📢 İzmir’de bir çiftçi:
▪️İhracatlık kirazımızı aracılar 15 liradan almaya çalışıyor. Toplatma maliyeti kilo başı 20 lira, attığımız ilaç, gübre, mazot, işçilik bu bize reva mı?
▪️Onlar 15 liradan almaya devam etsin, ben gücüm yettiğince tarlamdan kendim toplayıp 35 TL’den satacağım.
No, no puedes trabajar de 9 a 5 y caminar 10,000 pasos al día, leer 2 libros a la semana, cocinar todas las noches, limpiar a diario, mantener amistades, cuidar de tu familia, cuidarte a ti mismo, dormir 8 horas, cultivar hobbies y ser completamente productivo en el trabajo todos los días.
Eso no es motivación, es una tontería irreal.
Libérate de eso.
Please stop. I don’t want an AI summary of my Google search. I don’t want an AI summary of the text message from my friend at work. I don’t want an AI summary of the email I’m about to read. Please just stop.
Evini bir kedi veya köpekle paylaşan herkes bu hayvanları kendilerince “evlatları” sayarlar. Oğlum, kızım diye severler. Marka da bu insanları hedefleyen bir ürünün reklam filmini çekmiş. Normalde her şey çok normal.
Ama gerçek sorunlarımızı çözemeyen bu iktidarın bir sorun yaratıp o sorunu çözmesi şart. Yoksa neye yarar iktidar? Ama abi bi salın yaa…
Kreşte darb iddiası üzerine koşarak aileyi ziyaret eden, "çocuklarımıza nasıl kıyarsınız" diye bas bas bağıran bakan Mahinur Hanım, sesini duyurmak için adliye kapısında oturan anneyi bir kez ziyaret etti mi? Tarikatın adını ağzına aldı mı? Ölünce bile tek sorumlu anne, öyle mi!
#SONDAKİKA
İstanbul Zeytinburnu'nda bulunan anne ve 8 yaşındaki kız cesetlerinin, Kuran'a Hizmet Vakfı yöneticisi tarafından cinsel istismara uğrayan kız çocuğu ve adalet nöbeti tutan anne Fatma Nur Çelik'e ait olduğu ortaya çıktı.
Nagehan Alçı'nın "Para harcama refleksleri kaybolduğu için konteynerlerden çıkmak istemiyorlar" sözlerine tepki gösteren Hatay Alem muhabiri:
"'İstemiyorlar' deyip yaftalamak kolaydır, zor olan ise o konteynerde 1 gece geçirmektir."
“Depremzede rehaveti” demiş Nagehan Alçı. Depremzedelerin “para harcama reflekesinin” kaybolduğunu söylemiş. Bölgede günlerce kalıp yüzlerce görüşmeyle bu sonuca ulaşmış.
“Depremzede rehaveti” gibi bir tanımlama ile, felaketi yaşayan insanları özne olmaktan çıkarıp neredeyse bir ekonomik arıza kalemi gibi tarif etmiş. Yüzlerce görüşmeden bu tanıma ulaşması için, “yas, travma, yerinden edilme, gelecek duygusunun çökmesi” olgularını hiç konuşmamış olması gerekiyor. Antakya’ya sıkça giden, farklı ekonomik koşullardaki kişilerle sohbet eden biri olarak, bu konuların konuşulduğuna eminim. Demek ki Nagehan Hanım, konuya sadece ekonomik çerçeveden yaklaşmak istemiş.
Ama ekonomik çerçevede de “Para harcama refleksi kayboldu” cümlesi problemli. Bu cümleye göre, depremzedeler, biraz silkelense yeniden “piyasaya katkı sunabilecek” tüketim makineleri.
Oysa ekonomik hareket güvenle ilgilidir. Güvende hissetmeyen insan harcamaz. Yarın nerede uyanacağını bilmeyen insan harcamaz. Çocuğunun okulunu, evinin yerini, işinin devamını bilmeyen insan harcamaz. Bu bir refleks kaybı değil; hayatın askıya alınmasıdır.
Ezcümle, Nagehan Hanım devletin bölgede “iyi çalıştığını” ama mağdurların “değerbilmez ve çıkarcı” davrandığını söylemek istemiş. (Belki YouTube videolarında sadece ekonomik değil, sosyolojik bir bakış açısı da vardır. Ama şu anda bunu bilemiyoruz)
Mağdurların yaşadığı yıkımı anlamak yerine, onların “yetersiz, isteksiz, sorunlu, menfaatçi, değerbilmez” ilan edilmesine çok üzüldüm. Antakya’daki (ve bölgedeki) arkadaşlarımdan, dostlarımdan, öğrencilerden böyle bir yoruma maruz kaldıkları için özür dilerim.
Normalize telling boys the stories of what women in the family went through. Boys seem to hear
"grandma makes the best turkey"
while daughters hear
"grandma was married at 14."
Tell the boys the cost of their favorite meals, too.
82 yaşındaki Şerife Teyze gözyaşları içinde haykırdı:
“Bu kekiklerimizi yok ettiler kuzum!”
“Dağlarımızı kül ettiler, sularımızı kestiler!”
“Ben kendim için değil, herkes için düşünüyorum!”
Toprak talanı dursun!
#ZeytinimeDokunma
Şimdi size gerçeklik algısının dışında gelecek belki ama benim gerçekliğimin ve ağıtlarımın içinde her zaman, depremden sonra hayatıma giren değerli insanların Antakya'nın eski halini bir daha asla göremeyecek olması var. Antakya'nın eski halini bileni hayatımdan çıkarmaktan zorlandığım kadar Antakya'nın eski halini bilmeyeni hayatıma alırken de çok zorlanıyorum. Çünkü beni ben yapan hiçbir şeyi, kaybettiğim sevdiklerimi, şehrimi, eski beni anlamayacak, tanımayacaklar. Bu beni yeni değerlilere karşı çok yıpratıyor.
E Allah belasını versin bunu yapanların artık! Kahrolsunlar bu nedir! Güneşin altında saatlerce hayvanlara acı çektirmek nasıl bir kansızlıktır. Yazıklar olsun.
Bu bir avuç sulak alanın başına gelmeyen şey kalmadı! Yeter artık gerçekten….
Rabia Naz, Giresun'da bir aracın çarpmasıyla hayatını kaybetti. Sürücünün AKP'li bir vekilin yakını olması nedeniyle olay örtbas edildi. Acılı baba Şaban Vatan, adalet arayışında birçok tehditle susturulmak istendi.
7 yıl geçti… Rabia Naz için adalet hala yerini bulmadı.