Sevgili dostlarım. Çalışmalarımızı devam ettirebilmemiz için desteğinize ihtiyacımız var.
Aşağıdaki paylaşımda bahsettiğim yöntemlerle bize destek olabilirsiniz. Bir kahve ücretiyle bile yapacağınız destekler çok işimize yarıyor. Bu yüzden benim desteğimden ne olur ki diye düşünmeyin.
Bugüne kadar ballı reklam anlaşmaları yapmadan, kimsenin kontrolüne girmeden, kimsenin konuşamadıklarını anlattık. Bundan sonra da destek olursanız anlatmaya devam edeceğiz.
Şimdiden her türlü desteğiniz için çok teşekkür ederiz.
Matematik öğretmeni arkadaşlar, lütfen okuyun. Thompson’un kitabı benim neslimin mühendislerinin hayran olduğu bir kitaptı. Türev/Integral öğrenemeyip, Thompson’un kitabını sonradan keşfedenler her zaman “vay be” demiştir.
Anlayacak adam var mı?
5. yüzyıla gelindiğinde, Romalılar orduya, mahkemelere ve imparatora güvenmiyorlardı. Bu yüzden katılmayı bıraktılar. Vergi ödemeyi bıraktılar. Kendilerini Romalı olarak adlandırmayı bıraktılar. İnsanlar sisteme inanmayı bıraktığında, sistem zaten ölmüş demektir.
Şehir de Bilgi de kapatılmamalıydı. Zor olanı başarmalı, bu üniversiteleri çalışan öğretim üyelerinin yönettiği bir tür kooperatif sistemiyle devam ettirmeliydik. Bu fikir çok mu radikal? Değil. Sadece örneği yok çünkü öğrenci ve öğretim üyesinin birlikte kazandığı bir model “uyanık” Türklerin işine gelmiyor.
Bacım çok kötü bir marketing bu. Ben bekar olsam, böyle beklentileri olan birinden uzak dururum.
Senin "dengin" olan adamlar kafaları çalıştığı için, 500+ kitap okuyanı değil 50+ yemek yapabilen anaç, itaatkar birini tercih ederler.
Avrat alıyoruz, bölüme asistan almıyoruz.
Belki biraz kırıcı olacak ama madem bu hanım kızımız isteklerini sıralamanın hak olduğunu düşünüyor, o zaman erkek tarafının da hakları olmalı.
İlk olarak çirkinsin kızım. Bu sebeple o bahsettiğim uzun boylu erkek sana bakmaz, bakmayacak. Sen nasıl asgari ücretle çalışan işçiye "Benim dengim değil, ben dil bilen, uzun boylu istiyorum" diyorsan, sen de dil bilen uzun boylunun dengi değilsin. Vasat altında çirkinsin hem de.
Hemen siz gelmeden ben söyleyeyim, evet ben daha çirkinim ama sokakta video çekerek koca aramıyorum farkındaysanız. Dolayısıyla bunun konumuzla ilgisi yok.
İkinci olarak üslubundan da belli oluyor ki ukala ve geçimsiz bir kadın. Ben bu tipimle, bu yaşımla bile bunu eve karı diye almam ki, o kadar özellikliği olan uzun boylu genç erkek neden alsın.
Dolayısıyla, sonuç; Şikayet eden kadınların %90'ı, vasat olduğu için şikâyet ediyor.
Alın bu bilgiyi ne yaparsanız yapın.
İyi bir milliyetçi olarak tanınan Prof. Dr. Teoman Duralı hoca da -ki isminden de anlaşılıyor zaten- benzer bir hususu Omurgasızlaştırılmış Türklük kitabında ifade eder.
Kitabında Türk kavramının birlikte savaşan birbirinden başka etnik kökenlere ait toplulukların ittifakına verilen bir isim olduğunu dile getirir.
Yani Türklük gerçekten bir etnik köken değil bir ittifak ismidir. Türklük ittifakının en önemli parçalarından birisi Oğuzlardır mesela.
Linci kabul etmiyorum; sinmiyorum da. Kucağında veya yanında sürükleyerek restorana, kahveye, markete soktuğu köpeği, utanmadan başka insanlara sürtünerek gezdirmesi; insanların oturduğu sandalyelere, koltuklara oturtması; tabakları yalatması; masaya çıkarması; sağlık, adab ve insanlık kurallarının çiğnenmesidir.
Bu cahil, özentili ve aşağılık kitlenin durdurulması gerekir. Restoran, kahve ve marketlerin girişinde engellenmeli ve hiçbir şekilde içeride hizmet almaları mümkün olmamalı.
Köpeklerinizi evinizde yalayın. Size tahammül etmek zorunda değiliz.
Özellikle bu video değil, genel anlamda sürekli internette izlediğiniz benzer konseptteki kadın podcast veya bireysel videolarını düşünün. Hani şu makyaj yaparak anlattıkları. Ortak nokta ne sizce bu videolarda?
