken biri seni kırmış, darbe vurmuş, arkandan iş çevirmiş... Ne fark eder? Dünya dönüyor, senin saatin işliyor, gürültüden başka bir şey değil bu. Dolar olmuş 46,31 TL. Al sana darbe!
Şimdi size az konuşulan bir gerçeği anlatacağım: İnsanlar, sağlam gördükleri şeylere daha dikkatli davranır; kırılmış olanlara değil. Zarar görmüş bir şeyi incitmenin vicdani yükü daha hafif gelir. Bu yüzden hayatta en ağır darbeleri, yaralı olduğunu bilen insanlardan alırsın.
Bunlar zaten hissedilen şeyler. Çocukların zekâsını çok hafife alıyorsunuz. Çocuklar her şeyi hisseder önemli olan o hissin altını hangi kelimelerle dolduracaksın? Algıları bu kadar açık bir yaratığın yanında hiçbir şeyi saklayamazsınız. Yüz yüze iletişim en iyisi!
Çocuk Gelişim Uzmanı Jülide Karagül, ebeveynlerin çocuklarına asla anlatmaması gereken şeyleri paylaştı.
• Maddi sıkıntılar: 'Bu ay elektrik faturasını bile zor ödeyeceğiz. Senin de masrafların çoğaldı zaten. Vallaha bittik.'
• Evlilik içi sorunlar: 'Annen beni yıllardır anlamıyor. Baban zaten hep böyle yapar.'
• Akrabalarla ilgili sorunlar: 'Halana güvenme. Biz o tarafı hiç sevmiyoruz.'
• Kendi çocukluk travmalarınız: 'Biliyor musun, çocukken beni hiç kimse sevmedi. Benim çocukluğum çok kötü geçti. Çok kötü şeyler yaşadım.'
• Kendinize olan güvensizliğiniz: 'Ben zaten beceremem. Benim gücüm öyle şeylere hiç yetmez. Bende zaten şans mı var?'