Ben söyleyeyim. Hepsi ama hepsi sadece ilişki, erkek, seks, makyaj... başka zerre kadar insanlığa verebilicekleri birşey yok. Başka hiçbir konuları yok.
Bir diğer ortak özellikleri de, her ağızlarından çıkan şey, zihinlerinin içinin ne kadar sadakatsiz, çıkarcı, hasta ve çürümüş olduğu gerçeğini bize tekrar hatırlatıyor.
Bir tane doğru düzgün aşk, sevgi veya fedakarlık duyamıyorsunuz bu sohbetlerde. Hepsi ya aldatmayı meşrulaştırma ya da erkeği sömürmeyi. Tepeden tırnağa sadece kendi egoları için yaşayan, bunu artık saklama gereği bile duymayan fakat benim gibiler bahsettiği an mağduru oynayan bir canlı var karşınızda.
Kadınlar, milletlerinden bağımsız olarak yahudidir.
2016 yılında Çin üniversiteleri akademisyenlere yayın başına şöyle paralar dağıtıyordu. Nature gibi prestijli yayınlara 63 bin dolara kadar para verebiliyorlardı.
Sonra ne oldu ikinci grafikte görüleceği üzere Çin yayın konusunda dünyaya fark attı.
Tabi bu para dağıtma olayını biraz daha kontrol altına aldı Çinliler ama hala bazen ciddi paralar verebiliyorlar. Mesela en son Nanjing’de bir üniversite bir Nature makalesi için akademisyenlere 138,000 dolar verdi.
Bizim gariban Türk akademisyenler de yayınladıkları makalelerden 3-5 bin Tl alacaklar diye sene sonu bin tane evrakla uğraşıyorlar.
Üniversitemiz, Avrupa Birliği’nin en prestijli araştırma fonlarından biri olan Ufuk Avrupa Programı kapsamında önemli bir başarıya imza attı.
Detaylar için: https://t.co/rHiazrxZ6C
@EkremGurel
Tahrik etmek için betimleye betimleye, ağız dolusu sinkaflı hakaretler ediyor
Nasıl olsa “Biz kışkırtırız, karşı taraf en yumuşak yanıtı verse bile, kafası kırık kültürsüz zombilerle birlikte linç kültürüyle içinden geçeriz, sonra işini, ekmeğini keser tutuklatırız” rahatlığı bu
Bilim insanları, karıncaların kış için depolamak üzere topladıkları tahıl ve tohumları yuvalarına koymadan önce ikiye böldüklerini keşfettiler. Bunun nedeni, tohumları ikiye bölmenin, en mükemmel koşullarda bile çimlenmelerini engellemesidir.
Ancak daha da ilginç olan kısım şu:
Bilim insanları, karınca yuvasında depolanan kişniş tohumlarının her zaman 2 parça yerine 4 parçaya bölünmüş olduğunu keşfettiklerinde şaşkına döndüler.
Laboratuvar araştırmalarından sonra bilim insanları, kişniş tohumunun ikiye bölündükten sonra bile çimlenebilen tek tohum olduğunu, ancak dört parçaya bölündükten sonra çimlenemediğini keşfettiler.
Çetin Kaya Koç ödül veya tanınma peşinde koşmuyor.
Paylaşımda belirtiğim gibi, 1999 yılında dünyanın en büyük ikinci kriptografi konferansı Cryptographic Hardware and Embedded Systems https://t.co/XirT02Z9Oa ve 2011 yılında ise baş editör olarak Journal of Cryptographic Engineering https://t.co/UvBWtNDiVE dergisinin kurucusuyum.
Bu konferans ve dergi halen devam ediyor.
Ancak 2025 yılının başında konferansının yürütücü ekibi ve derginin yayınevi tarafından yürütücü komite üyeliği ve baş editörlükten azledildim.
Niçin mi? Filistinlilerin hakkını savunduğum için.
Aşağıda Anadolu Ajansı, TRT World dahil bir çok haber kurumunun konu hakkındaki haberlerini okuyabilirsiniz (Mayıs - Ağustos 2025).
Bir paylaşımımda açık bir şekilde belirttiğim gibi ben bir siyaset insanı değilim: https://t.co/M15j5h4urC
Dolayısıyla siyaset kimliği olan kişi veya kurumların haklarımı savunmasını beklemiyorum ve istemiyorum. Beni bilim insanları, mühendisler, akademisyenler ve üniversiteler savunmalı.
Herkesten önce, mezun olduğum okul, İstanbul Teknik Üniversitesi, yukarıda özetlenen başarılara imza atmış olan uluslararası ün sahibi mezunu Çetin Kaya Koç'u üniversiteye çağırmalı; 15 dakika konuşmasını sağlamalı; ve değerli hocam biz sizinleyiz ve bu haksızlığı yapan kurumları kınıyoruz, demeliydi.
İTÜ bunu yapmadı. This is not Ok.
May 20, 2025
Anadolu Ajansı, "Cryptography expert loses senior academic positions over his support for Palestinian rights", https://t.co/LV4o1VwQS9
May 23, 2025
Quds News Network, "Journal of Cryptographic Engineering Fires Its Founder Over Anti-Genocide Stance", https://t.co/IWSsDyuvPu
May 24, 2025
TRT World, "Turkish cryptographer loses key academic roles over support for Palestinian rights", https://t.co/DvWUqe1mw5
May 24, 2025
TRT Haber, "Dünyaca ünlü Türk kriptolog, Filistin'i desteklediği için kurduğu dergiden atıldı", https://t.co/vWOpb9LGoH
May 24, 2025
Daily Mails, "Cryptography Expert Ousted Over Pro-Palestine Advocacy", "https://t.co/djHeH2B8h1"
August 25, 2025
Witness Eye, Expert Talk, "Cryptography Professor Fired for Supporting Palestine: Çetin Kaya Koç" https://t.co/GOM5Iwukhz
The greatest opportunity for the Kurds in Syria right now lies in the post-Assad transition under the new government led by President Ahmed al-Sharaa. This moment offers a pathway to full integration into a unified Syrian state with citizenship rights, cultural protections, and political participation— long denied under Bashar al-Assad’s regime, where many Kurds faced statelessness, language restrictions, and systemic discrimination.
Historically, the US military presence in northeastern Syria was justified primarily as a counter-ISIS partnership. The Syrian Democratic Forces (SDF), led by Kurds, proved the most effective ground partner in defeating ISIS’s territorial caliphate by 2019, detaining thousands of ISIS fighters and family members in prisons and camps like al-Hol and al-Shaddadi. At that time, there was no functioning central Syrian state to partner with—the Assad regime was weakened, contested, and not a viable partner against ISIS due to its alliances with Iran and Russia.
Today, the situation has fundamentally changed. Syria now has an acknowledged central government that has joined the Global Coalition to Defeat ISIS (as its 90th member in late 2025), signaling a westward pivot and cooperation with the US on counterterrorism. This shifts the rationale for the US-SDF partnership: the original purpose of the SDF as the primary anti-ISIS force on the ground has largely expired, as Damascus is now both willing and positioned to take over security responsibilities, including control of ISIS detention facilities and camps.
Recent developments show the US actively facilitating this transition, rather than prolonging a separate SDF role:
• We have engaged extensively with the Syrian Government and SDF leadership to secure an integration agreement, signed on January 18, and to set a clear pathway for timely and peaceful implementation.
• The deal integrates SDF fighters into the national military (as individuals, which remains among the most contentious issues), hand over key infrastructure (oil fields, dams, border crossings), and cede control of ISIS prisons and camps to Damascus.
• The US has no interest in long-term military presence; it prioritizes defeating ISIS remnants, supporting reconciliation, and advancing national unity without endorsing separatism or federalism.
This creates a unique window for the Kurds: integration into the new Syrian state offers full citizenship rights (including for those previously stateless), recognition as an integral part of Syria, constitutional protections for Kurdish language and culture (e.g., teaching in Kurdish, celebrating Nawruz as a national holiday), and participation in governance—far beyond the semi-autonomy the SDF held amid civil war chaos.
While risks remain (e.g., fragile ceasefires, occasional clashes, concerns over hardliners, or the desire of some actors to relitigate past grievances), the United States is pushing for safeguards on Kurdish rights and counter-ISIS cooperation. The alternative—prolonged separation—could invite instability or ISIS resurgence. This integration, backed by US diplomacy, represents the strongest chance yet for Kurds to secure enduring rights and security within a recognized Syrian nation-state.
In Syria, the United States is focused on: 1) ensuring the security of prison facilities holding ISIS prisoners, currently guarded by the SDF; and 2) facilitating talks between the SDF and the Syrian Government to allow for the peaceful integration of the SDF and the political inclusion of Syria’s Kurdish population into a historic full Syrian citizenship.
Özgür Özel “Hatay’da algı oyunlarının karşısındayız, “onlar” yok, biz son ana kadar yanınızdayız” diyor ya hani!!!
Bakın üsttekini Hatay’da Üsküdar Belediyesi olarak biz yaptık. Alttakini de 40-50 kat büyük bütçesi olan İBB! Varsa başka yaptığı konteyner kent, göstersinler, görelim. Yok!
Her konuda yalan söyleyin, zaten söylüyorsunuz ama bu konuda bari bi seviye tutturun. Ayıptır!
Hükümetimiz 450 bin konut yapmış, belediyelerimiz 1 yıl orada kalmış, konteyner kentler kurmuş. Siz ise işte bunu yaptınız!
Utanıp sıkılmak bir kenara, hala yalan söylüyorsunuz.